Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-185

Ders: Şualar(s. 329) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: Ehl-i keşf-el kuburun müşahedesiyle, müteaddid vakıatla, tahsil-i ulûm anında vefat eden bazı müştak ve ciddî bir talebe-i ulûm, şehidler gibi kendini hayatta ve kendi dersiyle meşgul görüyor(Şualar, s: 329) v.d.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2018-10-13 13:17:35

Ders: Şualar(s. 329)

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

İzah edilen kısım: Ehl-i keşf-el kuburun müşahedesiyle, müteaddid vakıatla, tahsil-i ulûm anında vefat eden bazı müştak ve ciddî bir talebe-i ulûm, şehidler gibi kendini hayatta ve kendi dersiyle meşgul görüyor(Şualar, s: 329) v.d.

*Cenab-ı Hakkın bir kanunu var. Farklı âlemleri birbirine bağlayan köprüler yapmış. Nasıl Asya ile Avrupa'yı, boğaz köprüleri birbirine bağlıyor. Aynen öyle de kış bir âlem, yaz da bir âlem.. Kışla yaz arasında ilkbahar nedir, bir köprüdür. Dünya bir âlem, ahiret de bir âlem.. Dünya ile âhiretin mutavassıt köprüsü de berzahdır, kabirdir.

Not: Üstad bunu Mesnevi-yi Nuriye'de açıklıyor; "uyku âlemi, yakaza ile âlem-i misal arasında bir köprüdür. Berzah, dünya ile âhiret arasında ayrı bir köprüdür. Ve misal, âlem-i cismanî ile âlem-i ruhanî arasında bir köprüdür. Bahar, kış ile yaz arasında ayrı bir nevi köprüdür."(Mesnevi-i Nuriye, s: 226) Bir de Üstad şöyle diyor;

"Âlem-i rü'ya, âlem-i misalin zılli ve o da âlem-i berzahın zılli olduğundan, desatirleri mütemasildir.."(Sünuhat-Tuluat-İşarat, s.12 )

*İnsan kabirde ebedi kalmaz. Ama kabirde hayatın sorgulaması vardır. İnsan imanının ve amel-i salihinin rusuhiyet derecesinde orada konuşacak, dili açılacak. Eğer imandan, Kur'an'dan, İslamiyetten uzak ve ırak ise, kabir azabından başlamak kaydıyla İsm-i Kahharın tecellisine o insan muhatap olacak. Cenab-ı Hak cümlemizi muhafaza etsin.

*1971 senesiyle alakalı Üstad Asa-yı Musa'da; "Miladi bin dokuzyüz yetmişbir (1971) olur. O tarihte dehşetli bir şerden haber verir. Yirmi sene sonra, şimdiki tohumların mahsulü ıslah olmazsa, elbette tokatları dehşetli olacak."(Asa-yı Musa,s. 88)

Zübeyir ağabey hayatta iken ona bunu soruyorlar. O demiş ki; "kardeşim, 71 gelecek, beni alıp götürecek." Tabii bazen kadere taalluk eden şöyle bir sır var; Bir şişede sirke olduğunu düşünün. Sirke çok bekleyince içinde tortu oluşuyor. Bu şişe sabit kaldı mı, tortu dibindedir. Ama şişeyi salladığın zaman, tortu her tarafına girer, şişe bulanır.

Şimdi bazen kaderin ince sırları, sırr-ı teklif gereğince hadisat, toplum hayatı bulanıyor. Tortular birbiri içerisinde kalıyor. Böyle durumlarda bütün ehl-i imanın duası, istiğfarı, ilticası onu filtre ediyorsa, süzüyorsa mesele yok. O şişe eski haline dönüyor. Süzmüyorsa, kader bu tortunun izalesi için manen bir bedel istiyor. O zaman bakıyorsunuz, kâmilinden bir zat ölüyor. O gidince, cemiyet-i insaniye tekrar itidal noktasına gelmiş oluyor.

Not; Merhum Zübeyir ağabeyin yanında kalmış şahsiyetlerden muhterem Ömer Çiçek beyin, Zübeyir Gündüzalp'in notlarından derlediği 'Üstadım Bediüzzaman' adlı çalışmasından konuyla alakalı bir yeri nakletmek istiyorum; "1971 senesi yaklaştıkça "bunu nasıl anlamalıyız?" diye Anadolu'daki kardeşler Avukat Bekir Berk Ağabey'e soruyorlar. O da bu durumu anlatıp Zübeyir Ağabey'e sordu. Zübeyir Ağabey "Kardeşim Bekir Bey! Böyle tarihlere fazla nazar etmeyin. Üstadımız bazen sırlı söyler. Bunu herkes anlayamaz. Üstad manevi âlemde bir fütuhatı kasteder, biz de maddi âlemde, dünyevî âlemde çıkacakmış gibi anlar, bekler ve yorumlarız. Hâlbuki Üstadımız onu manevi âlemde kastetmiştir. Manevi âlemde çıkar, o da onu göremediğinden inkisar-ı hayale uğrar. Böyle beklentiler içinde olmayın. Hizmetinize devam edin. Ben bunu üstüme alıyorum! 1971 gelir benim vücudum onu karşılar" dedi.

Başka bir zaman yine Bekir beyin yazıhanesinde idi. 1971'le ilgili Bayram Yüksel Ağabeyle aralarında şu konuşma geçti: Zübeyr Ağabey: "Herkes yetmişbirde maddi fütuhat bekler, beklediği olmadığı takdirde okuyamayanlar ye'se düşer. Okuyanlar devam eder. 71'i düşünmek ihlâsı kırar." Bayram abi: "Ağabey! Kardeşler 71'i müslümanların ehl-i dalalete tokatları şeklinde anlıyorlar." Zübeyir Ağabey: "Ben de öyle anlıyorum kardeşim. Fakat korkuyorum. Belki nefsime gelir" dedi.

Biz o anda bu izahtan bir şey anlayamadık. Bin dokuz yüz yetmiş bir geldiğinde Zübeyir Ağabey vefat etti. Meğer bu sözüyle vefatını kastettiğini vefat edince anladık. Bu tarihe tevafuk eden vefatı teyid etti ki, bu ihbar tesadüfî değil bir maksad-ı matufa bağlı birçok hikmetleri olan tasarruf-u ilâhidir.

1971 le ilgili kitapta yazılı olandan gayrı Üstadın bu dersine muhatap olup "Efendim, yalnız ehl-i dalâlete mi, yoksa ehl-i imana da şümulü var mı?" diye soran, dinlediği bu ders ve cevabı nakleden Mustafa Ezener'den dinleyen Zübeyir Ağabey'in kendi el yazısı ile kayıt altına aldığı not.

1971- Üstad: "Hezimet-i fahişe ile mağlubiyetlerinin senesidir." Ezener efendi soruyor: "Efendim bu mağlubiyet yalnız ehl-i dalalete mi yoksa ehl-i imana da şumulü var mı?" "Kardaşım! Ehl-i dalalettir."

Not-2: Şener beyin bahsettiği meseleye bir başka misal olsun diye merhum Ebu'l Hasan en Nedvi, 'Ricalün Fikri ve'd dave fi'l İslam' adlı eserinden Hz. Mevlana Celaleddin Rumi'nin vefatı bahsini nakledelim; "Konya-Celaleddin'in beldesi- hicri 672 hicri senesinde zelzeleye şahid oldu. Sarsıntılar kâmilen kırk gün sürdü. Celaleddin hasta yatağında idi. İnsanlar onu ziyaret ettiler ve ondan(zelzelelerin) son bulması için dua istediler. O dedi ki; "Herhalde yer acıkmış, yağlı lokma istiyor. Derhal isteğine erişecek, arzuladığını ele ge­çirecektir. Siz de bu sıkıntıdan kurtulacaksınız."(Ebul Hasan en Nedvi, 'Ricalün Fikri ve'd dave fi'l İslam, s. 378, Daru İbn-i Kesir, Dımaşk, 2012) Gerçekten de Hüdavendigarın toprağa girdiği gün, zelzele de durmuştur.(Salih Okur)

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

AL-İ İMRAN, 21.AYET

GÜNÜN HADİSİ

Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, hayır söylesin veya sükut etsin.

Riyazü's Salihin, 1/307

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI