Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-114

Ders: Yirminci Mektup, İkinci Makam, Dokuzuncu Kelime İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Üstad 24. Söz’de Cenab-ı Hak tarafından bize yapılan hayırların lütufların birincisi olarak yoklukta kalmayıp varlık sahasına çıkmak olduğunu söylüyor. Bundan sonra ikinci lütuf hayat sahibi olmak.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-05-01 18:59:15

Ders: Yirminci Mektup, İkinci Makam, Dokuzuncu Kelime

İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar

*Üstad 24. Söz'de Cenab-ı Hak tarafından bize yapılan hayırların lütufların birincisi olarak yoklukta kalmayıp varlık sahasına çıkmak olduğunu söylüyor. Bundan sonra ikinci lütuf hayat sahibi olmak. Üçüncü lütuf, hayat sahibi mahlûkat içerisinde insan olduk. İnsanlar içerisinde de Müslüman olduk. Ve bir lütuf olarak bu marifet derslerine, sofralarına muhatap olduk. Bunlar hep Allah'ın lütfu, ihsanı..

 *İnsan başta sona hayır..Saçımızdan başlayalım. Saç iyi bir şey mi, kötü mü..İyi. İyiyse o zaman hayır olur işte. Saçınızdan tutun, tüm azalarına kadar her şey hayır, her şey lütuf. Oradan ruhumuz ve ruhumuza ait duygularımıza geçelim. Hepsi hayır yani. Bütün bunlar Cenab-ı Hakkın lütufları.. 

* "Şu kâinatta görünen ef'al ile tasarruf edip icad eden Sâni'in, bir muhit ilmi var." (Mektubat, s: 242) Cenab-ı Hakkın hadsiz fiilleri var. Mesela rızıklandırma bir fiil. Cenab-ı Hak o fiiliyle iş görüyor, rızık yaratıyor. Tasvir(suret vermek) bir fiil, onunla iş görüyor, her şeye uygun bir suret veriyor. Dağın sureti kendine göre, denizin sureti kendine göre, insanınki kendine göre, hayvanınki de kendine göre..Tanzim bir fiil, her şeyi nizama koyuyor. Tevzin bir fiil, her şeyi vezinli, ölçülü yaratıyor. İhya bir fiil, bütün canlılara hayat veriyor. Tedvir bir fiil, her şeyi evirip çeviriyor, döndürüyor. Dünyayı döndürdüğü gibi, kanımızı da vücudumuzda evirip çeviriyor. Cenab-ı Hakkın bu şekilde bir çok fiili var..Ondan dolayı çok zatlar demişler ki; "Cenab-ı Hakkın esması sonsuzdur." Bu sonsuz olan isimler fiili isimlerdir. Ne kadar farklı fiili varsa, o kadar farklı ismi vardır. İşte böyle bir zatın bunları yapabilmesi için her şeyi kuşatan bir ilme sahip olması zaruridir.

*İlimden sonra kudret geliyor. Mesela bir makale kaleme alıyorsunuz. Önce o meseleyi bilmeniz gerekiyor, sonra başkalarını da istifadesine sunmak için yazıya döküyorsunuz. Demek her şey evvel emirde ilme dayanıyor. Kâinat ta yaratılmadan önce Cenab-ı Hakkın ezeli ilminde bulunması gerekiyor ki kader demek bu işte. Demek her şey önce ilm-i ilahide bulunuyor, sonra irade devreye giriyor ve Cenab-ı Hak kudretiyle o şeyi yaratıyor.

* "Nasıl ki Güneş'in zâtı bulunup ziyası bulunmamak kabil değil; öyle de binler derece ondan ziyade kabil değildir ki, şu muntazam mevcudatı icad eden zâtın ilmi ondan infikak etsin."(Mektubat, s: 242) İnfikak etmek ayrılmak demek. Bizim ilmimiz zati olmadığı, arızi olduğu için, sonradan öğrendiğimiz için, öğrendiğimiz şeyleri unutabiliyoruz. 'Bir şey zati olsa zıddı ona arız olamaz' kaidesiyle, Cenab-ı Hakkın ilmi zati olduğu için onun ilminde unutmak diye bir şey söz konusu değil.

*Cenab-ı Hak evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. Evvel demek ezeli olması demektir, ahir demek ise sonu olmaması. Zahirdir demek varlığı her şeyden aşikârdır, açıktır demektir, batın demek ise bir mevcud-u meçhul olması. Zatının idrak edilememesi. Bu dört isim her şeyde tecelli ettiği gibi insanda da tecelli ediyor. İnsanın evveli bir damla su, ahiri toprağa girmek. Zahiri dış görünüşü, batını ruhu. Bu dört safhada da Allah'ın ilminden hariç değil. Bizi annemizin batnında şekilden şekle sokan da O, denizin batnında balıkları, toprağın batnında bitkileri, madenleri yaratan da O.

Not:1- Merhum Elmalılı Hamdi Efendi, tefsirinde "O(C.C) her şeyden sezilen Zahir, hiçbir şeyle bilinmez Batındır" diyor.

Not: 2: Bu dört ism-i şerif ile alakalı, Alaaddin beyin "Dört İsim" adlı yazısını tavsiye ederiz.(Prof. Dr. Alaaddin Başar, Risale-i Nur'dan Kelimeler Cümleler, 1, s. 146, 147, Zafer Yayınları, İst. 2007)

*Yıllar önce materyalist bir bilim dergisinde başparmakla alakalı iki sayfalık bir yazı okumuştum. Yazar, başparmağın fonksiyonlarını anlattıktan sonra diyordu ki; "bugüne kadar olan bütün bilimsel gelişmeler bunu başparmağa borçlu. Başparmak olmasaydı ne kalem tutup yazı yazabilirdik, ne de çekiçle bir şeyler çakabilirdik." Başparmağı böyle güzelce anlattıktan sonra sonucu kötü bağlamış, diyor ki; "tabiat insana böyle önemli bir uzvu vermiş(!)" Yahu tabiat bizi tanır mı, ihtiyaçlarımızı tespit edebilir mi, tabiatın aklı, duyguları mı var? Allah dememek için tabiata mal ediyor.

*Ben bazan arkadaşlara söylüyorum, "ağaç meyve yapamaz" Nasıl ben saçımı yapamıyorsam, çıkmasını bekliyorsam, ağaç da meyvenin çıkmasını bekliyor. İkimizde de tasarruf eden gizli bir kudret var.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

Al-i İmran, 115

GÜNÜN HADİSİ

Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahid olan bunu takbih ederse (kötü olduğunu te'yid ederse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahid olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şahid olmuş gibi manen zarar

Ebu Davud, Melahim 17, (4345)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI