Cevaplar.Org

CELAL TECELLİSİ İÇİNDE CEMAL TECELLİSİ (KUCAĞIMDAN DÜŞEN BİLGİSAYAR)

Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerinden biri Celil, biri de Cemil’dir. Celil, büyüklüğü sınırsız, cemil güzelliği sonsuz ve sınırsız demektir


Vehbi Karakaş

vkarakas@sakarya.edu.tr

2016-11-10 08:54:20

Cenab-ı Hakk'ın güzel isimlerinden biri Celil, biri de Cemil'dir. Celil, büyüklüğü sınırsız, cemil güzelliği sonsuz ve sınırsız demektir.

Celil'de heybet, kudret, korkutma ve cezalandırma; Cemil'de ünsiyet, letafet, rahmet, sevme, sevindirme ve mükâfat anlamları vardır.

Kâinatta bazen Celil isminin tecellileri görünür, bazen de Cemil isminin. Mesela şiddetli rüzgarlar, tayfunlar, tufanlar, kasırgalar, hortumlar, depremler, tsunamiler, denizdeki dev dalgalar, hastalıklar, musibetler…vs bütün bunlar Allah'ın Celil ismindeki Celal tecellisine ayna olurken; tatlı bir meltem, depremsiz günler, dalgasız deniz, sağlık, güzellik, huzur, afiyet… vs. bütün bunlar da Allah'ın Cemil isminden yansıyan cemal tecellileridir.

Çirkin görünenler celal tecellisinden gelen güzelliklerdir. Bunlara hüsn-ü bilgayr denilir. Güzel görünenler de cemal tecellisinden gelen güzelliklerdir. Bunlara da hüsn-ü bizzat denilir.

Sağlık, hüsn-ü bizzattır, doğrudan güzeldir, aynı zamanda cemal tecellisidir. Hastalık, hüsn-ü bilgayr dır. Dolaylı güzeldir, çünkü günahlara kefarettir, derecelerin yükselmesine vesiledir, aynı zamanda celal tecellisidir.

Dalgalı denize, kışa, aslana, geceye bakınca Allah'ın celal tecellisini görürsünüz. Dalgasız denize, bahara, gündüze ve ceylana bakınca da Allah'ın cemal tecellisini seyredersiniz. Her iki hal için de Elhamdülillah dersiniz. Böylece bir an bile ne zikirsiz ve ne de şükürsüz kalırsınız. İşte bundan dolayıdır ki Peygamberimiz: "Mümin ne güzel insandır! Başına sevinecek bir hâl geldiğinde şükreder; sevap kazanır, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde de sabreder sevap kazanır; bu da onun için hayır olur"(1) buyurmuşlardır.

TEFEKKÜRÜMÜN FİTİLİNİ ATEŞLEYEN MÜTEFEKKİR

Kâinatı gezen ve okuyan Seyyah Mütefekkir, Kur'an'dan ve Rasulullah'tan aldığı enerji ile benim bu tefekkürümün fitilini ateşlemiş ve şunları söylemiştir:

"Git fırtınalı bir denizden, zelzeleli bir zeminden sor, "Ne diyorsunuz?" de; elbette, "Yâ Celîl, yâ Celîl, yâ Azîz, yâ Cebbâr" dediklerini işiteceksin. 

Sonra, deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanâttan ve yavrulardan sor, "Ne diyorsunuz?" de; elbette "Yâ Cemîl, yâ Cemîl, yâ Rahîm, yâ Rahîm" diyecekler.

Semâyı dinle; nasıl "Yâ Celîl-i Zülcemâl" diyor.

Ve arza kulak ver; nasıl "Yâ Cemîl-i Zülcelâl" diyor.

Ve hayvanlara dikkat et; nasıl "Yâ Rahmân, yâ Rezzâk" diyorlar.

Bahardan sor; bak nasıl, "Yâ Hannân, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Kerîm, yâ Latîf, yâ Atûf, yâ Musavvir, yâ Münevvir, yâ Muhsin, yâ Müzeyyin" gibi çok esmâyı işiteceksin.

Ve insan olan bir insandan sor; bak nasıl bütün Esmâ-i Hüsnâyı okuyor ve cephesinde yazılı. Sen de dikkat etsen, okuyabilirsin. Güyâ, kâinat azîm bir mûsıka-i zikriyedir; en küçük nağme, en gür nağamâta karışmakla, haşmetli bir letâfet veriyor. Ve hâkezâ, kıyas et.(2)

Yulardaki ifadelere dikkat ettiyseniz bazı varlıklar sadece Celil isminin, bazıları da sadece cemil isminin tecellisine sahne olurken; bazı varlıklar da bir anda her iki ismin tecellisine sahne olmuşlardır. İnsan ise esma-i hüsna'nın bütün tecellilerine ayna veya sahne bir varlıktır. Hem her ismi okur ve hem de her ismin tecellisi onda görünür. 

 CELAL TECELLİSİ İÇİNDE CEMAL TECELLİSİ

( KUCAĞIMDAN DÜŞEN BİLGİSAYAR)

Bazen de celal içinde cemal, cemal içinde celal tecellileri olur. Geçenlerde açık olan dizüstü bilgisayarımla bir odadan bir odaya geçerken bilgisayarım kapıya çarptı, kucağımdan kayıp holdeki mermer zemine yüksek bir sesle çakıldı. Ben o düşmeye paramparça oldu sandım: "Eyvah yazılarım, eyvah kitaplarım, eyvah emeklerim.", diyerek gittim, diz çöküp yanına oturdum. Ben düşmüşüm gibi büyük bir acı hissederek şefkatle tutup kaldırdım. Baktım en ufak bir çizik dahi yok. Elhamdülillah, dedim. Elimde iken açık olan bilgisayarımdan ne ses geliyor ve ne de ışık görünüyordu. Yine bir "eyvah" dedim. Ümitle korku arası bir vaziyette açış butonuna bastım. Aman Allahım, o da ne, hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya başladı. Baktım, yazılarım, kitaplarım olduğu gibi duruyor. O şiddetli düşüşten burnu bile kanamamış. İşte bu da celal içinde cemal tecellisidir. Diğer bir ifade ile kahrın içindeki lütuf. Kahır içinde lütfu gösteren, celal tecellisi içinde cemal tecellisini bana yaşatan Allah'a hamd ve senalarımı arz ettim, peş peşe elhamdülillah'larımı sıraladım, şükür namazı kıldım, şükür sadakası verdim.

Celal tecellisi içindeki cemal tecellisi bana sık sık yaptığım dualardan birini hatırlattı. Allah'ın koruması altında olduğumuzun misalini yaşıyordum. O dua da şudur: "Allah ne güzel koruyucudur. Ey koruyucu olan Rabbim! Bizi, evladımızı ve malımızı her türlü şerden, zarardan ve her türlü şerliden ve zararlıdan koru."

Bu duaların bize bir zırh, bir kalkan olduğunu müşahede ettim. O kadar hassas bir şey, o kadar yüksekten düşüyor, en ufak bir çizik dahi meydana gelmiyor.

Toprağın altına gömülen çekirdek, celal tecellisine maruz kalmıştır. Çürür, çatlar, patlar. Çekirdek, başına gelen bu olaylardan dolayı hemen ağlamaz; sabreder. Çünkü bir müddet sonra aynı çekirdek cemal tecellisine mazhar olacağını, topraktan karpuz, kavun, nar, mısır, meyveli ağaç veya güzel kokular saçan bir gül olarak çıkacağını sanki bilir. O bilmese de biz biliriz.

Demek toprağa gömülmek her şeyin sonu değilmiş, farklı ve mükemmel boyutlarda hayata kavuşmanın başlangıcıymış.

Onun için Şeyh Sadi Şirazî: "Toprağın gül bitirmesine şaşmayın, düşünün oraya nice gül endamlılar girmiştir" demiş.

Saîd-i Anadolî de: Çekirdeğin mevti, sümbülün mebde-i hayatıdır."(3) demiş. Yani çekirdeğin ve tohumun ölümü, ağacın ve sümbülün hayatının başlangıcıdır.

Gülün tohumunu ve çekirdekleri toprağın altında kaybetmeyen Allah, ölüp toprağa gömülen insanları da kaybetmeyeceğine ve yeniden dirilteceğine yüzde yüz, yüzde beş yüz inanırız. Buna inanmayanın aklına Allah hidayet ve iman nuru nasip eylesin.

Dünya iki gündür. Bir günü sevinç, bir günü de hüzündür. Sevinçler cemal tecellisine, hüzünler celal tecellisine aynadır. Cemal tecellileri insanı şımartmamalı, celal tecellileri de insanı korkutmamalı ve ümitsizliğe düşürmemelidir. Her iki tecellide de Allah'a hamd etmenin, Allah'la beraber olmanın keyfini yaşamalı ve Yunus gibi:

Hoştur bana senden gelen: 
Ya hilat-ü yahut kefen, 
Ya taze gül, yahut diken. 
Kahrında hoş lutfun da hoş. 

Gelse celalinden cefa 
Yahut cemalinden vefa, 
İkisi de cana safa: 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş. 

Ger bağ-u ger bostan ola. 
Ger bendü ger zindan ola, 
Ger vaslü ger hicran ola, 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş. 

Ey padişah-ı Lemyezel! 
Zat-ı ebed, hayy-ı ezel! 
Ey lutfu bol, kahrı güzel! 
Kahrında hoş, lutfun da hoş. 

Ağlatırsın zari zari, 
Verirsen cennet-ü huri, 
Layık görür isen narı, 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş. 

Gerek ağlat, gerek güldür, 
Gerek yaşat gerek öldür, 
Aşık Yunus sana kuldur, 
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

demelidir.

 

Ey celal tecellisine maruz kalan! Üzülme ve ümitsizliğe düşme. Geceyi gündüze, kışı bahara çeviren, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaran bir Rabbin var. O varsa ne gam var?

Dipnotlar

[1] Müslim, Züh ve Rekaik, 64

[2] Sözler, 310

[3] Mektubat, 13

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Ruhul Kudus, 2016-11-10 10:11:16

Harikulade bir yazı. Allah razı olsun.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

Kur'an okuyacağınız zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığının.

Nahl,98

GÜNÜN HADİSİ

Îmân altmış kadar şu'bedir. Hayâ da îmânın bir şu'besidir.

BUHARİ,KİTÂBÜ'L-ÎMÂN, EBU HUREYRE(r.a.)'dan

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI