Cevaplar.Org

MUSTAFA ARSLAN

Denizli’nin Acıpayam ilçesinin Gümüş köyünde yaşayan 98 yaşında bahtiyar bir ihtiyardan haber verdiler… Üstad Bediüzzaman hazretlerini ziyaret etmiş, yıllarca Risale-i Nur yazmış, bu uğurda hapis yatmış olduğunu söylediler. Kendisini köyünde ziyaret ettim. Günahları sıfırlamış, masum bir pir-i fâni ile karşılaştık. Kendisiyle epey konuştuk, dilini anlamakta zorlandığımdan, oğlu Hüseyin Arslan bize tercümanlık yaptı, anlaşmamızı sağladı.


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2016-01-15 10:28:34

Denizli'nin Acıpayam ilçesinin Gümüş köyünde yaşayan 98 yaşında bahtiyar bir ihtiyardan haber verdiler… Üstad Bediüzzaman hazretlerini ziyaret etmiş, yıllarca Risale-i Nur yazmış, bu uğurda hapis yatmış olduğunu söylediler. Kendisini köyünde ziyaret ettim. Günahları sıfırlamış, masum bir pir-i fâni ile karşılaştık. Kendisiyle epey konuştuk, dilini anlamakta zorlandığımdan, oğlu Hüseyin Arslan bize tercümanlık yaptı, anlaşmamızı sağladı.

Bu hizmet böyle ARSLAN adamların sırtında taşınarak bu günlere geldiğine göre, bir vefa borcu olarak, kısa da olsa hatıralarını bu kitapta yayınlıyoruz. Allah bu saff-ı evvel ağabeylerimizden razı olsun. Çalışmalarımızın hedeflerinden birisi de, onları unutmamak, unutturmamaktır…

MUSTAFA ARSLAN ANLATIYOR

Adım Mustafa Arslan, 1328 (1912) Acıpayam-Gümüş köyü doğumluyum. Gençliğimde davarcılık, rençperlik yapardım. İki kere askere gittim. İkinci askerlikten sonra evlendim.

Buranın hocası Yörük Veli Efendi vardı. O benim hocamdı, ondan öğrendim Risaleleri yazmayı, okumayı. O bize Üstad'ın Denizli hapsinde iken namazlarını dışarıda camilerde kılıp tekrar hapishaneye döndüğünü anlatır, 'bu da olsa olsa 'Mehdî' olur' derdi.

Risale okuyor ve nurcudur diye cami odasında baskın yaptılar bize. Beş sene nurculuktan ceza aldım, dama (hapishane) girdim. Önce Acıpayam'da yattım, sonra Denizli'ye kaldırdılar beni…

Bediüzzaman hazretlerine trenci Yakup Cemal'in selâmıyla gittim

Afyon'un Çay nahiyesinde Dipbalat denilen mevkide ot biçerdim ben. Bir gün, Çay'da kahvede oturup çay içiyoruz. Birisi geldi, tanıştık… Yakup Cemal… Yakup Cemal trende biletçiymiş. Üstad'ın yanından Emirdağ'ından geliyormuş. "Nereden geliyorsun?" dedim. "Emirdağ'dan" dedi. Çayları içtik "Gel bakalım benim ottan bir evim var, orda seninle konuşalım" dedim. Benim ottan eve geldik. "Ben de gidicem Bediüzzaman'a, kiminle görüşsem orda?" dedim. "Sen Üstad'a git, yalnız herkes giremez yanına, orda Çalışkanlar vardır, beşkardeştir onlar. Mehmed Çalışkan'ı bul, 'Üstad'a Yakup Cemal'in selamı var' de, onlar seni götürür" dedi.

Emirdağ'da Mehmet Çalışkan'ı buldum. "Üç kişi Van'dan geldi görüşemeden gittiler, onları almadı Üstad" dedi. "Seni alıp almayacağını bilmem" dedi. "Nasip, ben sadece elini öpüp çıkacağım" dedim. Sonra beklerken bir lokantaya gitmiştim ben. Lokantada Bediüzzaman Said Nursi lafı çoğalıverdi, ben onları dinlerken geciktim. Çıktım ordan, bir berber çocuk "Nerdesin, nereye sokuldun sen?" dedi. Meğer Üstad "arayıp gelin" diyor. "Yok, bulamadık Üstadım" dedikçe Üstad, "Gidin bulun" diyormuş. Üstad'a haber verilmişti herhalde... Neyse kapı açıldı. Üstad "Nerdesin kardeşim?" dedi. Vardım eli böyle göğsünde, elini öptüm, selamları söyledim. "Kardeşim Mustafa, seni ahiret kardeşliğine kabul ediyorum" dedi. Sonra bana 'Kimden öğrendin risale okumayı, yazmayı?' dedi. Hocam Yörük Veli Efendi'yi anlattım. "Selam söyle, beni de duada unutmasın" dedi.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!

Nahl, 125

GÜNÜN HADİSİ

Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.

Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746)

TARİHTE BU HAFTA

*Genç Osman'ın Yedikule'de Şehid Edilmesi (20 Mayıs 1622) *İbn-i Sina'nın Vefatı(21 Mayıs 1037) *Dandanakan Zaferi (23 Mayıs 1040) *Necip Fazıl'ın Vefatı (25 Mayıs 1983)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI