Cevaplar.Org

FASIKLAR VE SILA-İ RAHİM

“Fasık”ın anlamı, Allah’a itaat etmeyen, emirlerini tutmayan, yasaklarından kaçmayan, itaati terk eden, Allah’ın ayetlerini inkâr eden demektir. Fasık, hem Müslüman’ın günahkârını ve hem de kâfiri içine alan bir kelimedir. [1] Kâfire fasık denildiği gibi, Müslümanların itaatsiz ve ibadetsizlerine, yani günahkâr ve isyankârlarına da fasık denilir.


Vehbi Karakaş

vehbikarakas@hotmail.com

2017-11-01 20:34:57

 "Fasık"ın anlamı, Allah'a itaat etmeyen, emirlerini tutmayan, yasaklarından kaçmayan, itaati terk eden, Allah'ın ayetlerini inkâr eden demektir. Fasık, hem Müslüman'ın günahkârını ve hem de kâfiri içine alan bir kelimedir. [1] Kâfire fasık denildiği gibi, Müslümanların itaatsiz ve ibadetsizlerine, yani günahkâr ve isyankârlarına da fasık denilir.[2] Bundan dolayıdır ki, her kâfir fasıktır, denilir, ama her fasık kâfirdir, denilmez.

Kur'an'da fasık: 

1-Kâfir (inkârcı),[3]

2-Âsî (isyankâr), [4]

3-Yalancı,[5]

4-Günahkâr[6] ve

5-Kötülük yapan[7] gibi çeşitli anlamlarda kullanılmıştır.

Fısk, ya eylemle olur, ya inançla. Ya da ikisiyle birden olur. Fasık, kâfirden daha kapsamlıdır. Zalim de fasıktan daha kapsamlıdır. Facir ise, hem kâfir ve hem de fasık için söylenen bir ifadedir.[8]

FASIKLARIN ÖZELLİKLERİ

Allah, fasıkların belli başlı özelliklerini ve akıbetlerini şöyle ifade buyurmuştur: 

الَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِن بَعْدِ مِيثَاقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ 

(Fasıklar o kimselerdir ki):

1-"Söz verip bağlandıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar, 2-Allâh'ın, birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabâlık bağlarını) keserler ve

3-Yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; işte ziyana uğrayanlar onlardır."[9]

Hele bu akraba, kişinin anası-babası, evladı, ahfadı ise durum daha korkunçtur. (Bu konu ayrıca işlenecektir.)

Fasıklarla ilgili bir başka ayetin sonu şu tehditle bitmektedir:

أُوْلَئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ

"Onlara, sadece la'net ve en kötü yurt olan cehennem vardır."[10]

Fasıkların bu özellikleri hangi Müslümanda varsa, o derhal tevbe etmeli, istiğfarda bulunmalı, fısk u fücuru (günahları) terk etmelidir. Çünkü her günahtan küfre giden bir yol vardır. Bu korkunç akıbetten dolayıdır ki Kur'an bizi uyarıyor:

وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

"Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir." [11]

MÜ'MİNLER VE SILA-İ RAHM

Allah, inanıp ta, imanlarının gereğini yapan müminleri de fasıkların zıttına şöyle methediyor:

الَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّهِ وَلاَ يِنقُضُونَ الْمِيثَاقَ

وَالَّذِينَ يَصِلُونَ مَا أَمَرَ اللّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُوءَ الحِسَابِ

1-Onlar, Allah'a verdikleri sözü tastamam tutarlar, (emirlerine uyar, yasaklarından uzak dururlar)[12]

2-Ve anlaşmayı bozmazlar, sözlerinde dururlar.

3-Allâh'ın gözetilmesini istediği kimseleri (akrabayı) gözetirler. (sıla-i rahimde bulunurlar, akrabaların imdadına yetişir, onlara yardım ederler),

4-Rablerinden korkarlar ve (bilhassa) hesâbın kötü olmasından, (köü hesabın kendilerini cehenneme götürmesinden) endişe ederler."[13]

HADİSLERDE SILA-İ RAHİM

Rasûlullah (sav) Efendimiz de buyurmuşlar ki:

"Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini istiyorsa akrabasını görüp gözetsin"[14]

"Ey insanlar, birbirinize selâm verin, akrabanızı gözetin, yemeği yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete giresiniz"[15]
"Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır"[16] 
"Teyze, anne yerindedir"[17] Amca da baba yerindedir.

"Harcamaya kendinden başla! Artanı çoluk-çocuğuna sarf et. Âilenden bir şey artarsa, bunu da yakınlarına harca. Bunlardan arta kalanı da sağındaki ve solundaki komşulara ver!"[18]

"Akrabasıyla ilgisini kesen kimse cennete giremez."[19]

AKRABAYI GÖZETMEK DEMEK…

Her hafta hatipler hutbelerinin sonun da bir ayet okurlar:

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

"Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyi davranmayı ve yakınlara yardımda bulunmayı emrediyor; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor; dinleyip anlayıp tutasınız diye size öğüt veriyor."[20]

Kur'an'da ve hadislerde ifade edilen bu yakınlara yardım ve akrabayı gözetme" emrinin anlamı, onları ziyaret etmek, hatırlarını üstün tutmak, kendi imkânlarını onlarla paylaşmak, bunlar yapılamıyorsa en azından kötülük etmemek demektir; yoksa haklı ve ehliyetli olanların yerine haksız ve ehliyetsiz olan akrabasını ve mensuplarını devlet kadrolarına yerleştirmek değildir.

PEYGAMBERİMİZİN YARDIM ŞEKLİ

Peygamberimiz (sav), nüfusu kalabalık olan Amcası Ebu Talib'in oğlu Ali'yi (ra), yanına almış, bakımını üstlenmiş; diğer oğlu Cafer'i (ra) de diğer amcası Abbas'a havale ederek amcası Ebu Talib'in yükünü hafifletmiştir.[21]

Amcası Ebu Talip de, bir zamanlar, nüfusu kalabalık olmasına rağmen yetim kalmış Peygamberimizin bakımını üstlenmiş, kalabalık nüfusunun içinde aç kalır endişesiyle ona zaman zaman ayrı sofra kurdurtmuştur. Hanımı Fatma da, çocuklaının saçlarını taramadan onun saçlarını tarar ve ihtiyaçlarını karşılarmış.

Sahabesinden Valilik isteyen Ebuzer'e de (ra) Peygamberimiz: "Ey Ebuzer, sen zayıfsın, senin o istediğin valilik ise emanettir. Kıyamet gününde de rüsvaylık ve pişmanlıktır. Biz onu isteyene değil, ehil olana veririz."[22] Demiştir.

Bir başka rivayette ise: "Ey Ebu Zerr, ben seni zayif görüyorum. Ben kendim icin istedigimi senin icin de isterim. Sakın iki kişi uzerine amir olma, yetim malina da velilik yapma."[23] (Yani yöneticiliğe talip olma.) diyerek bu işlerin cazibesi kadar vebal ve sorumluluğunun da çok ağır olduğuna işaret buyurmuşlardır.

KAYIRMACILIK HARAM, GÖREVİ EHİL OLANA VERMEK FARZ

Bu hadislerden anlıyoruz ki: İslam'da haksız kayırmacılık haram, görevleri ehil olanlara vermek te farzdır.

Zaten Allah da Müslümanlardan:

1-Emanetleri ehline vermelerini,

2-İnsanlar arasında hükmettikleri zaman adaletle hükmetmelerini,[24]

3-Öfkeli oldukları düşmanlarına dahi adil davranmalarını istemiştir. [25]

GÜZEL BİR ANEKDOT

Bu günkü yazımızı, dost ziyaretleri ve sila-i rahimle ilgili abi-kardeş arasında yaşanmış güzel bir anekdotla tamamlayalım:

Abisi, sıla-i rahim için bahaneler arıyordu. Bu sebeple bir akşam tatlı bir espri ile kardeşini aradı:

-Alo, kardeşim! selamun aleyküm.

-Ve aleykümüsselam abi, buyurun.

-Kardeş sana bir hadis okuyayım mı?

-Buyur abi, sormaya ne hacet, dedi, kardeşi. Abisi söze başladı:

-Peygamberimiz buyurmuşlar ki: "Ey Ebuzer, çorba pişirdiğin zaman suyunu çok kat, olur ki onunla komşularını da gözetir," (yakınlarınla veya yakınındakilerle paylaşırsın.)"[26] 

Kardeş, davayı çakmış, abisini, yengesi ve yeğeni ile beraber çaya çağırmış, uzun uzun oturmuş, tatlı tatlı sohbet edip ayrılmışlar.

Bir başka gün yine abisi aramış:

-Alo, kardeş, sana bir hadis daha okuyayım mı? Kardeş gülmüş, arkasından neyin geleceğini merak ederek:

-Estağfirullah, abi ne demek buyurun, demiş. Abisi söze başlamış:

-Peygamberimiz buyurmuşlar ki: 

"Müslümanın Müslüman üzerinde altı hakkı vardır: 
1-Karşılaştığında selam verir, 
2-Davetine icabet eder, 
3-Aksırdığı zaman elhamdülillah derse yerhamükallah der, 
4-Hastalandığında ziyaretine gider, 
5-Öldüğünde cenazesinin ardından yürür, 
6-Kendisi için istediğini kardeşi için de ister."
[27]

Abisi hadisi tamamladıktan sonra niyetini açıklamış:

-Kardeş, bu hadisin gereğini yapacağına inandığım için yarın seni, eşini ve yeğenlerimi kahvaltıya davet ediyorum, demiş.

Kardeşi, bu daveti gülerek memnuniyetle kabul etmiş, ardından da şunları söylemiş:

-Abi Allah razı olsun, ne güzel iş yapıyorsun, bir taraftan sıla-i rahmi vesile ederek hadisleri hatırlatıyor ve hadisleri hayatımıza geçiriyorsun, bir taraftan da hadislerle sıla-i rahmin gerçekleşmesine vesile oluyorsun. Dolayısıyla hem Allah'ın emrini hem de Rasulullahın sünnetini yaşamamıza zemin hazırlıyorsun. 

Abisi:

-Estağfirullah vazifemiz, demiş. Ertesi gün kahvaltı da buluşmuşlar. Allah'ın lütfuyla ve büyük bir keyifle kahvaltılarını yapmışlar. İman hakikatlerini de kahvaltıya katarak hayatı monotonluktan çıkarmışlar.

Dünya gamından geçip,

Yokluğa kanat açıp,

Şevkile her dem uçup,

Çağırırım dost dost.

Diyerek bir başka zaman ve zeminde buluşmak üzere birbirlerine veda etmişler.

Dipnotlar

[1] Safve, 1/38

[2] Muhtasar, 1/46

[3] Bkz. Sece, 32 /181

[4] Bkz. Maide, 5/25

[5] Bkz. Hucurat, 49 /6; Nur, 24/4

[6] Bkz. Bkara, 2/282

[7] Bkz. Bakara, 2/197

[8] Bkz. Çantay, Hasan Basri, Kur'an_ı Hkîm ve Meâl-i Kerîm, 1/18 dipnot

[9] Bakara, 2/27

[10] Ra'd, 13/25

[11] Nisa, 4/1

[12] Bkz. Safve, 2/75

[13] Ra'd, 13/20-21

[14] Buhârî, Edeb 12, Büyûʻ 13; Müslim, Birr, 6 (20- 21)

[15] Tirmizî, Et'ime, 45.

[16] Tirmizi, Zekât, 26.

[17] Tirmizi, Birr, 5.

[18] Müslim, Zekât, 13, (41)

[19] Buhârî, Edeb, 11; Müslim, Birr, 6, (18-19)

[20] Nahl, 16/90

[21] Bkz. İbn-i Hişam, 1/264

[22] Bkz. Muslim" Imaret 17, (1826); Ebu Davud, Vesaya 4, (2868); Nesai, Vesaya 10, (6, 255).

[23] Ebu Davud, Harac 5, (2934)

[24] Bkz. Nisa, 4/58

[25] Bkz. Maide, 5/8

[26] Bkz. Müslim, Birr, 42. (142-143)

[27] Bkz. Müslim, Selam, 3 (4-5)

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

23- Tevrat İbranice bir kelimedir ve şeriat ve hak kelam demektir. İncil de Süryanice bir kelime

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, bir bakıma hüzünle geçen bu Ramazan ayımız, belki birçok mümin

TUĞYAN VE TAĞUT

TUĞYAN VE TAĞUT

I-Tuğyan Tuğyan sözlükte; taşma, hiddetlenme ve azma demektir. Terim olarak tuğyan; azgınl

FITIR SADAKASI

FITIR SADAKASI

Ramazan Bayramına kavuşan ve artıcı nitelikte olmasa da temel ihtiyaçları dışında nisap mik

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

. Allah Teâlâ vardır, birdir, yani şeriki (ortağı) yoktur. 2. Hiç bir şey (ne zatında ne d

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

Zekât konusuna açıklık getirebilmek için, konuyu soru-cevap şeklinde ele almak faydalı olacak

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

Geçen aylarda, merhum şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin Muhammed Uysal beyefendi tarafından

EN DOĞRU YOL

EN DOĞRU YOL

SORU: Zamanımızda kafa karıştırmak için ortaya atılan fikirlerden bunaldık, bize en doğru

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salâvat getirme hususu bu günlerde tartışma konusu yapılınca bu yaz

EN GEREKLİ TAVSİYELER

EN GEREKLİ TAVSİYELER

SORU: Bize en gerekli tavsiyeleriniz nelerdir? 1. DELİL İLE ALLAH’I TANIMAK Kendi nefsi

KUR’AN’DA FASIK

KUR’AN’DA FASIK

Sözlükte fasık, belli sınırları aşan kişi demektir. Terim olarak fasık, Allah’ın emirle

O halde sabret. Sonunda kazanacak olanlar, elbette Allah'tan korkup sakınanlardır.

Hûd, 49

GÜNÜN HADİSİ

Kur'an'ı cebren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'an'ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir."

Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 20, 2920; Ebu Davud, Salat 315, 1333; Nesai, Zekat 68

TARİHTE BU HAFTA

*Sultan Abdulaziz Han Şehid Edildi.(4 Haziran 1876) *Kırım'ın Fethi(6 Haziran 1475) *Süleymaniye Camii İbadete Açıldı(7 Haziran 1557) *EFENDİMİZ'İN (s.a.v.) DÂR-I BEKA'YA İRTİHALİ(Vefatları)(8 HAZİRAN 632) *Hz.Ebubekir (r.a.)Halife Seçildi(9 Haziran

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI