Cevaplar.Org

KÖYLÜNÜN ZEKASI

Yıllar önce İran Şahı avlanırken, kestane ağacı diken bir ihtiyara rastlamış; atını durdurarak adama yaşını sormuş. Köylü ‘dört yaşındayım” demiş. İmparator kaşlarını çatınca, yaşlı köylü hemen ilave etmiş; “Şaka olsun diye söylemedim. Akıllı bir insan boş şeylerle geçirdiği zamanı saymaz. Ben onun için şahıma ve vatanıma hizmet ederek geçirdiğim yılları hakiki yaşım olarak kabul ediyorum.”


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2017-11-21 19:12:37

Yıllar önce İran Şahı avlanırken, kestane ağacı diken bir ihtiyara rastlamış; atını durdurarak adama yaşını sormuş. Köylü 'dört yaşındayım" demiş. İmparator kaşlarını çatınca, yaşlı köylü hemen ilave etmiş; "Şaka olsun diye söylemedim. Akıllı bir insan boş şeylerle geçirdiği zamanı saymaz. Ben onun için şahıma ve vatanıma hizmet ederek geçirdiğim yılları hakiki yaşım olarak kabul ediyorum."

Şah tesirde kalarak "fakat diktiğin ağaçların büyüdüğünü hiçbir zaman göremeyeceksin" demiş. Akıllı adam " doğru" demiş, "ama madem başkalarının diktiğini biz yiyoruz, gelecek kuşak için de ağaç dikmek bizim vazifemiz."

Bu cevabı çok beğenen şah, ihtiyara hemen bin altın verilmesini emretmiş. İhtiyar adam; "haşmetlim" demiş, "başkalarının diktiği ağaç kırk yılda gelişir, benim diktiklerim hemen meyve verdiler."

Şah; "çok güzel" diye haykırmış ve yaşlı adama bir kese altın daha verilmesini emretmiş. Bunun üzerine köylü; "padişahım, başkalarının ağacı senede bir kere meyve verir. Benim ağacım on dakika da iki kere meyve verdi" demiş ve teşekkür etmiş.

Bunun üzerine şah; "fevkalade" diye haykırarak ihtiyara bir kese altın daha vermiş. Fakat hemen yanındakilere fısıldamış; "Bu hazır cevap adam hazineyi boşaltmadan buradan hemen uzaklaşalım."

Kaynak

Bütün Dünya Mecmuası

Cilt: 6, Sayı 33, Yıl 1963

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

BEDEVİNİN NAMAZDAN KAÇIŞI

BEDEVİNİN NAMAZDAN KAÇIŞI

İsmi ‘Mücrim’ olan bir bedevî, imamın hemen arkasında en öndeki safta namaza durmuş. İm

KARIN SANCISINA TUTULAN MEDRESE ÖĞRENCİSİ

KARIN SANCISINA TUTULAN MEDRESE ÖĞRENCİSİ

“Hocalar hocası” merhum Ali Yakup Cenkçiler’in naklettiğine göre medresede okuyan Arnavut

“BEN DE BİLİYORDUM AMMA”

“BEN DE BİLİYORDUM AMMA”

Merhum Seyda Sadreddin Öztoprak hocamız anlatıyor; “Hocalarımdan, Molla Rasul-ı Sıbki’ye a

SÖZ VERDİĞİ HALDE GELMİŞ

SÖZ VERDİĞİ HALDE GELMİŞ

Merhum Süleyman Nazif Bey sözde durulmasına çok ehemmiyet verirdi. Bir gün bir arkadaşıyla ra

RÜZGÂR NEDEN SERT ESİYORMUŞ?

RÜZGÂR NEDEN SERT ESİYORMUŞ?

17. yüzyıl İran Safevi devleti ile Osmanlı Devleti arasında kısa aralıklarla bazı savaşlara

“YA BEN NE YAPAYIM?”

“YA BEN NE YAPAYIM?”

İzmir’in kırk santim boyundaki meşhur Cüce Şevki’si, yolda şair Eşref(1846-1912) ile kar

NEREYİ İSTERMİŞ?

NEREYİ İSTERMİŞ?

Eski Maarif nâzırı(Milli eğitim bakanı) Münif Paşa, evinde verdiği bir iftar ziyafette, dave

“NETİCE BELLİ”

“NETİCE BELLİ”

Halife Harun Reşid, şair Ebu Nüvâs’ı sever, fakat sık sık da ona takılırdı. Bir defasın

MISIR’DAN ÇIKIŞ TABLOSU

MISIR’DAN ÇIKIŞ TABLOSU

Yaşlı bir cimri, ünlü İngiliz ressamı William Hogart’dan, Firavun’un askerlerinin İsrailo

“SENİ GÖREN DE”

“SENİ GÖREN DE”

Yahya Kemal Beyatlı merhum iri cüssesiyle, boğazına düşkünlüğünü saklayamazmış. Bir gü

“BİR MOTOSİKLET ALSAN FENA OLMAZ”

“BİR MOTOSİKLET ALSAN FENA OLMAZ”

Mussolini’nin büyük oğlu bir gün günah çıkartmak için Papa’ya gitti; -Muhterem peder,

SİTE HARİTASI