Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-143

Ders: 16. Lem’a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *1940 senesinde Erzurum’a taşındık. Babam beni ve kardeşimi İslami ilimleri okumam için Hacı Mustafa Necati Efendi’ye(Allah rahmet eylesin) götürdü. Hacı Necati Efendi Serçeme köyünden idi. Eski müftü Solakzâde Sadık Efendi’nin talebesi idi. Ondan tek olarak o dehşet zamanlarında okumuş. İyi bir âlim, genç bir zat idi.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-12-09 08:40:00

Ders: 16. Lem'a

İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

*1940 senesinde Erzurum'a taşındık. Babam beni ve kardeşimi İslami ilimleri okumam için Hacı Mustafa Necati Efendi'ye(Allah rahmet eylesin) götürdü. Hacı Necati Efendi Serçeme köyünden idi. Eski müftü Solakzâde Sadık Efendi'nin talebesi idi. Ondan tek olarak o dehşet zamanlarında okumuş. İyi bir âlim, genç bir zat idi.

Not: 1912 doğumlu olan Hacı Mustafa Necati (Necadüddin) Dumlu Efendi 1991'de vefat etmiştir. Kendisi hakkında merhum Mehmed Kırkıncı hocamızın Hayatım Hatıralarım adlı eserine(s:23-26), Merhum Ali Ulvi Kurucu'nun Hatıralarının 3. Cildinde(s: 141-155), Medine'de mukim Mihr Ali Süleyman Hocamızın Mustafa Necati Efendi'yi anlattığı "Bir Nefes" adlı eserine, ayrıca aşağıda linklerini verdiğim

http://www.erzurumgazetesi.com.tr/yazar/-Erzurum-un-Kandilleri-Sercemeli-Seyh-Haci-Mustafa-Efendi/4332/

 http://www.turkulerleerzurum.com/manevi-mimarlarimiz/dadas-sercemeli-hattat-haci-mustafa-necati-dink-s.html

adreslere bakılabilir.(Salih Okur)

…Babam bizi ona verdi. İlk besmeleyi ondan çektim. Sabahın erkeninden babam bizim namazlarımızı kıldırırdı. Kardeşimin elinden tutardım. O dokuz yaşlarında, ben de 12-13 yaşlarında sabahın karanlığında evden çıkardık. O zamanda öyle kar yağardı ki şimdi o karlar yok. Faytonların izinden takip ederek Gölbaşındaki hocamın evine varırdık. Onun kardeşi vardı Hüsnü Efendi. O bize kapıyı açardı. Hocam bizim dersimizi okuturdu.

O kadar sevilen bir adamdı ki Pazar günü Erzurum'un kalburüstü esnafları ona ziyarete gelir, sohbet ederlerdi. Sohbetlerin de konusu daha çok, zamanın ahirzaman olduğu, artık iyi günlerin olmayacağı, filan okulda falan öğretmenin dine karşı kötü söyler söylediği gibi bahislerdi. Biz de çocuk olmamıza rağmen denilenlerden etkileniyor, artık iyi günler beklemenin doğru olmadığını düşünüyorduk. Ezan yok, dini ilimler okumak yasak vs. Bunlar bize çok tesir ediyordu.

Sonra bir de Bediüzzaman'ı okuduk ki, bu din için herkes sussa, minareler, kabristan taşları, mabedler bu dini ilan edecekler. Ve Peygamberimizin manevi saltanatı yine hâkim olacak" diyor. Allah Allah, adamdan adama ne fark var yahu dedik.

Not: Üstadın bu konudaki ifadesi için bakınız; Sözler, s: 788-791, RNK Neşriyat, İst. 2005

Not: 2-Merhum Kırkıncı Hocamız, dersin bir yerinde Tarihçe-i Hayat'ı istetip, oradan Osman Yüksel Serdengeçti merhumun Üstadla alakalı yazısını okutuyor ve izahlarda bulunuyor.

*Merhum Osman Yüksel Serdengeçti'yi tanıdım, kendisiyle konuştum. Ne kadar zeki bir adamdı, çok acayip. "Ben Üstadı ziyaret ettim" dedi, "elini öptüm. Üstad dedi ki; "Benim bir oğlum olsaydı adını Serdengeçti koyacaktım. Ama madem benim bir oğlum yok. Onun yerinde sen benim bir oğlum, bir evladımsın" Rahmetli Serdengeçti bununla iftihar ederdi.

Not: Merhum Serdengeçti bu ziyaretini ayrıca bir yazı halinde neşretmiştir. Bkz. Serdengeçti mecmuası, Sayı: 15-16, s: 7, Mayıs- Haziran-1952

*1952 olabilir Van'a gittim ben. Üstad sağ o zaman. Zübeyir ağabey bana bir mektup yazmıştı; "Hocam, Üstad bana diyor ki, "daha ben oralarla bir daha gidemem. Sen benim bedelime o eski vatanımı bir gez." Ben de hastayım, sen benim bedelime oraları bir gez, dolaş" demişti.

Van'da nur talebelerinden Kuralkanlar ailesine misafir oldum. Kuralkanların dükkânının karşısında bir çay bahçesi vardı. Büyük bardaklarla çay getirirlerdi. Hep ihtiyar adamlar, ben o zaman gencim. "Bana da hepsi "Seyda'nın talebesi" diye hürmet ediyorlardı. Baktım bunların hiçbiri Risale-i Nur'u bilmiyor, Risale-i Nur'dan haberleri yok. "Acaba bunlar Üstada neden hayranlar" diye düşündüm.

O ihtiyarlara dedim ki; "Sizin Üstaddan bu memnuniyetiniz nedendir"

Bir ihtiyar "Aman efendi, ne söylüyorsun? Hayatımızı ona borçluyuz" dedi.

"Nasıl" dedim, "Şeyh Said isyanına karışacaktık, o bizi ikaz etti. Sonra daha evvel de Ermenilerin zulmünden bizi o korudu" dedi.

Not: Hocamızın Van ziyaretini geniş okumak için bkz. Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s:49-61, Zafer Yayınları, İst. 2013

Not: 2: Kırkıncı Hocamız Sivas'ta 1960'ta mahkemede askeri hâkime şöyle demiştir; "O günlerde Üstad Hazretleri Van'a gelmiş, Nurşin Camiinde aşiret reislerini toplamış, onlara meseleyi anlatmış ve onların hadiseye karışmasına mani olmuştur. Bunun çok yakın şahitleri var. Şu an kampımızdaki Malazgirt Belediye reisi İhsan Kılıç kendisi bir aşiret reisidir ve bu hadisenin canlı şahididir.

"Bizi ihtilâle karışmaktan alıkoyan Bediüzzaman Hazretleri oldu. Allah ondan razı olsun" diyor. Ona sorun" dedim. (Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s:186, Zafer Yayınları, İst. 2013)

*Üstadı 1926'da Barla'ya sürgün ettiler. Barla'ya o zaman vasıtayla gidilemezdi, atla veya katırla. Biz de ilk ziyaretimizde öyle yaptık. Kimseyle görüşmesin, unutulsun gitsin isteniyordu. İşte o Barla Üstada bir kürsi oldu. Bir kurşun kalemi eline aldı, bu eserleri yazdı orada.

*Üstadın Barla'ya ilk getirildiği günü rahmetli Sıddık Süleyman ağabey bana şöyle anlatmıştı; "Bir gün öğle namazına yarım saat var, yağmur yağmış, hafif serpiştiriyor. Kapıda oturmuştum, öğle namazına gideceğiz.

Baktım nahiye müdürü önde, arakasında acip kıyafetli bir zat, onun arkasında karakol kumandanı geliyorlar. Nahiye müdürü imama dedi ki; "Bu hocaefendi bizim misafirimiz. Bu zat diyor ki; "burada medrese varsa ben orada kalırım, başka yerde kalmam. İmam dedi ki; "Müdür bey medresenin kapandığı çok oldu. Orası şimdi, rutubetlidir, kullanılamaz." Üstad dedi ki; "Bir açın bakalım, ben bir bakayım." Açmışlar. Üstad dedi ki; "ben burada kalacağım."

Sıddık Süleyman ağabeyin anlattığına göre müdür imama diyor ki; "bakkala filan söyle, buna kağıt-kalem satmasınlar." İmam diyor ki; "Müdür bey yahu bu ihtiyar bir adam. Bunun neyinden korkuyorsunuz." Düşman iyi anlamış Üstadı, çok iyi anlamış. Ama inayet-i ilahiye yardım etti, bu hizmeti bir kurşun kalemle başlattı.

Not: Bu hatıra için bak. (Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s:110, Zafer Yayınları, İst. 2013)

*Burada(Erzurum) Taşmağazaların üstünden Şafiiler mescidi var, merdivenle çıkılıyor. Oranın imamı bizim akraba idi. Ben sabah namazında oraya gidiyor, benden Arapça ders alan talebeleri orada okutuyordum. Bir gün yine oraya giderken karanlıkta karşıma beyaz elbiseli çok babayiğit bir adam çıktı. Beni bir sıktı, dedi ki; "bana bir sadaka ver." O zaman da sarı 25 kuruşlar vardı. Ekmeğin teki 12.5 kuruştu. Benim de yanında sadece bir sarı yirmi beş kuruşum var. Korktum, çıkardım onu ona verdim. Adam hiçbir şey demeden çekti gitti.

Neyse dersi okuduk, saat sekiz oldu. Bizim ev o zaman Gül Ahmet'deydi. Eve gelir kahvaltımı yapar, tekrar medreseye dönerdim. Orada merdivenlerden iniyordum, baktım ileride bir askeri cemse var, onu geçeyim derken hızlıca koşuyordum ki bir askeri cip beni itti, geçti. Bir arabaya baktım, bir kendime.. "Sadaka belayı def eder, ömrü ziyadeleştirir." (Mecmaü'z-Zevaid, III/63)

*"Mukadderat, bazı şeraitle vukua gelirken geri kalır."(Lem'alar, s: 104 ) Bu belli bir şey. Mukadderat değişmese dua olmazdı ki. Yani duanın manası kalmazdı. Cenab-ı Hak bir şey takdir etmiş, artık ondan dönmek olmasaydı, dua etmenin ne manası olurdu?

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ABDULLAH BİN AMR BİN HARAM ES-SÜLEMİ EL ENSARİ(R.A)

ABDULLAH BİN AMR BİN HARAM  ES-SÜLEMİ EL ENSARİ(R.A)

Cabir bin Abdullah’ın babasıdır. Abdullah bin Amr ve Bera bin Marur Akabe biatında Beni Selime

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-2

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-2

5-Husumet=Düşmanlık beslemek. Düşmanlık, münakaşa ve mücadeleden hemen sonra gelir. Husume

ÇAĞIMIZIN İNSANINI ETKİLEYEN OLUMSUZ ÂMİLLER

ÇAĞIMIZIN İNSANINI ETKİLEYEN OLUMSUZ ÂMİLLER

İrşat görevini yapan insanların asla unutmamaları gereken bu âmilleri şöyle sıralamak mümk

ASHAB-I KİRAM HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?-93

ASHAB-I KİRAM HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?-93

Hicretin 52. Senesinde Yezid bin Muaviye komutasında ilk defa İstanbul önlerine gelip kuşatma ya

KUR’AN-I KERİM’İN İKTİDAR OLMA ŞARTI: ÇİLE ÇIKARMA!

KUR’AN-I KERİM’İN İKTİDAR OLMA ŞARTI: ÇİLE ÇIKARMA!

Hakkın iktidarı çileden geçer. Kur’an-ı Kerim salihlerin iktidarı için manevi olgunlaşmay

MEMLEKETİM TEHLİKEDE

MEMLEKETİM TEHLİKEDE

Hainler göz dikmiş yurda Bütün dessas güçler burda Rabbim koyma bizi darda Memleketim tehli

ŞEHİTLER VE ÖZELLİKLERİ

ŞEHİTLER VE ÖZELLİKLERİ

Şehid, ism-i fail manasında şahid, ism-i meful manasında da meşhuddur. O, Cenab-ı Hakk’ın

ABDULLAH ZÜLBİCADEYN(R.A)

ABDULLAH ZÜLBİCADEYN(R.A)

Rasulullah’a(s.a.v) Müslüman olarak geldiğinde asıl Abdüluzza idi. Allah Rasulü onun ismini

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-1

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-1

Bu yazıyı Allah rızası için mutlaka okuyun, okutun. Okuyun ve okutun da pozitif üslup dünyam

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

Ders: 33. Söz, 20. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Mantık ilmi itibarıyla mahlukatı ç

EBU’L-HASEN ALİ EL-HASENÎ EN-NEDVÎ (1333-1420/1914-1999)

EBU’L-HASEN ALİ EL-HASENÎ EN-NEDVÎ (1333-1420/1914-1999)

Hint altkıtasının önde gelen âlimlerinden olan Ebü’l-Hasen Ali (Miyân) b. Abdülhay b. Fahr

Yeryüzüne iyi-yararlı kullarım vâris olacaktır.

Enbiya, 105

GÜNÜN HADİSİ

“Köleleriniz, kardeşlerinizdir”

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Osmanlı'nın kuruluşu(27 Ocak 1299) *İlk Türkçe Ezan Fatih Camiinde Okutturuldu(29 Ocak 1932) *Osmanlı'da ilk Matbaa(31 Ocak 1729) *Ayasofya'nın Müzeye Çevrilmesi(1 Şubat 1935)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI