Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-142

Ders: 3.Lem’a, 3. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Şu dünyada zamanın, fena ve zeval-i eşyadaki tesiratı gayet muhteliftir.”(Lem'alar, s: 16) Mesela bir kedi altı yaşında ihtiyarlıyor. Hâlbuki bir insan yedi yaşında ancak okula gidiyor. Hayat sahipleri küçüldükçe zaman onlara bereketleniyor yani. Bazıları saniyede bazıları


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-11-30 02:04:34

Ders: 3.Lem'a, 3. Nükte

İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

*"Şu dünyada zamanın, fena ve zeval-i eşyadaki tesiratı gayet muhteliftir."(Lem'alar, s: 16) Mesela bir kedi altı yaşında ihtiyarlıyor. Hâlbuki bir insan yedi yaşında ancak okula gidiyor. Hayat sahipleri küçüldükçe zaman onlara bereketleniyor yani. Bazıları saniyede bazıları birkaç günde torunlarının torunlarını görüyor. Mikroplar gibi..

*"Ve mevcudat ise mütedâhil daireler gibi birbiri içinde iken, hükümleri zeval noktasında ayrı ayrı oluyor.(Lem'alar, s:16) Mesela bazı böcekler ve sineklerin ömürleri iki üç ay, onlar için bu uzun bir zaman, Fillere baktığımızda ise bir fil 70 yıl yaşayabiliyor.

Yine mesela Miraç hadisesinde Peygamber efendimiz kâinatın dışına çıkmış, "vücub ile imkân arasına girdi" diyor. Yedi kat gökleri geçti, kâinatı arkasında bıraktı. Ne kadar sürdü? Bir saniye.. Miraçta bast-ı zaman(zamanın genişlemesi) var. Bizim bir saatte veya bir günde gördüğümüz bir işi bazı evliya bir saniye görüyor, zaman ona genişleniyor. Üstad buna misal veriyor; Muhyiddin Arabî hazretlerinin her biri 300-500 sayfalık dört cilt Fütuhat-ı Mekkiye adlı eserini İmam Şarani'nin bir günde iki buçuk defa hatmettiği söylüyor.

Not: Üstadın ifadesi şöyle; "Kitab-ı Yevakit'in rivayetine göre, İmam-ı Şa'ranî bir günde iki buçuk defa kocaman Fütuhat-ı Mekkiye namındaki büyük mecmuayı mütalaa etmiştir."(Mesnevi-i Nuriye, s: 198)

Not: 2: Kitab-ı Yevakit; İmâm-ı Şa'rânî'nin eseridir. Kitabın tam adı el-Yevakit ve'l-Cevahir fî Beyani Akaidi'l-Ekâbir'dir. Kitapla alakalı geniş izah için Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt: 43, s: 509'a bakılabilir.

*"İnsandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri öyle mütefavittir. Meselâ: Cismin bekası, hayatı, vücudu; bulunduğu bir gün, belki bir saat olduğu ve mazi ve müstakbeli madum ve meyyit bulunduğu halde, kalbin hazır günden çok gün evvel, çok gün sonraki zamana kadar daire-i vücudu ve hayatı geniştir. (Lem'alar, s: 16)

 Şimdi bu cismimize göre geçmiş yok oldu, gelecek o da daha yok. Yani iki yok arasında cismimiz duruyor. Ama aklımız öyle değil ki.. Ta ezelden ebede kadar düşünüyor. Ruhumuz da hakeza öyle. 

*İbadet başka, ubudiyet başka..İbadet; kıldığımız namazlar, tuttuğumuz oruçlar, verdiğimiz zekatlar vs..Ubudiyet daha umumi bir kavram. Ubudiyet; Allah'ı tefekkür, sevme, muhabbet etme. Ubudiyet Cennet'te de var, İbadet ise yok. Orada da Allah'ın büyüklüğünü, azametini, güzelliklerini tefekkür edeceğiz.

* "Men arafe nefsehu feqad arafe Rabbehu" "Kendini tanıyan Rabbini tanır." Risale-i Nur 6000 küsur sayfasıyla sanki sadece bunun izahı..

*Zübeyir ağabey anlatırdı, Allah rahmet etsin; "Üstad çok hasta, tabii ihtiyar da. Gene de her gece teheccüde kalkardı. Bir gün dedim; Üstadım sen böyle her gece kalkmasan, çok hastasın." "Nasıl yatayım" dedi, "zaman gidiyor. Daha geri gelip de ben bu zamanı yakalayamam."

*Bir yerde görmüştüm. Üstad diyor ki; "Ya Rabbi, Sen benim sesimi bana beğendirme" Düşünüyordum, acaba bu ne demek diye. Bir gün merhum Tahiri Mutlu ağabeye bunu sordum. Dedim; "Tahiri ağabey, Üstad "benim sesimi bana beğendirme" diyor. Dedi ki; "Ahi!(O, ahi(kardeş) diye hitap ederdi) Sen ne konuşuyorsun? ;Onun sesinde olan tesir bambaşkaydı. Biz Denizli hapishanesine girdik. Üstadı ayrı bir koğuşa koydular. Büyük bir koğuşta, yalnız, soba yok. Mevsim kış..Arkadaşları yatırırdım, ben kalkar giderdim, kulağımı verirdim, Üstad evrad okurdu ya. Artık o ses bambaşkaydı.."

Bunu merhum Ali Çavuştan da dinledim. Kendisi bize Erek dağını gezdirdi. Orada bir yeri gösterdi. "Hocam, geçmişte burada bir ceviz ağacı vardı. Üstad gece o ağaçta istirahat eder, biz de talebe arkadaşlarla ağacın dibinde uyurduk. O yatma zamanını iple çekiyorduk. Üstad yukarıda evradu ezkarını okuyordu, biz de onun sesiyle mest olurduk. Ne uykumuz gelirdi, ne bir şey."

Not: Merhum Kırkıncı Hocamızın bu hatıralarını Hayatım Hatıralarım adlı eserinden(s: 53) okuyabilirsiniz.(Zafer Yayınları, İst. 2013)  

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

İnsanlar yalnız inandık demeleri ile bırakılıveriliceklerini, kendilerinin imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar?

Ankebut, 2

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Dâvud

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI