Cevaplar.Org implant

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-122

Ders: Barla Lahikası(s: 249) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen metin: “Muvakkat bir fütur, bir tenbellik sizde ârız olduğunu


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-07-01 15:39:45

Ders: Barla Lahikası(s: 249)

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

İzah edilen metin: "Muvakkat bir fütur, bir tenbellik sizde ârız olduğunu yazıyorsunuz. Baharda kanın galeyanından gelen ve gecelerin kısalmasındaki uykusuzluğundan neş'et eden ve müstemi'lerin kalbleri işlere teveccüh etmelerinden tevellüd eden rehavet ve füturdan başka, meyanımızdaki münasebet-i ruhiyenin rabıtasıyla, musibetin eseri olarak bendeki sarsıntının size in'ikası ve sirayet etmesi mümkündür."(Barla Lahikası, s:249)

*İnsanın fıtratında fütur ve zaman zaman tembellik oluyor mu, oluyor. Üstad burada o fütur ve tembelliğin sebeblerini sıralıyor.

1-Baharda kanın galeyana gelmesi..Baharda kanın galeyanından gelen hissiyat bir derece insana fütur veriyor. Kışın soğuktur, hava şartlarıdır, kardır, fırtınadır, tipidir vs. İnsan kışın afakîleşmiyor. Dışarı pek fazla çıkmıyor. Bir derece hayat rabıtaları ve hayat şablonları belli. Evinden işine, işinden evine gidiyor. İnsanın hayali, idraki, hissiyatı dağılmıyor.

Ama bahar gelince insan canlanıyor. Canlanınca insanın bakışı, nazarı alaküllihal derecesine nispeten afakîleşiyor. Mesela sahil şeridinde pek fazla ulema çıkmamış.

 Yaz geldi mi 'oraya gidelim, buraya gidelim, tenezzühtür, seyahattir, oraya bak, buraya bak derken zihin dağılıyor, afakileşiyor, maddileşiyor, ilaahir..

2-"ve gecelerin kısalmasındaki uykusuzluğundan neş'et eden"(Barla Lahikası, s: 249) Uykusuzluk da fütur ve sıkılmaya sebeb olabiliyor. Çünkü vücud dinlemiyor. Metabolizma yorgunluğu atamadığı için derslerden istifade azalıyor. Burada ince bir nükte de var. Az uyumanın efdaliyeti var ama bu efdaliyet avamdan çok havassa bakıyor.

Bedenin yorgunluğu olduğu gibi takvaya dikkat edemediğimiz için bir de ruhun yorgunluğu oluyor. Ruhun yorgunluğu iki şekilde tedavi edilir;

İbadet, zikir, tefekkür, Kur'an okuma vs. Yüksek ehl-i hakikatın dünyasında bunlar dinlenme vesilesi. Üstad bir yerde Hizb-i Ekber-i Nuriye için diyor ya; "Yirmi üç seneden beridir ki, ne vakit sıkılsam ve fikir ve kalbe yorgunluk ve usanç gelse, bu hizbin bir kısmını mütefekkirane okumuşsam, o sıkıntıyı ve usanç ve yorgunluğu izale ediyordu. Hattâ bilâ-istisna, her gece sabaha yakın dört-beş saat meşguliyetten gelen usanç ve yorgunluk, o hizbin altısından birisini okumasıyla hiçbir eseri kalmadığı bin defa tekerrür etmiş."(Kastamonu Lahikası, s: 228 ) Ama bizim gibi avam için ise uyku dinlenme vasıtası…

Not: Şener Bey bir sohbetinde şöyle diyor; "Ruh tam ayine olsa hakikat ve marifetin cazibe alanına girse uyku önemli ölçüde azalır. Maddi malumat afakî, siyasi meseleler ruha yorgunluk veriyor. Hakaik, yüksek hakaik ruhun gıdası olduğundan uykuya ihtiyaç hissetmiyor."(Salih Okur)

3-"müstemi'lerin kalbleri işlere teveccüh etmelerinden tevellüd eden rehavet ve füturdan" (Barla Lahikası, s: 249) Kışın özellikle köy gibi yerlerde pek bir iş olmuyor. Ama bahar ve yazla beraber iller açılıyor, herkes mecburen çiftiyle çubuğuyla meşgul oluyor. O da hizmetlerde derecesine göre bir fütura sebebiyet verebiliyor.

*"Şuurî ve ihtiyarî olmayan çok in'ikasat vardır.(Barla Lahikası, s:249) Mesela, bu memlekette dine, imana, bu vatan ve millete düşman olan derin güçler, fesat şebekeleri bir fitne tezgâhlıyor. Daha bu tehlike kuvveden fiile geçmeden evvel bazı yüksek ehl-i hakikattın ruh dünyasında bir inkıbaz oluyor. Radar gibi hissediyor. Üstada demiş ya; "Ben kendi elemlerime tahammül ettim; fakat ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümat beni ezdi. Âlem-i İslâma indirilen darbelerin, en evvel kalbime indiğini hissediyorum. Onun için bu kadar ezildim."(Tarihçe-i Hayat, s: 137)

Not: Burada istidraden bir misal daha vermek istiyorum. Hindistanlı büyük allame, yüce ruh, merhum Mevlana Eşref Ali Tehanevi(1863-1943)'de de Üstaddaki hassasiyet aynen varmış. Talebesi merhum Muhammed Şefii Osmanî bu hususta şunları yazıyor; "Bu kerim zat, hangi yerde ve şekilde olursa olsun, Müslümanlara bir üzüntü, sıkıntı, zahmet veya külfet isabet etse, manevi bir görüşle bundan haberdar olur ve o kadar üzülürlerdi ki, duydukları acı, şefkatli bir babanın öz evladını kaybetme musibetinden dolayı duyduğu acıya eşti. Fakir, defalarca müşahede etmişimdir ki, Müslümanlar arasında çıkmış olan herhangi bir fitne ve karışıklık onlara isabet eden herhangi bir zarar ve ziyan kendi sıhhatlerinin bozulmasına, kuvvetlerinin zayıflamasına ve sıkıntı çekmelerine sebep oluyordu. Nitekim bir ara fitne ve fesadın zuhurunu haber aldıkları bir anda faziletli efendim şöyle buyurmuşlardı:

"Müslümanların şimdi içinde bulundukları ahval ve bunların neticelerine dair haberler, yemekten önce gelirse bana açlığımı unutturuyor, uykudan önce ulaşırsa o zamanda uykumu kaçırıyor."(bkz: Mevlana Eşref Ali Tehanevi, Hayatü'l Müslimin, Urduca'dan Türkçe tercüme; Hayat Ruhları, s: 17-18, terc. Ali Genceli, Konya)

Mesela Üstadın yeğeni Abdurrahman..Daha vefat haberi gelmeden Üstadın ruhunda teessür başlıyor.

Not: Buna benzer bir teessürü merhum allame Elmalılı Hamdi Efendi de talebeliği sırasında yaşamış. Tefsirinde bir vesile ile şöyle anlatıyor; "Mekteb-i Nuvvab'da talebe iken bir gün öğleden sonra dersten çıkıp Nuruosmaniye'de ikametgâhım olan hattat odasına geldim, yalnız, pencerenin önüne oturdum. Oturur oturmaz henüz bir şeyle meşgul olmaksızın birdenbire büyük amcam Muhammed Emin Efendi hatırama doğdu ve derhal kalbime derin bir hüzün çöküverdi. Ağlamak istedim, hâlbuki başka zamanlar onun hatırasından lâbud bin neş'e ve inşirah duyardım, nâdirü'l-vücud bir fazilet-i mücesseme idi. Bugünkü hatıranın hem tarz-ı huturu, hem de mutâd neş'enin hilafına öyle bir hüzün gelmesi, istiğrabımı mucib oldu, hemen kaydettim. On beş gün sonra memleketten posta ile mektup aldım. Pederim "o gün amcamın vefat ettiğini ve bana yadigâr olmak üzere birkaç kitabını vasiyet eylediğini" yazıyordu. O vakit ki postanın on günde geldiği bir mesafeden o hüzünlü vak'anın hüznünü duymuştum ve gözlerim dolmuştu."(Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, Cilt: 4, s: 2920, Diyanet İşleri Reisliği Neşriyatından, Matbaa-i Ebü'z Ziya, İst. 1936)

*Teessür ve elem intaka tesir eder, ilhamata tesir eder, sünuhata tesir eder, tuluata tesir eder. Tahkik mesleğinin sahibleri olan asfiya makamındaki zatlar evliyadan daha üstündürler ama onlarda keşif ve keramet az görülür. Bunda da bir vech-i hikmet var. Eğer onlarda da keşf ve keramet ön plana çıksa o tahkik mesleğine zararlıdır. 

Not: Şener Bey bir sohbetinde "Üstadın mesleği asfiya, meşrebi arîfîndir" diyor. (Salih Okur)

*İnsanın hamuru dünyadan alındığı için nasıl dünyada mevsimlerin değişmesi varsa, insan ruhunda da aynı şekilde tebeddülat var.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, şüphesiz ki sen her şeye kadirsin."

Tahrim, 8

GÜNÜN HADİSİ

Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol.

Buhari, Rikak 2; Tirmizi, Zühd 25, (2334)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI