Cevaplar.Org implant

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-3

14-Sözde ve yeminde yalan söylemek. Bu da dilin afetlerinden, aynı zamanda ayıp ve günahların çirkinlerindendir. Hadis-i şerifte buyurulmuş k:


Vehbi Karakaş

vkarakas@sakarya.edu.tr

2017-01-23 16:24:41

14-Sözde ve yeminde yalan söylemek.

Bu da dilin afetlerinden, aynı zamanda ayıp ve günahların çirkinlerindendir.

Hadis-i şerifte buyurulmuş k: 

ثلاثة لا يكلِّمهم الله يوم القيامة ولا ينظر إليهم ولا يزكِّيهم ولهم عذاب أليم: الْمُسْبِل إزارَه والمنّان الذي لا يعطي شيئاً إلا مَنَّه، والمنفِق سِلْعته بالحَلِف الكاذب 

"Üç zümre vardır ki, Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Ve onlara can yakıcı bir azap vardır. Elbiselerini kibirle sürüyerek yürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve malına yalan yeminle revaç verip satmaya çalışan..."[52]

Hz. Rasûl (sav): "Kulun imanı doğru olmaz, kalbi doğru olmadıkça; kalbi doğru olmaz, dili doğru olmadıkça. Komşusu eziyetlerinden emin olmayan kişi cennete giremez."[53]  

15-Gıybet etmek.

Dilin afetlerinden biri de gıybettir.

Gıybetin,

 "Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?"[54]

ayetinde ölü eti yemeğe benzetilmesi, çok iğrenç bir fiil olduğuna işarettir. 

Efendimiz bir gün ashabına, "Gıybet nedir, bilir misiniz?" diye sorar. Sahabi "Allah ve Peygamberi daha iyi bilir" cevabını verince, Peygamberimiz:"Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır." buyurur. Sahabi; "Ya söylediğim kardeşimde varsa?" deyince, Peygamberimiz: "Eğer söylediğin onda varsa, gıybet etmiş olursun. Şayet söylediğin onda yoksa, o takdirde ona iftira atmış olursun." cevabını vermiştir.

Yine buyurmuşlar ki:"Her kim dilini ve tenasül uzvunu kötülükten koruyacağına dair bana söz verirse, ben de onun cennete girmesine kefil olurum."[55]

Hz. Aişe bir gün Efendimiz'e Hz. Safiyye'nin boyunun kısa oluşunu dile getirir. Bu sözden hiç hoşlanmayan Allah Rasulü (sas),

"-Aişe! Öyle bir söz söyledin ki eğer o söz denizin suyu ile karışsaydı herhalde onun tadını ve kokusunu bozardı."diyerek eşini uyarır.

Tersten bir yaklaşımla gıybete muhalefet edenin mükâfatını ifade eden bir hadis: "Bir kimse kardeşinin ırz ve şerefini çekiştirene karşı onu savunursa, Allah kıyamet günü o kimseyi cehennemden uzaklaştırır."[56]

Muaz b. Cebel bir gün Efendimiz'e kendisini cennete koyacak ve cehennemden uzaklaştıracak amelleri söylemesini ister. Efendimiz:

"Allah'a şirk koşmamak, O'na ibadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak, haccetmek, sadaka vermek,

Allah yolunda malıyla canıyla mücadele etmek." der ve ardından "Bu dediklerimden hepsinin yerini tutan nedir, söyleyeyim mi?" diye sorar. "Evet" cevabını müteakip eliyle dilini tutup:

"İşte buna sahip çıkmaktır.!" der.

Hz.Muaz'ın taaccüp içinde "Biz söylediğimiz sözlerden hesap mı vereceğiz." sorusunu da şöyle cevaplar: "Ey annesinin kuzusu! İnsanları cehenneme yüzüstü düşüren dilleriyle kazandıklarından başkası mıdır zannediyorsun?"[57]

Gıybeti edilen adam aleni günah işleyen biri ise, işlediği günahtan da sıkılmıyorsa, hatta işlediği sanatı ve seyyiatıyla iftihar ediyor, zulmüyle de lezzet alıyorsa, böyle utanmadan günah işleyenin gıybeti caizdir.[58]

Aksi halde ateşin odunu yiyip bitirmesi gibi, gıybet de insanın salih amellerini yer, bitirir.

Eğer bir insan gıybet eder veya isteyerek dinlerse; derhal " Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı bağışla." demeli, sonra da gıybeti yapılan adama nerde rastlanırsa, orada "Hakkını helal et, beni bağışla." demeli, özür dilemeli ve helallik almalıdır.[59] 

Su-i zan

Su-i zan da kalb ile gıybettir. Peygamberimiz buyurmuşlar ki:

"Su-i zandan çekininiz; çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin eksiğini-gediğini görmeye ve işitmeye çalışmayın, hususi hayatlarını araştırmayın. Satın almayacağınız bir malın fiyatını, müşteri kızıştırmak için artırmayın. Birbirinize haset etmeyin, düşmanlık yapmayın, arkanızı çevirip küsmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun, kardeş!"[60]

16-Nemime-Söz götürüp getirmek.

Dilin afetlerinden biri de muhbirliktir. Yani söz taşıyıcılığı yapmaktır.

وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ

"İnsanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline!"[61]

Ayetteki "hümeze"nin, ve Leheb suresindeki "hammaletelhatab" ifadelerinin "nemmam=söz taşıyan" anlamında olduğu da ifade edilmiştir. Peygamberimiz, "Nemmam (muhbirlik yapan) cennete giremez."[62] Buyurmuştur. Nemimenin hakikati, sırrı ifşadır. Saklı kalması gerekeni açığa çıkarmaktır.[63] 

17-İki yüzlü söz söylemek.

Dilin afetlerinden biri de budur. İki yüzlü söz, bir adamın yanınızda iken hakkınızda iyi söylediği, yanınızda değilken kötü söylediği sözdür. Bunu ancak münafıklar yapar. Böyle insanlardan korkulur. Böyleleri hürmet bile görür. İyi olduğu için değil, şerrinden korkulduğu için. Peygamberimiz:

"Ey Aişe! İnsanların en kötüsü, şerrinden korkulduğu için hürmet ve ikram gören insandır." Buyurmuştur.[64]

18-Medh ve senada bulunmak.

Dilin afetlerinden biri de birini övmektir. Neden övmek yasaklanmıştır? Övgüde altı afet vardır. Dördü öven içindir, ikisi de övülen içindir.

Öven için afetlerden:

Biri, övgüde aşırı gider, sonu yalana çıkar.

İkincisi, övgüye bazen riya girer. Adam dıştan över, halbuki içten nefret etmektedir. Böyle biri riyakâr münafık olur.

Üçüncüsü, araştırmadığı ve hakkında kesin bilgisi olmayan şeyi söylemiş olur.

Dördüncüsü, övdüğü şahıs zalim ve fasık birisi ise, böyle birini övgüsüyle şımartmış olur. Bu da caiz değildir. Çünkü bu haliyle zalimin zulmüne fasıkın fıskına ortak olmuş olur. Hasan-i Basrî (ra) demiş ki: "Kim bir zalimin ömrünün uzun olması için dua ederse, o, yeryüzünde Allah'a isyan edilmesine razı olmuştur."

Övgünün, övülene zararlarına gelince:

1-Övgü, övülende kibir ve ucup oluşturur. Kibir, büyüklenme, ucup kendine ve ameline güvenmedir. Bunların her ikisi de öldürücüdür, katildir. Birini öldürmek istiyorsanız onu övün, alkışlayın, pohpohlayın. "Senin gibi, bir yiğit, bir kahraman yoktur." deyin.

2-Övülen şahıs, övüldüğünde sevinir, kabarır, şımarır, "sen ne imişsin be abi" havalarına girer. Allah'ın lütfunu, başarısını kendinden görmeye başlar. Allah da acil ceza vermez. Bu hal git gide onun için istidraç olur. Yani bir insan bir nimete layık olmadığı halde o nimet ona artarak veriliyorsa bu onun için nimet değil, nikmettir, beladır. Ama o bunu anlayamamaktadır. Onu bu noktaya getiren hak ettiği veya hak etmediği övgülerdir. Bu tip övgülerden, hem övenlerin ve hem de övülenlerin yılandan akrepten hatta ejdarhalardan kaçar gibi kaçmaları, kaçınmaları gerekmektedir.

Övülen hep içinde bir sızı taşıması ve kendi kendine demesi lazım:

Ey beni methedenler! Eğer siz beni hakkıyla tanımış olsaydınız bu övgüleri bana vermezdiniz. Nitekim halk tarafından yapılan övgüler kulağına gelen Hz. Ali (ra) şöyle dua etmiş:

Allahım! İnsanların bilmeden yaptıkları övgülerden dolayı beni bağışla, söyledikleri övgülerden dolayı beni cezalandırıp rüsva eyleme, beni zannettiklerinden daha hayırlı eyle![65]

19-Lafzın inceliklerine riayet etmeden konuşmak, hatalı konuşmak.

Dilin afetlerinden biri de budur. Allah ve sıfatlarıyla ilgili konuşmalarda çok dikkatli olunmalıdır. Rasûlullah (sav) Efendimiz de bizi şu hadisiyle uyarmaktadır: "Sizden biriniz, Allah dilerse ve ben de istersem, demesin. Ancak "Allah dilerse, Ondan sonra da ben istersem" desin. Birinci söyleyişte kendisini Allah'a ortak ve eşitleme sezildiğinden saygısızlık anlamı görülmektedir. "Allah'a ve sana sığınırım""Allah ve falan olmasaydı" gibi ifadeler de böyledir. Bunun yerine "Önce Allah'a, sonra da sana sığınırım", "Allah, sonra da falan olmasaydı" şeklinde söylenmelidir. İbn-i Abbas (ra) da demiştir ki: "Sizden her biriniz şirke düşebilirsiniz, hatta kişi köpeği ile bile şirk koşar da şöyle der: Eğer bu köpek olmasaydı, gece hırsızların şerrine uğramış olurduk."

Ebu Hureyre (ra) diyor ki, Rasulullah (sav) bizi şöyle uyardı: "Sizden biriniz erkek ve kadın kölelerine benim kullarım, demesin. Benim hizmetçilerim, desin. Çünkü erkek-kadın hepiniz Allah'ın kullarısınız. Köleler de efendilerine "Benim Rabbim" tabirini kullanmasınlar. "Benim efendim" tabirini kullansınlar. Çünkü hepiniz Allah'ın kullarısınız, Allah da hepinizin Rabbidir.

Peygamberimiz (sav) buyurmuşlar ki: "Münafığa "efendimiz" demeyiniz. Çünkü o sizin efendiniz olursa, Rabbinizi kızdırmış olursunuz." [66]

20-Alim olmayan avamın, anlayamayacağı meseleleri sorması.

Bu da yine dilin afetlerindendir. Alim olmayanlara düşen, salih amellerle meşgul olmaktır ve teslimiyettir. Şeytan böyle kimseleri dürter: Sen de ulemadansın, fazilet ehlisin, der. Böyle diye diye ona küfür kelimelerini sevdirir, söyletir. Kendisine lazım olmayan meselelerle uğraştırır.

Rasûlullah (sav), ümmetini kîl u kaldan, (dedikodudan) ve çok sualden menetmiştir.[67]

Dipnotlar

[52] Müslim, İman, 171-174; Tirmizi, Buyû, 5; Ebû Davud, Libas, 25

[53] Ahmet b. Hanbel, III, 197

[54] Hucurât, 49/12

[55] Buhari, Rikak, 33

[56] Tirmizi, Birr, 20

[57] Tirmizi, İman, 8

[58] Ayrıca gıybetin caiz olduğu yerler için bkz. Ed-Dımışkî, aynı eser, 224-225

[59] Orijinali ve geniş bilgi için bkz. Nursî, Said, Mektubat, 22. Mektup, Hatime, 268

[60] Buhari, Edep, 57

[61] Hümeze, 104/1-2

[62]Riyazüs Salihin, hn. 1537

[63] Bkz. Ed-Dımışkî, aynı yer, 226

[64] Aynı yer, 227

[65] Bkz. Ed. Dımışkî, aynı yer, 227

[66] (Ebu Davud, Edeb, 83)

[67] Buhârî, İ'tisâm: 2; Müslim, Hacc: 412, (1337); Tirmizî, İlm: 17

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YALNIZLIĞIN VE MUTSUZLUĞUN İLACI!

YALNIZLIĞIN VE MUTSUZLUĞUN İLACI!

Yalnızlıktan dert yanan ve söylediklerimden çok memnun kalan bir dostumun hali, benim bu makaley

ÇEŞİTLİ MESELELER

ÇEŞİTLİ MESELELER

1. Ömrünü faydalı şeylerde harcamak: Bil ki; iman sahiplerinin ömürlerini dini ilimler gibi

FASIKLAR VE SILA-İ RAHİM

FASIKLAR VE SILA-İ RAHİM

“Fasık”ın anlamı, Allah’a itaat etmeyen, emirlerini tutmayan, yasaklarından kaçmayan, ita

ÖNEMLİ MESAJLAR İÇEREN BİR DÜĞÜN KONUŞMASI

ÖNEMLİ MESAJLAR İÇEREN BİR DÜĞÜN KONUŞMASI

Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillah, vassalatü vesselamu ala Rasûlillah, Sevgili kardeşler

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

Müslümanlar arasında kaosa, kavgaya ve gerilime sebep olan hastalıkların başında kin, hased v

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

Bu sabah namazından sonra hem yürüme seansımı, hem de dua ve tesbihatımı tamamlamak için ter

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

Ramazan ayının bu son gününde ve bayram arefesinde başta nefsime, sonra da bütün Müslüman k

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

Kadir Gecesi, dua gecesi, ibadet gecesi, tevbe gecesi karar gecesi, günahlara veda gecesi, Allah’

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

İnsanlık camiasının fert ve toplum hayatında, huzur ve barışın, güven ve emniyetin, sevgi v

NİYET VE NAZAR

NİYET VE NAZAR

Niyet, bir sözün, bir eylemin asıl muharriki olan gayedir. Ameller rengini bu niyetten alır. İy

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

Bil ki ilim öğrenmek beş kısma ayrılır: BİRİNCİSİ: FARZ OLAN İLİMLER. Bu da kendi aras

SİTE HARİTASI