Cevaplar.Org casino maxi

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-128

Ders: 14. Şua, s: 500 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım; “Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem'a-i İhlâs’ın düsturlarını ve hakikî ihlâsın sırrını mabeynimizde ve birbirimize karşı istimal etmek, vücub derecesine gelmiş.”(


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-08-15 12:07:50

Ders: 14. Şua, s: 500

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

İzah edilen kısım; "Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem'a-i İhlâs'ın düsturlarını ve hakikî ihlâsın sırrını mabeynimizde ve birbirimize karşı istimal etmek, vücub derecesine gelmiş."(Şualar, s: 500 v.d.)

*Hizmet ihlâs ile daimdir, ihlâs ile kâimdir. Hayatdar ve semeredar hizmetin cadde-i fıtrisi, yolu, yordamı, esası hulusiyettir, safvet ve samimiyettir.

*"Hakikî ihlâsın sırrını"(Şualar, s: 500) İhlâs hakikatının sırrı uhuvvettir. Daha açık ifade edersek; ihlâs risalesi ile uhuvvet risalesini yaşamak bize vaciptir.

*Ümmetin ekseri imtihanı korkudan olmuş. Onun için ayet-i kerimede ilk imtihan unsuru olarak korku zikredilmiş; "Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele." (2/155)

*Eleklerden geçiyoruz. Hadisat bizim sadakatimizi, sebatımızı, hamiyetimizi, gayretimizi, saffet ve samimiyetimizi ne yapıyor? Ölçüyor.

*Hakikattar bir nur talebesi 'küsmeye' küsecek. Hizmetimizde küsmek yok.

*Kendini uhuvvete, muhabbete mahkûm bilmek, mecbur bilmek.

*Üstad talebelerine demiş ki; Birbirinize bigayr-i hakkın seksen sopa da vursanız, yine buradaki netice-i azime için burayı bırakmamak lazım."

Not: Üstaddan bu hatırayı nakleden merhum Sungur ağabeydir, biz de kendinden bu hatırayı bizzat dinlemiştik.(Salih Okur)

* Bir zaman Anadolu'da bir beldeye uğramıştık. Bir ders yapıp geçecektik. Orada iki kardeşin nazlanmasından dolayı cemaat iki ayrı dershaneye ayrılmıştı. Birisi ekseriyette diğeri ekaliyyette..Biz çağrıldığımız yerde dersimizi yaptık. Çıkarken, o dershaneyle ilgilenen arkadaş diğer arkadaşı şikâyet etmek istedi. Baktım hissiyat ta hükmediyor. Önünü almasam çok şey konuşacak. Dedim ki; "ne diyorsun yani? Şimdi bu ağabeyimizi tutup, sırtına bir tekme vurup, Risale-i Nur'un dairesinden fırlatıp feza-yı namütenahiye mi atalım? Ne yapalım? Cehenneme mi paketleyelim? Senin vicdanın bunu kabul eder mi?" "Yok, Estağfurullah" dedi. "Bak" dedim, " ben senin yerinde olsam şöyle yapardım; o kardeşimiz senin soru kâğıdın, senin imtihan kâğıdın. Allah onun ile seni imtihan ediyor. Talebe soru kâğıdını yırtamaz, yakamaz, çöpe atamaz. Ben senin yerinde olsam o soru kâğıdına uslu uslu güzel şeyler yazarım. Şimdi onu attık diyelim, senin imtihanın bitti mi, sen o dersten geçmedin. Bir soru kâğıdı gider, bir başka soru kâğıdı gelir. Taş gider, yerine kaya gelir. Bu sefer kader-i ilahi daha dehşetli bir soruyla senin nefesini keser." Sahiden de o kardeş bu ikazdan sonra hatasını anladı. Soru kâğıdına güzel şeyler yazdı, o kardeşiyle arasını düzeltti.

*Bakın bazen, Cenab-ı Hak bir hadiseyle bir aileyi imtihan eder, bir aşireti imtihan eder, bir ümmeti imtihan eder.

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

(Resulüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

Sa'd, 29

GÜNÜN HADİSİ

Yanında ana babası, ya da onlardan biri yaşlanıp da, gerekeni yaparak cennete giremeyen kimsenin burnu sürtülsün!"

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

*Abdülkadir Geylani hazretlerinin vefatı 17 Temmuz 1163 *Kıbrıs barış harekatı 20 Temmuz 1974 *Aya ilk insan ayağının basması 21 Temmuz 1969

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI