Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-100

Ders: 10. Söz, Zeylin Dördüncü Parçası İzah: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Not: Zeylin beşinci parçası Yasin Suresi; 77 ila 83. Ayet-i kerimelerinin tefsiridir.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2016-01-15 10:50:54

Ders: 10. Söz, Zeylin Dördüncü Parçası

İzah: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

Not: Zeylin beşinci parçası Yasin Suresi; 77 ila 83. Ayet-i kerimelerinin tefsiridir. Üstadın serlevha yaptığı ayet, Yasin Suresi, 77. Ayetidir. Bir rivayete göre Ubeyy bin Halef(ki Akgündüz Hoca da bu rivayeti veriyor) diğer rivayete göre ise As bin Vail elinde bir çürümüş kemik olduğu halde Peygamberin huzuruna gelerek o kemiği ufalamış, "Bu kemiği mi Allah Teâlâ böyle ufalandıktan sonra diriltecektir?" diye söylenmiş.. Resûl-i Ekrem de: 'Evet.. Allah Teâlâ bunu diriltecektir, sonra seni öldürecek, sona seni diriltecek, daha sonra da seni cehennem ateşine girdirecektir' diye buyurmuş, bunun üzerine bu âyetler, bu surenin nihayetine kadar nazil olmuştur.(bkz. Ömer Nasuhi Bilmen, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Tefsiri ve Meâl-i Âlîsi, ilgili ayetin tefsiri)

Konuyla alakalı Kaf Suresi'nin şu ayetleri de ne kadar müthiştir;

بَلْ عَجِبُوا أَن جَاءهُمْ مُنذِرٌ مِّنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هَذَا شَيْءٌ عَجِيبٌ {*} أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً ذَلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ {*} قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنقُصُ الْأَرْضُ مِنْهُمْ وَعِندَنَا كِتَابٌ حَفِيظٌ

"İnkârcılar kendi içlerinden bir uyarıcının yine kendilerine gelmesine şaşırmışlar ve demişlerdir ki: "Bu. acâib bir şey, biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı yeniden dirileceğiz? Bu çok uzak bir ihtimal" Biz, toprağın onların cesetlerinden neleri yeyip eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda her şeyi kaydedip muhafaza eden bir kitap vardır."(Kaf; 50/2-5) 

Merhum allame Seyyid Süleyman Nedvi, Asr-ı Saadet adlı eserin Tebligat ve Talimat kısmında ahiret akidesini izah ederken şöyle diyor; "Araplar tevhidden sonra en çok bu akideyi şiddetle inkâr ediyorlardı. Bir türlü buna inanmak istemiyorlardı. Ne olursa olsun, onların aklı bunu almıyordu. Kıyamet, haşir ve neşir meselesi onlarca inanılacak bir şey değildi. Cahiliyye Arapları ölümden sonraki hayattan, Cenab-ı Hakkın huzurunda bir bir amellerin sorgu ve sualinden, ceza ve mükâfattan katiyen haberleri yoktu. Bunun için onlar amellerin hayrını, şerrini, iyiliği ve kötülüğü ayırt edemiyorlardı.

Buna göre işin yalnız temeli ahlaka kalıyordu. Arap şairlerinden biri Resul-i Ekrem'in bu husustaki talimlerini duyarak hayretle şöyle der;

"Ey Ümmü Amir(şairin karısı)! Ölümden sonra tekrar kalkıp haşrolmak

Bunların hepsi hurafedir, boş sözler ve masallardır"

Kureyş'in bir şairi de şöyle der;

"Nebi bize diyor ki; 'öldükten sonra tekrar dirileceğiz.'

Bu, uyuklama mıdır, uyku mudur, Nasıl bir hayattır?"(Salih Okur)

*Onuncu Sözün dokuzuncu hakikatını burada Sungur ağabeyle birlikte okurken, çok manidar bir hatırasını nakletti. Üstad hazretleri demiş; "Kardeşim, ben bu dokuzuncu hakikatı belki on bin defa okumuşum." Ve yine Üstad "bu dokuzuncu hakikatı siz ezberleyin" demiş.

 *Bir zat görüyoruz ki bir günde bir ordu teşkil edebiliyor. Böyle bir zat için "acaba şu erleri istirahat için dağılmış taburu tekrar toplayabilir mi" denilir mi? Misalde olduğu gibi, Cenab-ı Hak bir baharda binlerce canlı ordusunu tanzim ediyor. Sadece bir günde kaç yüz bin insan doğuyor. Böyle bir kudrete 'toprakta hücreleri dağılmış bu insan ordusunu ahirette tekrar bir araya nasıl getirebilir' diye sorulabilir mi?

Not: Bu konuda Mehmed Kırkıncı Hocaefendi'nin şu güzel misalini nakledelim; "Geçmiş asırlarda her gün, faraza, yirmibin insan dünyaya geliyorsa, bu gün ikiyüzbin insan dünyaya geliyor. Yine de her birinin her bir azası tamam ve kusursuzdur. Hayâlen, dünya nüfusunu çoğaltsanız öyle bir an gelebilir ki, dünyada her gün bir milyar insan doğabilir, yine de hiçbirinde hiçbir aza noksan kalmaz.

Hayâlimizle bu rakamı artırabiliriz. Nihayet öyle bir noktaya varırız ki, her gün milyarlarca (meselâ, kıyâmette haşr edilecek insan sayısı kadar) insan dünyaya gelebilir ve hiçbirinde hiçbir noksaniyet bulunmaz.

Bu azîm kudretten, haşrin cismaniyeti, yani haşirde insanların tekrar cismen diriltilmesi ve hayatlandırılması nasıl uzak görülebilir?

Diğer taraftan, yavaş yapılan bir şeyin sür'atli ve âni yapılması da mümkündür; halı dokumada olduğu gibi. Binaenaleyh insan, bu dünyada otuz senede aldığı hali, haşirde bir anda alacaktır."(Mehmed Kırkıncı, Hikmet Pırıltıları, s: 112, Cihan Yayınları, İst. 1983)

* Kur'an bazen ahiretteki harikulade işlere zihni hazır etmek için onun dünyevi cüz'i numunelerini nazara verir. Mazideki vukuattan istikbaldeki imkanatı delil getirir. Bu bu işleri yapabilen bir zat elbette şunları şunları da yapabilir şeklinde..

Not: Bu konuda Mehmed Kırkıncı Hocaefendi'nin şu misali nakletmek istedim; "O Rezzâk-ı Zülcelâl'in her gün insanî validelerden tâ koyunlara ve kedilere kadar bütün memeli hayvanlar kanalıyla bu dünya yüzüne akıttığı sütleri bir araya toplasanız birçok büyük nehirler meydana gelir. Cennetteki süt ırmaklarını aklına sığıştıramayanlar her gün yeryüzünde akan bu ve benzeri binlerce nehire hiç nazar etmiyorlar mı?" ."(Mehmed Kırkıncı, Hikmet Pırıltıları, s: 167, Cihan Yayınları, İst. 1983)

*Allah selamet versin, Kırkıncı Hocamın o misali güzel. Mimar Sinan Edirne'deki meşhur Selimiye camiini inşa etmiş yapmış. Padişah aynısını Erzurum'da da yaptırmak isteseydi, " ben Edirne'de yaptım da Erzurum da unuttum mu diyecekti. Elbette böyle bir şey olamaz. Bu insanlarda böyle olursa-hâşâ-Cenab-ı Hak her baharda üç yüz bin bitki çeşidini ve yüz bin hayvanat cinsini yeniden ihya ediyor gibi yaratsın da, ahirette unutacak mı yani..

*Defaatle okuduk, Kaf Suresinde Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor;

أَفَعَيِينَا بِالْخَلْقِ الْأَوَّلِ بَلْ هُمْ فِي لَبْسٍ مِّنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ

"Biz ilkin yoktan yaratmadan bir âcizlik, becerisizlik mi gösterdik ki bu tekrar yaratmada acze düşelim? Hayır! Öyle değil, onlar da böyle olmadığını bilirler. Ama yine de onlar bu yeniden yaratılıştan (dirilmeden) şüphe içindedirler."(Kaf: 50/15)

*Kuran yeniden dirilme hususunda neşe-i ula'yı (ilk yaratılışı) nazara veriyor ve "Der ki: Nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan tâ hilkat-ı insaniyeye kadar olan neş'etinizi görüyorsunuz. Nasıl oluyor ki, neş'e-i uhrâyı inkâr ediyorsunuz?.. O, onun misli, belki daha ehvenidir."(Sözler, s: 115)

Not: Ayette geçen "alaka" kelimesi ile ilgili merhum Esad Coşan Hocaefendi'nin şu yorumunu almayı uygun gördüm; "(Halekal-insâne min alak) "İnsanı kan pıhtısından yarattı." diye (Ömer Nasuhi Efendi)tercüme etmiş. Eskiden beri böyle gelmiş, böyle gidiyor. Lügate bakmışlar, alâk kan pıhtısı demişler. İnsan kan pıhtısından yaratılmadı ki...

Kandan mı yaratılıyor insan?.. Hayır, kanla ilişkisi yok. Yaratılmanın, bebeğin oluşumunun kanla ilgisi var mı?.. Yok... Yanlış tercüme. Alâk ne demek?.. Taallûk, alâka, ilişki demek, yapışmak demek. Araplar sülüğe de alâk derler, yapıştığı için. Şimdi embriyon diyorlar ya doktorlar, o rahmin duvarına yapışıyor ya, onun için alâk denmiş. Alâk'tan yarattı dediği o...

Ama onu bilmediği için tercümeyi yanlış yapıyor. Biz Panzehir'deki bir yazıda bunu belirttik. Ondan sonraki yeni tercümelerde bakıyorum, kontrol ediyorum, çoğunda düzeltilmiş. Kan pıhtısı bitti, 'insan kan pıhtısından yaratılmış' deme kesildi."

*Bir baba üniversitede okuyan oğluna para gönderiyor. Ama bir yandan da derslerinin durumunu soruyor, ilgilenmemezlik etmiyor. Devlet, memuruna maaş veriyor, çalışıp çalışmadığını kontrol ediyor. Ya Allahu Teâlâ, bu kadar nimetlerle besleyip yaşattığı kulunun durumunu sormasın mı? Üstadın dediği gibi; "Size böyle nimet eden bir zât, sizi başıboş bırakmaz ki, kabre girip kalkmamak üzere yatasınız." Sözler (s:115 ) Çok okuduğumuz bir ayet;

أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَن يُتْرَكَ سُدًى

"İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?"(Kıyamet; 75/36)

*Üstad,

الَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَاراً

"Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır."(Yasin: 36/80) ayetinin açık manasından başka bir de işari ve remzi manaları üzerinde duruyor. İşari manasında ayet diyor ki; "Size böyle nimet eden bir zât, sizi başıboş bırakmaz ki, kabre girip kalkmamak üzere yatasınız." Sözler (s: 115 )

Remz, kinayenin bir çeşidi, işareten biraz daha kapalı bir mana. Remzen ayet diyor ki; "Ölmüş ağaçların dirilip yeşillenmesini görüyorsunuz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmasını kıyas edemeyip istib'ad ediyorsunuz(akıldan uzak görüyorsunuz)"Sözler (s: 115 )

*Gökleri ve yeri bir ağaca benzetirsek bu ağacın meyvesi insan. Gökleri ve yeri yaratan zat, insanı tekrar diriltmeye kadir değil mi? Hem semavat ve arzı halk eden, semavat ve arzın meyvesi olan insanın hayat ve mematından âciz kalır mı? Sözler (s: 115 ) Bu da şu ayetin işareti;

أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلَى أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ

"Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır."( Yasin; 36/81) 

* Amel defterlerinin dağıtılması hadisesinin benzerleri her baharda arz sahasında yaşanıyor. Bir tek elma ağacı binlerce elma meyvesi veriyor. Her elma meyvesi içinde onlarca tohum var. Her tohum ağacının içinde o ağacın bütün amel defterini saklayan sayfa var mı yok mu? Var. Eh bir ağacın amel defterini ihmal etmeyen Allah bir insanın amel defterini ihmal eder mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

Ders: 3. Söz İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Allah ya..Allah’tan gelen şey nasıl olur,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre’nin Hatimesi İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Üstad, İslam âl

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

Ders: Asa-yı Musa(s. 106) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah Edilen Kısım: Sonra o mütefekkir

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre risalesi, s. 69 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım:

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

Ders: 11. Söz İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Sanattaki letafeti, ilimdeki derinliği, tezyinattak

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

Ders: Hutbe-i Şamiye(s. 19) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “İstikbal yaln

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

Ders: 33. Söz, 23. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek Not: Bu ders, İstanbul Yüzevler’de,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

Ders: 14. Lem’a, İkinci Makam İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Kâinat sîmasında, arz

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

Ders: 17. Lem’a, 13. Nota İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hak bizi kul olarak yar

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

Ders: Şualar(13. Şua,) s: 307 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bugün, bü

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

Ders: 14. Lem'anın İkinci Makamı İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *“Besmelenin rahmet noktas

Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik.

Zümer,27

GÜNÜN HADİSİ

Ebû Malik'in babası şöyle dedi: Ben Rasûlullah'(S.A.V.)den işittim, şöyle buyuruyordu: "Her kim Allah'dan başka hak ilah yok eder, ve Allah'dan gayri ibadet olunan şeyleri tanımazsa onun malı ve kanı haram (dokunulmaz) olur. Hisabı da Allah'a aiddir."

(Müslim, Kitabu'l-İyman,37)

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır Hocaefendi Vefat Etti (27 Mayıs 1942) *Azerbaycan'ın İstiklali(28 Mayıs 1918) *İSTANBUL'UN FETHİ VE AYASOFYA'NIN CAMİ OLMASI(29 MAYIS 1453) *İmam Nesei'nin Vefatı(31 Mayıs 1310) *Ayasofya'da İlk Cuma Namazı Kılındı(1 Haziran 145

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI