Cevaplar.Org implant

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-6

4- KURUMSALLAŞMIŞ NİFAK VE MÜNAFIKLARLA İLGİLİ DAHA GENEL TESBİTLER: 1-NiFAK VE ZINDIKA: -Nifak ve zındık kelimelerinin her ikisinin de lügat manaları aynıdır: a) ZINDIK: Müslümanlığını ortaya koyup küfrünü gizleyen kişidir. Bunlar İslâm’ın ilk döneminde daha çok münafık diye anılmıştır


Nail Yılmaz

naimyilmaz740@gmail.com

2017-04-24 17:42:32

4- KURUMSALLAŞMIŞ NİFAK VE MÜNAFIKLARLA İLGİLİ DAHA GENEL TESBİTLER:

1-NiFAK VE ZINDIKA:

-Nifak ve zındık kelimelerinin her ikisinin de lügat manaları aynıdır:

a) ZINDIK: Müslümanlığını ortaya koyup küfrünü gizleyen kişidir. Bunlar İslâm'ın ilk döneminde daha çok münafık diye anılmıştır. Hiçbir şekilde inanmayan kimseler olarak nitelendirilir. Tanımlamalara göre zındık açıkça veya gizli biçimde İslâmiyet'le ilgisini kesip küfrü benimsemiştir. İslâm'dan açıkça ayrılanlar ise mürted olarak nitelendirilir. Genelde zındık kelimesinin ilk defa hicri 124 (742) yılında idam edilen Ca'd b. Dirhem için kullanıldığı ifade edilir.(110) 

b) ZINDIKA ile MÜNAFIK arasındaki en büyük fark; münafıklar daha ziyade bireyseldirler, zındıka komiteleri ise, daha çok ekip halinde faaliyet gösterirler.

Bediüzzaman Hazretleri, Emirdağ Lahikasında, "Size söylememe kuvvetli manevi bir ihtar aldım" dediği bir mektubunda "zındıklar ve münafıklar şeytanı bile hayrette bırakacak bir plan çevirerek; bazı genç kızları bir kısım genç nur talebelerine musallat ederek, bazı zaifleri soğutmak ve vazgeçirmeye çalışmışlar"(111) demektedir.

 Nifak ve zındıka komitelerinin bu planları yeni değildir. Tarihte bunun en tipik misali, Hz Musa (a.s) zamanında yaşamış olan Bel'am B. Bâûrâ'dır .(veya Bel'am İbn Eber)

Ara'f Suresinin 175-176. Ayetlerinde Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz (a.s.m)'a şöyle buyuruyor:

" Habibim! Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz âyetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin olayını anlat. Dileseydik, onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler. " (A'raf, 7/175-176).

Müfessirlerin çoğunluğuna göre Kur'ân-ı Kerîm'de ismi zikredilmeksizin, ifadeleriyle kendisinden söz edilen kişi Bel'am b. Bâûrâ'dır. Bel'am b. Bâûrâ, Hz. Musa (a.s.) zamanında yaşamış ve sonradan irtidat etmiş olan bir din adamıdır. 

Dini ve tarihi kayıtlarda vakıa özetle şöyledir: "Rivayete göre Mûsa (a.s.), Ken'âniler' in Şam'daki topraklarına girmişti. Bu sırada Bel'am, el-Belkâ köylerinden Bal'â'da bulunuyordu. Ken'âniler'den bazıları Bel'am'ın yanına gelerek: "Ey Bel'am, Mûsa İbn İmrân İsrâiloğulları'nın başında olduğu halde bizi yurdumuzdan sürmek ve öldürmek üzere geldi. Sen duâsı kabul edilen bir kimsesin.

Onları defetmesi için Allah'a duâ et", dediler. Bel'am: "-Yazıklar olsun size! O Allah elçisidir; melekler ve mü'minler de onunla beraberdir; onlar aleyhine nasıl beddua edebilirim! Dediyse de Ken'âniler, Mûsa (a.s.) ve kavmine beddua etmesi hususunda ısrar ettiler. Oda onları kovdu.

Bunun üzerine Ken'âniler birçok altın ve gümüş alarak Bel'am'ın hanımına hediyeleri bırakıp isteklerini yenilediler. Ziynetlerin cazibesine dayanamayan Bel'am'ın hanımı nihayetinde Bel'am'ı beddua etmeye ikna etti. Altın gümüş ve çok sevdiği hanımın hatırı araya girince niyetin bozan Bel'am eşeğine binerek, İsrâiloğulları'nın çıkmakta olduğu dağa doğru ilerledi. Bu dağ, Husban dağıdır. Biraz gittikten sonra eşeği yere çöktü.

Bel'am aleyhinde bir delil teşkil etsin diye, Allah'ın izni ile konuşarak şöyle dedi: "Ey Bel'am, nereye gidiyorsun? Meleklerin önümde durarak beni yolumdan çevirdiklerini görmüyor musun? " Fakat Bel'am, buna aldırış etmeden eşeğini döverek yoluna devam etti. Nihayet eşek onu Husban dağına çıkardı, Mûsâ (a.s.)'ın ordusunun ve İsrâiloğulları'nın karşısına götürdü. Bel'am onlara bedduâ etmeye başladı; fakat İsrâiloğulları'na beddûa ederken Allah onun dilini kendi kavmi aleyhine çevirdi. Yanında bulunan halk, onun kendi aleyhlerine bedduâ etmekte olduğunu görünce:

"Ey Bel'am! Ne yaptığını biliyor musun? Sen İsrâiloğulları'na hayır duâda, bize bedduâda bulunuyorsun" dediler. O: "Ben bunu kendi ihtiyarımla yapmıyorum, Allah dilime hâkim oldu" dedi.

Ara'f Suresi 176. Ayette, bu hadise şöyle nakledilir: "Hâlbuki dileseydik onu onlarla (verdiğimiz âyetlerle) elbette yükseltirdik; fakat o, dünyaya meyletti ve nefsinin arzusuna uydu. İşte onun misâli, köpeğin misâli gibidir! Üzerine varsan da dilini çıkarıp solur, onu bıraksan da dilini çıkarıp solur! İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin misâli budur! Artık bu kıssayı (onlara) anlat; tâ ki düşünsünler."

(Bu) ayette, işaret edilen Bel'am kendisinde bazı İlahî kitapların bilgisi verildiği halde ilminin hilafına amel eden kötü âlimi anlatmakta. Dalalete düşmesi cehilden değil, ilimden. Bilerek küfrü imana tercih etmekte olduğu belirtilmektedir. Her devirde, ayetin tasvir ettiği tipleri görmek mümkündür.

Ancak Allah bu bedduayı onun kavmine çevirir; Bel'am'ın da Allah tarafından bir ceza olmak üzere dili göğsüne doğru sarkar. Artık dünya ve âhiretinin yıkıldığını düşünen Bel'am, hiç olmazsa kavmini kurtarmak için onlara Hz. Mûsâ ve İsrâiloğulları'na karşı kullanılmak üzere bir hile öğretir. Buna göre bu kavim bazı ahlakı bozuk kadınları süsleyerek Mûsâ'nın sefer halinde olan askerleri arasına gönderip, üst düzey komutanlardan bir kısmını baştan çıkarırlar. Bu hadise üzerine Mûsâ (as) kavminden binlerce kişi ya hastalanır veya ölür. "(112)

 Bu üç bin yıllık tarihi hadiseden günümüz hadiselerine ışık tutan şu noktalar çok önemlidir. Bunlar:

1.Dünyasını ve ahiretini yakacak kadar büyük cürme kalkışan, Bel'am b. Bâûrâ'nın bu hataya düşmesinin cehilden değil ilimden geliyor olması.

2.İlimle beraber "İsm-i a'zam'ı" bildiği için neredeyse ettiği her duasının kabul görecek kadar makbulünden sayıldığı ve peygamberlikten başka her türlü fazilet ve makamın sahibi olması.

3.Bel'am b. Bâûrâ O devirde hak din olan Mûsâ (as) dinine ve şeriatına bağlı olduğu halde, sırf nefsani ve dünyevi menfaat mülahazalarıyla müminlerin safında değil de kâfirlerin safında yer alarak müminler aleyhine beddua etmesi. Cenab-ı Hak da o bedduayı kendine çevirerek, ayette anlatıldığı gibi dilini bir karış sarkıtarak, soluyan köpek şeklinde tavsif edilmesi.

4. Cenab-ı Hak kendi eşeğini konuşturarak apaçık bir mucize gösterip, kendisini ikaz ettiği halde 'nasihat dinlemezler' ve artık "onlar geri dönemezler" ayetleri mucibince inadından vazgeçip geri dönmemiştir.

5. Mûsâ (as) ve kavmi ile mücadelede gayri ahlaki bir yola tevessül ederek, bütün semavi dinlerde yasak olan, zina ve fuhuş vasıtasını kullanmıştır.

 Bu tesbitler muvacehesinde günümüzdeki nifak hareketleriyle neredeyse bire bir örtüşen daha birçok noktalar bulmak mümkün. Daha fazla uzatmamak için, son bir noktaya temas ederek bu bölümü tamamlayalım. Bu zihniyet güya dine hizmet için, namaz, oruç ve tesettür gibi farzları füruat görüp askıya alarak, yalan, içki, rüşvet, gasp ve gerekirse suikastlara cevaz verecek kadar sapkınlaşabiliyor. Herkesçe malum olan bu küresel boyutlu nifak şebekesi, zina ve fuhuş gibi alçak silahları selefleri olan Bel'am b. Bâûrâ ve ekibi gibi bir sektör haline getirerek, çok yaygın ve etkin bir şekilde kullandığını, bu günlerde basında çıkan aktüel bir haberle örnekleyerek bu bölümü noktalayalım:

"Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden (15 Temmuz) Çatı Davası'nın 3. gününde geçmişte 'nifak harekâtının' askeri hizmetlerden sorumlu imamı olduğunu belirten, Hacettepe Matematik bölümü mezunu Çetin Acar dinlendi. (Çetin Acar bu örgüte 11 yaşında iken girmiş.)

Namusu şerefi üzerine ve Allah'a yemin ederek itirafçı olan Çetin Acar, (15 Temmuz nifak harekâtını yapan ekibin) 3 bin kişilik 'fuhuş ordusu' kurduğunu, kendilerine karşı çıkan yargı mensupları, siyasiler, yüksek rütbeli komutanlar ve milletvekillerinin koynuna bunları sokup şantaj yaptıklarını itiraf etti. Acar 'fuhuş Ordusu'nun başında da eski emniyet müdürü Cihangir Çelik'in olduğunu " olduğunu anlattı."

 Haber kaynakları:1.www.nabizhaber.com › Türkiye 12.1.2017 2.http://www.tevhidhaber.com/ Türkiye 12.1.2017 

3. http://www.habervaktim.com/haber/496967/feto-itirafcisi-3-bin-kisilik-fuhus-ordusu

 e) Kitap Yüklü Merkep örneği: "Kendilerine Tevrat verilip sonra onu taşımayanların meseli, ciltlerle kitap taşıyan merkebin meseli gibidir." (Cuma suresi 5. Ayet)

Ayet, Tevrat'ı bilip de onun gereğini yerine getirmeyen yahudileri âlimlerini, ciltlerle kitap taşıyan merkebe benzetir. Kitap yüklü merkep misali, ilmiyle amel etmeyen âlimleri nazara veren çok önemli bir örnek olduğu gibi ayrıca bu örnekte herkesin alacağı bir hissesi vardır. Merkebin kıymettar kitaplar taşımaktan payı, ancak ağırlık ve yorgunluktur. Onların manalarını bilmez, onlardan faydalanamaz, onların sahibi değildir..(113)

Dipnotlar

110-İslam Ansiklopedisi, 44.Cilt, sayfa: 391, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları

111-Emirdağ Lahikası: Sh.165

112- İslam Ansiklopedisi, 5.Cilt. sh: 389, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları

113- Şadi Eren, Kur'an'da Teşbih Ve Temsiller, Sh: 92

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞEYH SAFFETULLAH-I OHİNİ(1939-1989)

ŞEYH SAFFETULLAH-I OHİNİ(1939-1989)

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Son devrin bilinmeyen büyük âlimlerinden merhum Şeyh Saffetullah-ı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-157

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-157

Ders: 22. Mektup, 1. Mebhas(Uhuvvet Risalesi) İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hakk

HASAN BASRİ ÇANTAY ANLATIYOR

HASAN BASRİ ÇANTAY ANLATIYOR

Marmara İlahiyat Fakültesi emekli öğretim görevlilerinden İsmail Karaçam Beyefendi hatıratı

EHL-İ KİTAB’IN KESTİKLERİNİN HÜKMÜ-1

EHL-İ KİTAB’IN KESTİKLERİNİN HÜKMÜ-1

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdeder, yaradılmışların en hayırlısı, peygamberlerin sonuncu

GÜNÜMÜZDE ÜÇ TÜRLÜ MÜSLÜMAN TİPİ GÖRÜNÜYOR

GÜNÜMÜZDE ÜÇ TÜRLÜ MÜSLÜMAN TİPİ GÖRÜNÜYOR

1-Çözümü şiddette ve kaba kuvvette gören, önüne gelene kâfir damgasını vuran, kâfir damg

TANIDIĞIM EN NAMUSLU ADAM

TANIDIĞIM EN NAMUSLU ADAM

26 Aralık 1939 zelzelesinde Erzincan gibi, Sivas’ın Kuyuluhisar ilçesi de zarar görmüş, hasa

KENDİ DİLİNDEN BEDİÜZZAMAN-4

KENDİ DİLİNDEN BEDİÜZZAMAN-4

MEŞRUTİYET DÖNEMİ * Bin üçyüz yirmidörtte (1324) hürriyetin ilânı hengâmında mücahede

YALNIZLIĞIN VE MUTSUZLUĞUN İLACI!

YALNIZLIĞIN VE MUTSUZLUĞUN İLACI!

Yalnızlıktan dert yanan ve söylediklerimden çok memnun kalan bir dostumun hali, benim bu makaley

AKIL VERGİSİ

AKIL VERGİSİ

Dostlarından biri, Fransız kralı 15. Lui’ye; -Majesteleri, demiş. ‘ Akıl vergisi almayı

KIRK YILDIR OLMADI

KIRK YILDIR OLMADI

Yağmur eski şatonun camlarını kamçılıyor, rüzgar acı acı uluyordu. Misafir, suratı insana

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-156

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-156

Ders: Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s: 31 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Tebliğ Cemaati var ya, o merke

İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.

Lokman,6

GÜNÜN HADİSİ

Sahabilerim yıldızlar gibidir. Hangisine uysanız doğru yolu bulursunuz."

Rezin

TARİHTE BU HAFTA

*Kanije müdafaası(18 Kasım 1601) *Hz.Fatıma'nın(r.anha) Vefatı(22 Kasım 632) *İstanbul'un Müttefikler Tarafından İşgali(23 Kasım 1918) *Alparslan'ın Şehadeti(24 Kasım 1072) *Öğretmenler Günü(24 Kasım)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI