Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-113

Ders: 11. Lem’a, Sekizinci, Dokuzuncu ve Onuncu Nükteler İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Hilkatte, yaratılışta esas olan fazilet ve hüsündür, güzellik ve kemalattır. İşte hilkatten maksud olan güzelliği camiiyet sırrıyla kendi mahiyet aynasında bitamamiha ve bilkülliye gösteren en büyük ayna, ayine-i Muhammediyedir (aleyhissalatu vesselam) Onun için, güzelliği onun hayatında ara. Kemalat ve fazileti onun hayatında gör.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-04-22 10:56:02

Ders: 11. Lem'a, Sekizinci, Dokuzuncu ve Onuncu Nükteler

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

*Hilkatte, yaratılışta esas olan fazilet ve hüsündür, güzellik ve kemalattır. İşte hilkatten maksud olan güzelliği camiiyet sırrıyla kendi mahiyet aynasında bitamamiha ve bilkülliye gösteren en büyük ayna, ayine-i Muhammediyedir (aleyhissalatu vesselam) Onun için, güzelliği onun hayatında ara. Kemalat ve fazileti onun hayatında gör.

*Tarihçe-i Hayat'ın Önsözünde, merhum Ali Ulvi Kurucu'nun eski bir Arap şairinden naklettiği bir söz var; "Bütün âlemi bir şahsiyette toplamak, Cenab-ı Hakk'a zor gelmez."(Tarihçe-i Hayat, s:6) İşte o şahsiyet kimdir? Peygamber efendimizdir(aleyhissalatu vesselam) Yani bütün kâinattan matlup fazileti, ubudiyeti, hayatı, istikameti, davayı ve maarif-i Rabbaniyeyi hayatında resmeden, fiilen yaşayan, gösteren en büyük ayna Peygamberimizdir(aleyhissalatu vesselam)

*Sünnet hayattır, Sünnet istikamettir, Sünnet sürurdur, Sünnet beşuşiyettir, Sünnet dengedir. Sünnet itidaldir. Sünnet muvazenedir. Sünnet insan ruhuna mutabakattır.

*Ruhtaki bütün marazları sünnet izale eder.

*Akla medar felsefi cereyanlar her asırda hususan bu asırda daha dehşetli ve şiddetlidir. Felsefi fikir hareketleri birçok insanın imanını söndürüyor. O fikir hareketlerine karşı, o felsefi cereyanlara karşı kalpteki, idrakteki ve ruhtaki bütün marazları, hastalıkları izale edecek nedir? Sünnet-i Seniyyenin düsturlarıdır.

*Cemiyet hayatında bugün çok büyük sıkıntılar var. Ahlak-ı âliye bozulmuş. Sıdk uçmuş. Himmet ve hamiyet dağılmış. Sadakat, doğruluk, İslamiyet'e medar emniyet, itidal, denge paramparça olmuş. İçtimai hayatın hastalıklarına da sünnet kefil-i mutlaktır.

*Bir müminin hayatında yapması gereken en birinci esas Peygamberimizin yaşadığı Sünnete mutabakattır.

Not: Bu meselede merhum Kırkıncı Hocamızın şu izahlarını vermeyi uygun gördüm;

"Padişahın nazarı altında yâverine ittiba etmek, padişaha itaat etmek demektir. Sünnet-i seniyyeye ittiba hususuna bu noktadan bakmalı ve ona göre hassasiyet göstermeliyiz."(Mehmed Kırkıncı, Nükteler, s:80, Erzurum Kültür Eğitim Vakfı Yayınları, İst. 1987)

"İnsanda taklitçilik hassesi vardır. Yerinde kullanıldığında insana sayısız meziyetler kazandırabilecek olan bu hasse, aksi istikamette kullanıldığında insanı çeşitli uçurumlara sürükleyebilmektedir.

Şeytanın şakirtlerinin peşinde giden ve onları taklid eden kimseler, kendilerini şekavet-i daimeye sürükledikleri gibi, ceketinin alt düğmesini yanlışlıkla üste ilikleyen bir modacıyı körü körüne taklid edenler de kendilerini halka maskara etmektedirler.

Mademki, Allahu Azîmüşşân bize bu taklid etme hassasını vermiştir. Elbette ki, O Zat-ı Zülcemâl'in hikmeti iktiza eder ki, bizlere kendisini taklid edeceğimiz bir muallim-i ekberi göstersin ve bizi hem şekavetten, hem de maskaralıktan kurtarsın.

İşte, o muallim-i ekber ve dellal-ı âzam ise Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır." (Mehmed Kırkıncı, Nükteler, s:81, Erzurum Kültür Eğitim Vakfı Yayınları, İst. 1987)

*Peygamberimizin sünnetinin tabakatı var. Yani sırr-ı veraset noktasından bakınca, Peygamber efendimiz bütün beşere muallim olarak gelmiş. Dini tebliğ edecek. Allah'ı anlatacak. İnsanın vazifesini beyan edecek..Dolayısıyla sünnetin mertebeleri içerisinde en önemli mertebelerden birisi makam-ı tebliğe medar sünnettir. Bütün Peygamberlerin esas mesajı nedir? Tebliğdir. Allah'ı anlatmaktır. Bugün bu ahirzamanın dehşet ve şiddeti içerisinde beşerin de şimdi en büyük ihtiyacı nedir? Tebliğdir. Allah'ın muhabbet ve marifetini kalplere nakşetmektir.

Peki, nasıl anlatacağız, nasıl tebliğde bulunacağız? İşte burada en güzel rehber Peygamber Efendimizdir. Mesela;

1-Peygamber efendimizin tebliğinde ısrar vardır. Bir rivayette Ebu Cehil'e tam altı yüz kere dini tebliğ etmiş. Çünkü tebliğ farzdır ve en büyük bir ibadettir. Tebliğ bize, tesir ettirmek Allah'a aittir. Demek bu asra bakan cephesi itibarıyla mümin Allah'ın dinini ısrarla tebliğ edecek.

2-Peygamberimizin tebliğinde en mühim bir unsur da insan şahsiyetine itibar etmektir. Mesela Resul-i Ekrem(aleyhissalatu vesselam) bir insana teveccüh ettiği, onunla ilgilendiği zaman, o kişi zannederdi ki Rasulullah en ziyade beni seviyor, bana teveccüh ediyor. "Zâtüsselâsil seriyyesinden sonra Amr İbni As (r.a.)kendi kendine: "Rasûlullah'ın yanında benim yerim daha üstün olmasa herhalde beni Ebû Bekir ve Ömer'in başına kumandan yapmazdı..." diye bir duyguya kapıldı. Bunu test etmek istedi. Rasûlullah (s.a.) efendimizin huzuruna vardı ve: "Yâ Rasûlallah! Halkın, sana en sevgilisi kimdir?" diye sordu. Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz: "Âişe'dir" buyurdu. "Erkeklerden kimdir?" dedi. "Âişe'nin babası" buyurdu. "Ondan sonra kimdir?" dedi. "Ömer" buyurdu. Bir kaç kez soru ve cevap şeklinde karşılıklı konuşma devam etti. Nihayet kendi isminin en sonraya bırakılmasından korkarak sustu."(Not: Şener beyin sohbette bahsettiği bu hadiseyi merhum Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya adlı eserinden(C: 1, s: 188-189) kısaca naklettim. Salih Okur)

Peygamberimizin bu sünneti bize gösteriyor ki her insan ilgiye muhtaçtır, alakaya muhtaçtır, muhabbete muhtaçtır. Allah Rasulünün(aleyhissalatu vesselam) dinini tebliğ eden bir insanın bu sünnete mutabakatla hareket etmesi lazım.

3-Peygamber efendimizin tebliğinde mühim bir unsur da, insanlara kavl-i leyyin ile yumuşak konuşmak, kaba ve sert davranışlardan uzak olmaktır. Rasul-i Kibriyanın(aleyhissalatu vesselam) siması mütebessimdi. Kaşlarını çatmazdı. Gayz ve gadap da yok. Şiddet de yok. Yumuşak hareket ederdi. Cenab-ı Hak bize de böyle davranmayı nasip eylesin.

4-İnsanlara hikmet ile konuşmuş, hikmetsiz söz ve davranışlardan uzak durmuştur.

5-Peygamberimizin söz ve davranışlarında itidal ve denge hâkimdir. İfrat ve tefritten kaçınmış.

6-İnsanları yargılamaktan ziyade onları anlamaya çalışmış. Peygamberin insanlara yaklaşımda esas olan hâmi olmak, elinden tutmak, kaldırmak. Din namına diriltmek. Şefkatle onlara muamele etmek, şefkatle kucaklamak. 

7-Bir de hayat-ı seniyyesine dikkat ettiğimizde şu çıkıyor ki Peygamberimizin hayatında insani değerlere fevkalade itibar var. Üstad, İslamiyet için "insaniyet-i kübradır" diyor. (Not: Üstadın bu ifadesi Risalelerin muhtelif yerlerinde vardır. Salih Okur) Bir Müslümanın insani değerleri tam inkişaf etmemişse, İslami değerleri de kıvamda tam inkişaf etmiyor.

Bir çocuk Peygamberimizin elinden tutsa çekse çocuk bırakıncaya kadar Efendimiz (aleyhissalatu vesselam muti bir şekilde onu takip ederdi. Çocukların hissiyatına müraatta bize ne güzel bir örnek.

Hz. Enes bin Malik'in Ebu Umayr adlı küçük bir kardeşi vardı. Bu küçük çocuğun beslediği ve Nugayr adını verdiği bir kuşu vardı. Peygamberimiz de onu gördüğünde kuşunu sorarak onu sevindirirdi. Bir gün kuş öldü, Ebu Umayr buna çok üzüldü. Hz. Peygamber onun üzgün olduğunu görünce, "Ey Ebu Umayr! Senin kuşa ne oldu?" buyurdu.(Şener beyin sohbette bahsettiği hadiseyi Mevlana Şibli'nin Siretü'n Nebi' adlı eserinden naklettim. Salih Okur)

*İyi bir usta malzemeyi zayi etmez. Her çocuk, her genç İslamiyet'in hizmetinde gelecek için potansiyel bir malzeme. Onları haşin ve sert tavırlarla zayi etmememiz gereklidir.

*Tebliğ noktasında sünnetin püf noktası; ilgi..ilgi..ilgi…

*Bir de ahlak-ı aliyeye dair sünnet var.

 *Ubudiyyete medar sünnet var.

*İçtimai hayata, muamelata dair sünnet var. Ebu Hureyre (r.a) nakleder: Rasûlullâh (s.a.s.) bir yiyecek yığınına uğradı, elini o yığının içine daldırdı, parmaklarına ıslaklık isabet etti. Bunun üzerine: "Ey taat sahibi bu nedir?" buyurdu. Mal sahibi: "Ya Rasûlullâh! Ona yağmur isabet etti!" dedi. Rasûlullâh: "O hâlde insanların görebilmesi için o ıslak kısmı, yiyecek yığınının üstüne neden koymadın? Aldatan kimse benden değildir!" buyurdu. (Müslim, iman, 102.)

*Nasıl Kur'an gıdadır, şifadır, devadır. Sünnet de Kur'an'ın tam bir makes ve aynası olduğundan aynı şekilde gıdadır, şifadır, devadır. Demek Sünnet-i seniyyeyi hayatında yaşatan bir mümin gıdasını almıştır. Şifa üzerinde, istikamet üzerindedir.

* "Sünnet-i Seniyenin herbir nev'ine tamamen bilfiil ittiba etmek, ehass-ı havassa dahi ancak müyesser olur. Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir."(Lem'alar, s: 56) Risalelerde bir cümle var; "insan, ahkâmı yaşamasa bile ahkâmı hak bilmek haktır" diyor. Bu bir ölçü.

Not: Üstadın sözü orijinal olarak şöyle; "Ahkâmı yapmasa da, ahkâmı hak bilmek gerektir. Yoksa o hale mağlub olup, neûzü billah, o hakaik-ı muhkemeye karşı inkâr ve tekzibi işmam edecek bir vaziyet, alâmet-i sukuttur!."(Mektubat, s: 453)

…Demek insan sünnetin bütün tabakalarını fiilen yaşayamasa bile hiç olmasa kasten, niyeten ona taraftar olmak gerektir.

*Cenab-ı Hakka karşı olması gereken muhabbet iki kısım;

1-Cenab-ı Hakkın zatına olan muhabbet

2-Cenab-ı Hakkın isim ve sıfatlarına karşı olan muhabbet. Ama maalesef insan bu iki muhabbeti gasbederek, Cenab-ı Hakkın zatına muhabbet besleyeceği yerde, o muhabbeti kendi zatına, enesine yönlendiriyor, kendisini seviyor. İsim ve sıfatlarına olan muhabbeti de, o isim ve sıfatların tecellilerine veriyor, mevcudat ve tabiatta boğuluyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

Ders: 2. Lem’a, 2. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Eyyub(a.s)’ın hastalığı, m

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

Ders: Münazarat(s: 95) (3. Ders) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Hased, ekabirlik, ‘ben yaparı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

*İzah edilen metin, Münazarat’ta geçen “Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

Ders: 26. Söz, Zeyl İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar Not: Bu dersle alakalı ayrıca Alaaddin bey

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

Ders: 29. Mektup, Dokuzuncu Kısım, Telvihat-ı Tis'a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Efe

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

Ders: 29. Mektup, Altıncı Kısım, Beşinci ve Altıncı Desise-i Şeytaniyye İzah: Mehmed Kır

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-146

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-146

Ders: Sual Cevap İzah: Prof. Dr. Şener Dilek Not: Şener Dilek beyin 30.12. 2011 tarihinde Düss

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

Ders: 33. Söz, 20. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Mantık ilmi itibarıyla mahlukatı ç

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-144

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-144

Ders: 4. Şua, İkinci Mertebe-i Nuriye-yi Hasbiye(3. Ders) İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Her

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-143

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-143

Ders: 16. Lem’a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *1940 senesinde Erzurum’a taşındık. Ba

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-142

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-142

Ders: 3.Lem’a, 3. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Şu dünyada zamanın, fena ve

Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

AL-İ İMRAN, 21.AYET

GÜNÜN HADİSİ

İşçi işverenin malından mesuldür.

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI