Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-166

Ders: Hizmet Rehberi, s: 26-27 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım; “Bazan bir şeye şiddetli muhabbet, o şeyin inkârına sebeb olur. Ve keza şiddet-i havf ve gayet azamet ve aklın ihatasızlığı da inkâra sebeb olur... (Mesnevi-i Nuriye, s: 103)


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2018-05-22 21:58:49

Ders: Hizmet Rehberi, s: 26-27

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

İzah edilen kısım; "Bazan bir şeye şiddetli muhabbet, o şeyin inkârına sebeb olur. Ve keza şiddet-i havf ve gayet azamet ve aklın ihatasızlığı da inkâra sebeb olur... (Mesnevi-i Nuriye, s: 103)

İslam dininde herşeyin bir ölçüsü olduğu gibi muhabbetin de bir ölçüsü vardır. Bazan bir şeye şiddetli muhabbet, o şeyin inkârına sebeb olur. Mesela hristiyanlar bu ifrat muhabbetin kurbanı oldular. Kur'an 'da bununla ilgili ayet var;

"İsa Allah'ın oğludur" diyenler kafir oldu."

Not: Şener beyin bahsettiği ayet-i kerime Mâide suresinin 17.nci âyetidir. Bu ayeti kerimede mealen şöyle buyurmaktadır: "Andolsun ki, 'Allah, Meryem'in oğlu Mesih'dir,' diyenler şüphesiz kâfir olmuştur. De ki: Eğer Allah, Meryem'in oğlu Mesih'i, anasını ve arzda bulunanların hepsini yoketmek isterse, kim O'ndan bir şey kurtarabilir? Göklerin, yerin ve aralarındaki herşeyin mülkü (hakimiyeti) Allah'ındır. O, dilediğini yaratır ve herşeye kadirdir."

Bu hususta diğer bazı ayeti kerimeler de şöyledir;

* Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('OL' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır. (Nisa: 4/171-172)

* "Andolsun, "Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre düşmüştür. Oysa Mesih'in dediği (şudur:) "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur." Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkâr edenlere mutlaka (acı) bir azab dokunacaktır. Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar ise nasıl da çevriliyorlar? (Maide: 5/72-75)

* Allah " Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, "Beni ve anamı, Allah'tan başka iki tanrı bilin" diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, "Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.
Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.
Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.(Maide: 5/116-119)

Yine bazı kimselerdeki Hz. Ali'ye(r.a) muhabbet de ölçüsüz olunca taşmış, fart-ı muhabbet hakikatı uçurmuştur. Beşer tarihinde ifrat muhabbetlerin faturası çok ağır olmuştur.

*İnkarın başka bir sebebi de şiddetli korkudur. Çok şiddetli korku, insanın hayalinin, tasavvurunun fevkinde ise, o korkunun dehşet ve şiddetinden nefis onu inkar eder, o yükten kurtulmak ister.

*İnkarın üçüncü bir sebebi; "gayet azamet ve aklın ihatasızlığı"dır. Bir çok insanın itikatta yanlışa gitmesinin bir sebebi de bu. Bir meseleyi kendi kafa fenerine vurur, akıldan uzak görür "kafam yatmadı" der, inkara girer.

Bir de aklın ihatasızlığı, idrak çemberinin dar oluşu, muhakeme- mantık sentaksı noktasından nakıs ve noksan oluşu sebebiyle hakikatı kavrayamayan bir kısım insanlar inkara girerler.

Not: Merhum Mehmed Kırkıncı Hocaefendi, "Nasıl Aldanıyorlar" adlı eserinde insanların inkar bataklığına düşmesinin sebeplerini 10 maddede cem etmiştir. Bunların sadece başlıklarını verelim. İzahını adı geçen esere havale edelim;

1- Sathî nazar ve gaflet

2- İnsanın yaradılışındaki gaye ve sırları düşünmemek

3- Dünyanın fanî zevklerine aşk ile bağlanmak

4- Peygamberlerin tebliğ ve talim buyurduğu hakikatlardan müstağni kalmak

5- Materyalist propaganda ve telkinlerin tesirinde kalmak

6- Allahü azîmüşşânı mahlûkatına kıyas etmek

7- Aklın, Allahü Teâlâ'nın kudsî mahiyetini anlayamayacağından gaflet etmek

8- Bütün varlık âlemini beş duyu ile kavramaya zorlanmak

9- İnsanın fıtrî vazifesi olan ibadeti terkedip isyana girmesi

10- Dine ait hakikatlarda ihtisas ehline müracaat edilmemesi(bkz. Mehmed Kırkıncı, Nasıl Aldanıyorlar, Zafer Yayınları)

Not:2- Bu sohbette bir zuhüle rastladım. Şener bey, İran edebiyatında mübalağalarla şişirilen Zâl oğlu Rüstem'in bir sahabi tarafından öldürüldüğünü söylüyor. Halbuki o Rüstem-i Zâl ile Kadisiye harbinde Sasanilerin başkumandanı Rüstem aynı kişiler değildir. Efsanevi Rüstem-i Zâl İran mitolojisine göre "üvey kardeşi Şeğâd'ın hileleriyle mızrak ve hançer dolu bir kuyuya düşürülerek atıyla birlikte öldürülmüştür" (bkz. Nimet Yıldırım, Rüstem-i Zâl maddesi, İslam Ansiklopedisi, cilt; 35, s: 295, İfav Yayınları)

Diğer Rüstem'i ise, Kadisiye savaşında Hilal b. Alkame et-Temimî öldürmüştür. Herhalde bu ikinci Rüstem, merhum Ahmed Cevdet paşa'nın ifadesiyle " zamanının en cesur ve harp fenninde mahir ve tedbirli pehlivanı" sayıldığından bu zuhüle sebeb olmuş.(Salih Okur)

*İzah edilen bir diğer paragraf ta Mesnevi-yi Nuriye'den; "Ey nefis! Eğer takva ve amel-i sâlih ile Hâlıkını razı etti isen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kâfidir. Eğer halk da Allah'ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirlerse, iyidir. Şayet onlarınki dünya hesabına olursa kıymeti yoktur. Çünki onlar da senin gibi âciz kullardır. Maahaza ikinci şıkkı takib etmekte şirk-i hafî olduğu gibi, tahsili de mümkün değildir. Evet bir maslahat için sultana müracaat eden adam, sultanı irza etmiş ise, o iş görülür. Etmemiş ise halkın iltimasıyla çok zahmet olur. Maamafih yine sultanın izni lâzımdır. İzni de rızasına mütevakkıftır... (Mesnevi-i Nuriye 185)

Bu ölçüyü insan bütün hayatı boyunca muhafaza etmesi lazım. Allah bilsin, Rasulullah takdir etsin, kâfidir. İnsanların teveccüh ve alkışlarının hakikat noktasında fazla bir espirisi yoktur. Matlup ve maksud, rıza-i ilahidir.

*Hulusi Yahyagil ağabeye(Allah rahmet eylesin) sormuşlar ki; "İhlas nedir?" Demiş ki; "İhlas, içinde halk olmayandır."

Not: Merhum Hulusi bey bir yerde şöyle diyor: "İhlas'ta bu kadar kuvvetler mevcut olduğuna göre peki nedir o ihlas? İhlas'ın manası nedir? İhlas, 'İçinde halk olmayan haslettir. Yani içinde – ister sevgi, ister nefret cinsinden olsun- halk endişesi olmayan duygu, düşünce ve davranışlarımızdır.'

"Ebu'l-Hasan el- Harkani Hazretlerine sormuşlar. 'İhlas nedir?' Şöyle cevap vermiş,'Her neyi Allah için işlersen ihlastır. Her neyi halk için işlersen riyadır.'

*Tedbir haktır, takdir de muhakkaktır. Tedbir kula aittir. Hastasın, doktora gidersin. Takdir ise Allah'a aittir..

*İzah edilen diğer paragraf: Risale-i Nur'a kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak ve şakirdlerini teşvik etmek ve bir buz parçası olan enaniyetini, tam bir havuzu kazanmak için, o dairedeki âb-ı hayat havuzuna atıp eritmek gerektir. başka bir çığır açmakla hem o zarar eder, hem bu müstakim ve metin cadde-i Kur'aniyeye bilmeyerek zarar verir; belki zındıkaya bilmeyerek bir nevi yardım hesabına geçer. (Tarihçe-i Hayat, s: 320)

Bu cümle çok orjinal bir cümle. "Risale-i Nur'a kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak" Bunu nasıl anlamak lazım? Bunu mülki manada anlayabilir miyiz, anlarız. Ama bu cümleyi melekuti manada anlamak lazım. Şimdi mülki manada şu binada hizmet eden vakıf kardeşlerimiz var, ehl-i hamiyet kardeşlerimiz var. Hizmeti genişlettiren mekanlar gitttikçe büyüyor. Ama melekut cephesiyle işin esası nedir? Hizmete kuvvet vermek ihlas ile olur. Hakikat noktasında işin melekut boyutu budur. Risale-i Nur hizmetine kuvvet vermek istiyorsan, ihlasını keskinleştir. Muhlis değil, elinden geliyorsa, tam hakiki ve hakikattar bir talebe ol. Risale-i Nur'a kuvvet vermek böyle olur.

Peki Risale-i Nur'u genişletmek nasıl olur? Risale-i Nur'u genişletmek de hakikat-ı uhuvvet ile olur. Bizim hizmetimizi esas genişleten nedir? Uhuvvettir, uhuvvet.

*İhlas şahsi âlemimizin kayyum değeridir. Uhuvvet de Risale-i Nur'un şahs-ı manevisinin nur-u manevisidir. Ruhu manevi rasih ve sağlam olursa, hizmet genişler.

*Hizmetin ilâ ve ibkası noktasından bugün en ciddi mesele; hakikat-ı ihlası temsil etmek ve bir de hakikat-ı uhuvvetin fedaisi olmaktır.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

HARB MECLİSİ

HARB MECLİSİ

İstanbul’da Yusufpaşa’da Gülşen-i Maarif Rüşdiyesi’nde, galiba beşinci sınıftaydım.

“HER NAMAZDAN SONRA DUACIYIZ”

“HER NAMAZDAN SONRA DUACIYIZ”

Son devrin büyük alimlerinden Şeyh Asım Ohini(1923-2011) hazretlerinin talebelerinden Hasan Hüs

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

Ders: 14. Lem’a, İkinci Makam İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Kâinat sîmasında, arz

BİRLİKTEKİ RAHMET-KOLEKTİF AKILDAKİ HİKMET!

BİRLİKTEKİ RAHMET-KOLEKTİF AKILDAKİ HİKMET!

Allah’ın güzel isimlerinden biri Vahit, biri de Ehad’dir. Vahid isminin geçtiği ayetlerden b

BİLİNMEYEN BEŞ ŞEY

BİLİNMEYEN BEŞ ŞEY

Bilinmeyen beş şey (Mugayebat-ı Hamse) konusu, çokça gündeme getirilen ve değişik şekillerd

CEVAHİR-ÜL LÜ’LÜİYE’DEN PARILTILAR-3

CEVAHİR-ÜL LÜ’LÜİYE’DEN PARILTILAR-3

Hz. Ömer(r.a) demiştir ki; “Öyle bir iş(halifelik, devlet reisliği) üstlendim ki, eğer adil

EZELİ İLİM

EZELİ İLİM

Soru: Muhammed Suresi 31. Ayetinde geçen "hatta na’lem" ifadesini Allah’ın sonsuz ve ezeli ilm

SURİYELİ MÜLTECİLERE KARŞI TAVRIMIZ NASIL OLMALIDIR?

SURİYELİ MÜLTECİLERE KARŞI TAVRIMIZ NASIL OLMALIDIR?

Bilindiği gibi toplumumuzda Araplara karşı nefret vardır. Nitekim bu nefretten ülkemize sığı

“BUNAMAYACAĞIM DEMEDİM Kİ”

“BUNAMAYACAĞIM DEMEDİM Kİ”

Vezinsiz kafiyesiz şiirlerini Yahya Kemal’e okuyan bir yeni yetme, -Nasıl buldunuz üstad diy

YAHUDİLİK

YAHUDİLİK

Yahudiliğin kötü inançlarından bahseder misiniz? Bildiğim kadarıyla onlar da tek bir Tanrı'y

KENDİ DİLİNDEN BEDİÜZZAMAN-44

KENDİ DİLİNDEN BEDİÜZZAMAN-44

Haşirdeki mahkeme-i kübraya bir arzuhaldir ve dergâh-ı İlahîye bir şekvadır. Ve bu zamanda M

SİTE HARİTASI