Cevaplar.Org

KİŞİNİN EVLENECEĞİ KİŞİ

Bir hadiste kişinin evleneceği kişi ne kadar dua etse de değişmeyeceği buyruluyor, halbuki başka bir hadiste ise dua ile kaderin değişebileceği söyleniyor, o zaman ben ne kadar dua etsem de evleneceğim insan aynı insan mı olacak... Cevabımız: Kader bir açıdan iki şekilde düşünülen bir hakikattir


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2018-11-24 09:03:46

Bir hadiste kişinin evleneceği kişi ne kadar dua etse de değişmeyeceği buyruluyor, halbuki başka bir hadiste ise dua ile kaderin değişebileceği söyleniyor, o zaman ben ne kadar dua etsem de evleneceğim insan aynı insan mı olacak...

Cevabımız:

Kader bir açıdan iki şekilde düşünülen bir hakikattir.

Birincisi: Dua, sıla-yı rahim, sadaka, anne-babaya itaat gibi hayırlı vesilelerle değişebilen kader formu. Bu kaderden maksat, Allah'ın levh-i mahfuzda ve bir kısım elvah-ı kaderiyede yazdığı şeylerdir. Bunlardan bir kısmı, meleklerin dahi değişip değişmeyeceğini bilmediği bir konumdadır. Diğer bir kısmı ise, meleklerin değişeceğine dair -deyiş yerindeyse- ince dipnotları okuyabildiği tablolar.

Levh-i Mahfuzda veya melekler tarafından yazılı olan ecelin/kaderin –belli şartlara dahilinde-değişmesi mümkündür. Buna "Ecel-i kaza" denir. Levh-i mahfuzda ve bir kısım elvah-ı kaderiyede yazılı olan kaderin bazı hikmetlerle değişebileceğine dair Kur'an'ın-meal olarak- ifadesi şöyledir:

"Allah, dilediği hükmü iptal eder, dilediğini sabit bırakır. Ana kitap O'nun yanındadır"(Rad, 13/39).

"Herhangi bir canlının ömrünün uzaması veya kısaltılması mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar elbette Allah'a pek kolaydır"(Fatır, 35/11) mealindeki ayette de, ömrün-normal tabii seyrinden- daha kısa veya daha uzun olabileceği ifade edilmiştir ki, bu da değişebilen kaderin bir yansımasıdır.

- "Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazları, marazları/hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur"(Kenzu'l-Ummal, h. No: 16113) anlamına gelen hadislerde de bu gerçeğe işaret edilmiştir.

-Demek ki mutlak olmayan, bilakis bazı şartlarla mukayyet olan bir kısım mukadderat- şartları yerine gelmediği için-(mesela. sad aka verilmediği içn, dua yapılmadığı için) vuku bulmayabilir(krş. Nursi; Lemalar, 104).

İkincisi: Allah'ın ilminde yer alan kaderdir ki, asla değişmez. Buna "ecel-i müsemma veya Ecel-i mübrem" denilir.

Allah'ın ilmindeki olan bu kaderin değişmesi imkânsızdır. Aksi halde, Allah'ın ilminde yanılgı ve cehaleti kabul etmek gerekir ki, böyle bir düşünce İslam inancına terstir.

-Ecel-i müsemma değişmez olduğundan asıldır. Levh-i mahv ve ispatta yazılan Ecel-i Kaza ise ona aykırı olamaz. Dolayısıyla, Ecel-i kazanın gerçekleşmesi, aynı zamanda ecel-i musemmanın gerçekleştiği anlamına gelir. Yani yapılacak değişiklik de Allah'ın ezeli ilmine uygun olarak yapılır(krş.. B. S. Nursi, Lemalar, s104; Barla, s.349).

-"O, sizi bir çamurdan yaratan, sonra(Levh-i mahfuzda yazılan ve değişikliği kabul eden) bir ecel/bir ömür süresi tayin edendir. Bir de O'nun nezdinde (onun değişmez ilminde)muayyen bir ecel vardır"(Enam, 6/2) mealindeki ayette bu iki ecel türüne de işaret edilmiştir. Bu konuda tefsircilerin değişik yorumları vardır. Biz bu görüşü tercih ettik.(Bk. Alusî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

-Allah'ın ilminin ön gördüğü, hikmetinin uygun bulduğu şartlar çerçevesinde "sadaka-anne-babaya saygı, itaat" gibi manevî değerler bazında ömrün uzaması mümkün olduğu gibi, "hayatın biyolojik çalışmasının devamını sağlayan maddî şartların iyileştirilmesi durumunda, ömrün normal standart çıtasını yukarıya çekmek de mümkündür" Ve tabii ki, bu da Allah'ın ilim ve izni dışında değildir.

-Özetle; ayet ve hadislerde değişebileceğine işaret edilen kader, Levh-i mahfuzda şartlı olarak yazılan kader, Ecel-i muallak, Ecel-i kazadır. Değişmez olan ise, Allah'ın ezeli iliminde yer alan kaderin şeklidir ki, ecel-i müsemma/ecel-i mübrem adını alır.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN O DÖNEMİN KOŞULLARINA GÖRE Mİ İNMİŞTİR?

KUR’AN O DÖNEMİN KOŞULLARINA GÖRE Mİ İNMİŞTİR?

Kur'an o dönemin koşullarına göre mi inmiştir? Kimi arkadaşlarım Kur'an şu an inse idi daha

BEYİNDE TANRI NOKTASI VAR MI?

BEYİNDE TANRI NOKTASI VAR MI?

Beyinde tanrı noktası var mı? Bilim adamları beyinde "tanrı noktası" olarak adlandırdıkları

EZELİ İLİM

EZELİ İLİM

Soru: Muhammed Suresi 31. Ayetinde geçen "hatta na’lem" ifadesini Allah’ın sonsuz ve ezeli ilm

SURİYELİ MÜLTECİLERE KARŞI TAVRIMIZ NASIL OLMALIDIR?

SURİYELİ MÜLTECİLERE KARŞI TAVRIMIZ NASIL OLMALIDIR?

Bilindiği gibi toplumumuzda Araplara karşı nefret vardır. Nitekim bu nefretten ülkemize sığı

YAHUDİLİK

YAHUDİLİK

Yahudiliğin kötü inançlarından bahseder misiniz? Bildiğim kadarıyla onlar da tek bir Tanrı'y

MUHTELİF SORULAR

MUHTELİF SORULAR

Günümüz alimlerinden Ebu Muhammed el Makdisi’nin yazarı olduğu bir kitap var bu kişi ehli s

ALLAH NASIL GÖRÜP İŞİTİYOR?

ALLAH NASIL GÖRÜP İŞİTİYOR?

Allah’ın görme ve işitmesi bizimkine küçük miktarda benziyor mu? Allah’ın görmesi ve duy

HÜKÜM AYETLERİNİ BU ZAMANDA NASIL ANLAYABİLİRİZ?

HÜKÜM AYETLERİNİ BU ZAMANDA NASIL ANLAYABİLİRİZ?

Bu zamanda ehl-i sünnet ve’l-cemaat'ın gittiği yolu değil de, ehl-i sünnet ve’l-cemaatın d

TEVRAT DEĞİŞTİ Mİ DEĞİŞMEDİ Mİ?

TEVRAT DEĞİŞTİ Mİ DEĞİŞMEDİ Mİ?

“Muhakkak ki Tevrat'ı Biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. (Maide, 44) Bir Hristiyan “Mu

HZ.ADEM(A.S)’IN UNUTMASI NE DEMEKTİR?

HZ.ADEM(A.S)’IN UNUTMASI NE DEMEKTİR?

Soru: Ta Ha Suresinde; “Doğ¬ru¬su Biz da¬ha ön¬ce Âdem’e de va¬hiy ve emir ver¬miş-tik

ARAPLARLA ALAKALI RİVAYETLER

ARAPLARLA ALAKALI RİVAYETLER

Soru: İnsanların iyisi Arap, Arabın iyisi Kureyş, Kureyş’in iyisi beni Haşim’dir(Deylemi).

Maide-7

"Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir."

GÜNÜN HADİSİ

Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.

Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746)

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI