Cevaplar.Org

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

Geçtiğimiz Çarşamba günü büyük bir âlimimizin vefatıyla sarsıldık. “Şarkın bilgesi”, “Doğunun Mantık Küpü” Mehmed Kırkıncı Hocaefendi ufûl etmişti. O, bir ulu çınar gibi, görünmeyen bir üniversite gibi hizmet görmüştü. Muhterem Mehmed Fırıncı ağabeyin dediği gibi; “allame-i cihan olarak kendisini risalelere vakfetmiş ve bütün ilmini ve amelini Risale-i Nur'un anlaşılmasına sarf etmişti.”


M. Ragıp Öncel

İsminur1940@gmail.com

2016-03-01 11:22:52

Takdim

Geçtiğimiz Çarşamba günü büyük bir âlimimizin vefatıyla sarsıldık. "Şarkın bilgesi", "Doğunun Mantık Küpü" Mehmed Kırkıncı Hocaefendi ufûl etmişti. O, bir ulu çınar gibi, görünmeyen bir üniversite gibi hizmet görmüştü. Muhterem Mehmed Fırıncı ağabeyin dediği gibi; "allame-i cihan olarak kendisini risalelere vakfetmiş ve bütün ilmini ve amelini Risale-i Nur'un anlaşılmasına sarf etmişti."

Rahle-i tedrisinden geçen yüzlerce nurani kâmet, gelecek adına ümidimiz. İşte onlardan birisi olan Ragıb Öncel Hocamızın sitemizde bir kısmı neşredilen hatıralarını hocamızı yâd makamında bir kere daha hizmetinize sunuyoruz. Ruhu şâd olsun. Cevaplar.org

O TEK KİŞİ İÇİN

*"Ben Kurşunlu medresesinde okuduğum sıralarda ara sıra sohbetlere giderdim. Dersleri genelde Vahdettin Hızıroğlu ağabey okur, Kırkıncı Hocam da izah ederdi. Kırkıncı Hocam biliyorsunuz, üstad'ı ziyarete giderken, Risale-i Nur'u anlamak ve ömrünün sonuna kadar hizmet etmek için Üstad'dan dua etmesini rica eden bir mektup kaleme almış ve Üstada vermiş. Üstad hazretleri de dua buyurmuşlar.

Rahmetli Osman Demirci Hocam ona "Ebu mesel"(misal babası) derdi. Zübeyir ağabey de hocama "senin bu misallerin Risale-i Nur'a perde değil, pencere oluyor" demiş.

Biz Erzurum'da Kırkıncı Hocam'dan çok hizmet taktikleri öğrendik. Bir misal vereyim. Alaaddin Başar ile Erzurum'da birlikte talebe hizmetlerini yürütüyorduk. Lise talebelerine derslere Kırkıncı Hocam'ı davet ediyorduk. Dersi Alaaddin Bey okuyor, hocam da izah ediyordu. Bir gün dedim ki; "Ya Alaaddin, devamlı Küçük Sözler, Meyve Risalesi, Gençlik Rehberi gibi yerleri getirip okuyorsun. Biraz Kader'den, Miraç'tan, Ruh'tan, Haşir'den okusana.." Hiç ses çıkarmadı. Bir gün Karanlık Kümbet'te ikinci katta çay içiyoruz. Baktım Kırkıncı Hocam geliyor. Hocam yukarı çıktı. Alaaddin bey "Hocam, Ragıb Hoca bir şey soruyor" dedi. Tabii, o meseleyi daha önce Hocama söylemiş ki, ben daha bir şey diyemeden Hocam; "Bak Ragıb Hoca, Biz 99 kişiyiz, bir kişi derse geldi. Yüz mü olalım, yoksa doksan dokuzda mı kalalım?" dedi. Ben meseleyi anladım.. "İşte" dedi, "biz o bir kişiyi kazanmak için, o dersleri onun anlayacağı seviyede yapıyoruz. Ama istiyorsan, gel, sana özel dersler yapayım" dedi. Bunu hiç unutmam..

Ve ben mesajı ve hizmet düsturu telakki ettiğim bu sözleri gittiğim yerlerde belki onlarca defa dile getirmişimdir."

"TOKLU DİYORDU"

1969 yıllarında Erzurum "Karanlık Kümbet''te muhterem Kırkıncı Hocamla bir akşam sohbet ediyorduk. O sırada orta yaşlı iki genç, gözü yaşlı ve de çok üzüntülü oldukları belli bir biçimde içeri girdi ve ''hocam, babam çok hasta lütfen gelir misin'' dediler ve hocamı alıp götürdüler. Ertesi gün neler olduğunu hocama sorunca, dedi ki: "Filan köye gittik. Baktım ki babaları sedirde uzanmış belli ki sekeratta. Kadınlar odayı boşalttılar. Telkin vs.. vermeye, dua okumaya başladım. Söylediğim tehlilleri onun da duyup tekrarlamasını arzuladım. Yatakta, ölüm döşeğinde olan bu şahsa baktım, dudaklarını kıpırdattığını fark ettim, ama ne söylediğini duyamadım. İnşallah kelime-i tevhidi zikrediyor diye düşünerek kulağımı, onun ağzına yanaştırıp dinleyince şaşırdım ve ürktüm.

-Hocam, o adam ne diyordu?

-Bırakın kelime-i tevhidi, ağzından "toklu toklu''kelimeleri çıkıyordu(!)

Demek ki sağlığında hayvan işi ile çok meşgulmüş ki esas vazifelerini maalesef aksatmış..Ne diyeyim Allah taksiratını affetsin."

Not: Doğu Anadolu'da ağıl hayvanlarına "toklu" denilir.

ARININ YAPTIĞI

Karanlık Kümbet'te oturuyoruz. Sohbet ediliyordu. Bir arı odanın içinde vızıltı ile camdan dışarı çıkmak istedi. Bir, iki, üç derken, bütün hamleleri boşa çıktı. Hâlbuki pencerenin üstünde boşluk vardı çıkamadı, göremedi, düştü.

Hocam, bize dönerek, "dünyanın en mükemmel profesörü bu arı olduğu halde (!), zira yaptığı balını bugünkü beşer, acizliğinden yapamıyor. Böyle bir ilim sahibi nasıl olur da pencere boşluğunu göremez bilemez. Demek ki, bu balı yapan arı değil. Ona yaptıran var" dedi ve ilave etti; "Şimdi, Nobel ünvanını almış tanınmış büyük bir bilim adamı şu odadan içeri girse ne yaparsınız? Ayağa kalkarsınız değil mi? Peki şu arı, ondan daha âlim değil mi?"diyerek bizlere böyle latifeli canlı bir misal göstermişti.

 

TOPAL BİR ZATIN SORUSU

Bir zaman Kırkıncı Hocamın medresesine bir öğretmen gelir. Biraz boyu kısa, ayağı da topal. Der ki; "Hocam, bir sorum var." "Nedir?" der Kırkıncı Hoca. Öğretmen; "Hocam, ben cemaatin içine giriyorum. Boyum kısa, ayağım da biraz topal, ben Cenab-ı Hakka ne yaptım ki, Allah bana bu kısa boyu ve bu topal sakat ayağı verdi" der.

Kırkıncı Hoca da, "sus, sakın bu sorunu kimse duymasın?" diye cevap verir muhatabına. "Niye hocam?" deyince de, hocamız "Eğer bu söylediklerini umuma söylersen, bizim ahırdaki eşşekler duyar gelirler, akşam kapını çalarlar, derler ki; "babam eşşek, annem eşşek, yediğim ot, yüklendiğim diken. Kel kafaya da, topal ayağa da razıyım gel değişelim' derlerse ne cevap verirsin' der ve muhatabını ikna eder.

ALLAH'I NASIL ANLATACAĞIZ?

Muhterem Kırkıncı Hocamın dersine Erzurum Üniversitesinden hocalar gelmişler. Çoğunlukla ilahiyatçı hocalara dersten sonra sormuşlar:

-'' Dersi nasıl buldunuz?

Demişler ki;

-Biz Hocamın yüksek ilminden istifadeye geldik. Baktık çiçekten, böcekten... Şundan bundan bahsediyor'' diye küçümser tavırlar takınınca, Hocam:

'' Biliyorsunuz, Allah'ın zatından bahsetmeyi Allah yasaklamış. Peki, Esma ve sıfatlarını bildirecek kâinattan bahsetmeyi de sizler yasaklarsanız, biz Cenab-ı Hakk'ın varlığını, birliğini ve marifetullahı nasıl anlatacağız?"

Not: Bu hatıranın tafsilatlı anlatımı için merhum Hocamızın "Hayatım Hatıralarım" adlı eserine bakabilirsiniz.(Zafer Yayınları)

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-3

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-3

“HİZMET NE ZAMAN BİTERSE O ZAMAN DÖNECEĞİM” Ağabeyimin evine telefon bağlandıktan sonra

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-2

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-2

LÜBNAN’DA İLK GÜNLER Ağabeyim 1980’lerin sonlarına doğru Lübnan’a gitti. Orada Mısır

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-1

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-1

Merhum Hocamızı Lübnan’da yaptığı Risale-i Nur tercümeleri ile duymuştum, fakat hakkında

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-5

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-5

PERDE OLMAMALI Perde güneşi getiremiyor, ama gelen güneşe engel olabiliyor. Bazı insanlar da b

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-4

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-4

HAYVAN-I NATIK, HAYVAN-I MÜDRİK Hayvan canlı varlık demektir. Bu açıdan düşünürseniz, hay

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-3

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-3

KÂİNATIN MERKEZİ Kâinatın merkezi olan insanda Allah’ın bütün isimleri toplanmıştır.

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-2

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-2

BİR TENEKE BAL VE FARE Soru: Bir teneke bala fare düştü. Ne yapmam lazım? Cevap: Teneke veya

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-1

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-1

Yirmi iki yaşlarında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi iken zaman zaman Mehmet Kırk

MOLLA MEHMET ZAHİT HOCA EFENDİ İLE TANIŞMAM

MOLLA MEHMET ZAHİT HOCA EFENDİ İLE TANIŞMAM

Molla Mehmet Zahit hoca efendi ile ilk defa 1967 yılında tanıştığımı tahmin ediyorum. Ben o

MERHUM KIRKINCI HOCAMIZIN TALİM VE TEDRİS YÖNÜ

MERHUM KIRKINCI HOCAMIZIN TALİM VE TEDRİS YÖNÜ

Mehmed Kırkıncı Hocamız âlet ilimleri tabir edilen sarf, nahiv, belâğat ve benzeri ilimleri E

ŞAHİN YILMAZ HOCAEFENDİ(1936-2007)

ŞAHİN YILMAZ HOCAEFENDİ(1936-2007)

Şahin Yılmaz Hocaefendi, 1936 senesinde Erzurum’un İspir İlçesi Elmalı Köyünde dünyaya ge

Ne yerde ne gökte zere ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz.

Yûnus,61

GÜNÜN HADİSİ

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (haluf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur."

Ebu Hüreyre

TARİHTE BU HAFTA

*Süleyman Hilmi Tunahan Hz.lerinin Vefatı(16 Eylül 1959) *Adnan Menderes'in İdamı(17 Eylül 1961) *Ertuğrul Fırkateyni Japon Sularında Battı(18 Eylül 1890) *Efendimiz (s.a.v.) Hicret Ederken KUBA'yı Teşrif Ettiler(20 Eylül 622) *Yavuz Sultan Selim Han

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI