Cevaplar.Org

YENİ BİR TEFSİR METODOLOJİSİ: MUHAKEMAT ÖRNEĞİ-1

Giriş: Tanzimat’tan beri –on dokuzuncu asırda-İslam âleminde değişik sahalarda ortaya çıkan yenilik hareketleri, tefsir sahasında da kendini göstermiştir. Cemaleddin Afgânî, Muhammed Abduh ve Reşit Rıza gibi ilim simaları, Avrupa’da ortaya çıkan Rönesans/aydınlanma/yeniden doğuş, yahut ıslah hareketine paralel olarak, İslam’ı asrın idrakine sunacak yeni bir anlayışın


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2016-03-08 11:02:27

Giriş:

Tanzimat'tan beri –on dokuzuncu asırda-İslam âleminde değişik sahalarda ortaya çıkan yenilik hareketleri, tefsir sahasında da kendini göstermiştir. Cemaleddin Afgânî, Muhammed Abduh ve Reşit Rıza gibi ilim simaları, Avrupa'da ortaya çıkan Rönesans/aydınlanma/yeniden doğuş, yahut ıslah hareketine paralel olarak, İslam'ı asrın idrakine sunacak yeni bir anlayışın öncülüğünü üstlendiler. Gittikçe artan etkisini her alanda göstermeye başlayan Fransız ihtilali menşeli hürriyet-müsavat-adalet sloganıyla hareket edip Papalığın, monarşinin ve saltanatın otoritesine karşı çıkarak yeni bir yapılanmaya giden Avrupalı aydınların düşüncesine paralel olarak, İslamî Literatürü yeniden yorumlamak suretiyle, İslam âleminin sosyal, siyasal ve ekonomik hayat standartlarına ivme kazandırmaya çalıştılar.

Bu aşamada İslam âleminde yapılan çok güzel açılımların yanında, bazen İslamî, özellikle Kur'ani yorumların tamamen pozitif fen bilimlerinin etkisinde kalarak yapıldığı da müşahede edilmiştir. Oysa müspet bilim sahasında, değişmezliği kesinleşen ilmî prensipler yanında, her zaman değişebilen ilmî verilerin varlığı da söz konusudur.  

İslamî kimliğinden taviz vermeden, batının baş döndürücü teknolojisi karşısında çaresiz kalan İslam âlemi için bir çare arayan bu ilk entelektüellerden biri de Bediüzzaman Said Nursi'dir. Nursi, batı kaynaklı müspet ilmin verilerinden yararlanmakla beraber, onu mutlak bir otorite olarak görmeyen, diğer bir ifadeyle Kur'ânî yorumları pozitif ilimlerin hâkimiyetine teslim etmeyen bir anlayışa sahiptir. "Onların sarsılmaz zannettikleri ilmî prensiplerini altüst ettim" demesi, onun bu konudaki tavrını ortaya koymaktadır. Onun bu konuda yazdığı Muhakemat adlı eserini tanımak, modern çağın Müslüman entelektüellerin tarihini, içinde bulundukları koşulları, yorumlarındaki düşünce sistematiğini, öne çıkan fikirlerinin arka planını öğrenmeye yardımcı olacaktır.

Bu çalışmanın amacı, Muhakemat'ın –özellikle ilk bölümü "Hakikat Unsuru"nda kendini gösteren- bir tefsir metodolojisi olarak tanıtılmasıdır. Bununla beraber, eserin diğer bölümlerinden de -ihtiyaç duyduğumuz nispette- istifade etmeye çalıştık.

Muhakemat'ın Anatomisi:

Muhakemat adlı eser, üç makaleden ibarettir.

Birincisi: 12 mukaddimeden ibaret olan ve -bu çalışmamızın asıl konusunu teşkil eden- tefsir usulü ile ilgili bilgiler ihtiva eden "Hakikat Unsuru".

İkincisi: 12 meseleden ibaret olan "Belagat Unsuru".

Üçüncüsü: 24 değişik ünitelerden oluşan "Akide Unsuru".

Ayrıca bu çalışmada üç kitap daha tasarlanmış, ancak "Gök ilmi, Yer ilimi ve İnsanlık âlemini inceleyen bilim (Astronomi, Coğrafya-Jeoloji-Zeoloji, Sosyoloji v.b. ilimler)" adını taşıyan ve bir çeşit tefsir olarak mülahaza edilen(1) kitaplar, Birinci Dünya Savaşının patlak vermesiyle telif edilememiştir. Bununla beraber, İşarat'ül-İ'caz adlı tefsir ile, daha sonra kaleme alınan Risale-i Nur Külliyatında bu konular çok detaylı bir şekilde ayetlerin birer tefsiri olarak incelenmiştir.

Eserin Ana Gayesi

Kur'an'ın söz konusu ettiği gerçekleri sağlam mantık ölçüleri çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlayan Bediüzzaman Said Nursi, bu eserinde, tefritçi önyargı fanatizmi ile ifratçı İsrailiyat despotizminden uzak, orta yol denen "sırat-ı müstakim"i göstermeyi hedeflemiştir. Eserine "Muhakemat" adını vermekle bu aklî ve dengeli yola işaret etmiştir. "Saykalu'l-İslam" ismiyle de temel prensiplerini Kur'an'dan alan İslam dinine ve dolayısıyla Kur'an'a ifrat veya tefrit ile yaklaşanların bu yanlışlarını düzeltmek ve Kur'an'ın gerçekte toz kondurulamaz olan hakikatlerini olduğu gibi göstermek suretiyle o hakikatlere manevi cila vuracağına işaret etmiştir. Nursi, bu konuda özetle şöyle der: Bu kitapla yapmak istediğim hizmet şudur: bir yandan ehl-i tefrit olan din düşmanlarının ortaya attıkları şüphelerin çürüklüğünü ortaya koymak, diğer taraftan ehl-i ifrat olan ve sadîk-i ahmak unvanına layık bir kısım zahirperestlerin tahayyül ettikleri şeylerin asılsızlığını gözler önüne sermek suretiyle İslam'ın asıl malı olan sırat-ı müstakimi (dosdoğru yolu) insanlığa takdim etmek, bu yolda samimi olarak çalışan ve ilmî araştırma yapan Müslüman ilim adamlarına yardımcı olmaktır. Eserin başka bir yerinde konu ile ilgili olarak şöyle der: Küçüklüğümden beri takip ettiğim mesleğin temel esası, ifrat ve tefrit ile İslâm'ın hakikatlerine sürülen lekeleri temizlemek ve o elmas hakikatlere cila vurmaktır.(2)

Ayrıca Nursi, bu eserini, özellikle birinci makaleyi asrın idrakine hitap eden, değişik ilim dallarında uzman olan bir ilmî heyet tarafından yazılmasını tasarladığı tefsir için bir metodoloji olarak hazırlamıştır. Ona göre, "Her zamanın bir hükmü var. Zaman dahi bir müfessirdir."(3) Zamanın gösterdiği yeni durum ve yeni şartlar "bir keşşaftır". Yani; her asırda ortaya çıkan yeni şartlar, yepyeni keşiflere gebe olmakta ve zaman dahi bu yeni keşifler vasıtasıyla, özellikle kevnî ayetlerin tefsiri için yeni yorumlara zemin hazırladığından dolayı Zemahşerî'nin meşhur "Keşşaf" adlı tefsiri gibi bir tefsir olma hüviyetindedir.

Tefsir Problemleri ve Çözüm Önerileri

Nursi'nin tefsir metodu, klasik tefsirlerde olduğu gibi Kur'an ve sahih sünneti esas kabul eden, ancak İsrâiliyyat ve Yunan felsefesinin kaynaklık ettiği ve epistemolojik yoğunluğu düşük olan bilgi referansları yerine, modern fen bilimleri ile akl-ı selimi esas alan bir dirayet metodudur.

Nursi'nin ilk tefsir çalışması sayılan İşârâtü'l-İ'câz adlı tefsir ile Risâle-i Nur külliyatında yer alan 25. Söz'de klasik tefsirlerin bütün müspet unsurlarına yer verildiği gibi, yerine göre modern fen bilimleri de referans olarak kullanılmıştır.(4) Bununla beraber, Nursi, -yukarıda zikredildiği üzere- Muhakemat'ta tasarladığı çağdaş bir tefsirin metodunu ortaya koymak için, bir yandan geleneksel tefsir yaklaşımlarının zaaflarına dikkat çekmiş, diğer yandan yeni bir tefsir yaklaşımında olması gereken unsurların tespitine çalışmıştır.

Biz de bu konuyu iki ana başlıkta incelemeyi uygun gördük: "Geleneksel tefsir yaklaşımlarındaki zaaflar" ve "Kur'an'ı anlamada çağdaş bir yaklaşım". Şunu belirtelim ki, bu son yaklaşım doğrultusunda, Üstad'ın tasarladığı gibi bir tefsir çalışması gün ışığına çıkamamıştır. Ancak Nursi'nin İşarâtü'l-i'câz'ın başında ifade ettiği gibi, Risâle-Nur o mutasavver tefsirin yazılmasına öncülük edebilir ve ona bir me'haz olabilir. O şöyle der: "Eğer birinci Harb-i Umumî gibi maniler olmasaydı, tefsirin şu birinci cildi, i'caz vücuhundan olan i'caz-ı nazmîyı beyan ettiği gibi, diğer cüzler ve mektuplar da müteferrik hakaik-i tefsiriyeyi içine alsaydı, Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'a güzel bir tefsir-i câmi' olurdu. Belki inşallah, şu cüz-i tefsir ve altmışaltı adet, belki yüz otuz adet "Sözler" ve "Mektubat" Risaleleriyle beraber me'haz olursa, ileride bahtiyar bir heyet öyle bir tefsir-i Kur'an'ı yazsın, inşallah."(5)

Nursi'nin çocukluğundan beri göze çarpan en bariz bir özelliği olan geniş düşünme kapasitesi 'Muhakemat'ta da kendini göstermiştir. Bu eser, bir tefsir usûlü olmasına rağmen, yalnız Müslümanlar değil, gayr-ı Müslimler de muhatap kabul edilmiştir. Yalnız orta yolda istikametle yürüyen 'Ehl-i i'tidal'e değil, ahmak dost olan ehl-i ifrat ve akıllı düşman olan ehl-i tefrite de hitap edilmiştir.

Yine bu eserde, geleneksel tefsir usûllerinde kullanılan spesifik ilmî terimler yerine, konu bölümlerinde 'Hakikat', 'Belagât' ve 'Akîde' gibi genel kapsamlı başlıkların kullanılması tercih edilmiştir. Tefsir usulünde işlenen konular 'Kur'an ilimleri' ile doğrudan ilgili olmasına rağmen, Nursi, bu çalışmasında 'Kur'an' lafzı yanında, İslam dininin tarihî kültür mirasını ifade etmede daha kapsamlı bir tabir olan 'İslam' kavramını kullanmayı tercih etmiştir.

Öyle anlaşılıyor ki, Nursi'nin bundan maksadı yalnız dar çerçevede spesifik anlamda bir tefsir usûlünü yazmak değil, Kur'an kaynaklı birer ilim dalı olarak ortaya çıkan Kelam, Fıkıh ve benzeri İslamî disiplinleri de kapsayacak bir alanı yorumlamaktır. Tabiri caiz ise, Nursi, Bu bakış açısıyla bir nevi 'Hermenotik' bir yaklaşımı yansıtmıştır. Muhakemat'ın bir isminin 'Saykalü't-tefsir' değil de 'Saykalu'l-İslam' olması, onun bu geniş kapsamının bir unvanı olarak değerlendirilmelidir.

Dipnotlar

1-Muhakemat, 10.

2-Muhakemat 44-45

3-Muhakemat, 19.

4-Bu konuda, "Kur'an İlimleri ve Tefsir Açısından Bediüzzaman Said Nursi'nin Eserleri" adlı eserimize bakılabilir.

5-İşarâtü'l-i'câz, mukaddemesi – Thk. İhsan Kasım, 1414/1994, s.18.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Sakın sizi dünya hayatı aldatmasın.

Fâtır, 5

GÜNÜN HADİSİ

Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.

Sahih-i Buhari, KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI