Cevaplar.Org implant

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

Doksan sene bereketli bir ömür yaşayan, Ümmet-i Muhammed’in dirayetli bir allamesi, nur cemaatinin cesur hocası, Mehmed Kırkıncı Hocamız Hakkın rahmetine uğurlanmaktadır. Ben o hocamızı tezkiye manasında konuşarak anlatacak durumda değilim. Ama yedi sene beraber, iman ve Kur’an hakikatlarını müzakere ettiğimiz ve kendisinden istifade ettiğim bu zat hakkında bir iki hususu sizlere arz etmek istiyorum.


Ahmed Akgündüz (Prof. Dr.)

akgunduz@islamicuniversity.nl

2016-03-23 10:14:41

Takdim

Değerli ziyaretçilerimiz, bir ay önce vefatıyla içimizde derin bir sızı bırakan merhum Kırkıncı Hocaefendi'nin cenaze namazında, Narmanlı Camii etrafında on binlerce kişiye hitaben, talebelerinden Ahmed Akgündüz Hoca veciz bir hitabede bulunmuştu. Bu konuşmayı yazıya geçirerek kalıcı kılmak arzu ettik. Hocamızdan bir yâd-ı cemil olsun inşallah. Kabri nur, ruhu şâd olsun. Saygılarımla. Salih Okur/cevaplar.org

"Doksan sene bereketli bir ömür yaşayan, Ümmet-i Muhammed'in dirayetli bir allamesi, nur cemaatinin cesur hocası, Mehmed Kırkıncı Hocamız Hakkın rahmetine uğurlanmaktadır. Ben o hocamızı tezkiye manasında konuşarak anlatacak durumda değilim. Ama yedi sene beraber, iman ve Kur'an hakikatlarını müzakere ettiğimiz ve kendisinden istifade ettiğim bu zat hakkında bir iki hususu sizlere arz etmek istiyorum.  

Evvela; Mehmed Kırkıncı Hocamız, Osmanlı medreseleri usulü iki tane icazetnamesi bulunan önemli bir allameydi. Ağrı'daki Molla Nadir Efendi'den akli ilimlerde icazetini alan Mehmed Kırkıncı Hocamız, Erzurum'un allamelerinden de nakli ve şer'i ilimlerde icazetini almıştı.

Özellikle Mantık, Kelam ve Münazara ilimlerinde gerçekten Türkiye'de nadir yetişebilecek bir mütehassıs ve âlimdi.

Ayrıca, sade 'kadim hikmet' dediğimiz İslam felsefesine değil, Yunan felsefesine de vâkıf ve Risale-i Nur'un külliyatını İslami ilimler ve felsefe ile alakalı ilimlere vâkıf bir âlim olarak izaha muktedirdi. Bu, önemli bir özelliği idi.

Muhterem kardeşlerim, ikinci bir özelliği; onun vehbi imtiyazı idi. Bediüzzaman hazretlerinden Risale-i Nur'un Külliyatındaki en zor iman hakikatlarını kolay misallerle anlatabilmek için dua almıştı. Onun için, kaleme aldığı Hikmet Pırıltıları ve özellikle, bir Ezher Üniversitesi Profesörünün "hayatımda Kader meselesini yüz sayfa kadar tutan Kader Nedir kitabı kadar kolay anlayamadım" şeklinde tavsif ettiği eserleri ile yüz binlerce gence rehberlik eylemişti. Bu da ikinci temel özelliği idi.

Üçüncü temel özelliği; ne 60 ihtilaline, ne 71 ihtilaline, ne de başka siyasi çalkantılara aldırmadan, Risale-i Nur talebesi olmaktan iftihar ediyor ve izzet duyuyordu. Çok büyük bir nur talebesi idi. Bediüzzaman'la tanışmış, hayatı boyunca 'Risale-i Nur'un külliyatı medrese ulemasının malıdır' sözünün masadakı olarak, hem Kümbet'te İslami ilimleri okutuyor, hem de Risale-i Nur derslerini binlerce gençlere ders veriyordu.

Muhterem kardeşlerim, sözü uzatmak istemiyorum. Ama böyle bir cemaatte, tezkiye için onun üç temel özelliğini daha anlatacağım.

Bunlardan birincisi; Bediüzzaman hazretlerinin son dersinde ders verdiği müsbet ve menfi hareketi bir nevi Kırkıncı Hoca, doksan yıllık hayatı boyunca müşahhas bir misal olarak çevresindekilere anlatmıştı. Nasıl mı dersiniz? Kendi ifadesiyle; "Ahmed Efendi! Müsbet hareket güneşin hareketine benzer. Menfi hareket rüzgârın hareketine benzer. Rüzgârın çatırtısı, patırtısı çoktur. Bir iki parça esip gürlemek ve ağaç parçalarını yere indirmekten başka bir neticesi yoktur. Ama güneş sessizdir, sakindir, ama istemeyen ve sevmeyenlerin bile odalarına iki yaşındaki bir çocuğun perdeyi aralamasıyla yatak odasına girecek kadar, gönül koymaz, kalpleri nurlandırır" derdi.

Onun için, ömrü boyunca, ister devlet hayatında, ister içtimai hayatta menfi bir harekete müsaade etmezdi. "Estağfurullah, estağfurullah" der, menfi hareket edenlere mani olurdu.

İkinci bir özelliğini söyleyeceğim; Muhterem kardeşlerim, Mehmed Kırkıncı Hocam, Bediüzzaman'ın halis bir talebesi olarak elbet fiili siyasetle uğraşmıyordu. Ama güzel gördüklerini ister devlet adamı, ister diyanet işleri başkanına olsun yazdığı mektuplarla tasdik ediyor, tasvip ediyordu. Ama muhalefet edeceği zaman, Bediüzzaman'ın 1935 Eskişehir mahkemesinde savunduğu düsturlara bakıyordu. Nedir o bilir misiniz? "Ahmed Efendi! Biz ilmen ve fikren muhalefetimizi bildiririz. (Nitekim seksen ihtilalinde ihtilal yapanlara da mektuplarla ikazda bulunmuştu.) Ama biz siyaset yoluyla Kur'an talebeleri olarak muhalefet etmeyiz. Devlete, cemiyete isyan etmeyiz. Kur'an bizi siyaseten ve isyan yoluyla muhalefetten kıyamete kadar men etmiştir" diyor ve daima müsbet hareketle devlet ricali ve idarenin lehinde asla yıkıcı olmuyordu.

Son bir noktayı belirtmeden geçemeyeceğim. Hiç unutmuyorum, "Ahmed Efendi! İki şey denenmez; Biri ölüm, biri devlet. Bir adam dese ki; 'ben bir öleyim de, sonra dirilip size ölümü anlatayım.' Mümkün değil. Aynen öyle de, 'şu devleti yıkayım da, güzelini kurayım' Mümkün değil. İşte Lübnan, işte Afganistan. Eğer Erzurum Camilerinde bin bir hatim okunuyorsa, unutma ki, namaz kılmasa da sınırda karakol bekleyen askerlerin sevap payı var" derdi.

Son cümle; Muhterem kardeşlerim, ağabeylerim ve Bediüzzaman'ın talebeleri! Bediüzzaman Münazarat'ta diyor ki;"müştebih ağaçları gösteren, semereleridir. (Münazarat, s: 15) Yani birbirine benzeyen ağaçların, yalancı armutla meyve veren armudun yaprakları birbirine benzer. Ama onları birbirinden ayıran meyveleridir. Kırkıncı Hocamızı akranı olan benzeri âlimlerden ayıran en önemli yönü nedir bilir misiniz? İşte bizi dinleyen binlerce insanlar şahitlik ediyor ki, Kur'an'ın;

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاء وَالْأَرْضُ

"Ehl-i küfrün ve dalaletin ölmesinden sonra arkalarından gökler ve yerler ağlamıyor"(Duhan: 44/29) Ama görüyoruz ki Kırkıncı Hocama bütün Ümmet-i Muhammed ağlıyor.

Binlerce profesör yetiştirdi. Öyle derdi, "Üniversiteye gideceksiniz..Risale-i Nur ve Kur'an hakikatlarından da on numara bekliyorum. Ama mektep derslerinden de on numara bekliyorum" diyordu. Bugün Kırkıncı Hocamı bütün dünya üzerinde yâd eden yüzlerce profesör, yüzlerce nur medreselerindeki vakıf kardeşlerimiz. İşte en fakir ve zayıfı kardeşinizdir. Biz onunla Kadı Beydavi'nin Tavali isimli kelam kitabını okuduğumuz günleri unutmuyoruz. Tam iki buçuk sene ben Risale-i Nur'u okudum, o da teker teker o iman ve Kur'an hakikatlerini mükemmel bir şekilde izah eyledi.

Sözümün son cümlesi; "Mevtü'l âlimi ke mevtü'l âlem." Yani bir âlimin ölümü âlemin ölümüdür. Ben şunu söylüyorum; 2015 yılında Abdülkadir Badıllı ve Seyyid Salih Özcan gibi Risale-i Nur'un iki rüknünü uğurladık. 2016'da da başta Ahmet Aytimur ağabey, şimdi Mehmed Kırkıncı Hocamız, yarın Said Özdemir ağabeyi uğurluyoruz. Ya Rab! Memleketimize gelecek bela ve musibetlere karşı bu büyük zatları sana sadaka olarak gönderiyoruz, kabul eyle. Bu sadakaların yüzü suyu hürmetine memleketimize gelmiş, gelecek belaları bertaraf eyle!"

Allah razı olsun diyor ve hürmetlerimi arz ediyorum efendim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

serkan çakır, 2016-03-24 14:51:10

bu kıymetli konuşmanın yapıldığı binler ehli arz ve la yuadd ervahı aliyenin bulunduğuna iman ettiğim insan isminin kamil bir portresi olan merhum mağfur muhterem arifi billah mehmet kırkıncı hocama cenabı hak tan binler rahmet ve nura gark olmasını tazarru ederim muhterem prof.dr. ahmet akgündüz hocam vefakar bir talebe bir dava arkadaşı ve hasbi bir zeki ders muhatabı olarak hadisi şerifte alimin ölmesi alemin ölmesi gibidir hadisi şerifini musalladaki alem le öyle güzel hoş ve hakimane ifade ettiki Allah kendisinden razı olsun cenabı haktan niyaz ederiz ki alemi islamı bu alem insanlardan dur eylemesin arşın azdaki bu sakinlerinden bu arzı mahrum ve çöl haline bırakmasın alvarlı efe hzlerinin dediği gibi nolur ya rab nolur ya rab

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

Görmedikleri halde, Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

Mülk, 12

GÜNÜN HADİSİ

"Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım."

Buharî, Edeb 28; Müslim, Birr 140-141. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 28; İbni Mace, Edeb 4

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI