Cevaplar.Org

YAVUZ BÜLENT BAKİLERİN DİLİNDEN MEHMED AKİF ERSOY

BİR BAKANIN MEHMED AKİF CEHALETİ Yavuz Bülent Bakiler beyefendi anlatıyor; “Ben 1986 yılında kültür bakanlığında vazifeliydim. O sene, Mehmed Akif’in vefatının ellinci yıl dönümüydü. O bakımdan, zamanın iktidarı Mehmed Akif’i Türkiye


2018-12-01 10:14:54

BİR BAKANIN MEHMED AKİF CEHALETİ

Yavuz Bülent Bakiler beyefendi anlatıyor; "Ben 1986 yılında kültür bakanlığında vazifeliydim. O sene, Mehmed Akif'in vefatının ellinci yıl dönümüydü. O bakımdan, zamanın iktidarı Mehmed Akif'i Türkiye içinde ve Türkiye dışında anma kararı aldı. Bu konuda kültür bakanlığını vazifelendirdi. Kültür bakanlığı da benim Türkiyenin 44 şehrinde Mehmed Akif'i anlatmamı istedi. Ayrıca Almanya'da, Belçika'da Hollanda'da, İsviçre'de, Fransa'da işçilerimize dilimin döndüğü kadar Mehmed Akif hakkında bilgi vermeye çalıştım.

 Biz böyle bir çalışmaya adım atmadan önce, kültür bakanının bu konuda bir basın toplantısı yapmasını istedik ve bakana neler yapmamızı istediğimizi liste halinde bildirdik.

Bizim bazı bakanlarımızın kendilerine sunulan metinleri okuma zamanları yoktur. Hiç yoktur. Hatta o kadar ki, başlarını kaşıyacak zamanları dahi olmaz bazen. O bakımdan, bir metnin sadece başlangıç kısmına bakarlar, gerisini kendileri tamamlarlar.

Ben bunu, Akif'in vefatı münasebetiyle kültür bakanlığında gördüm. Biz arkadaşlarla bir program hazırladık. Önce "Akif'in dağılmış olan mezarının yapılmasını bakanlık olarak ele alacağız" dedik. Altında konuyu açıkladık. Çünkü Akif 1936 yılında ölmüştü. Aradan elli yıl geçmişti. Mezarda bir takım çöküntüler vardı. Onların tamir edilmesi gerekiyordu.

Sonra, Safahat'ın yeniden bastırılması ve bütün üniversite gençlerinini Safahat'ı okuması meselesi vardı. Sonra başka konular..

Sayın bakanımız Anavatan Partisi Sivas milletvekili Mükerrem Taşçıoğlu, kültür bakanlığı yüzüncü yıl salonunda basın toplantısını açtı. Bakan geldi, makamına oturdu. Bakanın sol tarafına müsteşar yardımcımız Aykut İzzet oturdu. Sağ tarafına kütüphaneler genelmüdürümüz Müjgan Cumbur hanım oturdu. Müjgan hanımın yanında da ben vardım.

Karşıda da basın mensupları, radyo ve televizyon muhabirleri vardı. Bakan kendisine sunulan metnin sadece baş kısmına baktı ve gerisini kendisi getirmek istedi. Dedi ki; "Türk basınının değerli mensupları! Bildiğiniz gibi Mehmed Akif'in vefatının ellinci yıldönümündeyiz. Bu münasebetle, mezarı yurt dışında bulunan Mehmed Akif'in mezarını Türkiye'ye getirmek istiyoruz. Artık gönlümüz onun vatan topraklarının dışında yatmasına müsaade etmiyor" dedi. Bir büyük skandal... Dehşet verici bir cehalet örneği..Bir devletin kültür bakanı o devletin İstiklal marşı şairinin nerede yattığından haberdar değil.

Ben bu cümleyi dinledikten sonra önce basın mensuplarının yüzlerine baktım. Hiçbirisinin yüzünde hayret ifadesi yoktu. Yani, yanlış bir ifade dinlemenin şaşkınlığı içerisinde değillerdi. Çünkü onların da bu konuda bilgileri bakanımızın bilgilerinden bir adım önde değildi.

Öyle sanıyorum ki, değerli kültür bakanımız Nazım Hikmet ile Mehmed Akif'in mezarlarını birbiriyle karıştırmış olmalı..Sonra, sol tarafında bulunan arkadaşımız Aykut İzzet kendisini ikaz etti; "Aman efendim, Mehmed Akif İstanbul'da vefat etti ve Edirnekapı şehitliğinde yatmaktadır."

Bu ikazdan sonra bakanımız, son derece tabii bir meseleymiş gibi pişkin bir tavırla, "Sayın basın mensupları! Bir sürç-i lisan oldu. Bildiğiniz gibi(sanki kendisi biliyormuş) Mehmed Akif Türkiye'de yatıyor. Burada vefat etti. Ancak mezarında bir takım bozulmalar olduğu için biz onun mezarını tamir ettirmek istiyoruz" dedi.

Sonra ikinci maddeye geçti. İkinci madde Akif'in Safahat adlı eserinin yeni baştan bastırılması ve bütün üniversite gençliğimizin, halkımızın bu eserden istifade etmesi meselesi vardı. Öyle sanıyorum ki bakan ilk defa Safahat kelimesini orada basın toplantısı vesilesi ile gördü ve belki kırk defa "sefahat" kelimesini telaffuz ederek "değerli basın mensupları, bildiğiniz gibi Mehmed Akif'in "Sefahat" isimli bir eseri var. Bu Sefahat kitabı çok değerli bir kitaptır. Biz sefahatın herkes tarafından okunmasını istiyoruz" diye konuştu.

Safahat bildiğiniz gibi safhalar karşılığında bir kelimedir. Sefahat da rezil, bayağı, adi bir hayat manası taşımaktadır.

Ben yanımda bulunan Müjgan hanıma -tabii çok kısık bir sesle- dedim ki; "Hanımefendi, size bin defa teeesüf ederim.. Siz, Akif'in kitabını kırk yıl bize hep 'Safahat' diye anlatmaya çalıştınız. Ben size inanmıyorum. Bakanımın açıklamalarına inanıyorum. Bakan bu kitabın 'Sefahat' olduğunu söylüyor" dedim.

 Müjgan hanım 'aman Yavuz Bülent, aman sus, aman sus aman facia..aman felaket" diye üzüntülerini ifade etti. (Öteki Gündem Programı , Haber Türk, 25 Aralık 2014 Perşembe, Vatan Şairi Mehmet Akif), (TRT Haber, Gündeme Özel Yavuz Bülent Bakiler 11.03.2012), (Kanal 58, Detay Haber'deki söyleşi), (TV Net, Derin Tarih; Mehmet Akif Ersoy, 12 03 2016), (Düzce Üniversitesi, Mehmed Akif Söyleşisi), (TV Net, Derin Tarih; Mehmet Akif Ersoy, 12 03 2016) (TRT Haber, Gündeme Özel, Yavuz Bülent Bakiler 11.03.2012)

"MEHMED AKİF BÖYLE MİYMİŞ"

Kültür bakanlığındaki bu faciadan sonra ben kırk dört vilayette karşılaştığım hadiseyi bu münasebetle şöyle özetlenmek istiyorum; Bu Mehmed Akif'i anma programlarına aziz devletimiz, iktidarımızı düzenlediği için, o toplantılara valilerimiz geliyordu, belediye başkanlarımız geliyordu, garnizon komutanlarımız geliyordu. Şehrin ileri gelenleri o toplantılarda bulunuyordu. Çünkü devlet onları ikaz etmişti.

Ben Mehmed Akif'i nasılsa öyle anlatıyordum. Ve benim konuşmam bittikten sonra valilerimiz, garnizon komutanlarımız, belediye başkanlarımız, bazı savcılarımız bana gelerek hayretlerini ifade ediyorlardı. Ve diyorlardı ki; "yahu şaşırdık kaldık. Mehmet Akif ne müthiş bir adammış böyle. Biz Mehmet Akif'i hiç böyle bilmiyorduk. Bu Akif başındaki fesi çıkarmamak için kaçıp Mısır'a giden adam değil mi?"

Bu, umumi kanaat Türkiye'de. Bugün de sorsanız öyle sanıyorum ki, aydın olarak bilinen insanlar hep Akif'i size böyle anlatacaklar. Bunun gerçekle milyarda bir bile ilgisi yoktur.

Bunu söylemek için biliyor musunuz çok ciddi ölçüler içerisinde cahilane bir eğitimden geçmek lazım. (Öteki Gündem Programı, Haber Türk, 25 Aralık 2014 Perşembe, Vatan Şairi Mehmet Akif), (TRT Haber, Gündeme Özel, Yavuz Bülent Bakiler 11.03.2012), (15. 03. 2015 tarihli cami sohbeti), (Kanal 58, Detay Haber'deki söyleşi) (TRT Rumeli, İslam Ve İnsan Programı), (Düzce Üniversitesi, Mehmed Akif Söyleşisi), (TV Net, Derin Tarih; Mehmet Akif Ersoy, 12 03 2016), (Kutlu Ülke Derneği Söyleşisi) , (TRT Haber, Gündeme Özel, Yavuz Bülent Bakiler 11.03.2012)

BAHTİYAR VAHAPZÂDE'NİN İSTİKLAL MARŞI HAKKINDA SÖYLEDİĞİ SÖZ

 Akif çok mükemmel bir İstiklal marşı yazmış. Azerbaycan'ın çok değerli ilim ve sanat adamlarından birisi olan Prof. Dr. Bahtiyar Vahapzâde benim çok yakın dostlarımdandı, ağabeylerimdendi. O bana dedi ki; "Yirmibeş Müslüman ülkenin İstiklal marşını takip ettim, araştırdım. Gördüm ki Türk İstiklal Marşından daha güzel bir İstiklal marşı yok." (Yıldırım Bayezıd Üniversitesi, Varlık Sebebimiz Türkçe Semineri, 23.03. 2016)

MEHMED AKİF'İN CENAZESİ

Fethi Tevetoğlu'ndan dinledim; "Akif'in vefatını öğrenir öğrenmez birkaç bin öğrenci üniversitenin bahçesinde toplandık. Üniversitenin sancağını, bayrağını alarak Akif'in tabutuna sardık. Bir takım kimseler nerden buldularsa Kâbe örtüsü getirdiler, tabutun üzerine bu Kâbe örtüsünü de sardık. Ama katiyen cenazeyi herhangi bir cenaze arabasına vermedik. Onu omuzlarımızda Beyazıt meydanından Edirnekapı Şehitliği'ne kadar taşıdık. Edirnekapı Şehitliği'ne geldiğimiz zaman kısa boylu arkadaşlar tabutun yakınından ayrıldı. Uzun boylu arkadaşlarla birlikte biz Mehmet Akif'in tabutun omuzlarımızdan aldık. Başımızın üzerine koyduk. Ellerimizi dokundurmadan onun aziz naaşını kabristanın kapısından yattığı yere kadar taşıdık.

Merhumu indirdik mezarına tam üzerini kapatacağımız sırada biri oradan geldi. Durun yüzünün maskını alacağız dedi. Öyle söyleyince kefeni açtım, gördüm ki, Akif'in beyaz sakalının bir tarafı tamamen kan olmuş. Merhum öldükten sonra ağzından kan gelmiş. O kırmızı ve beyaz renkler bana bayrağımızı hatırlattı. Bir insanın bayrağa sarılı olarak toprağa verilip verilmeyeceğinin mümküniyeti konusunda bilgi sahibi değildim. Başımı çevirdim orada üniversitenin sancağını gördüm. Oradaki bayrağı aldım, Akif'in aziz naaşına sardım ve onu öyle toprağa verdik. Yalnız böyle bir durumda en çok hak edenlerin başında O gelebilir düşüncesi ile nâ'şını bayrağa sararak toprağa verdik. 

Kısa bir zaman geçti. Üniversitede bir toplantı olmuştu. Devletin çok büyük yetkilileri o toplantıya geldiler ve bizi suçladılar. "Siz nasıl Mehmet Akif gibi bir kimseye sahip çıkarsınız? Onun tabutunu nasıl başınızın üzerinde taşırsınız? Sizin takip edeceğiniz, benimseyeceğiniz adam Tevfik Fikret'tir" dediler. (TV Net, Derin Tarih; Mehmet Akif Ersoy, 12 03 2016), (Düzce Üniversitesi, Mehmed Akif Söyleşisi), (Öteki Gündem Programı, Haber Türk, 25 Aralık 2014 Perşembe, Vatan Şairi Mehmet Akif),

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YAVUZ BÜLENT BAKİLERİN DİLİNDEN MEHMED AKİF ERSOY

YAVUZ BÜLENT BAKİLERİN DİLİNDEN MEHMED AKİF ERSOY

BİR BAKANIN MEHMED AKİF CEHALETİ Yavuz Bülent Bakiler beyefendi anlatıyor; “Ben 1986 yılı

HATIRALARDA KIRKINCI HOCAMIZ

HATIRALARDA KIRKINCI HOCAMIZ

MEHMED FEYZİ EFENDİ VE MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

FEHMİ TÜRKMEN HOCAEFENDİ’NİN HATIRALARI-3

FEHMİ TÜRKMEN HOCAEFENDİ’NİN HATIRALARI-3

-Hocam, Allah razı olsun, biraz da izninizle bazı zevat hakkında kanaatlerinizi sormak istiyorum.

FEHMİ TÜRKMEN HOCAEFENDİ’NİN HATIRALARI-2

FEHMİ TÜRKMEN HOCAEFENDİ’NİN HATIRALARI-2

-Tahsili bitirdikten sonra ne yaptınız? Askere gittim. 1969’da terhis oldum. Birkaç ay babam

FEHMİ TÜRKMEN HOCAEFENDİ’NİN HATIRALARI-1

FEHMİ TÜRKMEN HOCAEFENDİ’NİN HATIRALARI-1

Kıymetli Ziyaretçilerimiz, Şark medreselerinde yetişmiş çok değerli bir hocamızın daha hat

İSMAİL HAKKI ZEYREK HOCAEFENDİ’DEN HATIRALAR-8

İSMAİL HAKKI ZEYREK HOCAEFENDİ’DEN HATIRALAR-8

SON ZİYARET En son, vefatından kırk gün önce ziyaret ettim..O sıralar Üstad, Ankara İstanbu

İSMAİL HAKKI ZEYREK HOCAEFENDİ’DEN HATIRALAR-7

İSMAİL HAKKI ZEYREK HOCAEFENDİ’DEN HATIRALAR-7

EZHER’E GİTMEK İSTEYİŞİM O sıralar İslam enstitüleri daha yoktu. Onun için Hasan Hüsnü

HAFIZIN SAZI KIRMASI

HAFIZIN SAZI KIRMASI

Cumhuriyetin ilk yılları maalesef birçok Hafız, Kur’an okumayı bırakıp Gazelhan olmuşlar,

ESAD ERBİLİ HAZRETLERİ VE HALK PARTİSİ’NİN KODAMANLARI

ESAD ERBİLİ HAZRETLERİ VE HALK PARTİSİ’NİN KODAMANLARI

Esad Efendi son devrin büyüklerinden, Bediüzzaman’ın tabiriyle “evliya-yı azimeden” bir z

BİR GAZİNİN SEFERBERLİK HATIRATI-7

BİR GAZİNİN SEFERBERLİK HATIRATI-7

Son Çatışmaya Doğru 23 Nisan 1338 (1922) Misakı Milli (TBMM kuruluşu) Bayramının ikinci sen

BİR GAZİNİN SEFERBERLİK HATIRATI-6

BİR GAZİNİN SEFERBERLİK HATIRATI-6

Ramazan Bayramı 7 Haziran 1337 (1921) gününe tesadüf eden Ramazan bayramı münasebetiyle yorgu

Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine kullukta hiç bir ortak koşmasın.

Kehf, 110

GÜNÜN HADİSİ

Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.

Müslim, 2318

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI