Cevaplar.Org implant

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-115

Ders: On birinci Şua Yedinci Mesele İzah: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Not: Bu ders, 09.05.1994 tarihinde Suffa vakfında yapılmıştır. Ders başlamadan önce Akgündüz hocamız iki hatırasını anlatıyor


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-05-08 14:55:18

Ders: On Birinci Şua Yedinci Mesele

İzah: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz

Not: Bu ders, 09.05.1994 tarihinde Suffa vakfında yapılmıştır.

Ders başlamadan önce Akgündüz hocamız iki hatırasını anlatıyor; "On beş yirmi gün önce yirmi otuz tane İslami ilimler sahasında mümtaz olan Profesör arkadaş bir vakfın teşebbüsüyle bir araya geldik. Bir kısım iş adamlarımız değişik mevzuların ilim adamlarımız tarafından Türk insanına anlatılması icab ettiğini arzu etmişler ve finansörlüğünü de üstlenmişler.

Orada teklifler getirildi; "neleri anlatalım, nasıl anlatalım vs."

 Geçenlerde Bediüzzaman hazretlerinin Münazarat'ından bir bahsi okuduk,

وَقَدْ قَطَعَ الطَّرِيقَ عَلَى الشَّقَاوَةِ هٰذَا الْمَيَلاَنُ

diyor.(Münazarat, s:65) Yani artık Müslümanlarda dine karşı bir meyil ortaya çıktı ve bir nevi, şekavetin yolunu kesti bu meyil. Şu anda her tarafta dine karşı bir meyil var, arzu var, istek var. Ama bu meyli nasıl tatmin edebiliriz, ona nasıl cevap verebiliriz. Bunun için o iş adamlarımız da kendilerine düşen vazifeyi yapmaya söz vermişler. 

İlim adamlarımız değişik mevzuları teklif ettiler. Mesela bir tanesi şuydu; "İslamiyet'e göre insan nedir, vazifesi nedir? Niçin gelmiş, neden bu dünyaya gönderilmiş?" Bunun ayet ve hadisler çerçevesinde farklı bir üslupla anlatılması lazım. Buna mümasil mevzular teklif edildi.

En sonunda dedim ki; "hocalarım kusura bakmayın, hepiniz benden hem yaşlısınız hem de âlimsiniz. Ama bir hususu istirham ediyorum. Bakınız, bu teklif edilen ve izahı yapılması istenen mevzuların tamamına yakını Bediüzzaman hazretleri tarafından tam istenildiği tarzda kaleme alınmış, anlatılmış, yazılmış. İşte insanla alakalı 23. Söz. Yani etmeyin, siz elli tane profesör görevlendirseniz, 23. Sözün yüzde birine ulaşabilecek bir çalışmayı kaleme almanız mümkün değil. Bakın bugün artık dünyada ve İslam âleminde Bediüzzaman'a sahip çıkılıyor. Yani siz de bırakmalısınız bu korkaklığı(Not: Burada, derste bulunan Üstadın talebelerinden rahmetli Sungur ağabey Akgündüz hocaya 'yaşa be' diyor.)Bitmeli bu korkaklık. Bunun zamanı geldi. "

…Diyanet, Kutlu Doğum Haftası Münasebetiyle, "Yeni Dünya Düzeni Arayışları ve İslamiyet" konulu Türkiye'nin her yerinde seri konferanslar düzenlemiş. Güzel bir mevzu seçmiş Diyanet maşallah, cesaretle.. Edirne'de de bir konferans oldu. Orada ben Üstad hazretlerinin Kur'an medeniyeti ile günümüz medeniyetini mukayesesini özetledim. 

Sohbet bittikten sonra vali bey şaşırmış bir şekilde; "hocam, ben İslamiyet'i ilk defa böyle duydum" dedi ve en çok da o alkışladı. Çünkü 'İslamiyet şudur budur' demekle, sloganla olmuyor bu iş. Ne getirmiş bu İslamiyet onu anlatmak lazım.

Üstad hazretleri 25. Söz'ün başında bu meseleyle alakalı "İki türlü mukayese yapacağız" diyor. Not: Akgündüz hocanın şifahi olarak anlattığı yeri Üstadın ifadeleriyle naklediyorum(Salih Okur); "Birinci Söz'den tâ Yirmibeşinci Söz'e kadar olan muvazeneler ve mizanlar ve o Sözlerin hakikatleri ve başları olan âyetler, iki kere iki dört eder derecesinde medeniyete karşı Kur'anın i'cazını ve galebesini isbat eder.

 İkinci derecede: Onikinci Söz'de isbat edildiği gibi, bir kısım düsturlarını hülâsa etmektir.(Sözler, s: 407)

Orada müftü beyin ifadesi de; "Yahu hocam, biz ilk defa İslamiyet böyle de anlatılırmış diye duyduk" dedi. Ben orada açıkça söyledim, "bu tespitler Bediüzzaman hazretlerine ait. Uzak kalmamak gerekiyor. Bu izahlar yapılmış."

*"İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cem'iyetli meyvesi ve hakikat-ı Muhammediye Aleyhissalatu Vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsi" (Şualar, s. 218)

Not: Burada merhum Sungur ağabey devreye girerek diyor ki; "yani hocam, ağaçta ne varsa meyvede olduğu gibi, bütün kâinatta ne varsa insan da o var" değil mi" diyor, Akgündüz hoca da tasdik ediyor.)

Akgündüz hoca bundan sonra diyor ki; "Tabii ağabey bu ifadenin iki manası var. Birincisi; bütün kâinatta ne varsa insan da o var. İkinci mana da, Üstadın kastettiği "hakikat-ı Muhammediye"den maksat o mudur diye düşünüyorum. Hani Üstad 11. Sözde ifade ediyor ya, bu kainat muhteşem bir saray..Cenab-ı Hak bu sarayı, bu kasrı çok değişik maksatlar için icad etmiş. O maksatların insanlara anlatılması için de peygamberleri ve Peygamber efendimizi de tarif edici üstadlar olarak seçmiş. Yerinden okuyalım; "Şu maksatların husulü ise, iki şeye mütevakkıftır: Birisi(burası çok mühim! A. Akgündüz) Şu gördüğümüz ve nutkunu işittiğimiz üstadın(burada yanlış anlaşılmasın, burada bu Üstaddan kasıt Rasulullah sallalahu aleyhi ve sellem. Çünkü Üstadın kullandığı ifadeler arasında Rasulullah için Üstad-ı Küll ifadesi var. A. Akgündüz) vücududur. Çünkü o bulunmazsa, bütün maksatlar beyhude olur. Çünkü anlaşılmaz bir kitap, muallimsiz olsa; manasız bir kâğıttan ibaret kalır.

İkincisi: Ahali, o üstadın sözünü kabul edip dinlemesidir. Demek, vücud-u üstad vücud-u kasrın dâîsidir ve ahalinin istimaı, kasrın bekasına sebebdir. Öyle ise denilebilir ki: Şu üstad olmasaydı, o Melik-i Zîşan şu kasrı bina etmezdi. Hem yine denilebilir ki: O üstadın talimatını ahali dinlemedikleri vakit, elbette o kasr tebdil ve tahvil edilecek.(Sözler, s:122 )

*(İnsan) "kâinat sarayının en mükerrem misafiri ve o saraydaki sair sekenelerde tasarrufa me'zun en faal memuru" (Şualar, s: 218) Bal arısı biçare derdi içinde dolaşıyor, geziyor, bal yapıyor. Sungur ağabey de onları alıyor, insanlara yemek üzere dağıtıyor. İnsan böyle diğer mahlukat üzerinde tasarrufa yetkili yani, koyunu kes ye..(Not: Rahmetli Sungur ağabey eskiden şark tarafından getirttiği balları satarak ticaret yapıyormuş. Akgündüz hoca burada ona işaret ediyor. Bu misali gülerek dinleyen merhum Sungur ağabey; "Güzel reklam ama bitti bal' diyerek cemaati güldürüyor. Allah rahmet eylesin. Salih Okur)

Ben çok sık söylüyorum. Bizim köyde bir dana aklını yitirmişti, bir hafta köylü korkudan evinden dışarı çıkamadı. Çünkü gördüğünü deviriyordu. Yahu eğer tasarrufa bize izin verilmeseydi, öküz mü bizi koşar biz mi onu, orasını Allah bilir.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir

Âl-i İmran:20

GÜNÜN HADİSİ

Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dahil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır.

Tirmizi, Birr 14, (1918)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI