Cevaplar.Org

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-1

Sözlükte Cami: Toplayan, bir araya getiren. Terim olarak cami: Cemaati toplayan büyük cami. Cuma namazının kılındığı mescit. El-Mescidü’l-Cami, teriminin kısaltılmışı. Sözlükte mescit: Secde edilen yer.


Ali Bozkurt

alibozkurt.02@hotmail.com

2018-10-03 17:34:38

Sözlükte Cami: Toplayan, bir araya getiren.

Terim olarak cami: Cemaati toplayan büyük cami. Cuma namazının kılındığı mescit. El-Mescidü'l-Cami, teriminin kısaltılmışı.

Sözlükte mescit: Secde edilen yer.

Terim olarak mescit: Namaz kılınan mabet, cami.

Mescit kelimesi, Kur'an'da genel anlamda, içinde Allah'a ibadet edilen yer olarak kullanılmıştır:

"…Eğer Allah'ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah'ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi(1)

Osmanlı kültüründe, camilerle ilgili olarak kullanılan bazı terimler ve anlamları şöyledir:

Selatin Camileri: Sultanlar tarafından inşa edilen büyük camiler.

Cami: Sultanlar dışındaki insanlarca yaptırılan orta büyüklükteki camiler.

Mescit: Küçük camiler.

Musalla: Bayram ve cenaze namazı kılınan alanlar.

Namazgah: Üstü açık mescit.

Camiler, İslamiyet'in ilk yıllarında ibadet yerleri olmalarının yanı sıra; devletin idare edildiği merkezler, eğitim yerleri, cihad kararı alınan yerler olarak da kullanılmışlardır.

Camilerin, güvenlik açısından gerekli tedbirler alınabiliyorsa, namaz saatleri dışında kapalı tutulmaları mekruh görülmüştür.

'Fıkhi bir kural olarak, kafir olanlar ile gusül abdesti bulunmayanlar camiye giremezler. Abdestsiz olarak camiye girmek mekruhtur. Camiye zarar verip yapılmakta olan ibadete engel olabilecekleri için, deliler ile temyiz kabiliyeti bulunmayan çok küçük çocukların camiye alınmaları da, bir tedbir olarak, doğru karşılanmamıştır. Temyiz çağına gelen çocukların camilere götürülmeleri tavsiye edilir.'(2) 

Namaz kılanların önünden, bilerek geçmek, günahtır.

Camiler konusunda, ayet ve hadislerin ışığı altında şu hususlar anlatılmalıdır:

1.Camileri İmar Edenlerin Özellikleri:

"Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur."(3)

Camileri imar edecek kimseler şu beş özelliğe sahiptirler:

1-Allah'a iman ederler.

2-Ahiret gününe iman ederler.

3-Namazı dosdoğru kılarlar.

4-Zekâtı verirler.

5-Allah'tan başkasından korkmazlar.

Ayette camileri imar edeceklere ait bu beş özellik sayıldıktan sonra, "İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur." denmektedir. Yani doğru yolu bulma konusunda Allah'ın lütfüne mazhar olmak için bu özelliklere sahip olmak gerekir. O halde kafir olanların, cami yaptırıp imar etmeleri sebebiyle hidayet üzere olmaları beklenmez.

Camileri imar etmekten maksat nedir?

Bu hususta genel olarak iki kanaat ortaya çıkmıştır:

1-Camileri inşa etmek ve bakımını yapmak.

2-Camilerde ibadet etmek.

Camiler, helal para ve necis olmayan temiz malzeme ile yapılmalıdır.

2.Cami Yapmanın Önemi ve Mükâfatı:

Cami yapmak, mükâfatı Allah tarafından verilecek olan önemli bir iştir.

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Herkim Allah'ın vechini (yüzünü) isteyerek bir mescit yaparsa, Allah da ona cennette onun gibi bir ev yapar"(4)

Camiler, bulundukları yerleşim merkezlerinin en önemli yerleridir.

Rasulullah (s.a.v.), bu hususta şöyle buyurmuştur: "Allah'a beldelerin en sevimli yerleri mescitlerdir."(5)

3.Kimler, İslami Anlamda, Cami Yapamaz?

Kimlerin mescit/cami yapamayacakları Kur'an'da şu ayetle haber verilmektedir: "Allah'a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır."(6)

Müşriklerin camileri imar etmeleri doğru bulunmamıştır. Yani müşriklerin camileri inşa edip onarmaları ve camilere devam edip ibadet etmeleri yanlıştır. Müşriklerdeki şirk ve küfür özellikleri kendilerinde bulunduğu müddetçe bütün amelleri boşa gitmiştir.

4.Hangi Niyetle Yapılan Camilerde İbadet Edilmez? (Ve Mescid-i Dırar Hakkında Bilinmesi Gerekenler):

Medine'nin Hazreç kabilesinden olan Ebu Amir isimli bir şahıs Hıristiyanlığı kabul ettiğinden Müslümanlığın yayılmasını hiç istemiyordu. Bütün savaşlarda müşriklerin galip gelmesi için gayret etti. Müslümanların aleyhinde çalışabilmek için, önce Medine'den Mekke'ye, Mekke fethedilince de Taif'e yerleşti. Huneyn savaşından sonra Şam'a kaçtı. Ebu Amir, Şam'a kaçarken Medine'deki münafıkları örgütleyerek onların mescit süsü verilmiş bir bina yaparak ayrı bir güç olmalarını sağlamaya çalıştı. Kendisi de Bizans'tan güç getirip Müslümanları Mekke ve Medine'den kovdurma planları yapıyordu. Münafıklar, yaptıkları binanın açılışını yapmak üzere Hz. Muhammed (s.a.v.)'i davet ettiler. Hz. Peygamber, o sırada Tebük seferi için hazırlık yaptığından, seferden sonra gidebileceğini söyledi.

Tebük seferinin ardından münafıklar tekliflerini tekrarlayınca şu ayetler nazil oldu:

"Bir de şunlar var ki, zararlı eylemler gerçekleştirmek, inkârcılıklarını pekiştirmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve resulüne savaş açmış kişi lehine fırsat kollamak üzere bir mescid yapmışlardır. "Amacımız sadece iyi bir şey yapmaktı" diye de yemin edecekler. Allah şahit, onlar kesinkes yalancıdırlar. Orada asla namaza durma! Daha ilk günden takvâ temeli üzerine kurulan mescid ise namaz kılman için elbette daha uygundur; burada gerçekten arınmak isteyen adamlar vardır. Allah da arınmaya çalışanları sever. Binasını Allah'a saygı ve O'nun hoşnutluğunu kazanma temeli üzerine kuran mı daha iyidir yoksa binasını kaymak üzere olan bir uçurumun kenarına kurarak onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah hakkı çiğneyenleri doğru yola iletmez. Onların kurduğu bina, yürekleri paramparça olmadığı (yaşadıkları) sürece içlerinde bir huzursuzluk kaynağı olmaya devam edecektir. Allah her şeyi bilmekte ve hikmetle yönetmektedir."(7)

Bu ayetlerin inzali üzerine, Hz. Muhammed (s.a.v.), münafıkların yaptıkları Mescid-i Dırar'ı yıktırmıştır.

Bu yapı, Müslümanlara zarar vermek maksadıyla yapıldığı için ayette, Mescid-i Dırar olarak anılmıştır.

Bu ayetlerle ilgili olarak Diyanet Tefsirinde yapılan şu açıklama ilgi çekicidir:

'Bu âyetler belirli bir olay vesilesiyle inmiş olmakla beraber, özellikle 109. âyette soyut bir anlatım biçimiyle ortaya konan ölçü dikkate alınırsa, burada temsilî bir örnekten hareketle şu mesaja ağırlık verildiği görülür: İki yüzlü davrananlar arasında zararlı eylemler planlayan, inkârcılığı örgütlemeye ve müminlerin arasına ayrılık sokmaya çalışanlara karşı uyanık olunmalı, onların iyi niyet iddiaları ihtiyatla karşılanmalıdır; Allah'ın rızâsına takvâ esası üzerine kurulu işlerle erişilir ve Allah kötülüklerden arınmayı samimi olarak isteyen kişileri sever; iki yüzlü davranmayı huy haline getirenlerin yürekleri kuşkunun esiri olur ve ölünceye kadar kendi kişiliklerini bulamadan bu kuşkunun girdabında bocalar dururlar; dünyada böyle bir bunalımı yaşadıkları gibi âhirette de acı bir sonla karşılaşacaklardır, zira onların akıllarınca başarı gibi görünen eylemleri aslında uçurumun kenarına yapılmış binadan farksızdır, kısa bir süre sonra bu bina onların cehenneme yuvarlanmaları sonucunu doğurur.'(8)

Cami süsü verilerek, zararlı faaliyetler için üs haline getirilmek istenen yerlerde namaz kılınmaz.

5.En Zalim İnsanlar, Allah'ın Mescitlerinde Onun Adının Anılmasını Yasaklayanlardır:

"Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır."(9)

Bu dünyada yapılması gereken önemli en güzel iş, Allah'ın adını anmaktır. Bu dünyada yapılabilecek en kötü iş ve en büyük zulüm ise, Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasaklamak ve onların yıkılması için çaba göstermektir. Böyleleri dünyada rezil olur, ahirette ise cehennem azabına çarpılırlar.

Cami olarak yapılan binalar, başka amaçla kullanılamaz. Camilerin satılmaları ve yerine başka şeyler yapılmak üzere yıktırılmaları caiz değildir.

6.Mescitlerde Yalnız Allah'a İbadet Edilir:

Bu hususta iki ayete müracaat edelim:

1-"Mescitler şüphesiz Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin)."(10)

Müşrikler, Allah ile birlikte putlara taptıkları için, Hıristiyanlar ise teslis inancını kabul ettiklerinden tevhit inancını bozmuşlardır. İman ve ibadette asıl olan tevhittir. Mescitlerde ve secde edilen her yerde yalnız Allah'a kulluk yapılır. Bizler de ayetteki bu uyarı hakkında dikkatli olmalı, tevhit inancını zedeleyecek tutum ve davranışlardan titizlikle sakınmalıyız.

2-"De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz."(11)

Bu ayetten şu dört hususu anlıyoruz:

1-Allah, adaleti emrederek, işlerimizde ifrat ve tefritten sakınmamızı istemiştir.

2-Secdelerde, namaz kılarken yüzler kıbleye, kalpler Allah'a dönük olmalıdır.

3-İbadetlerimizi, her türlü şirk ve riyadan arınmış olarak ihlas ve takva ile yalnız Allah için yapmalıyız.

4-Allah, başlangıçta bizi nasıl yaratmış ise, ahirette de yeniden yaratacak ve dünya hayatımızdan dolayı bizi hesaba çekecektir; bu hususu asla unutmamalı ve kulluk görevlerimizi gereği gibi yerine getirmeliyiz.

7.Mescitlere Gitmek İçin Güzel ve Temiz Giyinmek Gerekir:

Bu hususu, şu ayet-i kerimeden öğreniyoruz:

"Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez."(12)

Mescide, camiye, mescid-i Haram'a gireceğimiz zaman güzel ve temiz giyinmeliyiz.

Ömer Nasuhi Bilmen, bu ayeti tefsir ederken şu açıklamayı yapmıştır: 'Mescitlere girerken temiz ve güzel giyinme emrinden hemen sonra; "Yiyin için fakat israf etmeyin." Emrinin verilmiş olmasının bir hikmeti şudur: Cahiliye döneminde bazı insanlar hac yaptıkları günlerde yağlı ve tatlı yiyecekleri bırakıp yalnız ölmeyecek kadar yiyip içerlerdi. Böyle bir mükellefiyet yoktur.'(13)

Hayatımızın her safhasında Allah'ın bize helal kıldığı nimetlerden istifade etmeli, ancak savurganlıktan da daima kaçınmalıyız.

8.Camileri Temiz Tutmak Gerekir:

"... İbrahim ve İsmail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik."(14)

Allah, Hz. İbrahim ile Hz. İsmail'e Kabe'yi temiz tutmalarını emretmiştir. Bu emir, o zamanla sınırlı olmayıp süreklidir. Aynı zamanda sadece Mescid-i Haram'ı değil, ibadet edilen bütün mescitleri, hatta ibadet edilen her yeri temiz tutmak gerekir.

Hz. Muhammed (s.a.v.)'in, mescitleri temizleyenlere verdiği önemi anlamak için şu hadisi okuyalım:

"Bir zencî adam veya kadın Mescid-i Şerîf'i süpürürdü. (Günün birinde) vefât etti. Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) onu göremeyince ne olduğunu sordular. Ashâb-ı kirâm: "Vefât etti." dediler. Efendimiz (s.a.v): "Bana (vefâtını) haber vermeli değil miydiniz? (Haydin) kabrini bana gösterin!" buyurdular. Ondan sonra kabrinin başına varıp cenâze namazını kıldılar."(15)

Hz. Muhammed (s.a.v.), böyle davranarak, mescidi temizlemenin ne kadar önemli bir iş olduğunu göstermiştir.

Dipnotlar

1-22/Hac-40

2-TDV İslam Ansiklopedisi, C:7, S: 91-92, Mehmet Şener, Özet olarak alınmıştır.

3-9/Tövbe-18

4-Buhari 546, Müslim 533/24

5-Müslim 671/288

6-9/Tövbe-17

7-9/Tövbe: 107-110

8-Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C: 3, S: 62

9-2/Bakara-114

10-72/Cin-18

11-7/Araf-29

12-7/Araf-31

13-Ömer Nasuhi Bilmen, Kur'anı Kerim Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, C: 2, S: 1011, Özet

14-2/Bakara-125

15-Buhari, Salât, 72

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

İNSAN VE HİDAYET-1

İNSAN VE HİDAYET-1

Hidayet kelimesinin sözlük anlamı: Doğru yol, hak yolu, yol gösterme, kılavuz olama. Hidayet

İNSAN VE MÜKELLEFİYET

İNSAN VE MÜKELLEFİYET

Teklif nedir? Bir işi yapmak üzere birisine sunmak. Birisine bir işi yüklemek. Mükellef ne de

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-2

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-2

9.Allah, Mescitleri Korur: “… Allah, insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi,

GÜNÜMÜZDE PEYGAMBER VARİSİ OLMA ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYAN ALİMLER VAR MIDIR?

GÜNÜMÜZDE PEYGAMBER VARİSİ OLMA ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYAN ALİMLER VAR MIDIR?

Sordular: -Hocam! Günümüzde Peygamber varisi olma liyakatini hakkıyla taşıyan alimler var mı

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-1

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-1

Sözlükte Cami: Toplayan, bir araya getiren. Terim olarak cami: Cemaati toplayan büyük cami. Cum

İLİM VE ALİM

İLİM VE ALİM

Allah, tarih boyu kitap göndermekle ve peygamber görevlendirmekle bütün insanlığı alim yapmak

İNSAN VE İRADESİ

İNSAN VE İRADESİ

İrade Kelimesinin sözlük anlamı: Dilemek, arzu etmek, tercih etmek, bir hususta karar vermek.

İSLAM ÂLEMİNİNİN HASTALIKLARI

İSLAM ÂLEMİNİNİN HASTALIKLARI

a) Cehalet, İhtilaf, Yoksulluk Evet, İslam âleminin en büyük düşmanı cahillik, ayrılık ve

NEFSİNİ GÜZEL HUYLARLA SÜSLEMEK

NEFSİNİ GÜZEL HUYLARLA SÜSLEMEK

Nefsini kötü vasıflardan temizledikten sonra aşağıdaki güzel vasıflar ile kendini süslemeye

ÖLÜME HAZIRLANILMAZ, HAZIRLIKLI YAŞANIR

ÖLÜME HAZIRLANILMAZ, HAZIRLIKLI YAŞANIR

Ölüme hazırlanılmaz, hazır olunur, hazırlıklı yaşanır. Çünkü ölüm, “hazırlıkları

EVLİYÂDAN SEÇME NASÎHATLER

EVLİYÂDAN SEÇME NASÎHATLER

1. Şeyh Muhyiddin Arabî (kuddise sirruh) buyuruyor ki: a. Kim şeriat terazisini elinden bir an o

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır.

Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

İnsanların en fenası, birine ayrı, diğerine de ayrı görünen iki yüzlü insanlardır.

Seçme Hadisler, 101

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI