Cevaplar.Org

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-2

5-Husumet=Düşmanlık beslemek. Düşmanlık, münakaşa ve mücadeleden hemen sonra gelir. Husumet, her kötülüğün başı ve başlangıcıdır. Zaruret olmadıkça husumetin kapısını açmamak gerek. Zaruret olduğunda da dili ve kalbi husumeti derinleştirecek çirkin ve ağır sözlerden korumak icap eder. Çünkü Allah: “İnsanlara güzel söz söyleyin.”[24] Buyuruyor


Vehbi Karakaş

vkarakas@sakarya.edu.tr

2017-01-16 11:49:45

5-Husumet=Düşmanlık beslemek.

Düşmanlık, münakaşa ve mücadeleden hemen sonra gelir. Husumet, her kötülüğün başı ve başlangıcıdır. Zaruret olmadıkça husumetin kapısını açmamak gerek. Zaruret olduğunda da dili ve kalbi husumeti derinleştirecek çirkin ve ağır sözlerden korumak icap eder. Çünkü Allah: "İnsanlara güzel söz söyleyin."[24] Buyuruyor.

İbn-i Abbas (ra) demiş ki: "Allah'ın halkından biri sana selam verirse, selamına karşılık ver; o selam veren Mecusi de olsa. Çünkü Allah:

وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا

"Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır."[25]Buyurmuştur. 

Hadis-i şerifte: "Temiz ve güzel söz sadakadır."[26] Buyurulmuştur.

Ebulaşey diyor ki; "Muhabbete en lâyık şey muhabbettir; ve husûmete en lâyık sıfat husûmettir. Düşmanlığın vakti bitti. İki dünya savaşı, düşmanlığın ne kadar fena ve tahrip edici ve dehşetli zulüm olduğunu gösterdi. Öyleyse, düşmanlarımızın kötülükleri -tecavüz olmamak şartıyla-düşmanlığımızı harekete geçirmesin, eyleme dönüştürmesin. Cehennem ve Allah'ın azabı yeter onlara…

Bazen insanın gururu ve egoistliği, kendi düşüncesini kendine haklı gösterir, şuursuz ve haksız olarak müminlere karşı düşmanca tavır takınmaya götürür. Bu da ayrı bir zulümdür. Düşmanlığın önemsiz sebeplerini, muhabbetin dağ gibi sebeplerine tercih etmek te bir divâneliktir.

Sözün özü: Sevgi ve kardeşlik, İslâmiyet'in karakteri ve bağıdır. Düşmanlığı karakter haline getirmiş kimseler, kimyası bozulmuş bir çocuğa benzer; ağlamak ister; bir şey arar ki onunla ağlasın. Sinek kanadı kadar önemsiz bir şey ağlamasına bahane olur. Hem insafsız bir adama benzer ki, su-i zan mümkün oldukça hüsn-ü zan etmez.

Bir kötülükle on iyiliği örter. İslâmî bir değer olan insaf ve hüsn-ü zan prensibi bunu kabul etmez.[27]
Medenîlere üstün gelmek iknâ iledir, söz anlamayan vahşîlere yapıldığı gibi zor kullanmakla değildir. Biz muhabbet fedâileriyiz; husûmete vaktimiz yoktur.[28]

6- Birini taklit ederek yapmacık bir şekilde konuşmak, kendini secili-kafiyeli konuşmaya zorlamak.

Bu da dilin afetlerindendir, lanetlenmiş konuşma tarzlarından biri de budur. İnsan sözünde, sohbetinde kendi gibi olmalıdır.

7- Sövmek, çirkin ve hakaret içerikli sözler söylemek.

Bu da dilin afetlerindendir. Hz. Peygamber (sav): "Sizi, çirkin ve yüz kızartıcı sözler söylemekten, ahlaksızlıktan sakındırırım. Şüphesiz Allah, çirkin sözü ve ahlaksızlığı, sokaklarda bağırıp çağırarak çevreyi rahatsız edenleri sevmez."[29] Buyurmuşlardır.

Hz. Peygamber (sav) bırakın müminleri, Bedir savaşında öldürülen müşriklere bile sövmeyi ve hakaret etmeyi Müslümanlara yasaklamıştır: "Onlara sövmeyin. Sizin sözlerinizden hiçbir şey onlara ulaşmaz. Bunlara hakaret etmek ve sövmekle, sadece dirilere eziyet emiş olursunuz."[30]"Mümin adam, kınayan, ayıplayan, lanet okuyan, çirkin ve müstehcen sözler söyleyen biri değildir."[31] Diyerek Müslümanın temizliğini, nezaket ve güzelliğini ortaya koymuştur.[32]

Biri geldi:

-Ey Allah'ın Rasulü! Bana ne tavsiye edersin, dedi. Hz. Rasûl şunları söyledi:

-Öncelikle sana Allah'tan korkmayı, (Allah'ı sevmeyi ve saymayı) tavsiye ederim. Bir kimse seni, sende olduğunu bildiği bir şeyle ayıplarsa, sen onu onda olduğunu bildiğin bir şeyle ayıplama. Vebal ve günah ona, sevap ve mükâfat sana kalsın. Ona asla ve asla sövüp hakarette bulunma."[33]

"Mümine sövmek günahtır, onunla savaşmak ta küfürdür, inkârdır."[34] 

"Anasına-babasına söven melundur."[35] 

"Kişinin anasına-babasına sövmesi en büyük günahlardandır." Dediler ki:

-Ey Allah'ın Rasulü! Kişi nasıl anasına-babasına söver? Cevap buyurdular:

Biri, bir başkasının ana-babasına söverse, o da döner sövenin anasına-babasına söver. Böylece kişi kendi anasına-babasına sövmüş olur."[36]

8-Lanet okumak.

Dilin afetlerinden biri de budur.

Lanet ya canlıya, ya cansıza, ya da insana okunur. Bunların hepsi çirkindir, kınanmıştır. Peygamberimiz buyurmuş: "Mümin lanetçi olamaz."[37]

"Ölülere de sövmeyin. Dirilere eziyet etmiş olursunuz."[38] Hatta zalime de beddua edilmesi istenmemiştir. Bu hususta da Peygamberimiz buyurmuşlar ki: "Zulme uğrayan kişi, zalime beddua ederse (kötü bir söz söylerse) denkleşmiş, fitleşmiş olurlar."[39] Mazlum insan, susarsa, kendi savunmasını Allah'a havale etmiş olur. Allah da zalimin hasmıdır. Hangi güç Ona dayanabilir? O, nice zalimin defterini dürmüş, hesabını görmüştür!

9-Şarkı, türkü ve şiir söylemek.

Bu da dilin afetlerinden sayılmıştır. Tabii bütün şarkılar, türküler ve şiirler değil. Şarkılar, türküler ve şiirler, şehevî ve hayvanî duyguları harekete geçiriyorsa, içinde argo ve müstehcen kelimeler barındırıyorsa, böyle şarkılar, türküler ve şiirler afettir. İlahî nağmeleri seslendiren, ilâhî ve nebevî aşkı işleyen, ibadet duygusunu aşılayan, Allah'ı ve ahireti hatırlatan şarkı, türkü ve şiirler meşrudur, mubahtır, hoştur.

10-Mizah ve şaka yapmak,

Şakaya devam edilmemeli, şakada aşırılığa düşülmemelidir. Bunun aşırısı, insanın vakarını, heybetini ve saygınlığını bitirir. Hakkaniyet ölçüleri içinde şaka caiz görülmüştür. Nitekim Peygamberimiz de şaka yapmıştır. Ama Peygamberimiz:

"Ben de şaka yaparım, ama ben sadece doğruyu konuşurum; haktan başka bir şey söylemem."[40]  demiştir.

Şakalarına misaller:

Seni bir devenin yavrusuna bindireceğim

"Bir adam Peygamber (sav.)'e geldi: "Ey Allah'ın Resulü! Beni bir deveye bindir!" dedi. Resulullah da: "Ben seni bir devenin yavrusuna bindireceğim!" buyurdu. Adam: "Ya Resulallah, ben deve yavrusunu ne yapayım (ona binilmez ki)!" deyince Hz. Peygamber: "Acaba deveyi deveden başka bir mahluk mu doğurmuştur? (Her deve, bir devenin yavrusu değil midir?)" buyurdular"[41]

Enes'e (ra), şaka maksadıyla zaman zaman: "Ey iki kulaklı!" derdi.[42]

Hiçbir İhtiyar Kadın Cennet'e Girmeyecektir !

Enes'in anlattığına göre, yaşlı bir kadın Resulullah'a gelmiş ve Cennet'e gidebilmesi için Ona dua etmesini rica etmiştir. Allah Resulü'nün ona: "Hiçbir ihtiyar kadın Cennet'e girmeyecektir!" demesi üzerine, kadın üzülerek ağlamaya başlamıştı. Bunun üzerine buyurdu ki: "Sen cennete gireceksin, ama ihtiyar olmayacaksın, genç olarak gireceksin. Çünkü cennette ihtiyarlık yok. Yüce Allah: 'Biz onları yeniden yaratacağız ve onları genç bakireler yapacağız."[43] buyuruyor. 

Şu Gözünde Ak Olan Adam mı?

Ümmü Eymen adlı bir kadın, Hz. Peygamber'e gelerek, "Ey Allah'ın Rasulü! kocam sizi eve davet ediyor" dedi. Peygamberimiz: "Kocan kim? Şu gözünde ak olan adam mı?" dedi. Kadın: "Hayır, kocamın gözünde ak yok" deyince Hz. Peygamber: "Nasıl olmaz, herkesin gözünde ak var." Diyerek tatlı ve doğru bir şaka yaptığını ortaya koymuştur.

Şakacılığı Meşhur Nuayman Resulullah'a Bile Birçok Kez Şaka Yapmıştır

Şakacılığı en çok meşhur olan Nuayman (ra), Resulullah'a bile birçok kez şaka yapmıştır. Anlattığına göre, Medine pazarına turfanda veya güzel bir yiyecek gelince onu veresiye alır, Resulullah'a "hediye" olarak getirir, ödeme zamanı gelince, Hz. Peygamber'e gelerek, "hediye" sinin karşılığını isterdi. Resulullah: "Sen onu bana hediye etmiştin, ne oldu?" deyince, o da: "Bu güzel şeyi Sana layık gördüm, param olmadığı için böyle yaptım" derdi. Resulullah da Nuayman'ı hep gülerek karşılar ve ona hiç kızmazdı.

Rasûlullah'a (sav) Kısas Yapmak İsteyen Adam

Ensardan mizahçı/şakacı bir zat vardı. (Bir gün yine) Konuşup yanındakileri güldürürken Resulullah (sav.) elindeki çubuğu (şaka yollu) adamın böğrüne dürttü. Bunun üzerine adam: "Ey Allah'ın Resulü, (canımı yaktınız.) Müsaade edin kısas yapayım!" dedi. Allah Resulü de: "Haydi yap!" buyurdu. Adam: "Ama üzerinizde gömlek var, benim üzerimde yoktu (kısasın tam olması için çıkarmalısınız!" dedi. Adamın talebi üzerine, Peygamberimiz gömleğini kaldırıp böğrünü açtı. Adam, açılan yerden Resulullah'ı saygıyla öptü ve: "Ben bunu arzu etmiştim ey Allah'ın Resulü!" dedi.[44] 

Zahir bizim köyümüz, biz onun şehriyiz

Zahir bin Harun adlı bir zat, çölden hediyelerle birlikte Resulullah'a gelirdi. Resulullah da ayrılacağı zaman Zahir'in ihtiyaçlarını tedarik ederdi. Resulullah: "Zahir, bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz" buyururdu. Sert yapılı ve biraz da yakışıklı olmayan bir adam olmasına rağmen onu severdi. Bir gün Resulullah, ürünlerini sattığı sırada Zahir'e yaklaşmış ve arkadan iki eliyle onun gözlerini kapatmıştı; Zahir arkasına dönemiyor, kim olduğunu göremiyordu. "Bırak gideyim, Kimsin sen?" dedi. Resulullah (sav): "Kim bu köleyi satın alacak, kim bu köleyi satın alacak?" diye seslendi. Zahir; "Ey Allah'ın Resulü! Benim gibi çirkin bir adamı kim alır?" deyince, Resulullah şöyle cevap vermişti: "Hayır; ey Zahir, senin Allah katında değerin çok yüksek."[45] 

11-Alay ve istihza etmek.

Dilin afetlerinden birİ de alay ve istihzadır. Haram kılınmıştır. Çünkü alay, hafife alma, hakir görme ve birinin üstüne gülmedir. Bu sözle, fiille olduğu gibi, işaret ve ima ile de olur. İlgili ayetlerden biri şudur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَومٌ مِّن قَوْمٍ عَسَى أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاء مِّن نِّسَاء عَسَى أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

"Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de alaya alınanlar, alaya alanlardan daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki alaya alınanlar, alaya alanlardan daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir."[46]

12-Sırrı ifşa etmek.

Dilin afetlerinden biri de sırrı ifşa etmektir. Gizli durması gereken bir sözü ifşa etmek hıyanettir ve haramdır. Hadis-i şerifte: "Söz, aranızda emanettir"[47] buyurulmuştur.

13-Yalan vaadde bulunmak, verilen sözden dönmek, dilin afetlerindendir. Allah: buyuruyor; "Ey iman edenler! Sözlerinizi yerine getirin. Anlaşmalarınıza sadık kalın."(bkz: Maide:1)

 Allah, Peygamberi İsmail'i övüyor: "O sözü doğru biri idi."[48]

Peygamberimiz, buluşma noktası olarak tesbit edilen yerde, muhatabını üç gün beklemiş, üçüncü gün verdiği sözü hatırlayıp gelen gence: "Delikanlı! Bana meşakkat verdin, üç gündür ben seni burada beklemekteyim,[49] demekle yetinmiştir.

Hadis-i şerifte buyurulmuş ki: "Üç şey münafığın alametlerindendir:

1-Konuştuğu zaman yalan söyler,

2-Söz verdiğ zaman sözünden döner,

3-Emanet edildiği zaman emanete hıyanet eder.[50] Başka bir hadisde de böyle bir adam, "oruç tutsa da, namaz kılsa da ve kendisinin Müslüman olduğunu iddia etse de."[51] Münafığın alametlerini taşımaktadır. Derhal bu Müslüman tevbe etmeli ve kendisinde bulunan bu alametleri terk etmelidir.

-devam edecek-

Dipnotlar

[24] Bakara, 2/83

[25] Nisa, 4/86

[26] Buharî, Edep, 34

[27] Hutbe-i Şamiye, 4. Kelime, 56-59

[28] Divân-ı Harb-i Örfî, s. 64;

[29] Bkz.; El-Kasım ed-Dımışkî, Cemalüddin, Mevızatü'l-Mü'minîn min İhya-i Ulumiddin, 207-230

[30] Bkz. El-Kasım ed-Dımışkî, aynı eser, 211

[31] Tirmizi, Birr, 48. IV, 350

[32] Bkz. El-Kasım ed-Dımışkî, aynı eser, 211

[33] İbn-i Hıbban, Nesai, Buhari, el Edebü'l müfred,403

[34] Buhari, İman, 36; Müslim, İman, 116

[35] Buhârî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi

[36] Müslim, İman 146

[37] Tirmizi, Birr, 48

[38] Hadisin lafzı Tirmizî´ye aittir, 3/238, Ahmed, Müsned, 4/252,

[39] Kitabü'z- Zühal Ve'r-Rekaik:169

[40] Tirmizi, Birr, 57

[41] Tirmizi, Birr 57; Ebu Davud, Edeb 84, 92.

[42] Tirmizi, Birr 57; Ebu Davud, Edeb 92. 

[43] Vakıa, 56/35-36; Tirmizî, Şemail.

[44] Ebu Davud, Edeb 160.

[45] Ahmet b. Hanbel, III, 161

[46] Hucurat, 49/11

[47]Mecmau'z-Zevaid, h. no: 13168

[48] Meryem Suresi: 19/54

[49] Ebu Davud, Edeb 90, (4996).

[50] Müslim, İman, 25

[51] Aynı yer.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

Müslümanlar arasında kaosa, kavgaya ve gerilime sebep olan hastalıkların başında kin, hased v

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

Bu sabah namazından sonra hem yürüme seansımı, hem de dua ve tesbihatımı tamamlamak için ter

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

Ramazan ayının bu son gününde ve bayram arefesinde başta nefsime, sonra da bütün Müslüman k

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

Kadir Gecesi, dua gecesi, ibadet gecesi, tevbe gecesi karar gecesi, günahlara veda gecesi, Allah’

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

İnsanlık camiasının fert ve toplum hayatında, huzur ve barışın, güven ve emniyetin, sevgi v

NİYET VE NAZAR

NİYET VE NAZAR

Niyet, bir sözün, bir eylemin asıl muharriki olan gayedir. Ameller rengini bu niyetten alır. İy

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

Bil ki ilim öğrenmek beş kısma ayrılır: BİRİNCİSİ: FARZ OLAN İLİMLER. Bu da kendi aras

VAAD ETTİKLERİYLE ÜÇ AYLAR

VAAD ETTİKLERİYLE ÜÇ AYLAR

Üç aylar... Recep, Şaban ve Ramazan… Bu aylar, çok mübarek zaman dilimleridir. Maddî ve mâ

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-3

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-3

5 Ağustos 1942’de Cemiyetin azaları İngilizlerin Hindistan’ı terk etmeleri gerektiğine dair

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

A-MÜ’MİNLERİN ÖZELLİKLERİ 1-Müttekîdir 0nlar. Yani Allah’ın yasaklarından uzak dururl

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

Velakin bahsedilen bu alimler İngilizlerin bütün emellerini boşa çıkardılar ve kurdukları g

O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.

Mücadele,6

GÜNÜN HADİSİ

"Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti de namazdır."

Münavi

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI