Cevaplar.Org

TEKFUR FOKAS

Bizans imparatorudur. Daha önceki imparator Romanos zamanında onun sayılı kumandalarından idi. Girit ve Halep seferlerinde baş kumandanlık etmişti. Her ikisi de İslâm ülkesine olan bu seferlerden pek de parlak bir netice alamamıştı. Girit’ten mağlûp olarak dönmüş, Halep seferinde


Nail Papatya

.

2018-08-22 17:07:45

Bizans imparatorudur. Daha önceki imparator Romanos zamanında onun sayılı kumandalarından idi. Girit ve Halep seferlerinde baş kumandanlık etmişti. Her ikisi de İslâm ülkesine olan bu seferlerden pek de parlak bir netice alamamıştı. Girit'ten mağlûp olarak dönmüş, Halep seferinde ise; yazlık sarayında gafil avlanan ve sonra basıldığını görünce, bütün eşya ve silâhlarını bırakıp halkı ile Halep kalesine sığman Seyfûddevle'nin yazlık sarayında bıraktığı silâh ve eşyayı toplayarak bu bol ganimetle İstanbul'a dönmüştü.

Bununla beraber Tekfur, bir hayli ün kazanmış, kendisini imparatorluğa namzet görmeye başlamıştı. Her Bizans kumandan veya devlet adamının kalbinde yatan arslanın onun kalbinde de yatması tabii idi.

Fakat tam kader yüzüne gülecekken iş sarpa sarmıştı: İmparator Romanos, şehvet israfından ileri geldiği söylenen bir hastalıktan ölmüştü. Ama imparatorluğun varisleri çıkmış ve Tekfur'un önüne geçmişlerdi. Bunlar: Romanos'un oğulları Kostantin ve Vasiliyus idi. Bunlar, müştereken imparatorluk tahtına çıkmışlar, hatta üçüncü olarak anneleri Siyafano da onlara ortak olmuştu.

Bu fırsatı kaçıran Tekfur, pek üzülmüştü. Ne yapıp yapıp bu kadın ve tecrübesiz gençlerin elinden tahtı koparmak lâzımdı ve yolda muvaffakiyetli çalışmalar yaptı.

Bir yandan halkı kazanmaya, şöhretini duyurmaya çalışırken; bir yandan da, tahtın ayaklarını ellerinde tutan patrik ve imparatoriçe Siyafano'nun gönüllerini hoş etti. Beş aylık bu zekice çalışmalardan sonra, patrikin eliyle imparatorluk tacını giydi, halk kendisine biat etti ve üstelik Siyafano ile de evlendi.

Tekfur, imparator olur olmaz istikbalde işleyeceği zulüm ve haksızlıkların ilk işaretini de vermiş oldu: Halen zevcesi olan annelerinin de hatırına bakmadan mazûl imparator Kosfcantin ve Vasiliyus kardeşleri yakalatıp bir adaya sürdürdü.

Tekfur'un yedi veya on senelik saltanatı daha çok İslâm beldeleri üzerine akınlarla geçti. Kıbrıs, Klorya, Sakaliye, Kilikya (Çukurova), Müstebna ve Tarsus üzerine seferler yapmış, bilhassa kendisinin fethettiği Müstebna kalesinde sayısız müslüman halkını kılıçtan geçirerek şehit etmiştir.

Müslümanlar için bir belâ olmakla beraber aslında cesur ve tedbirli bir devlet adamı olduğu ve dış seferlerde başarılar sağladığı halde, aşırı zulüm ve tamahkârlığından ötürü ne Rum halkının, ne de saray erkânının sempatisini kazanamamıştı.

Tekfur, suçlu gördüğü vatandaşları akla gelmedik işkence şekilleri ile öldürtür, sık sık muhtelif bahanelerle zenginlerin mallarına el koydurur, hâzineye aldırırdı. Zaman zaman bozuk ayarlı sikkeler ( paralar) piyasaya sürdürüp halkın elindeki yüksek ayarlı paraları çekerdi. Hatta tamahkârlıkta ve halka karşı gaddarlıkta o kadar ileri gitti ki; zamanında büyük bir kıtlık oldu. Halk çok sıkıntıya düştü ve aç halkı, halkın imdadına koşmakta tek mes'ul olan imparator Demustak Tekfur, gözü dönmüş bir canavar gibi halkın bu açlığından istifadeye kalkıştı. Elindeki imkânlarla ihtikâr yaparak büyük vurgunlar vurdu.

Nihayet İlâhî adalet onu cezalandırmak istemiş olacak ki, kendi eliyle buna bir zemin hazırladı: Tekfur, kendi eliyle imparatorluğu kardeşi Liyon'a devretmek ve bunu da gene bir zulümle tamamlamak istedi. Kardeşine rakip olmasınlar diye sürgündeki Kostantin ve Vasilyus'u getirtip onları hadım ettirmeye kalkıştı. Bunu haber alan karısı Siyafano, annelik gayreti ile hemen harekete geçti, imparator ile arası açık olan Anadolu valisine haber göndererek yardım talep etti. Vali, bazı güvendiği adamları ile yola çıkıp İstanbul'a geldi. Gece, Ahırkapı'dan, bir arslanın bir sığırı parçalar şekilde taştan yontma resminin bulunduğu mahalden iplerle tırmanarak kale içine girdiler ve Tekfur'un sarayına geldiler.

Tekfur'un kansı Siyafano, onlan karşıladı ve Tekfur'un yatak odasına götürdü ve zalim hükümdann oracıkta işine son verdiler. Fakat, vaktiyle çocuklarına ihanet edip bu zalime saltanatı devreden Siyafano da bu kadarla yakasını kurtarabilmiş olmuyordu. İmparator olmak isteyen Anadolu Valisine karşı patrik diretti: «Sen imparatorun katilisin. Katil olmadığını ispat Siyafano'yu tecziye ve çocuklarını ortak etmedikçe sana taç giydirmem ve kiliseye sokmam» dedi.

Bunun üzerine vali, katil olmadığına yemin etti. Siyafano'yu sürgün etti. Kostantin ve Vasiliyus'u da kendine ortak ve ordularına baş kumandan tayin etti. Ve patrik de kendisine taç giydirdi ve kiliseye girmesine izin verdi.

Bu vali Çemuşkin'in akibeti de aynı şekilde son bulmuş, Vasiliyus tarafından zehirlenerek öldürülmüş, yerine geçen Vasiliyus da bir kumandanı tarafından hapsedilmiş ve orada kahrından telef olmuştur.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Şüphesiz o, korunmuş bir kitapta (yazılı) olan pek şerefli/değerli Kur'an'dır ki O'na temiz olanlardan başkası dokunamaz.

(Vakıa, 77-78-79)

GÜNÜN HADİSİ

Sehavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil sehavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI