Cevaplar.Org implant

Hadis-i Şeriflerde İNANANLARIN VASIFLARI-4 "Mümin, bir (yılanın) deliğinden iki defa sokulmaz."(Buhari, Edep, 83; Müslim, Zühd, 63; Ebu Davut,Edep, 34.)


Selçuk Camcı

selcukcamci@hotmail.com

2002-02-26 17:06:27

Bu durum hem dünya meselelerinde hem de ahiretimizle alakalı meselelerde geçerlidir. Mümin bir günah işlediğinde kendisini adeta bir yılan tarafından sokulmuş gibi hissedip, manevi dünyasında aldığı bu yarayı hiç unutmamalı ve bir daha da aklını kullanıp aynı hataya düşmemeli. Kötü bir arkadaşına gittiğinde onu kötü yerlere götüreceği belli ise, yanlış yerlere gittiğinde kayıp gitmeler söz konusuysa artık buralara gitme hiç de akıllıca bir hareket değildir. Mesele tamamen aklî bir meseledir. İnsan da az çok kendini bilir ve bilmeli de ve böylelikle aklını kullanarak daha önce girdiği günaha tekrar girmemeli. Dünyada yaşıyoruz ve yukarıdaki hadiste ifade edildiği üzere gerçek mümin, saf (temiz kalbli) ve iyi niyetli, hüsn-ü zan sahibi bir insandır. Ancak bu onun aptal olduğunu, aldatılmaya açık bir tip olduğunu değil, temiz kalbliliğini gösterir. İşte bu saf mümin, aynı zamanda akıllıdır. İşlerini sağlama alır. Bütün münasebetlerinde imanının verdiği enginliği, müsamahayı, hoşgörüyü, kolaylığı insanlara gösterir, ama aldanmaz, hele hele hiç aldatmaz. İnananların belki sosyal hayatında en çok aldandıkları noktalardan biri de ticari muame-lelerdir. Belki inananlar olarak bizler, imanın ve iman kardeşliğinin gereği birbirimizi deliler gibi sevmeliyiz, ama ticari vs. bütün sosyal münasebetlerimizde bir yabancı gibi bütün işlerimizi sağlama almalı, şeytanın fitlemelerine bütün kapıları kapayacak tarzda hareket etmeliyiz. İnanan insan, aklını kullanan insandır. Akıl, dinin çok önemli bir rüknünü oluşturur. Dinin bütün isteklerinin muhatabı, ancak ve ancak akıllı insanlardır. Aklı olmayanın dini de yoktur. Asgarî akıl bizi ibadetlere mükellef yaparken bunun bir adım ilerisindeki akıl da nasları doğru anlamamızı ve Kur'an ve sünnetin gerçek ve tam muhatapları olmamızı sağlar. Bu ise Kur'an ve sünnetteki evrenselliği kavrayıp, o evrensellik içinden kendi devrini görebilme aklını bize bahşeder. İşte gerçek mümin, bu evrensel akılla, kendi zamanının akıllı mümini olur ve yaptığı işler de akıllıca olur, eğer Müslüman olarak yanlışlıkla yaptığı bir hata zarar veriyorsa artık aynı hatayı bir daha da işlemez. Hadisin, müslümanın hayatındaki önemini şu iktabas ne güzel ifade ediyor!: "Gelecekte kendi kültürüne uyanmış kendi dünyasını yine kendi dünyasında arayan aydınlık ruhlar, ışık ordusu, bu hadis üzerinde tekrar tekrar durup düşünmeli ve bütün iç ve dış siyasetlerini, bu hadisten alınacak dersler üzerine oturtmalıdırlar; o zaman, muvaffakiyete götüren önemli bir yolu bulmuş sayılırlar. Yoksa siyasi platformdaki aldanma ve aldatmalar, hiçbir zaman eksik olmaz ve insanımız hep aldatılmış ve aldanmış olur."(1) Hattâbî, hadisin ihbar siğasında olsa da emir ifade ettiğini, dolayısıyla Peygamberimizin, gerek dünya gerek din işlerinde Müslüman'ın uyanık, titiz ve kararlı olmasını, gafleti bırakıp fıtnatla hareket ederek peş peşe aldanmaya meydan vermemesini emrettiğini söyler.(2) Yani sokulmaz demekle, sokulmasın, dikkat etsin demektedir Allah Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem). Evet mümin, fıtnat, feraset, sezgi, duyuş ve kavrayışıyla farklılığını göstermelidir. Zaten bu anlama şekli "mümin, böyledir, şöyledir" diye gelen bütün hadisler için de geçerli olan bir anlama şeklidir. "Mümin böyledir, şöyledir" derken Allah Rasulü, bize olmamız ve yakalamamız gereken bir hedefi göstermektedir aynı zamanda incitmeden, emir cümlelerinin soğukluğunu vermeden, büyük bir edeple. Akıllı olmak ne demektir? Gerçek akıllılar kimlerdir? Gerçek akıllılık nedir? Akıllıca olan iş nedir? Evet herhalde söze aklın, bir vasıta olduğunu söylemekle başlamak en doğrusu. Mükellef olmaya esas teşkil eden, o olmadığı zaman Müslümanlığın da olmadığı önemli bir vasıtadır akıl. Herkese akıl vermiştir Allah (celle celalühü). Kimine az kimine çok. Azlığı ve çokluğu kullanana göre ya avantaj ya da dezavantaj olabilecek aklımız bizim için ayrı bir imtihandır. Aklına tapan, cerbezeyle kendi gibi başkalarını da kandıran veya aklın kıtlığıyla en basit çıkarımları bile yapamayan insanlar, uçlarda gezen insanlardır. Sırat-ı müstakimi ise hikmettir. Evet, mümin, iki defa kandırılmayacak kadar bir akla sahip olmak veya aklını işletip hatayı ancak bir defa kabul edecek kadar bir kafaya sahip olmak zorundadır. Allah Rasulü'nün, konuyu destekleyen başka hadisleri de vardır: "Mümin, akıllı, zeki, dikkatli ve uyanık, gerçek karşısında hemen duran, hakta sâbit kadem, acele etmeyen, ilim sahibi ve (günahlardan kaçındığı gibi şüpheli diye bazı helal şeylerden bile kaçınan) vera' sahibi bir insandır. Münafık ise, insanları arkadan çekiştiren, küçük düşüren, kaş göz hareketleri yaparak insanlarla eğlenen, zalim, geceleyin odun toplayan insanın nereden alıp nereye koyduğunu bilemediği gibi ne apaçık haramı ne de şüpheli şeyleri yapmaktan çekinmeyen insandır."(3) "Gerçek mümin, varlığa, yaratılışına esas teşkil eden nur ile bakar."(4) ve "Müminin ferasetinden sakının, o baktığı zaman Allah'ın nuruyla bakar." hadisleri de müminin, aklın bir üst buudu olan feraset sahibi olduğunu, daha doğrusu olması gerektiğine dikkatleri çeker. Dipnotlar: 1-Gülen, Sonsuz Nur, 1/277. 2-İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, 16/274-275. 3-Kenz, 1/62. 4-Kenz, 1/165

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Şüphesiz Kur'an, mü'minler için gerçekten bir hidâyet rehberi ve rahmettir.

Neml, 77

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI