Cevaplar.Org implant

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

8. Kur'an'ın îcazı (Veciz ifade tarzı) Kur'an'ın en belirgin özelliği îcazıdır. İcaz, İ'câzın en başta gelen formülüdür. Az bir söz ile pek çok mânayı ifade etmek, evrensel boyuttaki Kur'an'ın ana umdelerinden biridir.


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2016-03-08 10:46:21

8. Kur'an'ın îcazı (Veciz ifade tarzı)

Kur'an'ın en belirgin özelliği îcazıdır. İcaz, İ'câzın en başta gelen formülüdür. Az bir söz ile pek çok mânayı ifade etmek, evrensel boyuttaki Kur'an'ın ana umdelerinden biridir.

وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ (Kendilerine verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcarlar"(Bakara:2/3) âyet-i kerimesi, konumuza ışık tutan bir misâldir. Bu cümlede yer alan kelimeler ve cümlenin kendi düzeni; zekât ve diğer sadaka çeşitlerini ihtiva eden "infâk" ın makbul olmasının şartlarını nazara verecek şekilde dizayn edilmiştir:

 a. Sadakaya muhtaç olmayacak şekilde sadaka vermek gerekir. Ayette geçen ve "Bir bölümü" ifade eden " وَمِمَّا" lafzındaki مِنْ kelimesi bu şartı ifade ediyor.

b. Makbul bir sadaka, Ali'den alınıp Veli'ye verilen cinsten olmayıp, kişinin bizzat kendi malından olması gerikir. Ayette geçen "رَزَقْنَاهُمْ lâfzı bu şartı gösteriyor.

c. Sadakanın üçüncü şartı, minnet etmemektir. İkinci maddede yer alan ve bütün malların asıl sahibinin Allah olduğunu gösteren " رَزَقْنَاdaki birinci çoğul şahıs için kullanılan " نَا " zamiridir. Yüce Allah bu âyetin bu işareti ile mânen buyuruyor ki : "Ben size rızık veriyorum. Benim malımdan benim kullarıma bir şeyler verirken, minnet etmeye hakkınız yoktur."

d. Sadakanın bir diğer şartı da sadakayı kötü yerlerde değil iyi ve gerekli ihtiyaç yerlerinde kullanan kimselere verilmesidir. Sefahete sarf edenlere sadaka vermek makbul değildir. İşte bu şarta " يُنْفِقُونَ"lâfzı işaret ediyor.

e. Beşinci şart sadakayı Allah namına vermektir. Bunu, " رَزَقْنَاهُمْcümlesi ifade ediyor. Bu işaretin lisanı ile Allah buyuruyor ki:"Mal benimdir, benim namımla vermelisiniz" Demek ki bu âyet, zenginlerin mal sahibi değil, sadece birer veznedar olduklarını onlara hatırlatıyor. Ayrıca " مِمَّا" kelimesindeki مَا sadakanın maldan olduğu gibi, ilim, zekâ, akıl, güç ve nasihat gibi şeylerden de verilebileceğini gösteriyor. (1)

9. Sahâbe anlayışı

Asr-ı saadetten beri, Kur'an'ın ifadelerinde birden çok anlamın varolduğu ve insanların değişik mânâları çıkarabilecekleri tezinin benimsendiğini gösteren haberler vardır.

Meselâ: "Kur'an'dan başka size bir şey verildi mi?" şeklindeki bir soru üzerine Hz. Ali'nin(r.a), "Allah'ın, herhangi mümin bir kuluna vereceği Kur'an'ı anlama kabiliyeti dışında, bana bir şey verilmemiştir."(2) şeklindeki cevabı, Kur'an'ın zâhir mânâsından başka mânâlarının var olduğunu gösteriyor.

Abdullah İbn Mes'ud (r.a) da şöyle diyor: " Geçmiş milletlerin ve gelecek nesillerin ilimlerini öğrenmek isteyen kimse, Kur'an'ı tetkik etsin. Kur'an'da her türlü ilim vardır. Ancak, bizim anlayışlarımız kısa olduğundan içinde her şeyi göremiyoruz."(3) Ebu'd-Derdâ (r.a) da bu konuda şöyle diyor: "Kur'an'ın lâfızlarına değişik anlamları yükleyemeyen kimse, tam anlayışlı sayılmaz."(4) Rivayete göre Abdullah İbn Abbas(r.a) daha ileri giderek, "Devemin ipi kaybolsa, her halde onu Allah'ın kitabında bulurum"(5) demiştir.

Bütün bu ifadeler, Kur'an'ın bütün ilimleri ihtiva ettiği hususunun, sahabeler tarafından da benimsendiğini göstermektedir.

c. Kur'an'ın bütün ilimleri ihtiva ettiğine işaret eden hadisler de sözkonusudur. Bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur:

كتاب الله فيه نبأ ما كان قبلكم وخبر ما بعدكم وحكم ما بينكم وهو الفصل ليس بالهزل من تركه من جبار قصمه الله ومن ابتغى الهدى في غيره أضله الله وهو حبل الله المتين وهو الذكر الحكيم وهو الصراط المستقيم هو الذي لا تزيغ به الأهواء ولا تلتبس به الألسنة ولا يشبع منه العلماء ولا يخلق على كثرة الرد ولا تنقضي عجائبه

" Sizden öncekilerin tarihi, sizden sonrakilerin haberi ve aranızdaki meselelerin hükmü Allah'ın kitabındadır. o (hak ile bâtılı birbirinden ayıran) kesin bir hükümdür; şaka değildir. Her kim zorbalığından ötürü onu bırakırsa Allah, onu (n boynunu) kırar. Her kim hidayeti ondan başkasında ararsa Allah onu dalâlete düşürür. O, Allah'ın sağlam ipidir. O, hikmet dolu sözlerdir. O, sırat-ı müstakimdir; arzular ona uyduğu müddetçe sapmaz; diller onunla karışıklığa düşmez, alîmler ona doyamaz. O, fazla tekrarlanmaktan eskimeyen ve hayranlık veren tarafları bitmeyen bir kitaptır."(6)

Cevahir'ül-Kur'an adlı eserinde Kur'an'ın bütün ilimleri ihtiva ettiğini belirten Gazzalî, İhyâu Ulûmi'd-dîn adlı eserinde, Kur'an'ın ihtiva ettiği ilimler konusunda bazı âlimlerden naklen şunları söylemiştir: "Kur'an 77.200 çeşit ilim ihtiva etmektedir. Ondaki her bir kelime bir ilimdir. Her bir kelimenin zâhir, bâtın, had ve muttala' diye dört mânâsı vardır."(7)

Abdullah b. Mesûd (r.a) da, "geçmiş ve geleceğin ilimlerini elde etmek isteyen kimse Kur'an'ı tefekkür etsin." demek sûretiyle Kur'an'ın bütün ilimleri ihtiva ettiğine işaret etmiştir. Gazzalî, İbn Mesud'un söylediği hususların, zâhirî tefsir anlayışı ile gerçekleşemeyeceğini vurgulamıştır.(8)

d. Kur'an'da bir çok âyet, onun sonsuz ilimle dolu olduğuna işaret etmektedir. Misal olarak bir kaç tanesini zikredeceğiz:

أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ فَأْتُواْ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُواْ مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللّهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ {*} فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُواْ لَكُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّمَا أُنزِلِ بِعِلْمِ اللّهِ

" Yoksa, Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on Sûre getirin. Eğer (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o şüphesiz ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir." (Hûd, 11/13-14.) Yani Kur'an, gerek lafzında bulunan hârikalık ve nazmında var olan üstünlük; gerekse, mânâsında içerdiği gaybî haberler, emir ve yasaklar, dünya ve âhiret hayatının mutluluğunu kazandıran prensipleri ile bütün akılların ve anlayışların üstünde, sonsuz ilim sahibi yüce Allah'ın özel bilgisiyle indirilmiş olan bir ilâhî belgedir.(9)

قُلْ أَنزَلَهُ الَّذِي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ كَانَ غَفُوراً رَّحِيماً

"(Resûlüm!) De ki: Onu(Kur'an'ı) göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi." (Furkan, 25/6.)meâlindeki âyet, Kur'an'da yer ve gök ile ilgili bilgilerin bulunduğuna işaret etmektedir.

وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ

"(Resûlüm!) Şüphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından sana verilmektedir." (Neml, 27/6.) âyeti ise, her şeyi bilen Allah'ın sonsuz ilminin yansımalarının Kur'anda mevcut olduğuna delâlet etmektedir.

Fahreddin Râzî, Ebu'l-Fadl Mursî, Bedreddin Zerkeşî ve Celâleddin Suyûtî de ilmî tefsir hususunda Gazzâlî'nin yolunu takip etmişlerdir.(10) İmam Suyûtî, İtkân edlı eserinin 65. bölümünü, "Kur'an'dan istinbat edilen ilimler"e ayırmıştır.(11) Suyûtî'den sonra günümüze kadar bir çok müfessir, ilmî tefsir anlayışını benimsemiş ve o çizgide eserler meydana getirmiştir.

Bütün bu hususlar, Kur'an'ın, her eserden daha çok tefsir edilmeye ve ilmî birikimlerle açıklanmaya ihtiyaç duyuduğunu göstermektedir. Bu konuda daha başka misalleri -Allah izin verirse -baştaki sualin ikinci şıkkının cevabını teşkil eden "Sünnetin Tefsirdeki Yeri" başlıklı yazımızda geniş olarak ele alacağız..

Dipnotlar

1-Nursi, Sözler, s: 387-88.

2-Buhârî, Diyât, 24,31.

3-Ebû Hicr, Et-Tefsirü'l-İlmî, s: 248.

4-Ebû Hicr, a.g.y.

5-el-Alûsî, XIV/98.

6-Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 14; Dârimi, Fadâilu'l-Kur'an, 1.

7-Gazzali, Cevahir'ül-Kur'an, 21-254; İhya, I/196

8-Gazzalî, a.g.y.

9-krş, Alûsî, XII/21-22; Yazır, IV/529.

10-Ebû Hicr, 145-165.

11-İtkan,II/160.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

Ahzab, 33

GÜNÜN HADİSİ

Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahid olan bunu takbih ederse (kötü olduğunu te'yid ederse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahid olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şahid olmuş gibi manen zarar

Ebu Davud, Melahim 17, (4345)

TARİHTE BU HAFTA

*Kanije müdafaası(18 Kasım 1601) *Hz.Fatıma'nın(r.anha) Vefatı(22 Kasım 632) *İstanbul'un Müttefikler Tarafından İşgali(23 Kasım 1918) *Alparslan'ın Şehadeti(24 Kasım 1072) *Öğretmenler Günü(24 Kasım)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI