Cevaplar.Org

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-7

2.İman ve nifak birbirine zıddır? a-“Hidayet ve dalalet birbirine zıt kavramlardır. (Çünkü) Hidayet; yola varmak, dalalet; yola hiç varmamak veya yoldan sapmaktır. “Bunların hidayeti verip dalaleti satın almaları zarar üzerine zarardır. Dalaleti almakla hüsrana düştükleri gibi, hidayet gibi büyük bir nimetten de mahrum kalmışlardır. Çünkü ticaretten maksat, sermayeyi muhafaza ile beraber kazançtır. Bunlar ise, sermayeleri olan fıtrat-ı selime ve aklı zayi etmişlerdir.(114)


Nail Yılmaz

naimyilmaz740@gmail.com

2017-05-03 18:10:16

2.İman ve nifak birbirine zıddır?

a-"Hidayet ve dalalet birbirine zıt kavramlardır. (Çünkü) Hidayet; yola varmak, dalalet; yola hiç varmamak veya yoldan sapmaktır. "Bunların hidayeti verip dalaleti satın almaları zarar üzerine zarardır. Dalaleti almakla hüsrana düştükleri gibi, hidayet gibi büyük bir nimetten de mahrum kalmışlardır. Çünkü ticaretten maksat, sermayeyi muhafaza ile beraber kazançtır. Bunlar ise, sermayeleri olan fıtrat-ı selime ve aklı zayi etmişlerdir.(114) 

 b-Bununla beraber:  "İnsanın musibet ve elemlere karşı nokta-i istinadı ve ihtiyaç ve emellerini tesviye için nokta-i istimdadı olan imanın üç hassası vardır;

Birincisi: Nokta-i istinadından neş'et eden izzet-i nefistir. İzzet-i nefsi olan, başkalarına kendisini zelil göstermeye tenezzül etmez.

İkincisi: Şefkattir. Şefkati olan, kimseyi tahkir ve tezlil etmez.

Üçüncüsü: Hakikatlere ihtiram etmek ve yüksek şeylerin kıymetini bilmekle istihfaf etmemektir.

Kezâlik, imanın zıddı olan nifakın da üç hassası vardır.

Birincisi: Zillettir.

İkincisi: İfsadata meyletmektir.

Üçüncüsü: Başkalarını tahkir etmekle gururlanıp zevk almaktır."(115)

3.Niçin münafık kâfirden daha tehlikelidir?

"Sual: Kâfirlerin zemmi hakkında yalnız iki âyetle iktifa edilmiştir. On iki âyetin hülâsasıyla münafıklar hakkında yapılan itnab neye binaendir?

Cevap: Münafıklar hakkında itnabı, yani tatvili icap ettiren birkaç nükte vardır:

Birincisi: Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur. Kandırıcı olursa daha habis olur. Aldatıcı olursa, fesadı daha şedit olur. Dâhilî olursa, zararı daha azîmolur. Çünkü dâhili düşman kuvveti dağıtır, cesareti azaltır. Haricî düşman ise, bilâkis, asabiyeti şiddetlendirir, salâbeti arttırır. Nifakın cinayeti, İslâm üzerine pek büyüktür. Âlem-i İslâm'ı zelzeleye maruz bırakan nifaktır. Bunun içindir ki, Kur'ân-ı Azîmüşşan, ehl-i nifaka fazlaca teşniat ve takbihatta bulunmuştur.

İkincisi; "İstihza, hud'a, ikiyüzlülük, hile, kizb, riya gibi kötü ahlâklar münafıkta var. Kâfirde o derecede yoktur. Bu cihetten münafıklar hakkında itnab yapılmıştır Alelekser münafıklar, ehl-i kitaptan oldukları için, şeytanî bir zekâ sahipleri olup, daha hilekâr, daha desiseci olurlar. İşte bu durumdaki münafıklar hakkında itnab, yani tatvîl-i kelâm, ayn-ı belâgattır.

Üçüncüsü: Alelekser münafıklar, ehl-i kitaptan oldukları için, şeytanî bir zekâ sahipleri olup, daha hilekâr, daha desiseci olurlar. İşte bu durumdaki münafıkla hakkında itnab, yani tatvîl-i kelâm, ayn-ı belâgattır."(116)

4.Münafıklar ne yapalım "fesadımız fıtrîdir" deyip kurtulamazlar

a-"Nur-u imanın, insanın bütün ef'al ve âsârına sıhhat ve istikameti vermek, şanındandır. Ve yine anlaşılır ki, fesad kalbdedir. Bir şeyin esası, kalbi bozuk olursa teferruatını tamir etmek bir faideyi teşkil etmez. Ve yine anlaşılır ki, fıtrattan hakikat çıkar. Fıtrat, hakikatlere merci bir masdardır. Fesat ve harap ise ârızî bir marazdır. Çünkü eşyada asıl sıhhattir. Maraz ise ârızîdir. Binaenaleyh, onlar, "Nifak ve fesadımız fıtrîdir. İhtiyarî olmadığından mûcib-i ceza değildir" diye itizarda bulunamazlar."(117)

b-Çünkü: Bakara Sûresi,16 ayetinde: اِشْتَرَوْا : "Satın aldılar" (denilmesi) münafıkların "Hidayeti terk edip dalâleti aldığımız, fıtratımızın iktizasıdır, ihtiyarımızla değildir" diye yapacakları mâzeretin reddine işarettir. Evet, sanki Kur'ân-ı Kerim onlara diyor ki: "Cenâb-ı Hak re'sülmal olarak size uzun bir ömür vermiştir. Ve ruhlarınızda da kemâlât istidadını bırakmıştır. Ve hidayet-i fıtrıyenin çekirdeğini de vicdanınıza dikmiştir ki, saâdeti alasınız. Hâlbuki sizler saâdete bedel, lezâiz-i fâniye ve menafi-i dünyeviyeyi alıyorsunuz. Demek, su-i ihtiyarınızla, dalâlet mesleğini hidayet mesleğine ihtiyar ve tercih etmekle, hidayet-i fıtriyenizi ifsat, re'sülmalınızı da zayi ettiniz."( 118)

5.Münafıklar muhkem ayetleri tevil ederek fitne çıkarırlar:

Kur'andaki; "Müteşabihat (ile muhkemat konusu) meselemizle (doğrudan) ilgilidir. Kur'ân'ın bir kısım ayetleri muhkem, bir kısım ayetleri müteşa­bihtir. Muhkem asıl, müteşabih fer'dir. Yani muhkem ayetler, Kur'ân ağacının kökü, müteşabih ayetler ise, o ağacın dalları durumundadır. Cenab-ı Hak, şu ayette muhkem ve müteşabihin esaslarını bildirir:

هُوَ الَّذِيَ أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ فَأَمَّا الَّذِينَ في قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاء الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاء تَأْوِيلِهِ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّر إِلاَّ أُوْلُواْ الألْبَابِ

"Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem ayetlerdir, bunlar Kitab'ın anası (esası) dır . Diğerleri ise müteşabihtir. Kalb­lerinde şüphe bulunanlar, fitne niyetiyle ve te'viline gitmek için müteşabih ayetlere uyarlar. Hâlbuki onun te'vilini ancak Allah bilir ve ilimde rasih (kökleşmiş) olanlar "ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır" derler. Bunları ancak akıl sahibi olanlar düşünürler."(Âl-i İmran: 3/7)

Kalplerinde şüphe hastalığı bulunan bir kısım ehl-i nifak müteşabih ayetleri fitne çıkarmak niyetiyle cumhura ve ehl-i sünnete muhalif bir şekilde tevil ve tefsir etmeleri, müşebbihe ve mücessime gibi sapık mezheplerin ortaya çıkmasına sebeb olmuştur. 

Zamanımızdaki bir kısım ehl-i nifak, değil mütaşabih ayetleri muhkem ayetleri bile, Kuran'ın esasatına ve akaidine zıt bir anlam yükleyerek, fitne ve fesat ateşini körüklemişler. Mesela: Kur'an'ın muhkem ayetlerinden birisi olan Âl-i İmrân suresindeki:

مَثَلَ عِيسَى عِندَ اللّهِ كَمَثَلِ آدَمَ خَلَقَهُ مِن تُرَابٍ ثِمَّ قَالَ لَهُ كُن فَيَكُونُ

"Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi" (Âl-i İmran: 3/59) ayetini, kalplerinde şüphe ve nifak hastalığı olan bazı ûlamai'su, Hz. Âdem (a.s) ve Hz.İsa(a.s)nın babasız olduğunu iddia ederek, ehl-i iman arasında şüphe ve nifak tohumlarını saçmışlardır. (119)

6.Münafıkların dini ve içtimai yapıları

Kur'ân-ı Kerim, münafıkları imani yapıları ve içtimai özelliklerine göre iki sınıfta ele almıştır. Zamanımızda ortaya çıkan "Asya Münafıkları, Avrupa zalim kâfirleri ile bir kısım Vatikan kaselisleri" de, aynen Kur'an'ın belirttiği gibi, dini içtimai ve coğrafi şartlara uygun olarak, farklı sınıflar ve kademelere göre yapılanmışlardır.

Yukarıdaki bölümlerde de kısmen temas edildiği gibi, Medine münafıkları ile zamanımızda ortaya çıkan nifak ehl-i arasında, müşterek genetik yapıları itibariyle çok büyük benzer özellikler vardır. Şöyle ki:

1-Dini bakımdan:

a)Ameli nifak ehli

b)Müteredditler ve kararsızlar

c) İtikadi nifaka düşenler

2-İçtimai hayat bakımından: Bakara Sûresi, 19. ayetinde Kur'ân-ı Kerim süflî ve gayr-ı süflî olarak münafıkları iki kısma ayrılmıştır.(120)

a-Birisi: süflî ve âmi olan tabakadır. (Aklını kullanmayıp gelen emri aynen uygulayanlar)

b-İkincisi: kibirli, gururlu, güya yüksek tabakadır. ( fitne ve fesadı kurgulayıp planyanlar ve finansa edenler)

c-Asya Münafıkları, Avrupa zalim kâfirleri ile bir kısım Vatikan kaselisleri ise:

1- Sadece ibadet ve ticaret ile uğraşan aklını kullanmayan, üst tabakaya bilerek veya bilmeyerek lojistik destek sağlayan safderun Müslümanlar.

2-Kamuoyunda 'üst akıl' veya üst akla casusluk yapanlar olarak tanımlanan, ihanet nifak ve fesat şebekesi de Asya Münafıkları veya Vatikan kaselisleridir.

3- "Tarih boyunca Müslümanlara karşı işlenen hiçbir ihanet; zahit ve mürşit rolüne girip zihin ve gönülleri alt-üst ederek ,Ümmet-i Muhammedi birbirine düşüren bu münafıkların ihanetinden daha büyük olamaz"(121)

Kur'ân-ı Kerim, bütün bu nifak şebekelerinin,  kademe derece ve sınıflarının masum olmayıp, mazeretlerinin de olmadığını şu şekilde anlatıyor;

 وَلاَ تَرْكَنُوا اِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ

 "Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur."(Hud:11/113) âyet-i kerimesi fermanıyla, zulme değil yalnız âlet olanı ve taraftar olanı, belki ednâ bir meyil edenleri dahi dehşetle ve şiddetle tehdit ediyor. Çünkü rıza-yı küfür küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür."(122)

d) 1990 yıllardan sonra Avrupa ve ABD'nin belirlediği yeni dış politika hedefine göre, İslam dünyasındaki, tasavvuf grupları ve tarikatlar kontrol edilerek Avrupa ve ABD'nin iradesine tabi hale getirilip, "Son Haçlı Seferinin" hızlandırılma kararı alınmıştır.

Bunun ilk denemesi ABD'nin Irak'ı işgali sırasında yaşanmıştır. Süleymaniye civarındaki bir aşiretin lideri ve aynı zamanda nüfuzlu bir tarikat şeyhi olan Kesnizani, CIA ve MOSSAD tarafından ele geçirilmesiyle, Amerikan işgal güçleri adeta ellerini kollarını sallaya sallaya işgali gerçekleştirmişlerdi. Çünkü Kesnizani şeyhine bağlı olan ordudaki üst düzey komutanlar, şeyhlerinden aldıkları emir üzerine hiçbir savunma yapmamışlardır. (123)

e) 1990 yıllardan Irak'ta oynanan oyun, 15 Temmuz 2016 tarihinde aynen ülkemizde de oynanmış, fakat basiretli ve hamiyetli Müslümanların ve vatandaşların ve idarecilerimizin, gayreti ile, Cenab-ı Hak ülkemizi o felaketten korumuştur.

Dipnotlar

114-Şadi Eren, Kur'an'da Teşbih Ve Temsiller, sh. 86

115-İşaratü'l İ'caz. Sh: 147

116- İşaratü'l İ'caz. Sh: 122-123

117- İşaratü'l İ'caz. Sh: 132

118- İşaratü'l İ'caz. Sh: 158

119- Şadi Eren, Kur'an'da Teşbih Ve Temsiller, sh.37

120-İşaratü'l İ'caz.Sh: 175

121-Ali Rıza Temel, İslam Davası Ve Münafıklar, Sh:108-109

122-Mektubat. Sh.361

123- http://www.anahabergazete.com/abd-hacli-savasinda-kullanacagi-islami-tarikatlari-nasil-arastirmis-haberi

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNDE AFFEDİLMEYECEK OLANLAR

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNDE AFFEDİLMEYECEK OLANLAR

"Şühûr-i selâse" denilen "üç aylar"ın ikincisi de Şaban ayıdır. Bilindiği gibi, üç ayla

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-7

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-7

2.İman ve nifak birbirine zıddır? a-“Hidayet ve dalalet birbirine zıt kavramlardır. (Çünk

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-6

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-6

4- KURUMSALLAŞMIŞ NİFAK VE MÜNAFIKLARLA İLGİLİ DAHA GENEL TESBİTLER: 1-NiFAK VE ZINDIKA:

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-5

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-5

b)Nifakın sosyal hayata bakan cihetleri: Kur’an münafıkların şahıslarını değil sıfatlar

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-3

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-3

3. Haramdan kaçınma İslâm’ın öngördüğü yasakların her birisi, hem fert ve toplum huzur

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-2

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-2

2. Merhamet: Karşılıklı hoşgörü, sevgi ve acıma duygusu Sosyal barışın önemli bir fakt

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-4

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-4

6. Münafık ahdi bozar. Sözünde durmaz: Tevbe suresinde:

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

3. MÜNAFIKLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ: Nifak ehlinin temel özelliklerinin ferdi hayata bakan yans

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

İslâm’da sosyal barış ve güven, Allah’ın büyük bir lütfu olarak ilan edilir. Aşağıd

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-2

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-2

2-İMAN VE NİFAK MUVAZENESİNDE NİFAKIN TEŞEKKÜLÜ VE KISIMLARI: “Kuran ve hadislerde kalbin

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-1

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-1

BİRİNCİ BÖLÜM: 1: NİFAKIN GENEL TARİFİ VE BAĞLANTI NOKTALARI: a) Nifak: “Küfrünü gi

Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur.

Zümre, 41

GÜNÜN HADİSİ

Hikmetli söz, müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa almaya en layıktır.

Tirmizi, İlim, 19.

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI