Cevaplar.Org

CEMAATLE NAMAZ, SEHER VAKTİ VE SABAH NAMAZI

Sakarya Adabilim Koleji öğretmenlerinden değerli Huriye Tellioğlu hanımefendi ve çok değerli öğrencileri ilahiyat fakültemize beni ziyarete geldiler. “Niçin Namaz” adındaki kitabımızı okuduklarını söylediler ve onun üzerinden sorular sordular. Ayrıca okullarında bir konferans verdirmek istediklerini ifade ettiler. Hoş bir sohbetten sonra kendilerini uğurladık. Tevafuktur, Adabilim Koleji öğrencilerinden birinin sorusu da benim bu günlerde yazmayı düşündüğüm konuyla alakalıydı. Soru şu idi:


Vehbi Karakaş

vkarakas@sakarya.edu.tr

2016-05-01 19:03:21

Sakarya Adabilim Koleji öğretmenlerinden değerli Huriye Tellioğlu hanımefendi ve çok değerli öğrencileri ilahiyat fakültemize beni ziyarete geldiler. "Niçin Namaz" adındaki kitabımızı okuduklarını söylediler ve onun üzerinden sorular sordular. Ayrıca okullarında bir konferans verdirmek istediklerini ifade ettiler. Hoş bir sohbetten sonra kendilerini uğurladık. Tevafuktur, Adabilim Koleji öğrencilerinden birinin sorusu da benim bu günlerde yazmayı düşündüğüm konuyla alakalıydı. Soru şu idi:

-Hocam sabah namazına kalkmakta zorlanıyoruz ve bazen de kalkamıyoruz, bu zoru nasıl aşabiliriz?

Benim yazmayı düşündüğüm konu da "Cemaatle Namaz, Seher Vakti ve Sabah Namazının Önemi" idi. Müslümanların namaza duyarsız kalması, hele cemaatle namaza yeterince hassasiyet göstermemeleri beni öteden beri üzen ve ezen olaylardan biriydi.

Söze şöyle başladım:

Öncelikle sizi tebrik ediyorum. Çünkü siz sabah namazına kalkmayanlardan değil, kalkamayanlardan veya kalkmakta zorlananlardan, kalkamadıkları zaman da vicdan azabı çekenlerdensiniz. İnanıyorum ki, çekilen bu vicdan azabı, sizi sabah namazına kaldıracak, affınıza sebep olacak, sabah namazı ve kıldığınız beş vakit namaz da sizi dünya azabından ve cehennem azabından kurtaracaktır inşallah.

Seher vaktinde uyanık olmanın ve sabah namazına kalkmanın önemi nedir ki, inanıp ta kalkamayanlar bu kadar vicdan azabı çekmektedirler? Şimdi onu biraz anlamaya çalışalım:

Sevgili Peygamberimiz buyurmuşlar ki: 

إنَّ في اللَّيْلِ لَسَاعَةً، لا يُوافِقُهَا رَجُلٌ مُسلِمٌ يَسْأَلُ الله خَيْراً مِن أَمْرِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، إلاَّ أَعْطَاهُ إيَّاهُ، وَذلِكَ كُلَّ لَيْلَةٍ "Gecede öyle bir saat vardır ki hangi Müslüman o duayı yakalasa ve o saatte dünya ve ahiret işlerinden ne tür bir hayır ve iyilik istese Allah, o istenen şeyi o insana verir. Her gece durum böyledir.(1)

رَبُّنَا كُلَّ لَيْلَةٍ إلى سَمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقى ثُلُثُ اللَّيْلِ اخِرُ، فَيَقُولُ: مَنْ يَدْعُونِى فَأسْتَجِيبَ لَهُ، مَنْ يَسْأَلُنِى فَأعْطِيَهُ، مَنْ يَسْتَغْفِرُنِى فَأغْفِرَ لَهُ  

"Allah, her gece, gecenin son üçte birinde dünya semasına tenezzül buyurur, (rahmetiyle iner) ve seslenir: Dua eden yok mu, duasına karşılık vereyim, her hangi bir istekte bulunan yok mu, istediğini vereyim, bağış isteyen yok mu, bağışlayayım."[2] "Şafak sökünceye kadar bu çağrı devam eder."[3]

Yukarıdaki hadislerde anlatılan vakit, aynı zamanda seher vaktidir. Seher vakti, keza teheccüt namazının da vaktidir. Seher vaktinde yani gecenin koyu karanlıklarında kılınan teheccüt namazının kabrin ve berzahın karanlıklarında kandil,[4] ondan sonra gelen sabah namazı ve beş vakit namaz, ruhun rahatı, kalbin kuvveti ve zenginliği, büyük mahkemede senet ve berat, sırat köprüsünde burak[5] ve nihayet ahirette ebedî saadet ve cennet olduğunu unutmayalım.

Herkesin uykuda olduğu bir vakitte Allah'la beraber olma, dünya ve ahiret servetleriyle değişilmez bir saadet ve bir servettir.

Seher vakti, imsak vaktinden önceki 1 veya 1.5 saatlik vakittir. Seher vaktinin bittiği an, imsak vakti girmekte, imsak vaktinin girmesiyle de, sabah namazının vakti başlamış olmaktadır. Bu vakitte dileyen sabah namazını kılabilecek, dileyen, vakti ve mesaisi müsait olan da camiye ve cemaate gidebilecektir.

Unutulmamalıdır ki, yatsı namazını cemaatle kılmak gecenin yarısını, sabah namazını cemaatle kılmak ta diğer yarısını ibadetle geçirme, yani gecenin tamamını ihya etme sevabı kazandırmaktadır.[6]

Hadis-i şerifte buyrulmaktadır ki: 

لَيْسَ صَلاةٌ أَثْقَلَ عَلى المُنافِقِينَ مِنْ صَلاةِ الفَجْرِ وَالعِشَاءِ وَلَو يَعْلَمُونَ ما فِيهما لأتوْهُما وَلَوْ حَبْواً.

"Sabah namazı ile yatsı namazı, münafıklara en ağır gelen namazlardandır. Şayet o iki namazda olan şeyleri bilseydiniz diz üstü çökmüş bir vaziyette (diğer bir ifade ile sürünerek) de olsa yine o namazlara gelirdiniz."[7]

Peygamberimiz (a.s.m.) buyurmuşlar ki: 

مَنْ صَلَّى صَلاَةَ الصُّبْحِ فَهُوَ فِي ذِمَّةِ اللَّهِ

"Kim sabah namazını kılarsa, o Allah'ın zimmetindedir. (Yani Allah'ın koruma garantisi altına girmiş olur.)"[8]

لا تتركوها ولو طردتكم الخيل

"Sizi atlılar kovalayacak bile olsa sabah namazının iki rekât sünnetini terk etmeyin. Çünkü o, dünya ve içindeki her şeyden hayırlıdır."[9]

Bu sebepten dolayıdır ki, camiye gitseniz, cemaatle namaz kılınmaya başlandığını görseniz, imama selam vermeden yetişebileceğinizi tahmin edebiliyorsanız, sünneti kılmadan imama uymamalısınız. Çünkü sabah namazının farzından sonra sünnet kılınmaz. Hem sabah namazının sünnetini kaçırmayacaksınız, hem de cemaatle namazı. Çünkü hadis-i şeriflerde cemaatle namaz kılmanın önemine dikkat çekilmiş ve şöyle buyrulmuştur:

صَلاةُ الجَمَاعَةِ أفضَلُ مِنْ صَلاةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً

"Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir."[10]

: صَلاةُ الرَّجُلِ في جَمَاعَةٍ تُضعَّفُ عَلى صَلاتِهِ في بَيْتِهِ وَفي سُوقِهِ خَمْساً وَعِشْرِينَ ضِعْفاً، وَذلِكَ أَنَّة إذَا تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ خَرَجَ إلى المَسْجِدِ، لا يُخْرِجُه إلاَّ الصَّلاةُ، لَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إلاَّ رُفِعَتْ لَه بهَا دَرَجَةٌ، وَحُطَّتْ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةٌ، فَإذا صَلَّى لَمْ تَزَلِ المَلائِكَة تُصَلِّي عَلَيْهِ مَا دَامَ في مُصَلاَّه، ما لم يُحْدِثْ تقولُ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ، اللَّهُمَّ ارحَمْهُ. وَلاَ يَزَالُ في صَلاةٍ مَا انْتَظَرَ الصَّلاةَ

"Bir kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse, attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona: Allahım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir."[11] 

أَتَى النبيَّ رجُلٌ أَعمى، فقال: يا رسولَ الله، لَيْسَ لي قَائِدٌ يقُودُني إلى المَسْجِدِ، فَسَأَلَ رسولَ الله أَنْ يُرَخِّصَ لَهُ فَيُصَلِّي في بَيْتِهِ، فَرَخَّصَ لَهُ، فَلَمَّا وَلَّى دَعَاهُ فَقالَ لهُ: هَلْ تَسْمَعُ النِّدَاءَ بِالصَّلاةِ؟ قال: نَعَمْ، قال: فَأَجِبْ. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e âmâ bir adam geldi:

– Yâ Resûlallah! Beni mescide götürecek bir kimsem yok, diyerek namazı evinde kılabilmek için Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den kendisine müsaade etmesini istedi. Peygamber Efendimiz de müsaade etti. Âmâ dönüp giderken Resûl-i Ekrem onu çağırarak:

– "Sen namaz için ezan okunduğunu işitiyor musun?"diye sordu. Âmâ:

–Evet, cevabını verdi. Peygamber aleyhisselâm:

– "O halde davete icâbet et, cemaate gel" buyurdular.[12]

Bu hadisten âmâya bile cemaati terk izni verilmezken, engelli olmayanların cemaati terk etme gibi bir lükslerinin olmadığı anlamı çıkarılması gerekmektedir.

Peygamberimizin (sav), şu hadisi de cemaatle namaza ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Buyurmuşlar ki:

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَقَدْ هَمَمَتُ أَن آمُرَ بِحَطَبٍ فَيُحْتَطَبَ، ثمَّ آمُرَ بالصَلاةِ فَيُؤَذَّنَ لَها، ثمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيَؤُمَ النَّاسَ، ثمَّ أخَالِفَ إلى رِجَالٍ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بيوتَهمْ .

"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ediyorum ki, içimden öyle geçiyor ki, odun toplamayı emredeyim, odun yığılsın. Sonra namazı emredeyim, ezan okunsun. Daha sonra bir adama cemaate imam olmasını emredeyim. Ben de gideyim cemaate gelmeyen adamların onlar içindeyken evlerini yakayım."[13]

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir başka hadisinde şöyle buyurmaktadır;

ما مِن ثَلاثَة في قَرْيَةٍ وَلا بَدْوٍ لا تُقَامُ فِيهِمُ الصَلاةُ إلاَّ قَدِ اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ. فَعَلَيْكُمْ بِالجَمَاعَةِ، فَإنَّمَا يَأْكُلُ الذِّئْبُ مِنَ الغَنمِ القاصِيَةَ

"Bir köy veya kırda üç kişi birlikte bulunur da namazı aralarında cemaatle kılmazlarsa, şeytan onları kuşatıp yener. Şu halde cemaate devam ediniz. Muhakkak ki sürüden ayrılan koyunu kurt yer" [14]

SABAH NAMAZINA KALKMA ZORLUĞUNU NASIL AŞARIZ?

Seher vaktinde uyanık olabilmek, teheccüt namazını, ardından da vakti girince sabah namazını kılabilmek için yapacaklarımız:

1-Erken yatalım, mümkünse 11'den sonraya kalmayalım.

2-Sabah namazına kalkmanın ikinci yolu da saati kurar gibi kendimizi sabah namazına kuralım. Yani, beynimize komut verelim. Kendi kendimize: "Sen mutlaka sabah namazına kalkacaksın. Kalkarsan kârın, kalkmazsan zararın çok büyük olacak," diyelim. Seher vaktinde kalkan, dua eden, yalvaran, istiğfarda bulunan insanları Allah'ın sevdiğini, övdüğünü[15] unutmayalım, bunu nefsimize hatırlatalım.

3-Telefonumuzu ve saatimizi sabah namazına kaldıracak şekilde ayarlayalım.

4-Manevî saatimizi kurmayı asla ihmal etmeyelim. Nedir o manevî saat?

Yatak dualarından[16] başka üç kere Kevser suresini okuyup ardından: "Allahım, müvekkel meleklerin beni sabah namazına kaldırsınlar!" diyelim.

Bunlardan sonra, eğer bir mazeret yoksa sağ yanımız üstüne kıvrılıp yatalım. Tecrübelerle sabittir, bu operasyonlardan sonra çok rahat sabah namazına kalkacaksınız ve kaldırılacaksınız.

Saatlerin ve meleklerin görevini yapan varlıklardan biri de tam sabah namazının vaktinde öten horozlardır. Onlar da bizi sabah namazına çağıran birer ilahî saattir.

Bütün varlıkların uyandığı, büyük bir aşk ve sevda ile Allah'ı andıkları bir vakitte yatmak büyük gaflettir.

İnsan, seher vaktinde uyanıp zikreden bu varlıklardan ve horozlardan aşağı düşmemelidir.

Yunus bunun farkına varmış, zikirde onlara arkadaş olmak için Allah'a yalvarmış:

Dağlar ile, taşlar ile çağırayım Mevlam Seni

Seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevlam seni.

Demiş ve muradına nail olmuştur.

Muradıma, maksuduma ermezsem, hayıf bana yazık bana, vah bana

Kadîr Mevlam cemalini görmezsem, hayıf bana, yazık bana, vah bana.

Demiştir.

Gecelerini gündüz gibi nurlandıran Sözler'in sahibi de:

Seherlerde eser bad-ı tecelli, uyan ey gözlerim vakt-i seherde.

Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı, uyan ey gözlerim vakt-i seherde.

Diyerek seherlerde tecelli rüzgârlarının estiğine, günahların bağışlandığı vakitler olduğuna dikkat çekmiştir.

Seher vakitlerinde kalkanların, karanlıkları yararak camilere gidenlerin, namazları ve dualarıyla Allah'ın evlerini şenlendiren ve geceleri ihya edenlerin hürmetine dünyamız musibetlerden korunacak ve kurtulacaktır. İlgili kudsî hadis şöyledir:

Hz. Enes (r.a) diyor ki: Rasulullah (sav)'ı şöyle buyururken dinledim: "Şüphesiz yüce Allah buyurdular ki: Ben yeryüzü halkına azab etmek istiyorum da üç şey beni kararımdan caydırıyor. Nedir o üç şey?

1-Mescitlerimi imar edenler, (yapanlar, onaranlar ve mescitlerde toplanıp namaz kılmakla, iman ve Kur'an dersleri yapmak suretiyle mescitleri, camileri şenlendirenler.)

2-Benim rızam için birbirlerini sevenler.

3-Gecenin ilerleyen saatlerinde kalkıp teheccüd namazı kılanlar, seher vaktinde tevbe edip bağış isteyenler. "[17]

Bütün sadakat ve ihlâsımızla bunları yaparsak ne cin şeytanları ve ne de insan şeytanları bizi sabah namazından alıkoyamayacaktır ve hiç biri keyfimizi, sağlığımızı bozmaya güç yetiremeyecektir.

Her şeye rağmen sabah namazına kalkamayan kardeşlerimiz bütün bütün kervanı kaçırmamaları için, buldukları ilk fırsatta kılamadıkları sabah namazını ve diğer farzları kerahet vakti değil ise derhal kaza etmelidirler. Sevgili okuyucularımıza ve takipçilerimize Allah'tan sağlıklı, huzurlu ömürler diliyorum. Rızasını kazanma yolunda Allah, hepimizin yâr ve yardımcısı olsun.

Dipnotlar

 [1] Müslim, Müsâfirîn 166, 167

[2] Ebû Davûd, Salât, 24

[3] Aynı yer, 24

[4] Bkz. Aynı eser, 561, Nursi, Said, Sözler, 9. Söz.

[5] Bkz. Nursî Sözler, 21. söz

[6] Bkz. Ebû Davûd, Salât, 555

[7] Aynı yer, 254

[8]Müslim, Mesacid, 261-262; Tirmizi, Salât, 51, Fiten, 6; İbn Mace, Fiten, 6; Kütüb-i Sitte, c.17, s.541

[9] Kütüb-i Sitte, 8/ 424

[10] Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 249. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 42; İbni Mâce, Mesâcid 16

[11] Bkz. Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 272. Ayrıca bk. Buhârî, Salât 87, Büyû' 49; Ebû Dâvûd, Salât 48; İbni Mâce, Tahâret 6, Mesâcid 14

[12] Müslim, Mesâcid, 43

[13] Müslim, Mesâcid, 43.

[14] Ebû Dâvûd, Salât, 547 

[15] Bkz. Âl-i Imrân Sûresi, 3/17; Zâriyât Sûresi, 51/15-18

[16] "Hz. Peygamber'in (sav) 24 saati nasıl geçerdi?" başlıklı makalemize bakılırsa, bu dualar orada görülecektir.

[17] Sâbûnî, Muhammed Ali, Muhtasar Tefsîrü İbn-i Kesîr, 2, 130

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

Müslümanlar arasında kaosa, kavgaya ve gerilime sebep olan hastalıkların başında kin, hased v

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

Bu sabah namazından sonra hem yürüme seansımı, hem de dua ve tesbihatımı tamamlamak için ter

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

Ramazan ayının bu son gününde ve bayram arefesinde başta nefsime, sonra da bütün Müslüman k

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

Kadir Gecesi, dua gecesi, ibadet gecesi, tevbe gecesi karar gecesi, günahlara veda gecesi, Allah’

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

İnsanlık camiasının fert ve toplum hayatında, huzur ve barışın, güven ve emniyetin, sevgi v

NİYET VE NAZAR

NİYET VE NAZAR

Niyet, bir sözün, bir eylemin asıl muharriki olan gayedir. Ameller rengini bu niyetten alır. İy

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

Bil ki ilim öğrenmek beş kısma ayrılır: BİRİNCİSİ: FARZ OLAN İLİMLER. Bu da kendi aras

VAAD ETTİKLERİYLE ÜÇ AYLAR

VAAD ETTİKLERİYLE ÜÇ AYLAR

Üç aylar... Recep, Şaban ve Ramazan… Bu aylar, çok mübarek zaman dilimleridir. Maddî ve mâ

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-3

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-3

5 Ağustos 1942’de Cemiyetin azaları İngilizlerin Hindistan’ı terk etmeleri gerektiğine dair

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

A-MÜ’MİNLERİN ÖZELLİKLERİ 1-Müttekîdir 0nlar. Yani Allah’ın yasaklarından uzak dururl

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

Velakin bahsedilen bu alimler İngilizlerin bütün emellerini boşa çıkardılar ve kurdukları g

İman edip iyi yararlı işler yapanları, muhakkak salihler (zümresi) içine katarız.

Ankebût, 9

GÜNÜN HADİSİ

Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.

Müslim, 2318

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI