Cevaplar.Org

BAZI SUALLERE KISA CEVAPLAR-1

SORU-1: Birinci Söz’de "Bismillah" her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” deniliyor. Niçin “onunla değil de “ona” denilmiş?


Nail Yılmaz

naimyilmaz740@gmail.com

2016-10-30 12:16:31

Not: Bir kardeşimizin bazı sorularına kısa cevaplardır.

SORU-1: Birinci Söz'de "Bismillah" her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız" deniliyor. Niçin "onunla değil de "ona" denilmiş?

CEVAP 1a-)"Biz dahi ona başlarız" demekten maksat her hayırlı işe Onun adıyla ismiyle veya esmalarından birisiyle başlarız demek olmalıdır. Çünkü Ona değil de Onunla başlarız denilse idi, Allah ile beraber başlarız demek olacaktı ki, bu kulluk edebiyle bağdaşmaz belki su-i edep olurdu.

b-)"Öncelik işin mi, besmelenin mi? "Bismillahirrahmanırrahim" cümlesi bir rahmet cümlesidir. Allah'ı üç ismiyle anmaktır. Allah'ın rahmeti, kudretini, inayetini, şefkatini üzerimize ve işimize çeker. Her işten önce bir amaçtır ve başlı başına bir ibadettir. Öyleyse, önce işe mi, önce besmeleye mi başlamalı denirse:

Cevap: Besmelesiz başlanan iş ebter, sonuçsuz, noksan, bereketsiz, rahmetten kopuk olduğuna göre, asıl vurgu işe değil, besmeleye olmalı. 'İşe besmele ile başlamalı' dersek, işi öncelemiş, besmeleyi iş için araç kılmış oluruz. Bu tehlikelidir. 'Önce besmeleye, sonra işe başlamalı' dersek, her ikisine de önem sırasına göre vurgu yapmış oluruz. Bu sebeple Bediüzzaman başta besmeleyi amaca koyarak "başta ona başlarız" diyor." (bkz: Süleyman Kösmene. Yeni Asya Gazetesi, 5.Şubat. 2016)

b) Sorularla Risale-i Nur adlı sitede bir yazarımız ilgili soruyu cevaplandırırken şöyle diyor; "Bir de benim anladığım burada dil bilgisi açısından ince bir kaide var. Ba-i Cer denilen Besmelenin başında ki "B" harfi "ile yani beraberlik" anlamı katıyor. "ona" derken "bismillah (Allah'ın adı ile)" kastediliyor. Eğer "onunla" dense o zaman "Biz dahi başta onun(Allah'ın adı ile)la başlarız" denilse 2 defa beraberlik manasını veren "ile ile" yan yana gelip cümlenin ahengi bozuluyor. Biz dahi başta ona (Allah'ın adı ile) başlarız" deniyor ve ahenk bozulmuyor." (http://www.sorularlarisale.com.)

SORU 2:Risale-i Nurda Reenkarnasyona işaret eden bölümler var mı?

CEVAP-2: Reenkarnasyon, insanın öldükten sonra, ruhunun başka bir bedene girerek hayatını orada devam ettirmesi ve olgunlaştırması fikridir. Eski tabir ile "tenasüh", yeni tabir ile "ruh göçü", felsefi tabiri ile "reenkarnasyon" bu isimlerle yapılan tabir ve tarifler sadece mitolojik bir fanteziden ibaret felsefi bir gevezeliktir ve her toplum ve milletin bazı kesimlerinin tarihi kökeninde farklı isimler altında inandığı ve yaşatmaya çalıştığı bir efsane ve Kur'an'ın ifadesi ile bir esatirdir. İslam'a göre reenkarnasyon fikri küfürdür. Kur'an'ın üçte ikisi ölümden sonra ikinci yeni bir hayattan bahsediyor. Kur'an kesinlikle reenkarnasyon düşüncesini kabul etmiyor. Risale-i Nur'da tenasüh şu gelecek bölümlerde yer alır:

a)Yirmi Beşinci Sözde:" Kur'anda çok tekrar edilen kıssa-i Musa Aleyhisselâm'ın cümleleri ve cüz'leridir ki, her bir cümlesi, hattâ herbir cüz'ü, bir düstur-u küllînin ucu olarak gösterilmiş ve o düsturu ifade ediyor. Meselâ: يَا هَامَانُ ابْنِ لِى صَرْحًا Firavun, vezirine emreder ki: "Bana yüksek bir kule yap, semavatın halini rasad edip bakacağım. Semanın gidişatından acaba Musa'nın (A.S.) dava ettiği gibi semada tasarruf eden bir İlah var mıdır?" İşte صَرْحًا kelimesiyle ve şu cüz'î hâdise ile, dağsız bir çölde olduğundan dağları arzulayan ve Hâlıkı tanımadığından tabiat-perest olup rububiyet dava eden ve âsâr-ı ceberutlarını göstermekle ibka-yı nam eden, şöhret-perest olup dağ-misal meşhur ehramları bina eden ve sihir ve tenasühe kail olup cenazelerini mumya edip dağ misillü mezarlarda muhafaza eden Mısır firavunlarının an'anesinde hükümferma bir düstur-u acibi ifade eder.(Sözler,s: 401) 

b)II.Emirdağ Lahikasında: Mu'cizat-ı Kur'aniye'de َالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ âyetiyle gark olan Firavun'a der: "Bugün gark olan cesedine necat vereceğim, demesiyle umum Firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevtâlûd, ibretnüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber…(Emirdağ Lahikası-2, 128)

Yukarıdaki ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Bediüzzaman, tenasüh dediğimiz reenkarnasyon fikrine Firavunların inandığını ve bu yüzden de cesetlerini mumyaladığını dile getirmektedir.

c)17. Söz'de de şöyle deniliyor: "Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni'-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp bütün esmasının garaib-i nukuşuyla süslendirip küçük-büyük, ulvî-süflî herbir ruha, ona münasib ve o bayramdaki ayrı ayrı hesabsızmehasin ve in'amattan istifade etmeğe muvafık ve havas ile mücehhez bir cesed giydirir, bir vücud-u cismanî verir, bir defa o temaşagâha gönderir."(Sözler, s: 202) Burada da herbir ruh sahibinin bir defa bu dünyaya gönderildiği belirtilerek, Reenkarnasyon ve tenasüh fikri reddedilmiştir.

SORU 3:"Kalbinde zerre kadar iman olan cennete girecektir" ifadesi ile "40 vefiyattan sadece birkaçı kurtulacak." ifadesi ile çelişiyor mu?

CEVAP 3:Temel İslami kaynaklarda bu mesele "hüsn-ü hatime" ve "su-i hatime" başlığı altında müzakare edilmiş. Sözlüklerde; Dünyadan imanla göç etmeye hüsn-i hâtime, imandan yoksun olarak gitmeye de sû-i hâtime denilmiştir. Birçok ayet ve hadislerde müminlerin Dünya hayatlarının hüsn-ü hatime ile hitame ermesi için, havf ve reca arasında olmaları tavsiye edilip, bunu temin maksadı ile tebliğ ve irşad faaliyetleri için, tergib ve terhip usulünden faydalanılmış. Ayet ve hadislerde çok yaygın olan bu tarzı Üstadın da Risalelerde sıkça kullandığı görülüyor.

R.Nur külliyatının tamamına baktığımız zaman "40 vefiyattan sadece birkaçı kurtulacak."Şeklindeki bir cümlenin bir iki yerde bulunmasına karşın, onlarca yerde iman ve taat ile hayatını geçiren müminler için "hüsn-ü hatime" ile yani dünyadan imanla göçeceklerine dair birçok cümleler yer almaktadır. Mesela:

-"Meselemiz olan ubudiyet yolu, zararsız olmakla beraber ondan dokuz ihtimal ile bir saadet-i ebediye hazinesi vardır."Sözler (19 )

-"Şu sağdaki giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür". Sözler 18 )

-" (ehl-i iman yolcusunun)on yolcusundan dokuzu, o menfaat-i azîmeye nâil olduğu yine ehl-i şuhudun tevatürüyle sabittir." Nur'un İlk Kapısı ( 34 )

-"Ehl-i iman için kazanç ihtimali binden dokuz yüz doksan dokuz olduğuna yüzyirmidört bin enbiyanın ona dair ihbarını keşf ile tasdik eden evliyadan ve asfiyadanhadd ü hesaba gelmez sadık muhbirler haber verdikleri halde; evvelki" Asa-yı Musa (12 )

-Yüz binler sadık ve musaddak muhbirlerin… İman ve ubudiyet (şartıyla)yüzde yüz ihtimal ile o darağacını kaldırıp, o haps-i münferidi kapatıp, şu göz önündeki kabri, bir hazine-i ebediyeye, bir saray-ı saadete açılan bir kapıya çeviriyor." Sözler ( 143 )

Hüsn-ü hatime şartı:

Üstad hz. ehl-i iman ve ubudiyet için: "ondan dokuz, binden dokuz yüz doksan dokuz, yüzde yüz" ihtimal ile bir saadet-i ebediye, menfaat-i azîme, bir hazine-i ebediyeye, saray-ı saadete açılan bir kapı ve kurtuluş şartını hüsn-ü hatimeye bağlamıştır. "ulûm-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmiş."(Mektubat, s: 426 ) olan, Bediüzzaman hazretleri, iman ve ubudiyetle hayatını geçiren bir mümin için, "hüsn-ü hatime" ye giden süreç ile ilgili, kısmen fetret dediği bu zaman için, şu fetvayı verir. "Bu zamanda, farzları yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur" (Tarihçe-i Hayat ( 303 )

Kurtulmak veya "Hüsn-ü hatime", imanla kabre girmektir. "Hüsn-ü hatime" yi "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" hadis-i şerifi bağlamında yorumlayanlara göre: Hüsn-ü hatime; kişinin müddet-i hayatında takip ettiği iman ibadet ve istikamete göre şekillenir.

Bir ömür boyu takip edilen yolun dışında lehte ve aleyhte beklenmedik bir gelişmenin olması "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" hadis-i şerif-i ile örtüşmez. Genel olarak, mütedeyyin olmak veya olmamak, tercih edilen bir hayat tarzıdır. Ekseriyetle insanlar tercih ettikleri hayat tarzlarına göre son nefeslerini verirler. Mutlaka bunun istisnaları vardır. Fakat kanaatlar ekseriyete göre şekillenir

Bir ömür boyu hür iradesiyle iman ibadet ve istikamet üzere olan bir mümini, Cenab-ı Hak inşallah zayi etmez. Çünkü bir insanın en zor en zayıf, belki de akli ve iradi melekelerinin en acze düştüğü anı ölümle pençeleştiği, sekarat vaktidir. Cenab-ı Hakk'ın hikmet ve rahmetinden umulan, koca bir ömrün binde birlik ve en savunmasız bir kesiti değil de, hayatının tamamını veya ortalamasının esas olması, sonsuz rahmetinden ümit edilir.

"40 vefiyattan sadece birkaçı kurtulacak" sözünün doğru anlaşılabilmesi için lazım gelen; zaman, mekân, makam, muhatab ve mütekellim gibi diğer kriterleri verilmemiş. Haber verilen vakıanın genel olmayıp istisnai bir hal olma ihtimalinin yüksek olması, terhib, teyakkuz ve irşad maksatlı tamim edilmesinde beis olmasa gerek.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Eymen Akça, 2016-10-31 10:27:31

Nail Hocamız'ın 1. Söz hakkındaki izahına bir tamamlayıcı nokta olarak diyebiliriz ki: " Risale-i Nur mesleği tahkik mesleği olduğundan 1. Söz'de Üstad " Neden her işin başında Besmele söylenmelidir, hükmünün tahkikini yapıyor." Çoğu âlim kitaplarına Besmeleyi zikrederek başlarken Üstad Besmeleyi hem zikrediyor; " Bismillah her hayrın başıdır " diyor ve Bismillah'ı başa alıyor; ayrıca Üstad " Biz dahi başta Ona başlarız " diyerek Bismillahı fikretmeye başlıyor. Yani " Bazı âriflerin yaptığı gibi biz dahi başta Bismillah'a dair tefekküre başlarız " demek istiyor... Daha sonra insanın acz ve fakrına, sonra Allah'ın kudret ve rahmetine değinip; mutlak kudret ve rahmet ile kişinin Bismillah demekle bağlantıya geçtiğine; bu bağlantının neticesinde Allah'ın kudretinin kuvvet şeklinde ve rahmetinin bereket tarzında kula yansıdığını kâinattan delillerle anlatıyor. Bu cihetten elbette başta Ona başlarız diyecek... Eğer dikkat edilirse, 1. Söz tahkik ile Besmele'nin hakikatini; 1. Söz'ün eki olan 14. Lem'anın 2. Makamındaki Bismillah bahsi ise tedkik ile Bismillah'ın sırlarını okuyuculara sunuyor. Sonra 2. Söz'e geçiyor.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz.

Hac:37

GÜNÜN HADİSİ

İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.

(Tirmizi, 2649)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI