Cevaplar.Org

KUR’AN’IN BİR BENZERİ GETİRİLEMEZ

Kur’an’ın indiği dönemde Arap dilindeki belagat bütün şaşaasıyla ortada idi. Bir tek şairin sözü ile savaş başlar ve barış olurdu. İşte Kur’an böyle bir dönemdeki muarızlarına meydan okudu.


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2018-06-29 16:03:58

Kur'an'ın indiği dönemde Arap dilindeki belagat bütün şaşaasıyla ortada idi. Bir tek şairin sözü ile savaş başlar ve barış olurdu. İşte Kur'an böyle bir dönemdeki muarızlarına meydan okudu. Hz. Muhammed: "Kur'an'ın bir benzerini getirin davayı kazanın" dedi. "Bu size zor geliyorsa, yalnız 10 sure benzeri bir şeyler getirin, bu da olmuyorsa bir tek surenin bir benzerini getirin davayı kazanın"dedi.

-O günkü İslam karşıtı olanların buna şiddetle ihtiyaçları vardı. Çünkü:

a)Bir tek surenin benzerini getirselerdi, İslam'ın doğru olmadığı ortaya çıkardı. Böylece onların yüz yıllardan beri takip ettikleri dinleri kurtulurdu.

b)Yüz yıllardan beri sevip saydıkları ve taptıkları ilahlarının/putlarının şerefini, kurtaracaklardı.

c)İslam, onların çok saydıkları kâfir olan büyüklerinin cehennemlik olduğunu ilan etmişti. Kabilecilik ruhuyla beslenmiş Kureyşliler için bunu duymak ölümden beterdi. Bir te surenin benzerini getirmekle o büyüklerinin şerefini de kurtaracaklardı.

d)Hz. Muhammed, puta tapan Kureyşlilerin bu yaptıklarının akılsızlık olduğunu söylüyor ve onları ahmaklıkla suçluyordu. Bunun doğru olmadığını ispat etmeye o kadar muhtaç idiler ki…!

e)Kur'an'ın bir tek suresinin bir benzerini getirmek eğer mümkün olsaydı, buna ne paraya ne de fazla zamana ihtiyaçları olurdu. Okuma-yazması bile olmayan, hayatta bir tek şiir söylemeyen, ve üstelik herkes tarafından en emin/güvenilir olarak bilinen Hz. Muhammed bazen birkaç dakika içinde onlarca ayeti ortaya koyuyordu.

f)Arapların Hz. Muhammed'e karşı ölümü göze alma pahasına savaş yolunu tercih etmeleri, onların İslam'ın söylediklerini çürütmeye ve çürütülen şereflerini kurtarmaya ne kadar muhtaç olduklarının açık göstergesidir.

g)Bu kadar zorunlu ve kendileri için sorunlu olan bu problemlerin hepsinin tek çözüm yolu bir kaç satırlık Kur'an'ın küçük bir suresine benzer bir sure yapmaları idi.

h)Bu kadar ihtiyaç içinde olmalarına rağmen ve Arapçayı, belagati çok bilen onlarca adamları varken, bir tek surenin bir benzerini getirmek gibi en kolay bir yolu bırakıp, eşlerini dul, çocukların yetim bırakan, kendilerini hayattan koparan kılıçla savaş gibi en zor bir yolunu tercih etmeleri, birinci yolda yürümenin imkânsız olduğunun "ıslak imzalı" açık belgesidir.

ı) "Hem Kur'anın dostları, Kur'ana benzemek ve taklid etmek şevkiyle ve düşmanları dahi Kur'ana mukabele ve tenkid etmek sevkiyle o vakitten beri yazdıkları ve yazılan ve telahuk-u efkâr ile terakki eden milyonlar Arabî kitablar ortada geziyor. Hiçbirisi ona yetişemediğini, hattâ en âmî adam dahi dinlese, elbette diyecek: Bu Kur'an, bunlara benzemez ve onların mertebesinde değil. Ya onların altında veya umumunun fevkinde olacak. Umumunun altında olduğunu dünyada hiçbir ferd, hiçbir kâfir, hattâ hiçbir ahmak diyemez. Demek mertebe-i belâgatı umumun fevkindedir"(Sözler, 446).

Mekke'de inen ve daha iki elin parmakları kadar olan Müslümanların olduğu bir ortamda, Kur'an'ın meydan okuması karşısında elbette kâfirlerin büyük çoğunluğu oluşturduğu kamu oyunun kanaati önemlidir. Şayet onlar böyle bir kamu oluştursalardı savaşsız zafer kazanacaklardı. Demek bunu başaramadılar.

-Meşhur Arap dil uzmanı Cahız'ın dediği gibi: "Muaraza-i bilhuruf mümkün olmadı, muharebe-i bissüyufa mecbur oldular..."(Nursi, Mektubat, 186). Yani; harflerden meydana gelen bir kitabı yazarak en kısa yoldan Kur'an'ın bir benzerini ortaya koyarak İslam dinini mağlup etmeleri mümkün olsaydı, bu yolu mutlaka deneyeceklerdi. Bu mümkün olmadığı için dinlerini , haysiyet ve şereflerini korumak için, canları pahasına da olsa kılıçlarını çekip savaşmak zorunda kaldılar.

i) "Hem ilm-i belâgatın dâhîlerinden Abdülkahir-i Cürcanî ve Sekkakî ve Zemahşerî gibi binler dâhî imamlar ve mütefennin edibler icma' ve ittifakla karar vermişler ki: "Kur'anın belâgatı, tâkat-ı beşerin fevkindedir, yetişilmez."

Hem o zamandan beri mütemadiyen meydan-ı muarazaya davet edip, mağrur ve enaniyetli ediblerin ve beliglerin damarlarına dokundurup; gururlarını kıracak bir tarzda der: "Ya birtek surenin mislini getiriniz veyahut dünyada ve âhirette helâket ve zilleti kabul ediniz." diye ilân ettiği halde o asrın muannid beligleri birtek surenin mislini getirmekle kısa bir yol olan muarazayı bırakıp, uzun olan ve can ve mallarını tehlikeye atan muharebe yolunu ihtiyar etmeleri isbat eder ki, o kısa yolda gitmek mümkün değildir"(Sözler, 446 ).

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

NAZM-I MEBANİ İLE NAZM-I MAANİ ARASINDA TEVAFUK

NAZM-I MEBANİ İLE NAZM-I MAANİ ARASINDA TEVAFUK

Belagat ilminin inceliklerinden biri de bir manayı ifade eden beyanın o manaya uygun bir kıyafete

KUR’AN’IN TERTİBİNDEKİ BELAGAT NÜKTELERİ

KUR’AN’IN TERTİBİNDEKİ BELAGAT NÜKTELERİ

Kur’an’da ayet ve sureler, tamamen vahiy ile tespit edildiğine dair âlimlerin büyük çoğunl

GÖĞÜ YÜKSELTTİ VE MİZANI KURDU

GÖĞÜ YÜKSELTTİ VE MİZANI KURDU

“Göğü yükseltti ve mizanı koydu.”(Rahman:7) Ayette geçen "sema" kelimesinin sözlük anla

ADALET VURGUSU

ADALET VURGUSU

Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapma¬yın.”(Şuara: 26/182) Bilindiği gibi, Kur'a

SALIVERİLEN İKİ DENİZ

SALIVERİLEN İKİ DENİZ

İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiş¬tir.”(Rahman Suresi; 19. Ayet) İslâm âlim

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-4

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-4

Sahâbe anlayışı Asr-ı saadetten beri, Kur'an'ın ifadelerinde birden çok anlamın varolduğu

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-3

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-3

7. Eşsiz üslûp Bir sözün güzelliği, mükemmelliği, yüksekliği ve derinliği dört unsura

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-2

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-1

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-1

Yukarıdaki başlık, İki sorunun bileşkesidir: 1. Kur'an'ın tefsir edilmeye, açıklanmaya ihti

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-3

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-3

Kelâm" kavramı, “bir anlam ifade eden söz dizimi” demektir.(1) Ne Allah'ın kelâmı, ne de i

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-2

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-2

İkinci Görüşe Ait Delillerin Değerlendirmesi: a) İslâm âlimlerinin ezici çoğunluğuna gö

SİTE HARİTASI