Cevaplar.Org implant

ŞEHİTLER VE ÖZELLİKLERİ

Şehid, ism-i fail manasında şahid, ism-i meful manasında da meşhuddur. O, Cenab-ı Hakk’ın huzurunda diri olduğu için şâhiddir, görür: Cenneti görür, Cemalullah’ı görür.


Vehbi Karakaş

vkarakas@sakarya.edu.tr

2017-01-12 08:27:57

Şehid, ism-i fail manasında şahid, ism-i meful manasında da meşhuddur.

O, Cenab-ı Hakk'ın huzurunda diri olduğu için şâhiddir, görür: Cenneti görür, Cemalullah'ı görür.

O, aynı zamanda meşhuddur. Melaike-i kiram tarafından cennette görülür. Canını Allah yolunda verdiğine dair hakkında şehadet edilir.(1)

Şehadet yani şehitlik, büyük bir mertebedir. Allah yolunda canını feda eden bir Müslümana Allah'ın bir lütfu ve armağanıdır. Çoğulu şühedadır.(2)

Allah, şehitlerin ölmediğini ve diri olduklarını haber veriyor ve buyuruyor:

وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ

"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz."(3)

Yunus öldü deyi sala verirler

Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez.

Şehit de bir aşıktır. Allah aşk ve sevdasına tutulduğu için, gerektiğinde canını Ebedî ve Ezelî Sevgilisi olan Allah uğruna feda etmekten geri durmaz. Vücudunu Mucidine feda eder, şehadet rütbesini alır ve cennete uçar. Çünkü bu fedakârlığın karşılığı, ancak rütbelerin en yükseği şehadet ve ülkelerin en güzeli cennet olabilir.

ALLAH ŞEHİTLE PERDESİZ KONUŞUR

Cabir b. Abdullah anlatıyor (ra):

Babam Abdullah b. Amr b. Harem Uhud'da şehit düşünce Rasulullah (sav) bana:

"Ey Cabir! Dedi. Ben sana Allah Teala'nın babana söylediklerini haber vereyim mi? Ben de:

-Buyur ey Allah'ın Rasûlü! Dedim. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu:

-Allah her kimle konuşmuşsa perde arkasından konuşmuştur. Fakat senin babanla perdesiz konuştu. Karşısına aldı, şöyle buyurdu:

-İste benden ne istersen, istediklerini sana vereceğim." O da:

-Ya Rabbi! Beni dünyaya gönder. Senin uğrunda ikinci defa öldürüleyim, dedi. Şehidin bu arzusuna Yüce Allah şu cevabı verdi:

-Ben, ölenler dünyaya bir daha dönmeyecekler, diye hükmettim.

Bunun üzerine (şehit baban) şöyle dedi:

-Öyleyse Allahım! Bu hükmünü dünyada kalanlara ulaştır. Bunun üzerine Allh da Al-i İmran suresinin şu ayetlerini indirdi:

وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُواْ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bil'akis onlar Rableri kafında diridirler. (Öyle ki Allah'ın) lutf-ü inayetinden, kendilerine verdiği (şehidlik mertebesi) ile hepsi de şâd olarak (cennet ni'metleriyle) rızıklanırlar.. Arkalarından henüz onlara katılamayan şehid dindaşları hakkında da: «Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir, diye müjde vermek isterler."(4)

Bir başka hadislerinde Peygamberimiz buyurmuşlar ki:

"Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp on kere şehit olmayı temenni eder. "(5)

ŞEHİTLERİN KANLI ELBİSE İLE GÖMÜLMELERİ

Onların yıkanmamaları ve kanlı elbise ile gömülmeleri imtiyazlı birer varlık olduklarının nişanesidir. Onların üstündeki kan bir ibadet eseridir. Bu yüzden o kanlar silinmez ve yıkanmaz.(6)

ŞEHİT OLMANIN BİRİNCİ ŞARTI

Şehit olmanın birinci şartı Müslüman olmak ve Müslüman ölmektir. Bir insanın Allah'a imanı yoksa, İslamiyet'e de can ü gönülden inanmıyorsa böyle birinin şehid olması mümkün değildir. Vatanı ve bayrağı korumada ne kadar büyük kahramanlıklar göstermiş olursa olsun, asker de olsa, polis de olsa, anarşistler tarafından da öldürülse yine şehit olamaz.

PEYGAMBERİN SAFINDA SAVAŞIP ŞEHİT OLAMAYAN

Uhud savaşı sırasında Kuzman adlı bir Medîneli, savaşta yedi kişiyi öldürmüş, kendisi de ağır bir yara alarak ölmüştü. Buna rağmen Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

"–Kuzman cehennemliktir!"buyurdu.

Çünkü o, son nefesinde kendisine:

"−Şehitliğin mübârek olsun ey Kuzman!" diyen Katâde bin Nûmân'a:

"–Ben kabîlem için savaştım; şehitlik için değil!" demiş ve kılıcına abanarak intiharla canına kıymıştı.(7)

ÖNCE MÜSLÜMAN OL

Buna karşılık, kabîlesinin İslâm'a girmesine önce itiraz eden sonra da pişman olan Usayram, tepeden tırnağa silâhlanmış bir hâlde Peygamberimiz (sav) e geldi ve:

"–Ya Rasûlallah! Sizinle birlikte önce savaşa mı katılayım, yoksa müslüman mı olayım?"dedi.

Rasûl-i Ekrem Efendimiz:

"–Önce müslüman ol, sonra savaş!" buyurdu. Bunun üzerine Usayram Müslüman oldu, sonra savaştı ve şehit oldu. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Usayram için:

"–Az çalıştı, fakat çok kazandı!" buyurdu.(8)

Çünkü şehitlik, Allah'ın kendi yolunda, kendi dini için ölenlere ve öldürülenlere lütfeylediği bir mükâfat ve armağandır. Böyle bir armağan Müslüman olmayana verilmez.

Öyleyse her şeyden önce kâmil Müslüman olmak gerekiyor. Bunun içindir ki Allah'tan çok açık bir uyarı vardır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

"Ey inananlar, Allah'tan, O'na yaraşır biçimde korkun ve ne yapın yapın Müslümanlar olarak ölün."(9)

 Çünkü Müslüman ölmeyene bir şey yok. Ne ücret, ne şehadet ve ne de cennet!

 DÖŞEĞİNDE ÖLENE DE ŞEHİT OLMA YOLU AÇIK

Bir insanın imanı varsa, İslamiyet'e can u gönülden inanıyorsa ve Allah'tan da şehitlik istiyorsa, Allah böyle bir insanı bu şereften mahrum bırakmaz. Zira Peygamberimiz (sav):

"Kim Allah'tan gönlünün bütün samimiyetiyle şehitlik isterse Allah onu şehitler mertebesine ulaştırır; döşeğinde ölse bile…"(10)

Şehitlik, Allah'ın Müslüman milletimizin Müslüman askerlerine ve polislerine bir lütfu ve ikramıdır. Bu İslam topraklarında yaşayan herkes bu lütfa layık olmalıdır. Allah'a dost olup Onun dinini yaşayalım ki öldüğümüz zaman da bir hiçe kurban gitmiş olmayalım. Kalırsak gazi, ölürsek şehit olarak bu dünyadan göçüp gidelim.

KAÇ ÇEŞİT ŞEHİT VARDIR?

Alimlerimiz, şehitleri üç kısma ayırmışlardır:

1-Dünya şehidi,

2-Ahiret şehidi,

3-Hem dünya ve hem de ahiret şehidi.

Şimdi bunları kısaca tanımaya çalışalım.

1-DÜNYA ŞEHİDİ

Bunlar münafıklardır. Münafık dış görünüşü itibariyle Müslümandır. Fakat kalbiyle gerçekten iman etmemiş olduğu için Allah katında kâfirdir. Bunlar dış halleriyle Müslüman sayıldıklarından tam şehit gibidirler. Yıkanmazlar, kefenlenmezler. Elbise ve kanlarıyla namazları kılınır ve o şekilde gömülürler. Bunlar, Allah katında kâfir oldukları için bunlara ne şehitlik sevabı vardır, ne de cennet!(11)

2-AHİRET ŞEHİDİ

Dünya itibariyle şehit sayılmayan, böyle sayıldığı için yıkanıp kefenlenmiş olarak gömülen, fakat ahirette şehit muamelesi gören kimselere ahiret şehidi denir. Kâmil şehit olmanın şartlarından birini kaybedenler bu kısma girerler.

Kâmil şehit olmanın şartlarını bir hatırlayalım:

3-DÜNYA VE AHİRET ŞEHİDİ

Hem dünya ve hem de ahiret şehidine kâmil şehit (tam şehit) denilir. Bir insanın tam şehit olabilmesi için şu altı şart gereklidir:

1-Müslüman olmak,

2-Akıllı olmak,

3-Büluğ çağına ermiş olmak,

4-Cünüp olmamak, hayız ve nifas halinde bulunmamak,

5-Vurulmanın ardından hemen ölmüş olmak. Vurulduktan sonra yer-içerse, uyursa, tedavi görürse, vurulduğu yerden alınıp başka yere taşınırsa, üzerinden bir namaz vakti geçecek kadar yaşarsa tam şehitlik kısmından çıkar, ahiret şehidi olur.

6-Öldürülmüş olmasından dolayı, öldüren kimseye kısas icab etmek. Yani kasden öldürülmüş olmak. Hata ile öldürülme durumlarında katile kısas vacip olmadığı için, maktul kâmil şehit kısmına girmez.(12)

TAM ŞEHİDE NASIL BİR MUAMELE YAPILIR?

1-Tam şehidin cenazesi yıkanmaz.

2-Kanları ve elbiseleriyle cenaze namazı kılınır ve o halde gömülür.

3-Cenaze namazından önce kandan başka cenazede görülen necasetler temizlenir.

4-Kefen sayılmayacak kürk, kalpak, ayakkabı ve silah gibi eşya alınır. Pantolon, entari ve gömlek gibi elbiseler çıkarılmaz. Sünnet miktarı kefen olabilecek kadar elbiseleri bulunmayanlara kefen ilave edilir.(13)

Musab b. Umeyr (ra) Uhud'da şehit düşünce kendisini saracak kısa bir hırkadan başka bir şey bulunamadı. Hırka baş tarafına örtüldü, ayakları da ızhır otu ile kapatıldı.(14)

Uhut şehitleri gibi tam şehitler hakkında Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır: "Onları kanlarıyla gömünüz. Çünkü Allah yolunda yaralanan ve şehit düşenler kıyamet gününde yaraları kanayarak gelirler. Yaraları kan rengindedir, ama kokuları misk gibidir."(15)

HANGİ İNSANLAR AHİRET ŞEHİDİ SAYILIRLAR

1-Doğum sebebiyle ölen kadın,

2-Bekâretini muhafaza ederek ölen genç kız,

3-Veremden, sar'adan, sıtmadan, kanserden vb. ölen,

4-Suda boğularak,

5-Ateşte yanarak,

6-Enkaz altında kalarak ölen,

7-Baş ağrısından ölen,

8-Karın ağrısından ve hastalığından ölen,

9-İş kazasında ölen,

10-Gurbet elde ölen,

11-Akrep, yılan sokması gibi sebeplerden ölen,(16)

12-İlim-bilim yolunda ölen,

13-Yırtıcı hayvan tarafından parçalanarak ölen,

14-Allah rızası düşüncesiyle müezzinlik yaparken ölen,

15-Emin ve dürüst bir tüccar ölürse şehidler mertebesine yükseltilir.

16-Kıskançlığını yenen sabırlı kadına şehid sevabı veilir.

17-Her gün 25 kere: "Allahım beni ölümde ve ölüm sonrasında hayırlı kıl." Duasını okuyan yatağında da ölse şehid sevabına nail olur.

18-Her ayda üç gün oruç tutana,

19-Kuşluk namazını kılana,

20-Yolculukta bile vitir namazını terk etmeyene,

21-Ümmetin bozulduğu bir devirde Rasulullah (sav)'in sünnetine ve ahlakına sarılana, bağlı kalana,

22-Ölüm hastalığında kırk kere: "Lailehe illa ente sübhaneke innî küntü minezzalimîn" duasını okuyana şehid sevabı verilir. Şifa bulursa günahları bağışlanır.(17)

23-Her gece Yasîn suresini okuyanlara,

24-Hayvanından düşüp ölen sar'a hastasına,

25-Abdestli iken yatıp ölenlere,

26-İnsanlara iyi muamele yapan, güzel ahlak sahibi insanlar ölürse şehid olurlar.

27-Hz. Peygambere 100 kere salat ve selam okuyup vefat edenler şehid sevabı verilir.

28-Samimiyetle Allah yolunda öldürülmek isteyip te normal olarak ölene şehit sevabı verilir.

29-Cuma günü(18) veya Cuma gecesi(19) ölenlere şehit sevabı verilir.

Rasulullah (sav) buyurmuşlar ki: "Kim sabah üç kere haşir suresinin sonundan üç ayet okursa, Allah onun için 70 bin melek görevlendirir, o melekler de o adama akşama kadar dua ederler. O gün o insan vefat etse şehit olur. Akşamleyin okuyanın durumu da böyledir."(20)

EĞLENİRKEN VE GÜNAH İŞLERKEN ÖLDÜRÜLENLER ŞEHİT OLUR MU?

Cevap:

Günahı sebebiyle ölen herkes, şehit olmaz.(21) Mesela, şarap içip çatlayan şehit olmaz. Şarap içerken, zulmen öldürülen kimse şehit olur. Çünkü, şaraptan ölmemiş, başka sebeple ölmüştür. Fakat, şarap günahını da yüklenir. Zinadan çocuk doğururken ölen kadın da şehit olur. Fakat kadın, çocuğunu düşürmeye çalışırken ölürse şehit olmaz.(22)

Şayet bir insan, isyan halinde iken şehadet sebeplerinden bir sebeple ölse, böyle bir adama günah ve isyanının cezasının yanında şehadet ücreti de verilir. Mesela bir insan gasp edilmiş bir atın üzerinde savaşa girse, ölse veya bir toplum isyan içinde eğlenirlerken bina başlarına yıkılsa, (ya da bir teröristin kurşununa hedef olsalar), ölseler bunlara -Müslüman iseler- hem şehitlik ücreti ve hem de günahlarının cezası vardır.(23)

GÜNAHKÂR BİR MİLLETİN ŞEHİTLİK MERTEBESİNE ÇIKMASI

Kaynaklarımızda şöyle bir kural vardır:

"Musibet, cinayetin neticesi; mükâfatın da mukaddimesidir."(24)

Yani Müslümanlara, isyanlarının, yanlışlarının ve günahlarının neticesi olarak musibet gelir. Fakat hemen arkasından Allah'ın rahmeti yetişir. Musibete mükâfat olarak telef olan mallarını sadaka verilmiş gibi sayar, kaybettikleri canlarına da şehadet rütbesini kazandırır.

Mesela birinci dünya savaşında Müslümanlar çok büyük sıkıntı ve acılar çektiler. Tam beş yıl, açlık, susuzluk, fakirlik ve hicrete mecbur kaldılar. Bu bir musibetti. Musibetti ama acaba hangi cinayet ve günahlarımızın neticesi olarak gelmişti ve hangi mükâfatın başlangıcıydı?

Bu sorunun cevabını sahanın otoritesinden dinleyelim:

Cinayetimiz, İslâm'ın üç önemli esası olan namazı, orucu ve zekâtı ihmal etmemizdir.

Allah, günde 24 saatlik ömrümüzden yalnız bir saatini bir çeşit talim olan beş vakit namaz için bizden istedi. Biz tembellik ettik. Allah da bize beş sene 24 saat talim, meşakkat ve hicretle bir çeşit namaz kıldırdı.

Allah her sene bizden çok faydaları olan bir ay oruç istedi. Biz nefsimize acıdık. Allah da bize beş sene oruç tutturdu. Zorunlu açlığa mahkûm etti.

Allah, bize ihsan ve ikram ettiği malın onda veya kırkta birini muhtaçlara zekât olarak vermemizi istedi. Biz cimrilik ettik, vermedik. Allah da bizden birikmiş zekâtların hepsini toptan aldı. Bunlar cinayetlerimizin cezasıydı.

Bu cezalardan sonra Allah'ın Müslümanlara bir de mükâfatı olacaktı. O mükâfat da şu idi:

Fasık, günahkâr bir milletin beşde biri olan dört milyon insanı velayet derecesine çıkardı, hayatta kalanlara gazilik, vefat edenlere de şehitlik unvanını ve mertebesini verdi. Ortak hatadan gelen, ortak musibet geçmişin günahını sildi.(25)

Demek Müslümanın karşılaşmış olduğu musibet, tesadüfen gelmiyor. İsyanımıza karşı bir ceza, günahlarımıza bir keffaret olarak Allah gönderiyor. Allah'tan gelen musibet, malımızı telef etse sadaka ve zekât yapıyor, canlarımızı alsa, onlara da şehitlik rütbesini kazandırıyor.

ŞEHİTLERİN ÖZELLİKLERİ

Mikdam b. Ma'd-i Kerib anlatıyor: Peygamberimiz (sav) buyurmuşlar ki: "Şehitler için altı haslet vardır:

1-Kanının dökülen ilk damlasıyla şehidin günahları bağışlanır.

2-Şehit, Cennetteki makamını görür.

3-Kabir azabından kurtarılır.

4-En büyük korkudan (kıyametin kopmasından) emniyet ve selamette kalır.

5-Şehidin başına iman tacı giydirilir. (iman bu mertebeyi kazandırdığı için.)

6-Sehide yakınlarından 70 kişiye şefaat etme hakkı tanınır ve hurilerle evlendirilir.(26)

7-Şehitlik, bütün hataları siler, borç (kul hakkı) hariç (bütün günahlara keffaret olur.)(27)

8-Şehitler, öldürülmekten ızdırab duymazlar. Duysalar bile hadisin ifadesiyle pirenin ısırmasından veya (hafif) çimdiklenmekten duyduğunuz acı kadar bir acıyı ancak duyabilirler.(28)

9-Şehitler, kendilerini ziyaret edip selam verenlerin selamını alırlar ve ziyaretçinin kim olduğunu tanırlar.

10-Şehitlerin cesetleri çürümez. Mesela: Uhut şehitlerinin kemiklerini bir başka yere nakletmek niyetiyle kabirleri açılınca onca yıl geçmiş olmasına rağmen sanki uykuya dalmış kişiler gibi bulmuşlar ve omuzlarına alıp birer birer başka yere taşımışlardır.(29) Hatta Hz. Hamza'nın (ra) ayağına kazmanın ucu değince ayağının kanadığını bile görmüşlerdir.(30)

ALLAH'IN LUTFUNA BAKIN Kİ

Şu Allah'ın lütfuna bakın ki, kendi rızası için kurban edilen hayvana ahirette cismanî ve ebedî bir vücut veriyor, sırat köprüsünde sahibine burak olma gibi bir bineklik vazifesi vermekle onu mükâfatlandırıyor.(31) Kendi yolunda kurban edilen bir hayvana bu derece ve mertebeyi veren Allah, kendi yolunda canını veren şehit kuluna ne mükâfatlar vereceğini tahmin ve tasavvur etmek hiç de zor değil.

Allah hepimizi kendi yolunda olanlardan ve ölenlerden eylesin.

Dipnotlar

(1) İbn-i Abidîn, Reddü'l-muhtar ale'd-Dürri'l-Muhtar, I/848 Dersaadet-1324

(2) Âkif, bu kelimeyi şiirinde kullanır:

"Şüheda gövdesi bir baksana dağlar, taşlar

O rükû olmazsa dünyada eğilmez başlar!"

Çanakkale Şiiri.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda

Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek beni dünyada vatanımdan cüda"

İstiklal Marşı

(3) Bakara, 2/154; ayrıca bkz. Nisa, 4/74; Tevbe, 9/111

(4) İbn Mace, Cihad, 16

(5) Bkz. Buhari, Cihad 5, 21; Müslim, İmaret 108, 109; Tirmizi, Fedailu'l-Cihad, 13; Nesai, Cihad 30.

(6) Bilmen, Ömer Nasûhî, Büyük İslam İlmihali, 267, İst. 1969

(7) Vakıdî, 1/263; İbn Hişam, 3/168

(8) Buhari, Cihad, 13; Müslim, İmare, 144

(9) Al-i İmran, 3/102

(10) İbn Mace, Cihad, 15

(11) Yavuz, A. Fikri, Açıklamalı Muamelatlı İslam İlmihali, İst. 1988

(12)İbn-i Abidîn, aynı eser, 1/848-850, el-Cürcanî, Trifat, 129; Hacı Zihni Efendi, Nimet-i İslam, 617; Dikmen, Mehmet, Tasavvuf ve Hikmet Işığında İslam İlmihali, 393

(13) Yavuz, Ali Fikri, İslam İlmihali, 232

(14) Köksal, M. Asım, İslam Tarihi, 10/214

(15) Nesaî, Sünen bi şerhi Celaleddin es-Suyûtî, 6/29

(16)"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurmuşlar ki:

"Kim Allah yolunda evinden ayrılır, sonra da öldürülür, yahut atı veya devesi (yere atıp) boynunu kırar veya bir zehirli sokar veya yatağında ölür ise, Allah'ın dilediği hangi musibetle ölmüş olursa olsun şehit olarak ölür." (Ebu Davud, Cihad, 15)

(17) Hacı Zihni Efendi, aynı eser, 169

(18) İbn-i Abidîn, aynı eser, 1/853

(19) Bilmen, Ö. Nasûhî, Büyük İslam İlmihali, 268

(20) İbn-i Abidîn, aynı eser, 1/210

(21) İbn-i Abidîn, aynı eser, 1/854

(22) Aynı eser.

(23) Aynı eser, 1/854

(24) Nursî, Said, Tarihçe-i Hayat, 133-134, Envar, İst. 1992

(25) Bkz. Nursî, aynı eser, 133-134

(26) İbn Mace, Cihad, 16

(27) Salih, Subhî, Şerhu Riyazi's-Salihîn, 726

(28) İbn Mace, Cihad, 16

(29) Köksal, aynı eser, 10/226-227

(30) Aynı eser, 227

(31) Bkz. Nursî, Sözler, 17. Söz, 328

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

“HOCAM SİZ HANGİ TARİKATTAN VEYA HANGİ CEMAATTENSİNİZ?”

“HOCAM SİZ HANGİ TARİKATTAN VEYA HANGİ CEMAATTENSİNİZ?”

Konferanslarımın birinin ardından bazıları yanıma geldi, memnuniyetlerini dile getirip tebrikl

GÜNÜMÜZDE ÜÇ TÜRLÜ MÜSLÜMAN TİPİ GÖRÜNÜYOR

GÜNÜMÜZDE ÜÇ TÜRLÜ MÜSLÜMAN TİPİ GÖRÜNÜYOR

1-Çözümü şiddette ve kaba kuvvette gören, önüne gelene kâfir damgasını vuran, kâfir damg

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNDE AFFEDİLMEYECEK OLANLAR

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNDE AFFEDİLMEYECEK OLANLAR

"Şühûr-i selâse" denilen "üç aylar"ın ikincisi de Şaban ayıdır. Bilindiği gibi, üç ayla

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-7

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-7

2.İman ve nifak birbirine zıddır? a-“Hidayet ve dalalet birbirine zıt kavramlardır. (Çünk

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-6

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-6

4- KURUMSALLAŞMIŞ NİFAK VE MÜNAFIKLARLA İLGİLİ DAHA GENEL TESBİTLER: 1-NiFAK VE ZINDIKA:

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-5

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-5

b)Nifakın sosyal hayata bakan cihetleri: Kur’an münafıkların şahıslarını değil sıfatlar

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-3

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-3

3. Haramdan kaçınma İslâm’ın öngördüğü yasakların her birisi, hem fert ve toplum huzur

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-2

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-2

2. Merhamet: Karşılıklı hoşgörü, sevgi ve acıma duygusu Sosyal barışın önemli bir fakt

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-4

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-4

6. Münafık ahdi bozar. Sözünde durmaz: Tevbe suresinde:

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

3. MÜNAFIKLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ: Nifak ehlinin temel özelliklerinin ferdi hayata bakan yans

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

İslâm’da sosyal barış ve güven, Allah’ın büyük bir lütfu olarak ilan edilir. Aşağıd

Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik.

Zümer,27

GÜNÜN HADİSİ

Gece içinde öyle bir saat vardır ki, müslüman olan herhangi bir kimse, dünya ve ahiret hususlarında Allah'dan bir hayır isterken duasını ona denk düşürürse, Allah; muhakkak istediğini kendisine verir.

Müslim, Ravi[Cabir (r.a.)]

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI