Cevaplar.Org

YENİ BİR TEFSİR METODOLOJİSİ: MUHAKEMAT ÖRNEĞİ-5

4. Beyân Felsefesi Said Nursi, Belagat ilminin ikinci bölümünü teşkil eden, mecaz, teşbih ve kinâye sanatlarını konu edinen ‘Beyan ilmi’ ile Nahiv ilminin felsefesinden bahseder.(1)


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2016-04-08 09:53:59

4. Beyân Felsefesi

Said Nursi, Belagat ilminin ikinci bölümünü teşkil eden, mecaz, teşbih ve kinâye sanatlarını konu edinen 'Beyan ilmi' ile Nahiv ilminin felsefesinden bahseder.(1)

Felsefe-i Beyân nazara alınmazsa, belagat hurafeler gibi muhataba hayretten başka bir şey ifade etmez.(2) -Beyan ilminin felsefesi kadar güçlü olmasa da- Nahiv ve sarf ilimi felsefesinin çok büyük önemi vardır. Çünkü, istikrâ ile sâbit olan naklî ilimleri, aklî ilimler şekline çeviriyor.(3)

Üstadın, Nahiv ilmi felsefesi için verdiği misallerden bazıları şunlardır: "Bir mâmûle iki amil dahil olmaz." "Hel" lafzı, fiili gördüğü anda sabretmez, onunla birleşmek ister. "Fail" kuvvetlidir, güçlü olan zammeyi kendine gasp eder. Bu misaller, dış dünyada ve kâinatta cari olan kanunların birer aks-i misalisidir.(4)

Nursi, ayrıca; "bâ, alâ, ilâ, hatta, fi, lâm" gibi cer harflerinin manalarına da dikkat çekmiş ve diğer edatların da bunlara kıyas edebileceğine işaret etmiştir.(5)

Verdiği misallerden biri de tahkik manasını ifade eden "İnne" edatıdır. Nursi'ye göre; "İnne" edatı, zihnî hükmü hâricî kanunlara bağlayan, tâbir caiz ise, perdeyi delen, altındaki hakkı/gerçeği gösteren âletlerin en sakkabı olan (âdeta bir projektör, bir röntgen veya bir matkap görevini yapan) bir tahkik aracıdır. Şu özelliğinden dolayıdır ki, Kur'an'da çokça zikredilmiştir.(6)

Yemin üslubu da bir uyarı-sinyal görevini yapmış, uykuda olanları uyandırmak için bir alarm vazifesini üstelenmiştir. Onun ifadesiyle "Kasemat-ı Kur'aniye nevm-i gaflete dalanlara kar'ul-asadır."(7)

Nursi'ye göre, Bir parça cam büyük bir sahrayı gösterdiği gibi, bazen olur ki; bir kelime, uzun ve hayâlî bir macerayi gösterebilir, pek acip bir vukuatı/bir olayı gözler önüne sererek canlandırabilir. Mesale "bâreze" kelimesi, muharebe meydanını; "semeretun" kelimesi, büyük bir meyve bahçesini insan fikrine getirir, zihninde canlandırır.(8)

Bediüzzaman, beyan felsefesinin en önemli unsurlarından olan üslûbun inceliklerine de dikkat çekmiş ve misal olarak da Yasin Suresinin 78. ayetini göstermiştir. İnkârcılardan biri, haşrin/ahiret hayatının var olamayacağına delil olarak getirdiği bir kemiği Hz. Peygamber(a.s.)'e göstermiş ve "men yuhyil izame ve hiye remim" (çürümüş kemiklere kim hayat verecek?) diyerek adeta meydan okumuştur.

Üstad, bu ayetin üslubuna dikkat çekerken, şu mütalaada bulunuyor: "Üslub meratibi pek mütefavittir. Bazen o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. Bazen o kadar gizli oluyor ki, bu zamanın harbinin diplomatlarının desais-i Harbiyelerinden daha mesturdur. Bir diplomatın kuvve-i şammesi lâzımdır, tâ istişmam etsin.

Ez cümle Yasin Suresinde "men yuhyil izame ve hiye remim" şive-i ifadeden, Zemahşerî, "men yebruzu ilel meydan (bu konuda benimle mücadele etmek üzere meydana çıkan kimse var mı?) üslubunu istişmam etmiştir. Evet insan isyanla Hâlıkın emrine karşı manen mudafaa ve mübareze eder."(9)

SO N U Ç

Yaptığımız bu çalışmada –gördüğümüz kadarıyla- Said Nursi, Muhakemat adlı eserini, özellikle 'Birinci Makale'yi, ileride yazılmasını istediği ve çağın bir ihtiyacı haline geldiğini düşündüğü çağdaş bir tefsirin ön hazırlığını yapan bir Tefsir Metodolojisi olarak yazmıştır. Burada, geçmiş ve gelecek nesillerin duygu ve düşüncelerini karşılaştırmış, yazılacak bir tefsirin modern ilmin dizayn ettiği tefekkür sistemine uygun bir üsluba sahip olmasının gereğine işaret etmiştir. Denilebilir ki Muhakemat, tefsirin te'vilden farklı olduğunu, kat'î ile zannî delâletler arasında büyük farklılık bulunduğunu, bir şeyin vücudu onun keyfiyetinden ayrı olduğunu, bir konuda verilen hüküm ile, konu ile ilgili olan tâli derecedeki açıklamaların ayrı ayrı şeyler olduğunu, bir ifadenin gösterdiği manânın, "masadak"dan çok farklı olduğunu, bir şeyin realite olarak vuku bulması ile, vukuunun imkân dâhilinde olması arasında dağlar kadar fark olduğunu, dolayısıyla yapılan bir yorumun değeri bu ölçüler çerçevesinde ortaya çıkacağını göstermeye çalışan ilmî bir incelemedir.

Ayrıca Eserde, tefsir problemleri- klasik tefsir usullerinde söz konusu edilen sosyal, ekonomik, ideolojik gibi haricî sebepler yerine- kendi döneminin reel tarîhî izleri taşıyan insan psikolojisi, fıtrî yapısı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, on ikinci ve özellikle Nursi'nin içinde bulunduğu on üçüncü asırdan itibaren duygusal yaklaşımlar yerine, akıl ve fikrin ön planda olduğu bir tefekkür sistemine dikkat çekilmiş ve tefsir problemlerinin de ancak bu sisteme uygun hareket edildiği takdirde çözüme kavuşabileceği vurgulanmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi, bu çalışmayla -âdetâ- Risale-i Nur Külliyatında ara sıra baş vurduğu "Eğer ne hâhî dâd ne dâdî hâh = Eğer vermek istemeseydi istemeyi vermezdi"(10) şeklindeki güzel vecizede ifade edildiği gibi, Yüce Allah'ın, cihan-şümul, mekân ve zaman üstü olan Kur'an ile her çağdaki insanların dertlerine deva olacak reçeteler sunduğunu, yani derdi de, dermanı da verenin O olduğunu göstermeye çalışmıştır.

Rahman ve Rahim olan Yüce Rabbimizin Kur'an-ı Hakim eczanesinden dertlerimize deva olacak şifalı esrarının reçetelerini/ilaçlarını bizlere ve bu asrın bütün insanlarına ihsan buyurmasını diliyor ve niyaz ediyoruz.

Dipnotlar

1-Muhakemat, 91-92.

2-Muhakemat, 91.

3-Muhakemat, 92.

4-Muhakemat, 92.

5-Muhakemat, 92, 93.

6-Muhakemat, 101.

7-Muhakemat, 12.

8-İşaratu'l-İ'caz, 61.

9-Muhakemat, 83.

10-Mektubat, 302

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat ve tefekkür kavramlarından her birini Hakka ve hakikate ulaşma

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

Risale-i Nur kendisini tarikattan çok hakikat ve şeriat olarak tarif eder. Fakat, ister hakikat ol

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

Türkiye’de acip bir olay meydana geldi. En mühim ve en tehlikeli olan hadise ise, Türk milleti

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu kanunlardan(sünnetullah) birisi de, belirli zaman dilimlerinde M

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

Risale-i Nur, insanı Allah’a ulaştıran yolların sayısız olabileceğini söyler. Bununla birl

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

Bu konuda diğer bir ayrıntı da, Risale-i Nur’un diline, üslubuna yapılan itirazdır. Dilin a

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

“Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahsed

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

10. ‘Dindar Demokratlar’ Bir kere Nursi Demokratları nitelerken hemen tüm nitelemelerinde

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

6. Kur’an Hizmeti Hiçbir Şeye Alet Yapılmamalıdır Nursi, mevcut siyasi yapıya "isyan hakk

Yeryüzüne iyi-yararlı kullarım vâris olacaktır.

Enbiya, 105

GÜNÜN HADİSİ

Sahabilerim yıldızlar gibidir. Hangisine uysanız doğru yolu bulursunuz."

Rezin

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI