Cevaplar.Org

MECAZ NE DEMEKTİR?

Mecaz; bir kelimenin veya sözcüğün gerçek anlamı dışında özel anlamıyla kullanılmasıdır. Mesela “Gözüme toz kaçtı” cümlesini ele alalım. Buradaki göz kelimesi gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Fakat “malda, parada gözüm yok” diyen bir kişi, bunu mecaz anlamıyla ifade etmiş, kanaatkâr olduğunu, haris


Yüksel Uca

aktifkitap25@hotmail.com

2016-05-01 18:46:16

Mecaz; bir kelimenin veya sözcüğün gerçek anlamı dışında özel anlamıyla kullanılmasıdır. Mesela "Gözüme toz kaçtı" cümlesini ele alalım. Buradaki göz kelimesi gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Fakat "malda, parada gözüm yok" diyen bir kişi, bunu mecaz anlamıyla ifade etmiş, kanaatkâr olduğunu, haris olmadığını vurgulamıştır. "Falan kişinin eli delik" dense, o kimsenin elinin gerçekten delik olduğu değil, çok israf ettiği kastedilmiş olur. "Şu kimsenin külü fazla" dendiği zaman ise, o kişinin zengin, cömert ve misafirinin eksik olmadığı anlaşılır. "Falan kişinin eli uzun" dendiği vakit, o adamın nüfuzunun etkili olduğu anlaşılır. "Falan adamın kellesi koltuğunda" söylendiği zaman, o kişinin ölümü göze alarak büyük işlere girdiği, gözünü budaktan esirgemediği ifade edilmiş olur.

Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde birçok teşbih, temsil ve mecaz vardır. Ancak Bediüzaman'ın ifade ettiği gibi; "Teşbihat ve temsiller, havassın elinden avamın eline ve ilmin elinden cehlin eline girse, hakikat telakki edilir." "Dünya neyin üzerindedir" diye sorulan bir suale Peygamber Efendimizin (s.a.v); "Sevrin (öküz) ve hutun (balık) üzerinde" buyurması bir mecazdır. Bazı kimseler burada kastedilen teşbih ve mecazı anlamamış, onu gerçekten öküz ve balık olarak anlamışlardır. Dünya döndüğüne göre, zaten böyle bir şeyi akıl ve mantık kabul etmez.

Bediüzzaman bu meseleyi şöyle izah etmektedir: "Hamele-i Arş ve Semavat denilen melaikenin birinin ismi "Nesir" ve diğerinin ismi "Sevr" olarak dört melaikeyi, Cenab-ı Hak arş ve semavata saltanat-ı rububiyetine nezaret etmek için tayin ettiği gibi, semavatın bir küçük kardeşi ve seyyarelerin bir arkadaşı olan Küre-i Arz'a dahi iki melek, nâzır ve hamele olarak tayin etmiştir. O meleklerin birinin ismi "Sevr" ve diğerinin ismi "Hut"tur. Ve o namı vermesinin sırrı şudur ki: Arz iki kısımdır: Biri, su; biri toprak. Su kısmını şenlendiren balıktır. Toprak kısmını şenlendiren, insanların medar-ı hayatı olan ziraat, öküz iledir ve öküzün omzundadır. Küre-i Arz'a müekkel iki melek, hem kumandan, hem nâzır olduklarından, elbette balık taifesine ve öküz nev'ine bir cihet-i münasebetleri bulunmak lâzımdır."

 Eskiden karada yaşayan insanlar ziraat ile meşgul olduklarından ve bunu öküz vasıtasıyla yaptıklarından o hayvan zikredilmiştir. Aynı şekilde, deniz kenarında yaşayan insanlar da rızkını balık üzerinden temin etmekte, onun ticaretini yapmakta hayatlarının bu şekilde idame ettirmekte idiler.

İşte Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) bu hakikati gayet veciz ve hikmetli bir şekilde ifade etmişlerdir. Şimdi biri, "Dünya kalemin ve kılıcın üzerindedir" dese, bundan ilim anlaşılacağı gibi, devletin bekası da kılıç ve kalem iledir. Ya da "Devlet ekonominin üzerindedir" dense, devletin maddi güçle ayakta durduğu anlaşılır.

Kur'an'ın her bir ayetinin sarahat, işaret, remz, ibham, ihtar gibi birçok manaları vardır. Kur'an, uçsuz bucaksız bir okyanustur; birçok mürşit ve müceddit istidat ve kabiliyeti nispetinde onun derinliklerine dalmış, dünyevi ve uhrevi saadete vesile olacak nice manalar çıkarmıştır.

Peygamber Efendimiz (sav.) bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: "Her ayetin bir zâhiri bir batını, bir matlâı ve bir de haddi vardır; bu hâl yediye, hatta yetmişe kadar gider." Evet, Kur'anın sarahat manası olduğu gibi, işari manaları da vardır. Onun sarahati bir manaya açıkça delalet etmesidir.

İşaretinin de remz, ima, telvih, telmîh gibi dereceleri vardır. Mesela; Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: "Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. (Fetih Suresi 48/10) Tefsir âlimleri ayette geçen "el" kelimesini "Allah'ın kudretinin ve gücünün her şeye yettiği" şeklinde tevil etmişlerdir. Zira ezelî ve ebedî olan Yüce Allah maddeden ve cisimden münezzehtir, mahiyeti hiçbir mahiyete benzemez. O'nun eşi ve benzeri yoktur. "Ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef'âlinde nazîri yoktur, misli olmaz, şebîhi yoktur, şerîki olmaz. Evet, bütün kâinatı, bütün şuûnâtıyla ve keyfiyâtıyla kabza-i rubûbiyetinde tutup bir hane ve bir saray hükmünde, kemâl-i intizamla tedbîr ve idare ve terbiye eden bir Zât-ı Akdese, misil ve mesîl ve şerîk ve şebîh olmaz, muhâldir." (Bediüzzaman Said Nursi) Bir bilgisayar kendisini yapan mühendise benzemediği gibi, bütün varlıkların Halık'ı olan Cenab-ı Hakk'ın kudsi mahiyeti de yarattığı hiç bir mahlûkun mahiyetine benzemeyecektir. Bediüzzaman Hazretleri'nin de ifade buyurduğu gibi; "Vacibü'l-Vücud, zatında, mahiyetinde mümkine benzemediği gibi, ef'alinde de benzemiyor." (Mesnevi-i Nuriye)

Bakara Suresinin 187. Ayetinde, "Onlar,(kadınlar) sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız" buyrulmakta…………devamında ise, "Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikten size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun" buyrulmaktadır. Kadınların erkeklere, erkeklerin de kadınlara örtü olması bir teşbihtir. Nasıl ki üzerimize giydiğimiz elbiseler bizi örter, soğuktan ve sıcaktan korursa, kadın ve erkek de birbirlerinin gizli hallerini örter, iffetlerini korur, her türlü menhiyattan ve günahlardan muhafaza ederler. Siyah ve beyaz ip de bir mecazdır, bu iki ipin birbirinden ayırt edilmesi, ancak güneşin doğmasıyla fark edilebilir. Ne imsak saati ile fark edilir ne de imsaktan bir saat sonra. Hem gözü görmeyen ve tek başına yaşayan veya az gören kişiler bu iki ipi birbirinden nasıl ayırt edecekler. İmsak ile beraber güneşin ışığının yansıması bulunduğumuz yere ulaşır ve oradan hafif bir beyazlık meydana gelir, işte bu beyaz iplik olarak ifade edilir, bulunduğumuz mekân karanlık olduğu için de siyah ip olarak belirtilir. Bunlar farklı renklerde, bir doğrultu üzerinde birleştikleri için siyah ve beyaz ip olarak ifade edilir. Siyah iplik ve beyaz iplik meselesi Allah Resulüne (s.a.v.) sorulunca şöyle buyurdular: "Gecenin karanlığından gündüzün beyazlığının seçilmesidir."(Buhârî, Savm: 27; Müslim, Sıyam: 17, Tirmizî)

"Bilmiyorsanız zikir ehli olanlara sorun." (Enbiya Suresi 21/7) Her ilmin bir çok âlimi ve öğreticisi olduğu gibi, ezeli ve ebedi bir nur olan, her bir ayetinde, her bir kelimesinde hatta her bir harfinde derin ve engin manalar bulunan Kur'an-ı Kerimin de en büyük müfessiri Hz. Peygamber (s.a.v) ve O'nun yolundan giden mürşitler, mücedditler ve âlimlerdir. Evet, Kuran ezeli ve ebedi sönmez bir nurdur ancak her âlim bile ondan hüküm çıkaramaz. O sahada derinleşmiş olmak lazımdır.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’ÂN VE HADİS-İ ŞERİFLERDE MUTLU EVLİLİK PRENSİPLERİ-2

KUR’ÂN VE HADİS-İ ŞERİFLERDE MUTLU EVLİLİK PRENSİPLERİ-2

Eşlerin Birbirinden Üstün Oldukları Noktalar: Kur’ân, اِنَّ اَكْرَمَكُمْ ع

SORU SORMA AHLAKI

SORU SORMA AHLAKI

İlim talebesinin önem arz eden vazifelerinden biri bilmediği ve kapalı kalan hususları sormayı

İLİM ALINACAK ÂLİMİN ÖZELLİĞİ VE SEÇİMİ

İLİM ALINACAK ÂLİMİN ÖZELLİĞİ VE SEÇİMİ

Eğitimin esasını oluşturan ve öğrencinin eğitimde başarısı için temel dinamiklerden biri

KUR’ÂN VE HADİS-İ ŞERİFLERDE MUTLU EVLİLİK PRENSİPLERİ-1

KUR’ÂN VE HADİS-İ ŞERİFLERDE MUTLU EVLİLİK PRENSİPLERİ-1

Aile Nedir? Kur’ân-ı Kerim’de, insanın beden, ruh ve aile sağlığı konusunda ihtiyaç duy

HÜR MÜSLÜMAN HANIMIN VASIFLARI:

HÜR MÜSLÜMAN HANIMIN VASIFLARI:

-ALLAH’A KARŞI ADABI: 1-İmanlı, iffetli ve taatli olur. 2- Beş vakit namazını dürüst

İLMİ, SALİH VE EHLİYETLİ HOCALARDAN ALMANIN ZORUNLULUĞU

İLMİ, SALİH VE EHLİYETLİ HOCALARDAN ALMANIN ZORUNLULUĞU

lmi hocadan almak, sahih ilmin anahtarı ve ilim talebesinin kurtuluş adresi ve zaferidir. Ehliyetl

İLİM TAHSİLİNDE ÂLİ HİMMET SAHİBİ OLMAK

İLİM TAHSİLİNDE ÂLİ HİMMET SAHİBİ OLMAK

Allah (c.c) gerek Yüce Kitabı'ndaki birçok ayet-i kerimede ve gerekse Elçisi aracılığıyla bi

İLİM TAHSİLİNDE VE ÖĞRETİMİNDE İYİ NİYET

İLİM TAHSİLİNDE VE ÖĞRETİMİNDE İYİ NİYET

Gizli ve aşikâr bütün işlerde iyi niyet, samimiyet ve ihlas her Müslüman için özellikle âl

ORYANTALİST TEZLERİ İSLAM DÜNYASINDA YAYMAYA ÇALIŞAN ÜÇ GRUP

ORYANTALİST TEZLERİ İSLAM DÜNYASINDA YAYMAYA ÇALIŞAN ÜÇ GRUP

A. Bilinçli Olarak Faaliyet Gösteren Münafıklar Birinci grup, Oryantalizmin üretip özenle be

HAKKA TALİP OLANLARA ÖNEMLİ TAVSİYELER

HAKKA TALİP OLANLARA ÖNEMLİ TAVSİYELER

Hakka talip olana tavsiyem şudur: *Ey talip! Zenginlerle (ve idarecilerle) sadece, insanlara dokun

İSLÂM, BİLİME DÜŞMAN MIDIR?

İSLÂM, BİLİME DÜŞMAN MIDIR?

Oryantalistlerden Ernest Renan ve Gromer, İslâm dininin bilim düşmanı olduğunu ve felsefe ve i

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

Fatiha,1

GÜNÜN HADİSİ

İki müslüman birbiriyle karşılaşıp da el sıkışılarsa, ayrılmazdan evvel günahları bağışlanır.

(Riyazü's-Salihin)

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI