Cevaplar.Org

İNSAN VE NEFSİ

Nefis Kelimesinin Sözlük Anlamı: Can, kişi, öz, kendi, süfli arzular. Ayrıca pek beğenilen, çok güzel


Ali Bozkurt

alibozkurt.02@hotmail.com

2018-08-31 18:13:37

Nefis Kelimesinin Sözlük Anlamı: Can, kişi, öz, kendi, süfli arzular. Ayrıca pek beğenilen, çok güzel.

Nefis Kelimesinin Sözlük Anlamı: İnsanın özü, insan, Bedene ait hissi isteklerinin kaynağı, Kötü huyların ve aşağılık arzuların menşei.

Nefis, hayal ve telakkiler açısından ruh ve akıl ile ilişkisi olan bir olgu; maddi arzular açısından ise, beş duyu organı ilgili muharrik bir güçtür.

Fıkhi açıdan nefis yani kişi, hukukun öznesi olduğu için mükelleftir.

Tasavvufçulara göre nefis; şer ve günahın menşei, yani kötü huy ve aşağılık arzuların kaynağıdır.

Nefsi terbiye etmek, onun isteklerini yerine getirmemekle mümkündür.

Ayetlerin ışığı altında nefis konusunu incelemeye çalışalım:

1.Nefsin Şiddetle Arzuladığı Şeyler:

"Nefsânî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici gelmiştir. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır." (3/Al-i İmran-14)

Âyette insanlar için cazip kılınan dünyevî haz ve nimetlerin belli başlıları her biri geniş kapsama sahip olan şu altı maddede özetlenmiştir: 1. Karşı cinse duyulan ilgi, 2. soyunun devam etmesi arzusu, 3. sermaye sahibi olma isteği, 4. kendi dışındaki varlıklara hükmetme, beğeni kazanma (makam, mevki ve şöhret sahibi olma) ve hoşça vakit geçirmenin verdiği zevk, 5. hayvanî besinler ve hayvanlardan elde edilen ürünler, 6. bitkisel besinler ve bitkilerden elde edilen ürünler.' (DİB Yay. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C: 1, S: 514)

Nefsin arzuladıkları, dünya hayatında ihtiyaç duyulan şeylerdir. İnsanın, ahiret hayatını unutmadan helal dairesinde bunlara sahip olmak istemesi kınanacak bir durum değildir. Ancak unutulmamalıdır ki insan, bu şeylerle ve bu şeylere olan sevgi ve isteğiyle imtihan halindedir. Bu şeylere olan sevgimiz, hırs ve bağlılık seviyesine ulaşmamalıdır. Dünya nimetlerine karşı olan sevgimiz, hırs ve bağlılık derecesine ulaşırsa, onları elde etmek için günah yollara sapıp ahiretimizi feda etme noktasına geliriz. Bu da dünya imtihanını kaybetmek demektir.

2.Nefis, Adaletsizlik Yapmamızı İster:

"Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (4/Nisa-135)

*Allah için şahitlik yapıp doğru olanı anlatmak, en yakınlarının aleyhinde de olsa, kulların vazgeçilmez görevidir.

*İnsanlar zengin oldukları için hakları daha önemli, fakir oldukları içinse daha önemsiz değildir.

*Nefis, doğru olanı gizleyerek adaletsizliğe yol açmamızı ister; nefsimize uyup yanlış yapmamalıyız.

*Allah, yaptıklarımızdan haberdar olup doğruyu anlatmamız karşılığında bize mükafat, doğruyu çarpıtmamız sebebiyle ise bize ceza verecektir.

3.Nefsimizi Kendimize İlah Edinmemeliyiz:

"Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?" (25/Furkan-43)

*Aklını ve vicdani değerleri devre dışı bırakarak, heva ve hevesine göre karar veren kişi, nefsini kendine ilah edinmiş olur.

*Nefsini kendine ilah edinen, artık nasihat dinlemeyecek ölçüde saptırmıştır.

4.Allah, Nefsinin Arzusunu İlah Edinenin Kalbini Mühürler:

"Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah'ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?" (45/Casiye-23)

'"Bilgisine rağmen" kaydı, hayatını dinî kayıt ve sınırların dışında yaşayan, Allah'ın rızasına değil, nefsinin arzusuna uyan birçok kimsenin yaptıklarını, Allah rızasına aykırı olduğunu bile bile yaptıklarını ifade etmektedir. (DİB Yayınları, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:5, S: 20)

Kalpleri mühürlenenler şu özellikleri taşımaktadır:

1-Nefislerini arzularını ilah edinirler.

2-Yaptıklarının, Allah'ın emirlerine zıt olduklarını bildikleri halde yaparlar.

3-Doğru olan kendilerine anlatıldığı halde, sapıtmayı tercih ederler.

4-İnanmama konusunda inat içindedirler.

Allah, sayılan bu özellikleri ve bu özelliklerinde ısrarlı olmaları nedeniyle, onların kalplerini mühürler.

5.Nefsini Büyük Görüp Azgınlık Etmek, İnkar Sebebidir:

"Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar «Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik» dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler." (25/Furkan-21)

Müşriklerin, inkar sebebi olarak ileri sürdükleri iki husus:

1-Meleklerin gelip Hz. Muhammed (s.a.v)'in peygamber olduğunu bildirmemeleri.

2-Allah'ı görünüp Hz. Muhammed (s.a.v.)'i peygamber olarak tayin ettiğini bildirmemesi.

İnanmayanların gerçek inkar sebepleri:

1-Nefislerini büyük görmeleri.

2-Azgınlık etmeleri.

6.Nefsimize Zulmetmekten Vazgeçmenin Yolu, Her Türlü İnkar ve Günahtan Pişman Olmaktır :

"Ona; Köşke gir dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman; Bu, billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike dedi ki; Rab'bim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber alemlerin Rab'bi olan Allah'a teslim oldum." (27/Neml-44)

Melike Belkıs, Hz. Süleyman ile tanışıncaya kadar şirk koşup güneşe taptığı için nefsine zulmettiğini kabul edip, mü'min olmuştur. İnsanın kendine yapabileceği en büyük zulüm, inkar üzere bulunmaktır.

"Mûsâ, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (28/Kasas-16)

Günah işleyen kişi, nefsine zulmetmiş olur. Hz. Musa, pişmanlık duyarak, bir adam öldürmek suretiyle nefsine zulmettiğini ifade edip Allah'tan af dilemiş, Allah da onu affetmiştir.

7.Allah, Zalimleri Hidayete Erdirmez:

"Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi doğru yola iletmez." (28/Kasas-50)

*Allah'ın kitabı tebliğ edildiği halde, bunu kabul etmeyip kendi heva ve hevesine göre hareket etmek en büyük zulümdür; hakikati yok sayarak kendini ebedi azaba mahkum etmektir.

*Allah, kendi emirlerini bilerek reddetmek suretiyle en büyük zulmü işlemekte ısrar edenleri doğru yola iletmez.

8.Nefislerinin Arzusuna Uyanlar, Bizi Ahirete İnanmaktan Alıkoymak İsterler:

"Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler sakın seni ondan (kıyamete inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun!" (20/Taha-16)

Bu ayette hitap Hz. Musa'ya olmakla birlikte, emir ve mesaj bütün insanlaradır. İki tür insan, diğer insanları ahirete inanıp onun için hazırlıklı olmaktan alıkoymak ister: Bunlar, ahirete inanmayan ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. Bunlara uyan, ebedi cehennem azabına çarptırılacağı için kendini mahvetmiş olur.

9.Nefis, Kötü İşleri İnsana Güzel Gösterir:

"Sâmirî, şöyle dedi: 'Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.'" (20/Taha-96)

Samiri, Cebrail (a.s.) atının izinden bir avuç toprak alarak onu yaptığı buzağının üstüne atınca buzağıdan bir böğürtü çıkmış; Samiri, bunun üzerine kavminin bu heykele tapmasını isteyip onları kandırmaya muvaffak olmuştur. Samiri, bunları yapmayı, nefsinin kendisine güzel gösterdiğini itiraf etmektedir. Bundan şu dersi çıkarmalıyız: Nefsimizin, bize kötü işleri güzel gösterebileceğini hiç unutmayıp yanlışlara sapmama konusunda daima uyanık olmalıyız.

10.Nefisin Hırsıyla Mücadele Etmek İçin, Davranışta İhsan ve Takva Sahibi Olmak Gerekir:

"Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah'tan korkarsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (4/Nisa-128) 

Bir kadın, kocasının artık kendine ilgi duymadığını anlayınca boşanmaya engel olmak için, nafaka ve yatak sırası gibi bazı haklarından vazgeçip anlaşma yoluna gitmeyi tercih ederse hayırlı bir iş yapmış olur. Erkeğe düşen ise, nefsin cimriliğe, kıskançlığa ve hırsa yatkın olduğunu bilip hanımı ile olan münasebetlerinde iyilikten ayrılmadan takva üzere bulunmaktır.

Bu ayette yapılan tavsiyelerden şunu anlıyoruz: Nefisin kötü yönleriyle mücadelede başarılı olmanın yolu, ihsan ve takvadır.

11.Mahşerde Her Nefis, Kendi Nefsi İçin Mücadele Eder:

"Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün." (16/Nahl-111)

Mahşer alanında kimse kimse ile ilgilenemez, herkes kendi canının derdine düşer. Bu zor günde kimseye haksızlık yapılmaz.

12.Mahşerde, İnsanın Nefsi Aleyhine Döner:

"Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter." (17/İsra-14)

Mahşer alanında herkes amel defterini okur ve yaptıklarından hiçbirini inkar edemez.

"Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir." (75/Kıyame-14)

Mahşer alanında her insanın kendi gözü, kulağı,elleri ve ayakları kendi aleyhine şahitlik eder, yani kendisiyle işlenen günahları ikrar eder.

14.Her Nefis Dünyada Ne Yapmışsa Ahirette Onlarla Karşılaşır:

"O gün her nefis, ne hayır işlemişse, ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur. Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size asıl kendisinden çekinmenizi emreder. Şüphesiz ki Allah, kullarını çok esirger." (3/Al-i İmran-30)

1-Mahşer alanında, dünyada iken yaptığımız bütün hayırları amel defterimizde görecek ve sevineceğiz.

2-Mahşer alanında, dünyada iken işlediğimiz bütün kötülükleri amel defterimizde görünce çok üzülecek ve yaptığımız kötülüklerle aramızda büyük bir mesafe bulunmasını temenni edeceğiz. Ancak bu, boş bir temenni olacak.

3-Ahirette kurtuluşa ermek için, bu dünyada Allah'ın emirlerine uyup günahlardan uzak durmalıyız. Mahşer alanındaki üzüntüler sonucu değiştirmez. Pişmanlık ve tövbe bu dünyada geçerlidir.

15.Her Nefis, Dünyada Ne İşlemişse Ahirette Onun Karşılığını Görür:

"Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir;" (74/Müddessir-38)

Mahşer alanında her nefis, dünyada iken işlediklerine karşılık bir rehindir. Rehin kelimesi, yaptıklarının karşılığını kesin olarak göreceği anlamındadır. Şer işlemişse ceza, hayır işlemişse mükafat görecektir.

"Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah'a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir." (13/Rad-42)

Müşrikler Hz. Muhammed (s.a.v.)'e tuzak kurdukları gibi daha önceki peygamberlere de tuzak kurulmuştur. Allah'ın izni olmadan hiçbir tuzak hedefine varamaz. Allah, her nefsin ne kazandığını bilir. İnkar edenler ise, en son mahşerde kimlerin mükafat ve ceza göreceklerini yakinen bileceklerdir.

"Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!" (5/Maide-80)

Dünyada iken, inkar edenlerle dostluk kurup onlara tabi olanlar, bu hususta nefislerine uymaları sebebiyle devamlı olan cehennem azabına çarptırılacaklardır.

16.Allah Her Nefsin Sahibine Verdiği Vesveseden Haberdardır:

"Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız." (50/Kaf-16)

*İnsanı Örneksiz olarak yaratan Allah'tır.

*Allah, insanın içinden geçen her şeyi ve nefsinin ona verdiği vesveseleri bilir.

*Allah, bilgi, yaratma ve kudret açısından, insana şah damarından daha yakındır.

 

17.Nefsini Arındıran Kurtuluşa Ermiştir:

"Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir." (91/Şems: 1-10)

Bu ayetlerde, Allah önce yedi şeye yemin etmiş, ve yeminine cevap olarak da iki hüküm cümlesini bilgi olarak bizlere iletmiştir. Yedi şeye yemin edilmesi verilecek olan bilgilerin önemine işaret eder.

Yemin edilen sekiz şey: Allah sırayla: 1. Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına 2. Güneşi takip ettiğinde Ay'a, 3. Onu açığa çıkarttığında gündüze, 4. Onu örttüğünde geceye, 5. Gökyüzüne ve onu bina edene, 6. Yere ve onu yapıp döşeyene, 7. Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene, 8. Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene, yemin etmiş, ardından da iki ayet/cümle ile şu cevabı vermiştir:

1-Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş,

2-Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.

O halde kurtuluşa ermek istiyorsak, nefsimizi arındırmalı ve ziyan edenlerden olmamak için de nefsimizi asla kötülüklere gömmemeliyiz.

18.Cennete Girmek İsteyen, Nefsini Kötü Arzulardan Uzaklaştırmalıdır:

"Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegâne barınaktır." (79/Naziat-40.41.)

Cennete girebilmenin iki temel şartı vardır:

1-Allah'ı doğru bir şekilde tanımak, bilmek, inanmak, mahşer alanını düşünerek ondan korkmak ve imanının gereğini yapmak.

2-Nefsini kötü arzulardan uzak tutarak, günahlardan kaçınmak.

19.Kurtuluşa Ermek İsteyen, Nefsinin Cimriliğinden Arınmalıdır:

"O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." (64/Tağabun-16)

Kimler cimridir?

Kendi iyiliği için harcamayanlar, cimridir.

Hangi durumlarda kendi iyiliğimiz için harcama yapmalıyız?

1-Kişisel ihtiyaçlarımızı gidermek için.

2-Bakmakla yükümlü olduğumuz kimselerin ihtiyaçlarını gidermek için.

3-Zekat vermek için.

4.Hac ve umre yapmak için.

5.Cihad hizmetlerine katkı için.

6-Sadaka vermek için.

7-Sadaka-i cariye oluşturmak için.

8-Misafir ağırlamak için.

9-Musibet zamanlarında yardımda bulunmak için.

"… Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." (59/Haşr-9)

Nefiste bulunan hırs ve cimrilik, kurtuluşa engeldir.

20.Nefsin Yedi Mertebesi:

Mutasavvıflar ve ahlak bilimcileri nefsin yedi mertebesi olduğunu bildirerek, bu yedi mertebeyi ayetlerin ışığı altında incelemeye çalışmalıdır.

Bu çerçevede nefsin yedi mertebesini en kötüden en iyiye doğru şu şekilde anlatabiliriz:

1-Nefs-i Emmare:

Allah'ın emirlerine uymayan, yasaklarını yapmayı tavsiye eden, şeytana tabi olma konusunda hiçbir direnç göstermeyen, ve günah işlemekten çekinmeyen nefistir.

"Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü. Bu yüzden de kaybedenlerden oldu." (5.Maide-30)

Kabil'in nefsi, onu kardeşini öldürme hususunda ikna etti. Birisini haksız yere öldürmeyi güzel gösteren nefis, kötülüğü emrettiğimden nefs-i emaredir.

"(Bununla beraber) nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir." (12/Yusuf-53)

Hz. Yusuf nefsinin yanlış telkinine uymayıp günah işlemekten uzak durmasına rağmen, nefsin aşırı şekilde kötülüğü emrettiğine dikkat çekmekte, yani nefsin, nefs-i emare olabildiğine dikkat çekmektedir.

Nefs-i Emmarenin şerrinden kurtulmak için ne yapmak gerekir?

1-Nefsi, akıl, vicdan ve ilahi emirlerle kontrol altında tutmak gerekir.

2-Kötülüğe meylettiğinde nefsimizi kınamak gerekir.

3-Daima Allah'ın emir ve yasaklarına göre hareket etmek gerekir.

4-Tam bir iman ve kesin bir teslimiyet içinde bulunmak gerekir.

5-Daima Allah'a hamd edip ondan razı olmak gerekir.

6-He işimizde Allah'ın rızasını gözetmek gerekir.

7-Nefsi, kötülüklerden arındırmak gerekir.

2-Nefs-i Levvame:

İşlediği günahlardan dolayı pişmanlık duyarak kendini kınayan ve iyiliğe yönelen nefistir.

"Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz)." (75/Kıyame-2)

Nefsin, işlediği günahlardan dolayı kendini kınaması, nefis açısından, iyi bir gelişme olduğu için Allah, kendini kınayan nefis üzerine yemin etmektedir.

3-Nefs-i Mülhime:

Allah'ın emir ve yasaklarına uymanın daha iyi olacağını düşünüp, elinden geldiği kadar bu şekilde davranmaya gayret eden nefistir.

"Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene, Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki, Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir, Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir." (91/Şems: 7-10)

1-Allah, nefis ve nefsi yaratan üzerine yemin ederek, hem nefsin önemine hem de her nefsin Allah ile olan ilişkisine dikkat çekmektedir.

2-Allah, kişiyi düzenli bir şekilde yaratmış, sonra da ona iyilik ve kötülükleri akıl ve vicdan yoluyla ilham etmiştir.

3-İnsan, nefsini akıl ve vicdanı ile gelen doğru ilhamlara açık tutup bu ilhamların gereğini yapmalıdır.

4-Nefs-i Mutmaine:

Sağlam bir iman ile Allah'ın emir ve yasaklarına tereddütsüz olarak uyan, her türlü günahtan temizlenmiş bulunan ve bulunduğu durumdan dolayı manevi bir haz duyan nefistir.

"Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!" (89/Fecr: 27-30)

Sağlam bir iman ile Allah'ın emir ve yasaklarına tereddütsüz olarak uyan, her türlü günahtan temizlenmiş bulunan ve bulunduğu durumdan dolayı manevi bir haz duyan kişi, Allah'ın, "Ey huzura kavuşmuş insan! (Nefs-i Mutmaine!)" diye hitap ettiği kişi olma bahtiyarlığına kavuşur.

5-Nefs-i Radiyye:

Bulunduğu her halden dolayı Allah'a hamd edip ondan razı olan ve daima Allah'a yönelip gafletten sakınan nefistir.

"Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!" (89/Fecr: 27-30)

Allah'ın insandan hoşnut olması için, önce insanın Allah'tan hoşnut olması gerekir. Bunun yolu da, bulunduğu her halden dolayı Allah'a hamd etmesi, hamd etmesini sürekli kılması ve gafletten kaçınmasıdır.

6-Nefs-i Mardiyye:

İman ve amelinde sağlam olup kesin bir teslimiyet içinde bulunduğu için, Allah'ın kendinden hoşnut/razı olduğu nefistir.

"Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!" (89/Fecr: 27-30)

İnsan dünyada iken kamil bir iman ile iman eder, amel-i salih işler ve her türlü günahtan sakınırsa, ahirette Allah'ın razı olduğu bir kul olur.

7-Nefs-i Kamile:

Büyük küçük bütün kötülüklerden sakınıp, ameli görevlerini de ihlas ve takva ile yapan ve böylece her hali, ibadet gibi olan nefistir.

"Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir," (91/Şems-9)

Nefsin, nefs-i kamile mertebesine ulaşması için, nefsi büyük küçük bütün kötülüklerden arındırıp kulluk görevlerini ihlas ve takva ile yerine getirmek icap eder.

Konuya şu satırlarla nihayet verelim:

Her insanın bağımsız bir kişi olarak, kendine ait bir nefsi vardır.

Nefis, bedeni ve hissi isteklerin kaynağıdır.

Her nefis terbiye edilip dizginlenmeye muhtaçtır.

Kişi, mükellef olup nefsinden sorumludur.

Terbiye edilmeyen nefis, sahibini yanlış şeyler yapmasını ister.

Kişi, nefsini kötü alışkanlıklardan arındırmakla kurtuluşa erer.

Yukarıda da söylediğimiz gibi, nefs-i emarenin şerrinden kurtulmak için, şu yedi hususa özenle riayet etmek icap eder:

1-Nefsi, akıl, vicdan ve ilahi emirlerle kontrol altında tutmak gerekir.

2-Kötülüğe meylettiğinde nefsimizi kınamak gerekir.

3-Daima Allah'ın emir ve yasaklarına göre hareket etmek gerekir.

4-Tam bir iman ve kesin bir teslimiyet içinde bulunmak gerekir.

5-Daima Allah'a hamd edip ondan razı olmak gerekir.

6-He işimizde Allah'ın rızasını gözetmek gerekir.

7-Nefsi, kötülüklerden arındırmak gerekir.

Allah, hepimizi kendi nefsini şerrinden korunabilen kullarından eylesin.



 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

İNSAN VE HİDAYET-1

İNSAN VE HİDAYET-1

Hidayet kelimesinin sözlük anlamı: Doğru yol, hak yolu, yol gösterme, kılavuz olama. Hidayet

İNSAN VE MÜKELLEFİYET

İNSAN VE MÜKELLEFİYET

Teklif nedir? Bir işi yapmak üzere birisine sunmak. Birisine bir işi yüklemek. Mükellef ne de

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-2

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-2

9.Allah, Mescitleri Korur: “… Allah, insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi,

GÜNÜMÜZDE PEYGAMBER VARİSİ OLMA ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYAN ALİMLER VAR MIDIR?

GÜNÜMÜZDE PEYGAMBER VARİSİ OLMA ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYAN ALİMLER VAR MIDIR?

Sordular: -Hocam! Günümüzde Peygamber varisi olma liyakatini hakkıyla taşıyan alimler var mı

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-1

İNSANLAR VE ALLAH’IN MESCİTLERİ-1

Sözlükte Cami: Toplayan, bir araya getiren. Terim olarak cami: Cemaati toplayan büyük cami. Cum

İLİM VE ALİM

İLİM VE ALİM

Allah, tarih boyu kitap göndermekle ve peygamber görevlendirmekle bütün insanlığı alim yapmak

İNSAN VE İRADESİ

İNSAN VE İRADESİ

İrade Kelimesinin sözlük anlamı: Dilemek, arzu etmek, tercih etmek, bir hususta karar vermek.

İSLAM ÂLEMİNİNİN HASTALIKLARI

İSLAM ÂLEMİNİNİN HASTALIKLARI

a) Cehalet, İhtilaf, Yoksulluk Evet, İslam âleminin en büyük düşmanı cahillik, ayrılık ve

NEFSİNİ GÜZEL HUYLARLA SÜSLEMEK

NEFSİNİ GÜZEL HUYLARLA SÜSLEMEK

Nefsini kötü vasıflardan temizledikten sonra aşağıdaki güzel vasıflar ile kendini süslemeye

ÖLÜME HAZIRLANILMAZ, HAZIRLIKLI YAŞANIR

ÖLÜME HAZIRLANILMAZ, HAZIRLIKLI YAŞANIR

Ölüme hazırlanılmaz, hazır olunur, hazırlıklı yaşanır. Çünkü ölüm, “hazırlıkları

EVLİYÂDAN SEÇME NASÎHATLER

EVLİYÂDAN SEÇME NASÎHATLER

1. Şeyh Muhyiddin Arabî (kuddise sirruh) buyuruyor ki: a. Kim şeriat terazisini elinden bir an o

O gün ne mal fayda verir, ne de evlat. Ancak Allah'a selim bir kalb ile gelenler (fayda görürler.)

Şuara, 88-89

GÜNÜN HADİSİ

"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."

Ebu Davud

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI