Cevaplar.Org

İSLÂM VE TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI-2

İNGİLİZ SİYASETİ İngiliz hükümetleri, ifsat –bozgunculuk- siyaseti ile ‘küfrî rejimlerini’ İslâm dünyasına yerleştirmişler ve Asya’dan Afrika’ya kadar 19. asırdan itibaren onlara hükmetmişlerdir.(1) Hıristiyanlıkta mutaassıp ve en cebbar bir hükümet olan İngilizler(2) tahakküm edici -baskıcı-; âdetleri de cebren hükmedicidir.(3)


İsmail Aksaraylı

i.aksarayli@mynet.com

2016-09-08 11:18:48

İNGİLİZ SİYASETİ

İngiliz hükümetleri, ifsat –bozgunculuk- siyaseti ile 'küfrî rejimlerini' İslâm dünyasına yerleştirmişler ve Asya'dan Afrika'ya kadar 19. asırdan itibaren onlara hükmetmişlerdir.(1) Hıristiyanlıkta mutaassıp ve en cebbar bir hükümet olan İngilizler(2) tahakküm edici -baskıcı-; âdetleri de cebren hükmedicidir.(3)

İngilizler, hâkimiyetleri altına aldıkları Müslümanlara görünüşte tahakküm etmemiş, 'küfrî rejimleri'ne Müslümanlar Kur'ânla karşı çıktıkları halde onlara ilişmeme siyaseti takip etmiştir, (4)Hindistan ve Mısır'da olduğu gibi.(5)

II. DÜNYA SAVAŞI

Hicri 1347 (1928-1929) tarihi, bu asrın tâgilerinin –Allah'a isyan edenlerin azgınlaşarak- faaliyette bulunduğu tarihtir;(6) aynı tarih, ecnebi antlaşmalarının zorlamasıyla bu vatanda ehemmiyetli sarsıntılar ve felsefenin tahakkümüyle -dinsiz felsefenin hâkim olmasıyla- bu dindar millette ehemmiyetli değişiklikler vücuda gelmesi ve devletlerde II. Dünya Savaşı'nı hazırlayan dehşetli düşmanlık ve rekabet çarpışmalarının başlama tarihidir.(7)

II. Dünya Savaşı'nda Avrupa zalim hükümetleri; zulmetli, pis menfaati için dinsizliğe ve komünizme yardım edip onları desteklemiş ve pis menfaati için İslâmlarda ve Asyada dinsizliğin yayılmasına taraftar olmuşlardır.(8) Hatta İngiliz devleti, yüzde beş-on dinsizin hatırını sayıp onların rejimlerini resmen takdir ederek, yüzer milyon İslâm'ın hatırlarını kırmış, inat ve menfaati için Dünyaya ateş vermiş ve bu, insanlık âleminin her tarafında sönmez yangını olmuştur.(9)

İngiliz devleti -İstiklâl Harbi'nden sonra- bu memleketteki hükümete, sömürgelerindeki Müslümanlara ısınmaması ve katılmaması için, eskiden beri bu vatanda dinsizliğe revaç vermiştir; şimdiki ilhad -dinden çıkmalar- dahi onun ifsat komitesinin eseridir.(10)

BEDİÜZZAMAN'DAN İKAZ VE TAVSİYELER

Batı Husumeti Bâki Kalmalı

Hıristiyanlıkta mutaassıp İngilizler, Yahudi ve Masonlar, bunların kontrolündeki, ifsat ve zındık komiteleri Kur'ân, İslâm, geçmişte Osmanlı, şimdi ise Türkiye düşmanlığı içindedirler. Said Nursi de Doğu - İslâm- düşmanlığına karşı Batı'ya husumetin canlı tutulmasını ister; bu, İslâm birliği ve kardeşliğinin gelişmesine en tesirli sebeptir: "Garp husumeti, İslâm'ın ittihadına, uhuvvetin inkişafına en müessir sebeptir, bâki kalmalı"dır.(11)

"Hizbü'ş Şeytan"ın Vurduğu Darbe

Bediüzzaman, "Neden bu kadar İngilizden nefret ediyorsun, musalahasını da –sulhunu da- istemiyorsun?", diye soranlara verdiği cevaplarda; sebep olarak İngilizlerin, İslâm dünyasına ve İstanbul'u işgallerinden sonra bize vurduğu darbeleri gösterir: 

"Sebep bir değil, bindir. Bana en ziyade şedit –şiddetli- görünen, manen ahlâkımıza vurduğu darbedir.

Çekirdek halinde olan secaya-i seyyieyi -kötü ahlâkı- içimizde inkişaf ettirdi. Hayatın yarası iltiyam bulur -kapanır-; izzet-i İslâmiye, namus-u millînin yarası pek derindir.

Edirne Câmii'nde, bir İslâm hocasının lisanıyla, Venizelos gibi şeytan zalime dua ettirdi.

Merkez-i Hilafette –İstanbul'da-, Müslümanlar lisanıyla hizb-üş şeytan olan İngiliz, Yunan askerlerini halaskâr, tathirci –kurtarıcı, temizleyici- ilân ve karşısındaki güruh-u mücahidîni –Milli Mücadelecileri- cani, zalim söylettirdi.

Acaba bir valide o dereceye getirilse ki çocuğunu kendi eliyle öldürerek, müteessir olmayarak, parça parça etse, hiç mümkün müdür ki onda hissiyat-ı âliye ve ahlâk-ı sâmiye intifa etmesin –yüksek hisler ve yüce ahlâk sönmesin-?"

Bediüzzaman, "Neden bu kadar İngiliz siyaseti galip çıkar?", sorusuna verdiği cevap ise İngiliz siyasetinin özelliklerini ortaya koyar:

"Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi –temeyyüz etmiş, belirgin vasfı-; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâp etmek, yalancılık, tahripkârlık, hariçte menfîliktir.

Bir adam kocaman bir binayı bir günde harap eder, bir taburu ihtilâle verir. Şu alçak siyasettir ki zâhiren tel'in ettiği –lânetlediği- halde, gizlice dehâlet ediyor –ona arka çıkıyor-. Fenalık ve ahlâk-ı seyyie –kötü ahlak-, siyasetine vasıta olduğu için, her yerde ahlâk-ı seyyieyi himaye ederek teşci' eder –cesaretlendirir-. Şimdiki İstanbul hali – o zaman İngiliz işgalindeki İstanbul- şahittir."(12) Yahudi milletinin kadın ve kızları da insanlığın sefih hayatında -kötü ahlâkın yayılmasında- rol oynamışlardır.(13)

Şuursuz Olarak, Şuurlu Düşmana Yardım

İslâmiyetin ebedi düşmanları, onun esaslarını tahrip etmektedir, onlara karşı gevşeklik göstermemelidir:

"Bilirsiniz ki ebedî düşmanlarınız ve zıtlarınız ve hasımlarınız, İslâm'ın şeâirini tahrip ediyorlar. Öyle ise zarurî vazifeniz, şeâiri ihya ve muhafaza etmektir. Yoksa şuursuz olarak, şuurlu düşmana yardımdır. Şeâirde tehâvün [lâkaytlık], zaaf-ı milliyeti gösterir. Zaaf ise, düşmanı tevkif etmez, teşci eder [düşmanı durdurmaz, cesaretlendirir].(14) Hasmınız ve İslâmiyet düşmanı İngiliz, dindeki kayıtsızlığınızdan pek fazla istifade ettiler ve ediyorlar.(15)

Münafıkları Müslümanlara Musallat Ettiler

Ecnebilerden yardım beklememelidir, onlar münafıkları, Müslümanlara musallat etmişlerdir: "Biz, ferec –kurtuluş- ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz. Fakat kâfirlerin kılıcı ile değil. Kâfirlerin kılıçları başlarını yesin; kılıçlarından gelen faide bize lâzım değil. Zaten o mütemerrit –inatçı- ecnebilerdir ki münafıkları ehl-i imâna musallat ettiler ve zındıkları yetiştirdiler."(16)

Küfür ile iman ortası yoktur. (...) Müslüman vatanda küfr-ü mutlaka karşı iman ve İslâmiyet'ten başka bir din, bir mezhep olamaz. Olsa, dini bırakıp komünistliğe girmektir. Çünki hakikî bir Müslüman hiçbir zaman Yahudi ve Hıristiyan olamıyor. Olsa olsa dinsiz olup tam anarşist olur.(17) Komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik; doğrudan doğruya anarşistliği netice vermektedir. Ve bu dehşetli tahrip edicilere karşı, ancak ve ancak Kur'ân hakikatleri etrafında İslâm ittihadı dayanabilir.(18) Aksi takdirde "Âlem-i İslâmı mahva çalışan küfr-ü mutlak altındaki anarşi, âlem-i İslâmın kal'ası ve şanlı ordusu olan bu Türk Milletinin parça parça olmasına sebebiyet" verecektir.(19)

SONUÇ

Dünya siyasetinin uçları –özellikle son 2 yüzyıldır- ecnebilerin elindedir.(20) İngilizler, II. Dünya Savaşı'na kadar dünya siyasetinin iplerini ellerinde tutmak istemiştir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra ise Churchill'in ifadesiyle "şimdiye kadar İngiltere, bundan sonra Amerika ve onun arkasında İngiltere" dünya siyasetine yön verenler olacaktır.

BM'nin 5 daimi üyesinden 4'ü Hıristiyan milletlerden oluşan ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve 1'i de dinsizlik esasına dayalı Komünizmle yönetilen Çin'dir. Dünya siyasetinde hüküm, Hıristiyan dünyasında ve ateist Çin'in elindedir. 1.9 milyar Müslüman ve Müslüman ülkeleri dünya siyasetinde matbu değil tabidir –özne değil nesne durumundadır-. Osmanlı Devleti'ni yıkmalarıyla İslâmiyet ve Türk düşmanları -şimdi Türkiye hasımları- 20. yüzyılda 1. ve 2. Dünya Savaşları'ndan sonra Müslümanların söz sahibi olmadığı bir siyasi sistem kurmuşlardır.

Yahudiler 'her çeşit fesat komitelerine karışan ve her nevi ihtilâle parmak karıştıran' bir millettir.(21) Batının ve Yahudi etkisindeki Amerika'nın da İslâm dünyasındaki maddi ve manevî hareketlerden ve Türkiye'de olanlardan haberlerinin ve onlarda dahlinin olmaması düşünülemez. Said Nursi'nin ifadeleriyle 'Amerika, buranın en küçük bir havadisini merakla takip ettiği halde' buranın en büyük bir hâdisesini takip etmemesi mümkün değildir. (22)

Şunu da ilâve ederek yazımıza son verelim. Geçmişten günümüze Hıristiyan dünyası –özellikle İngiliz devleti 19. yüzyıldan itibaren- açık veya gizli- Osmanlı, Türk, İslâm ve Kur'ân düşmanlığı içinde olurken İngiliz hükümetlerinin, meşhur İngiliz düşünür Bernard Shaw'ın (1856-1950) İslâmiyet hakkında: "Demokrasiyi en ileri götüren millet İngilizlerdir. Bunun daha ötesi Müslümanlıktır."(23) hükmünden gafil olması düşündürücüdür.

Dipnotlar

1-Emirdağ Lâhikası, s.517; Mahkeme Müdafaları, s.32.

2-Mahkeme Müdafaları, s.311; Emirdağ Lâhikası, s.517. 

3-Münazarat, s.27.

4-Emirdağ Lâhikası, s.517.

5-Münazarat, s.27.

6-Şualar, s.570.

7-Şualar, s.262. 

8-Kastamonu Lâhikası, s.75. 

9-Kastamonu Lâhikası, s.241.

10-Kastamonu Lâhikası, s.241.

11-Sünuhat-Tuluat-İşârât, s.36. 

12-Sünuhat-Tuluat-İşârât, s.65. 

13-Sözler, s.422 

14-Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.134.

15-Tarihçe-i Hayat, s.132

16-Lem'alar, s.96.

17-Emirdağ Lâhikası, s.434. 

18-Emirdağ Lâhikası, s.399.

19-Tarihçe-i Hayat. s.480.

20-Mektubat, s.49. 

21-Sözler, s.422 

22-Emirdağ Lâhikası, s.207.

23-Asây-ı Musa'dan Akan Nur Çeşmesi, s. 134.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O'na ortak koşuyorsunuz."

En'am, 64

GÜNÜN HADİSİ

Hiç bir vâli yoktur ki, o, müslüman ahâli üzerinde icrâ-yı velâyet ederken zulüm ederek ölür, muhakkak Allah Cennet kokusunu ona haram kılacaktır.

Ma'kıl İbn-i Yesâr (r.a)'dan rivayet olunur.

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI