Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-119

Ders: 28. Söz, Sual İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi İzahı yapılan sual şudur; “Ehadîs-i şerifede denilmiştir ki: "Bazı ehl-i Cennet'e, dünya kadar bir yer veriliyor, yüzbinler kasr, yüzbinler huri ihsan ediliyor." Birtek adama bu kadar şeylerin ne lüzumu var, ne ihtiyacı var, nasıl olabilir ve ne demektir?(Sözler, s: 501)


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-06-07 14:38:32

Ders: 28. Söz, Sual

İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

İzahı yapılan sual şudur; "Ehadîs-i şerifede denilmiştir ki: "Bazı ehl-i Cennet'e, dünya kadar bir yer veriliyor, yüzbinler kasr, yüzbinler huri ihsan ediliyor." Birtek adama bu kadar şeylerin ne lüzumu var, ne ihtiyacı var, nasıl olabilir ve ne demektir?(Sözler, s: 501)

* "Arslan yattığı yerden belli, yurdundan belli olur" diye bir söz var. İşte insanın manevi büyüklüğündendir ki, ona Cennet gibi bir azametli yurt lazım.

*Dünyada sadece Hz. Adem ve Havva olsaydı, artmasaydık, yahut yalnız bir kişi, mesela sen olsaydın bu güneş yine lazım mı idi, lazımdı. O yıldızlar, o dağlar, o denizler vs. yine olacak mıydı? Evet olacaktı. Demek bir insana bir kainat.. Muvakkat bir ömürde bir insanın etrafına bütün kâinatı toplayan Hz. Allah, ya ahiret âleminde neler yapacaktır? Çünkü orada ülke ebedi, insan ebedi, saraylar ebedi..

* "İnsan, öyle câmi' bir mu'cize-i kudrettir ki.." (Sözler, s: 501) Bir karınca, bir çiçek de Cenab-ı Hakk'ın kudretinin ifadesi.. ama bunlar câmi değil. İnsan kâinatta olan her şeyi bir çekirdek gibi içine alıyor. Nasıl bir hurma çekirdeğinde bir hurma ağacı, dalıyla, gövdesiyle, kökleriyle, yaprak ve meyveleri ile gizli. Öyle de insan kâinatın bir çekirdeği mesabesinde. Hatta Hz. Ali(r.a)'nin bir sözü var; "

"Ve tez'umu enneke cismun sagîrun,

Ve fike'n-tave'l-âlemu'l-ekber."

"Sen kendini küçük bir cisim sanırsın. Hâlbuki âlem sende dürülmüştür."

Not: Merhum şairimiz Mehmed Akif Bey, Hz. Ali'nin bu sözünü serlevha yaptığı "İnsan" adlı şiirinde bu sözü şiir olarak şöyle tercüme etmiştir;

" Haberdâr olmamışsın kendi zâtından da hâlâ sen,

"Muhakkar bir vücûdum!" dersin ey insan, fakat bilsen.

Senin mâhiyyetin hattâ meleklerden de ulvîdir:

Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir."(Salih Okur)

Camiiyetin çok tefsirleri var da bir tanesi de şu; herhangi bir mahlûkta Cenab-ı Hakkın bazı isimlerinin tecellileri var., Mahdut sayıdadır, sınırlıdır. Ama insanda Cenab-ı Hakkın birçok ismi tecelli ettiğinden camidir, esma-i hüsnayı üzerinde toplayıcıdır.

Üstad Miraç Risalesinde der ki, bütün kâinatta tecelli eden esma-i İlahiye Hz. Peygamberin ruhunda tecelli ediyor. Mesela Halık ismi bütün kainatta tecelli ediyor mu, ediyor, Alim ismi hakeza, Hakim ismi hakeza. Hz. Peygamber Esma-i Hüsna'nın en mükemmel aynası durumunda.

Güneşte Cenab-ı Hakkın 'Nur' ismi tecelli etmiş ama güneş bilmiyor ki kendisinde bu ismin tecelli ettiğini.. Misalen düşünelim. İki tane ayna var; ikisinde de güneş tecelli ediyor, yansıyor. Ama birisi kendisinde güneşin tecelli ettiğini biliyor, diğeri bilmiyor. Şimdi deyin bakalım, güneş hangisini çok sevsin? İşte insan bu misal gibi kendisinde Cenab-ı Hakkın esmasının tecelli ettiğini biliyor, Camiiyetinin bir manası da bu.

Not: Merhum Kırkıncı Hocamız bir eserinde bunu şöyle izah ediyor; "Güneş ışık verdiği halde, yaptığı işi anlayamamakta, ışıklandırdığı şeyleri görememekte, hattâ kaç tane gezegene sahip olduğunu dahi bilememektedir. Buna mukabil insan; kendinin nasıl bir eser olduğunu ve ne gibi vazifelerle mükellef bulunduğunu bilmesi ve Sâni'ini tanıması yanında, güneşin de vazifelerini bilmekte ve onu tanımaktadır. Bu cihetle güneş, insanın çok aşağısında kalmaktadır. Diğer mahlûkat da buna kıyas edilebilir."(Mehmed Kırkıncı, Hikmet Pırıltıları, s: 18, Cihan Yayınları, İst. 1983)

*Madem kısa bir dünya hayatı için bu kadar sayısız yıldızlar, galaksiler, güneşler insan için yaratılırsa, ahirette, ebedi bir hayatta şöyle bir insana o kadar nimetler lazımdır.

*İnsan Cennetteki her bir kasırda Cenab-ı Hakkın farklı bir isminin tecellisi görecek. Mesela birisinde azametini, diğerinde kudretini vs. Her bir sarayda Cenab-ı Hakkı farklı tanıyacak..

*Bir Sıddık Tifnikli vardı. O, benim hocam Hacı Faruk beyin yeğeniydi. Onun Cumhuriyet caddesinde bir dükkânı vardı. Not: Merhum Hocamızın sohbette şifahi olarak anlattığı hatıranın devamını Hayatım Hatıralarım adlı eserinden naklediyoruz;

"Zaman zaman kendisini ziyaret ederdim. Yine bir gün ziyaretine gittiğimde yanında iri yapılı birisi oturuyordu. Sıddık Bey beni görünce hemen ayağa kalktı ve buyur etti. Ben de selam verdim ve sandalyeye oturdum. Sıddık Bey beni, o zata tanıttı ve hoca olduğumu söyledi. Adam manalı bir şekilde yüzüme baktı ve şöyle dedi: "Siz de cennette bir adama yetmiş tane huri verilecek diyen hocalardan mısınız?" "Evet, ben de onlardanım" dedim. Tekrar: "Ben bir hanımla geçinemiyorum. Yetmiş huriyi nasıl idare edeceğim" dedi. Adamın patavatsız olduğu anlaşılmıştı. Bunun üzerine şöyle dedim: "Bey efendi, cennette bir adama yetmiş huri verileceğinden size ne. Siz onu dert edinmeyin. Onu oraya gidenler düşünsün." Bu cevabım üzerine adam birden bozuldu ve bir şey söyleyemedi. Ben ortamı biraz yumuşattım ve meseleyi izah ettim. O da yanlış düşündüğünü itiraf etti ve teşekkür ederek yanımızdan ayrıldı."(Mehmed Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s: 498- Zafer Yayınları, İst. 2013)

*Cenab-ı Hak insana öyle bir his torbası vermiş ki dünyayı yutsa dolmuyor. Dünya o hissiyat karşısında küçük kalıyor.

*Malının değerini bilen insan mı iyidir bilmeyen mi? Bilen..Halısının değerini bilen, anlayan insan ya kendi değerini, insaniyetin kıymetini bilmezse ona ne denir? İnsan kendi değerini bilecek, kimin yanındaki değerini? Allah'ın yanında..Ona göre de Allah'a kullukta bulunacak.

* "Fakat insan, öyle câmi' bir mu'cize-i kudrettir ki; hattâ şu dünya-yı fânide, şu kısa bir ömürde, şu inkişaf etmemiş bazı letaifinin ihtiyacı cihetiyle bütün dünyanın saltanatı, serveti ve lezaizi verilse belki hırsı tok olmayacaktır."(Sözler, s: 501) Bura mühim. Demek insanda bu dünyada inkişaf etmemiş bazı duygular var ki, ahirette inkişaf edecek.

Not: Merhum Hocamız buna bir yerde şöyle işaret ediyor; "Farz-ı muhal olarak, bir insan Karadeniz'den çok daha büyük bir balık görse, bu balığın o denizin çok fevkinde diğer bir denize ait olduğuna derhal hükmedecektir.

Aynı şekilde, insanın istidatları da dünyaya sığmamakta ve bu dünya insanı tatmin etmemektedir. O halde bu insan balığı âhireti göstermektedir ve oraya namzeddir.

İnsandaki akıl, hafıza, göz, kulak, dil gibi terazilerle, bunların tarttıkları şeyleri mukayese ettiğimizde, terazilerden birinin tartılan şeylerden daha kıymettar olduğunu görürüz. Yani, insanın herhangi bir aletiyle kazandığı dünyevî zevk ve lezzetler, o âletin kıymetine değmiyor.

Demek ki bu teraziler yalnız bu fâni işler için verilmemiştir. O halde bunların yüzünü ebedî âleme çevirmemiz lâzımdır.(Mehmed Kırkıncı, Hikmet Pırıltıları, s: 215, Cihan Yayınları, İst. 1983)

*Ahirette Cenab-ı Hakkı daha farklı tanıyacağız. Dünyada tanıdığımızdan kat kat fazla..

 

*Ateş böceğinin bir ziyası var. Güneşin de bir ziyası. Dünya bütün güzelliğiyle Cennete göre ateş böceği gibi, Cennet de güneş gibi..

 

* "Hâlbuki ebedî bir dâr-ı saadette, nihayetsiz istidada mâlik, nihayetsiz ihtiyaçlar lisanıyla, nihayetsiz arzular eliyle, nihayetsiz bir rahmetin kapısını çalan bir insan; elbette ehadîste beyan olunan ihsanat-ı İlahiyeye mazhariyeti makuldür ve haktır ve hakikattır."(Sözler, s:501) Cennet ebedi ve saadet evi..Dünya fani ve ızdırap evi, meşakkat evi..Dünyanın verdiği ızdıraplar lezzetlerini çok ötesinde. Üstad hazretleri buna işareten diyor ki; "Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur."(Lem'alar, s:129 ) Bir başka yerde de; "Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi hayatın lezzetini kaçırır" diyor.(Gençlik Rehberi, s:45 ) Dünya bu..Orada(ahirette) tokatsız üzümler..Orada üzümler senin peşine dolanacak. Hurmalar senin peşine dolanacak. Oradaki meyveler sana âşık olacaklar. Oradaki huriler sana hayran olacaklar.

*Şimdi bu dünyanın tersine olarak nihayetsiz bir ülke olan Cennette göre insanın da duygu ve latifeleri ve istidatları nihayetsiz olması lazım.

*Misal olarak bazen söylüyorum, bir insan 10 bin yıl yaşasa, her beş senede bir fakülte bitirebilir mi, bitirebilir. İşte insanın istidatının büyüklüğü..

*Bu yüz binler kasırlar herkese değil tabii bazı insanlara. Cennette de mertebeler mütevafit. O kasırları, sarayları buradan alacaksın. Onlara burada müşteri olacaksın. Parasını burada vereceksin. O Hurilerin mihrini burada vereceksin.

Not: Rahmetli Kırkıncı Hocamız bir vesileyle buna şöyle işaret ediyor; "Cennette de insanların dereceleri böyle birbirinden farklı olacaktır. Nasıl ki, nebatat kelimesi, bir tek ottan çiçeğe, hububattan meyveye kadar yüzbinler bitkiyi içine alır. Aynen bunun gibi ehl-i Cennet sözü de âmî bir mü'minden velîlere, sahabeden nebîlere kadar bütün nuranî zatları istiab etmektedir."(Mehmed Kırkıncı, Hikmet Pırıltıları, s: 18, Yeni Asya Yayınları, İst. 1976)

Not:2:Cennetin o derecelerinin bu dünyada devşirilmesiyle alakalı Hz. Mevlana'nın Mesnevisinden bazı beyitleri nakletmek isterim;

"Bir Müslüman secdeye veya rükuya erince, onun secdesi ve rükûu ahiret âleminde cennet olur."

 "Senin ağzından Allah'ın hamdi zuhur edince, Cenab-ı Hak o hamdi Cennet'te bir kuş yapar."

"Senin elinde sadaka ve zekât verilince, o sadaka, o zekât, Cennette bağ ve bahçe olacaktır."

"Senin sabır suyun cennetteki nehirler..Cennetteki süt ırmağı da yine senin Allah'a olan aşk ve muhabbetindir."

"İbadetten aldığın zevk bal ırmağı, senin mest ve şevkin de şarap ırmağıdır."

"Bu cömertlik, Cennet selvisinin bir dalıdır. Böyle bir dalı elinden kaçıran kimsenin vay haline"(Salih Okur)

*Bir şey mutlak zikredilirse kemaline masruf olur, o kastedilir. İnsan kelimesi mutlak olarak zikredildiğinde, Peygamberimiz anlaşılır. Kemaliyle insaniyeti gösteriyor. Bir misal olarak, büyük bir kazan düşünelim. O kazana süt doldurun. Taştı mı etrafına dökülür mü, dökülür. Bütün insaniyet de Peygamberimizin kazanına dökülmüş, taşmış. İşte o sütün taşan kısmı biziz. Hakiki insan, o(aleyhissalatu vesselam) Hep Cennetler onun sayesinde, dünya onun sayesinde, ne deniyor; "Levlake levlak, lema halaktü'l eflâk(Habibim sen olmasaydın, felekleri yaratmazdım) Bazıları bu kudsi hadise itiraz ediyor, yok diyorlar. Ula bu hadis olmasa bile, mana o da..Mesela şimdi üniversitenin kapısından geçerken orada 'Bu talebeler olmasa bu üniversite olmazdı' yazısı var mı? Yok ama manen o yazı var orada..

*"Nurani bir zât, bir anda çok yerlerde aynen bulunması -Onaltıncı Söz'de isbat edildiği gibi- meselâ, Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm bin yıldızda bir anda hem Arş'ta, hem huzur-u Nebevîde, hem huzur-u İlahîde bir vakitte bulunması."(Sözler, s. 502) Şu bizi aydınlatan elektrik cereyanı şu anda tortum şelalesinde namazını kılıyor. Aynı anda bizi aydınlatırken berberde traş makinesinde çalışıyor. Öte tarafta fabrikayı çalıştırıyor. Diğer yerde çay ocağında çayı pişiriyor. Öteki tarafta radyoyu çalıştırıyor. Orada Bilgisayarı çalıştırıyor. Yapmadığı iş yok ki? Şimdi bu cereyanın ruhu olsa, işte size melek. İşte meleklerin bir anda birçok yerlerde olmasına bir küçük misal. Fennin terakkisi Kur'an'ın tefsirine vesile oluyor.

*Allah rahmet eylesin benim hocam vardı; Müftü Solakzâde Sadık Efendi. Erzurum'un elli senelik müftüsü.. Bir görseydiniz onu..Allah Allah…Tarif edemem ki yani..Enteresan bir zattı.. Aklı mı çok, ilmimi çok belli değildi. Bazen bizi okuturken derdi ki; bu hadisi(meleklerin bir anda birçok yerlerde bulunabilmesi) kürsülerde okumayın. Adamın aklı almazsa, inkâr eder, dalalete gider." Ama bugün bunu diyebiliyoruz. Neden? Televizyon bunu izah etti. Adam Amerika'da konuşuyor, bir anda her yerde görülebiliyor.

*Ana karnında olan birisi dünyayı dünyadakileri anlayamaz. Onun gibi de, bu dünya Cennete göre ana karnı gibidir. İnsan bu dünyada Cennetin güzelliklerini tam anlamıyla kavrayamaz..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

Ders: 2. Lem’a, 2. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Eyyub(a.s)’ın hastalığı, m

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

Ders: Münazarat(s: 95) (3. Ders) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Hased, ekabirlik, ‘ben yaparı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

*İzah edilen metin, Münazarat’ta geçen “Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

Ders: 26. Söz, Zeyl İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar Not: Bu dersle alakalı ayrıca Alaaddin bey

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

Ders: 29. Mektup, Dokuzuncu Kısım, Telvihat-ı Tis'a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Efe

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

Ders: 29. Mektup, Altıncı Kısım, Beşinci ve Altıncı Desise-i Şeytaniyye İzah: Mehmed Kır

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-146

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-146

Ders: Sual Cevap İzah: Prof. Dr. Şener Dilek Not: Şener Dilek beyin 30.12. 2011 tarihinde Düss

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

Ders: 33. Söz, 20. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Mantık ilmi itibarıyla mahlukatı ç

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-144

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-144

Ders: 4. Şua, İkinci Mertebe-i Nuriye-yi Hasbiye(3. Ders) İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Her

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-143

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-143

Ders: 16. Lem’a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *1940 senesinde Erzurum’a taşındık. Ba

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-142

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-142

Ders: 3.Lem’a, 3. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Şu dünyada zamanın, fena ve

Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz.

Hac:37

GÜNÜN HADİSİ

İki kelime vardır ki, Rahman'a sevimli, dilde hafif ve mizanda ağır gelir. Bunlar; "Sûbhanellahi ve bihamdihi, Sûbhanellahil-azim=Yüce Allah'ı hamd ile tesbih ederim, Yüce Allah'ı tenzih ederim." kelimeleridir.

Buhari Tecrid-i Sarih, 2189

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI