Cevaplar.Org

İSLAM DİNİNİN ORTAYA ÇIKMASININ HİKMETİ

Hz. Adem’den beri Allah peygamberler vasıtasıyla insanlara dünya ve ahiret saadetini netice veren prensipleri öğretmiştir. Bu öğretilerde özellikle temel iki konu ders verilmiştir:


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2018-12-01 09:53:11

-Hz. Adem'den beri Allah peygamberler vasıtasıyla insanlara dünya ve ahiret saadetini netice veren prensipleri öğretmiştir. Bu öğretilerde özellikle temel iki konu ders verilmiştir:

Birincisi: İman esaslarıdır. Bunlar Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, kadere, öldükten sonra yeniden dirilmeye iman etmek, gibi inanç esaslarıdır ki, değişmez gerçeklerdir.

-Semavi dinlerin temel konuları olan bu iman esasları tabiatıyla bütün hak dinlerde aynıdır.Yalnız, icmal ve tafsil(kısa-özet ve detaylı açıklamalar) bakımından farklı açıklamalar söz konusudur. Çünkü, herşeyi hikmetle yapan Allah tarafından vahiy gönderilirken de, insanların kabiliyet, görgü ve ilmi seviyelerine paralel olarak gelişen anlayışları ve zihni melekleri göz önünde bulundurulmuştur. Bu sebeple de daha önceki ilahî dinlerde -özellikle- Allah'ın isim ve sıfatları konusunda özet-kısa bilgiler verilirken, Kur'an'da bu konu çok detaylı bir şekilde ders verilmiştir.

İkincisi: Amel /iş, eylem kısmıdır. İnsanın hayatı boyunca Allah'a, kendi nefsine, ailesine ve diğer bütün insanlara ve tüm varlıklara karşı yerine getirmesi gereken bu ödevler İslam literatüründe "efal-i mükellefin"(sorumluluk ehliyeti olan her insanın yerine getirmesi gereken fiiller, sözler, tutum ve davranışlar) olarak adlandırılır.

Hak dinlerin literatüründe "Şeriat/ameli hükümler" unvanını da taşıyan bu kısmla ilgili hükümler, farklı dinlerde önemli farklılıklar gösterebilir.

-Çünkü, her asrın kendine has bir karakteri var. Bu hususi karaktere hususi kriterlerle yaklaşmak gerekir. Farklı endamlar, farklı elbiseler istediği, farklı hastalıklar değişik tedavi metodunu gerektirdiği gibi, farklı zaman dilimlerinde bulunan insanlar için farklı şeriatlara ihtiyaç vardır. kâinat ve insanlık camiasında cari olan tekâmül kanunu bu hikmete mebnidir.

-Her şeyi hikmetle yapan Allah insanların eğitimi için de bir tedriç ve bir tekamül kanununu uygulamıştır.

İlk etapta bir çeşit ilk okul çağını yaşamış olan insanlara suhuf/sahifeler gönderip onlara doğru yolu gösteren Allah, orta ve lise çağlarına gelince onlara Tevrat, Zebur ve İncil gibi kitaplar göndermiştir.

Ne zaman ki, insanlık camiası bir üniversite çağını yakaladı, Hakîm olan Allah da onlara eşi-menendi olmayan Kur'an gibi evrensel bir kitap gönderdi.

Bu kitapların farklılığı muhatapların kabiliyetlerine bakar. Kıyamete kadar hüküm sürecek olan Kur'an-ı Kerimin her asırdaki insanların ilim, görgü ve anlayış kapasitesine uygun ve onların durumuna göre ders vermesi, i'cazının olduğu kadar hikmetin, hakkın ve hakkaniyetin de bir gereğidir.

-İşte, bu ihtiyaca binaen -Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa gibi peygamberleri gönderen Allah, Hz. Muhammed'i de bir peygamber olarak gönderdi.

Hz. Muhammed'i peygamber olarak göndermeye karar verirken, onu bu makama hazırlamak istedi. Bu hazırlığın bir parçası olarak da, ona 39-40 yaşları arasında insanlardan uzak inziva hayatını sevdirdi. Bu psikolojik durumun bir sonucu olarak, bir süre insanlardan uzak Hira-Nur dağında küçük bir mağaraya çekilip kâinatın yaratıcısı ve benzeri derin konular hakkında tefekkür etmeye başladı. Özellikle, peygamber olmadan önceki son altı ay içerisinde gördüğü rüyaların hepsi dosdoğru olarak ortaya çıkıyordu. Aslında bu da bir nevi vahiy mahiyetinde idi. Bununla da asıl vahyin hazırlık safhasına geçiş yapılıyordu.

-Nihayet bir gece bulunduğu Hira-Nur dağındaki mağarada yine tefekkürler meşgul iken, yanında bir melek peyda oldu ve ona "Oku!" dedi. Kendisi okumayı bilmediğini söyleyince, Melek oldukça güçlü bir şekilde kendisini kucaklayıp sıktı ve tekrar "oku!" dedi. Hz. Muhammed yine "okumayı bilmediğini" ifade edince melek tekrar güçlü bir şekilde onu kucaklayıp sıkmaya başladı. Ve üçüncü kez "Oku!" dedi ve Kur'an'daki tertip sırası itibariyle 96, nüzul sırası itibariyle birinci sırada olan Alak suresinin ilk beş ayetini okudu ve sonra kayboldu. Hz. Muhammed ilk defa karşılaştığı bu olaydan ötürü büyük bir tedirginlik içerisinde evine döndü ve Hatice adındaki eşine, olan biteni anlattı ve bu olaydan dolayı kaygılandığını ifade etti. Oldukça zeki ve akıllı bir kadın olan eşi, Hz. Muhammed'e endişe etmesine gerek olmadığını, çünkü kendisinin fakir, öksüz ve mazlum olan insanlara hep yardım elini uzattığını, hak ve hukuklara azami derecede riayet ettiğini, her yönüyle mükemmel bir insan olduğunu, bu sebeple de Allah'ın kendisine bir kötülüğün dokunmasına izin vermeyeceğini ve bu olayın mutlaka hayırlara vesile olacağını anlatmaya çalıştı.

-Bununla beraber, onu alıp İncil'in ibranicesini okuyup yazan bir Hristiyan olan Nevfel b. Varaka adındaki amcasının oğluna götürdü. Nevfel, oldukça yaşlanmış ve gözlerini kaybetmiş bir Hristiyan din alimiydi. Hz. Muhammed'i dinledikten sonra: "Senin gördüğün, Hz. Musa'ya vahiy getiren Namus'un(Cebrail adındaki meleğin) ta kendisidir. Eğer sağ kalırsam, kavmin seni yurdundan kovacakları zaman sana mutlaka yardım edeceğim" dedi. Hz. Muhammed "kavmi tarafından niçin yurdundan kovulacağını.." sorduğunda da, "Bu peygamberlerin ortak kaderidir. Onları çeşitli bahanelerle inkâr edip yalanlayanlar, fikren, aklen, ilmen onları mağlup etmeyince, kaba kuvvete baş vururlar" şeklinde açıklamalarda bulundu. Ancak, Hz. Muhammed yurdundan çıkıp hicret etmek zorunda kaldığında Nevfel çoktan ölmüştü.

-Bu ilk vahiyden sonra bir süre vahiy kesildi. Bununla da Hz. Muhammed'in melekleri gelecek vahiylere karşı güçlendiriliyordu. Nitekim, gördüğü bu metafizik olayından sonra aşk derecesinde gördüğü meleği tekrar görmeyi arzu ediyordu. Öyle ki, canı sıkılıp bir yamaçtan aşağı kendini atmayı düşündüğünde hemen yukarılarda Cebrail adındaki vahiy meleği ortaya çıkıyor ve "Sen Allah'ın peygamberisin" diyerek teselli veriyordu.

-Rüya safhası, ilk vahiy safhası ve vahyin kesildiği safhadan sonra, artık Hz. Muhammed'in bütün insani donanımları metafizik gerilimlere açık ve idmanlı iyid. Bölece ilk vahiyden itibaren 23 yıllık nübüvvet süreci tamamlandı. Ve 114 sure, 6236 ayetiyle Kur'an gibi evrensel bir kitap ortaya çıktı. Ve en son vahiy olduğu için kıyamete kadar onun korunup devam edeceği hususu Allah'ın verdiği garantiyle tescil edildi(bk. Hicr, 15/9).

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

23- Tevrat İbranice bir kelimedir ve şeriat ve hak kelam demektir. İncil de Süryanice bir kelime

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, bir bakıma hüzünle geçen bu Ramazan ayımız, belki birçok mümin

TUĞYAN VE TAĞUT

TUĞYAN VE TAĞUT

I-Tuğyan Tuğyan sözlükte; taşma, hiddetlenme ve azma demektir. Terim olarak tuğyan; azgınl

FITIR SADAKASI

FITIR SADAKASI

Ramazan Bayramına kavuşan ve artıcı nitelikte olmasa da temel ihtiyaçları dışında nisap mik

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

. Allah Teâlâ vardır, birdir, yani şeriki (ortağı) yoktur. 2. Hiç bir şey (ne zatında ne d

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

Zekât konusuna açıklık getirebilmek için, konuyu soru-cevap şeklinde ele almak faydalı olacak

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

Geçen aylarda, merhum şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin Muhammed Uysal beyefendi tarafından

EN DOĞRU YOL

EN DOĞRU YOL

SORU: Zamanımızda kafa karıştırmak için ortaya atılan fikirlerden bunaldık, bize en doğru

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salâvat getirme hususu bu günlerde tartışma konusu yapılınca bu yaz

EN GEREKLİ TAVSİYELER

EN GEREKLİ TAVSİYELER

SORU: Bize en gerekli tavsiyeleriniz nelerdir? 1. DELİL İLE ALLAH’I TANIMAK Kendi nefsi

KUR’AN’DA FASIK

KUR’AN’DA FASIK

Sözlükte fasık, belli sınırları aşan kişi demektir. Terim olarak fasık, Allah’ın emirle

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.

Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.

BUHARİ, KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT

TARİHTE BU HAFTA

*Sultan Abdulaziz Han Şehid Edildi.(4 Haziran 1876) *Kırım'ın Fethi(6 Haziran 1475) *Süleymaniye Camii İbadete Açıldı(7 Haziran 1557) *EFENDİMİZ'İN (s.a.v.) DÂR-I BEKA'YA İRTİHALİ(Vefatları)(8 HAZİRAN 632) *Hz.Ebubekir (r.a.)Halife Seçildi(9 Haziran

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI