Cevaplar.Org implant

LEM'ALAR ve Sualler-2

On İkinci Lem'a (İki Nükte-i Kur’âniyeye Dairdir) Sual: Rızk doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelâl'in elindedir ve hazine-i Rahmetinden çıkar. Herbir zîhayatın rızkı, taahhüd-ü Rabbanîsi altında olduğundan, açlıktan ölmek, olmamak lâzım gelir. Halbuki zâhiren açlıktan ve rızıksızlıktan ölenler çok görünüyor. Şu hakikatin ve şu sırrın halli nasıldır? /On İkinci Lem'a /Birinci Nükte /Birinci Nokta.


İsmail Aksaraylı

i.aksarayli@mynet.com

2015-12-16 04:09:41

On İkinci Lem'a

(İki Nükte-i Kur'âniyeye Dairdir)

 Sual: Rızk doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelâl'in elindedir ve hazine-i Rahmetinden çıkar. Herbir zîhayatın rızkı, taahhüd-ü Rabbanîsi altında olduğundan, açlıktan ölmek, olmamak lâzım gelir. Halbuki zâhiren açlıktan ve rızıksızlıktan ölenler çok görünüyor. Şu hakikatin ve şu sırrın halli nasıldır? /On İkinci Lem'a /Birinci Nükte /Birinci Nokta.

[Sual: İmkânın enva'ı nelerdir, İmkân-ı aklî, imkân-ı örfî, imkân-ı âdi nedir? /On İkinci Lem'a /Birinci Nükte /İkinci Nokta.

Sual: "Semavat gibi arzın da yedi tabaka olmasını, yeni zamanın feylesoflarına hakikatsız görünüyor. Onların arza ve semavata dair olan fenleri kabul etmiyor. Bunu vasıta ederek bazı hakaik-i Kur'âniyeye itiraz ediyorlar", buna cevap nedir? /On İkinci Lem'a /İkinci Nükte / İkinci Nokta /Birinci Mes'ele-i Mühime.

[Sual: Kur'ân-ı Hakîm [Bakara Sûresi, 2/29; İsrâ Sûresi: 17/44] gibi müteaddit ayetlerde der ki: Sâni-i Zülcelâl, yedi kat semavatı halketmiştir, hareket eden yıldızlar ise, balıklar gibi sema içinde gezerler ve tesbih ederler. Hadîste "Sema, emvâcı karardâde olmuş bir denizdir" denilmiş, bu hakikat-ı Kur'âniyeyinin isbatı nasıldır?] /On İkinci Lem'a /İkinci Sual / İkinci Mes'ele-i Mühime.

[Sual: Fezayı doldurduğu söylenen "esîr" dedikleri madde nedir?] /On İkinci Lem'a /İkinci Nükte / İkinci Sual/ İkinci Mes'ele-i Mühime.

[Sual: Kur'ân'ın, "Yedi Semavat" mânâ-yı küllîsinde yedi tabaka-i beşeriyenin fehmettikleri muhtelif yedi kat mânâ nelerdir?] /On İkinci Lem'a /İkinci Nükte /İkinci Sual /İkinci Mes'ele-i Mühime /Elhasıl.

On Üçüncü Lem'a

"Hikmet-ül İstiaze" Risalesi

Sual: Şeytanların kâinatta icâd cihetinde hiçbir medhalleri olmadığı; hem Cenab-ı Hak Rahmet ve inayetiyle ehl-i hakka tarafdar olduğu, hem hak ve hakikatin cazibedar güzellikleri ve mehâsinleri ehl-i hakka müeyyid ve müşevvik bulunduğu; hem dalâletin müstekreh çirkinlikleri ehl-i dalâleti tenfir ettikleri halde, hizb-üş-şeytanın çok defa galebe etmesinin hikmeti nedir? Ve ehl-i hak, her vakit şeytanın şerrinden Cenab-ı Hakk'a sığınmasının sırrı nedir? /On Üçüncü Lem'a / Birinci İşaret.

[Sual: "Ettahribüeshel-tahrip kolaydır-" niçin durub-u emsal hükmüne geçmiştir?] /On Üçüncü Lem'a / Birinci İşaret.  

Sual: Şerr-i mahz olan şeytanların îcadı ve ehl-i imâna taslîtleri ve onların yüzünden çok insanlar küfre girip Cehennem'e girmeleri, gâyet müdhiş ve çirkin görünüyor. Acaba Cemîl-i Alelıtlak ve Rahîm-i Mutlak ve Rahmân-ı Bil-Hakk'ın Rahmet ve cemâli, bu hadsiz çirkinliğin ve dehşetli musîbetin husûlüne nasıl müsaade ediyor ve nasıl cevaz gösteriyor? /On Üçüncü Lem'a /İkinci İşaret.

Sual: Kur'ân-ı Hakîm'de ehl-i dalâlete karşı azîm şekvâları ve kesretli tahşîdatı ve çok şiddetli tehdidatı, aklın zâhirine göre adâletli ve münasebetli belâğatına ve üslûbundaki itidaline ve istikametine münasib düşmüyor. Adeta âciz bir adama karşı, orduları tahşid ediyor. Ve onun cüz'î bir hareketi için, binler cinayet etmiş gibi tehdid ediyor. Ve müflis ve mülkte hiç hissesi olmadığı halde mütecaviz bir şerik gibi mevki verip ondan şekva ediyor. Bunun sırrı ve hikmeti nedir? /On Üçüncü Lem'a /Üçüncü İşaret.

[Sual: Nasıl, adem, şerr-i mahz ve vücud, hayr-ı mahz olur?] /On Üçüncü Lem'a/ Dördüncü İşaret.

Sual: Cenab-ı Hak, Kütüb-ü Semaviyede beşere karşı şu Cennet gibi azîm mükâfat ve Cehennem gibi dehşetli mücaZâtı göstermekle beraber çok irşad, îkaz, ihtar, tehdid ve teşvik ettiği halde; ehl-i îman, bu kadar esbab-ı hidâyet ve istikamet varken hizb-üş-şeytanın mükâfatsız çirkin zaîf desiselerine karşı mağlûb olmaları, bir zaman beni çok düşündürüyordu. Acaba îman varken, Cenab-ı Hakk'ın o kadar şiddetli tehdidatına ehemmiyet vermemek nasıl oluyor? Nasıl îman gitmiyor? /On Üçüncü Lem'a /Beşinci İşaret.

[Sual: Şeytan bazı hassas ve safi kalp insanlara, imandaki yakinine münafi bir şek tarzını nasıl veriyor?] /On Üçüncü Lem'a /Altıncı İşaret.

[Sual: Tahayyül-ü küfür, tasdik-i küfürle nasıl karıştırılır?] /On Üçüncü Lem'a /Altıncı İşaret.

[Sual: İmkân-ı aklî, imkân-ı zâti nedir?] /On Üçüncü Lem'a /Altıncı İşaret.

Sual: Mu'tezile imamları, şerrin îcadını şer telakki ettikleri için, küfür ve dalâletin hilkatini Allah'a vermiyorlar. Güya onunla Allah'ı takdis ediyorlar. "Beşer kendi ef'âlinin hâlıkıdır" diye dalâlete gidiyorlar. Hem derler: "Bir günah-ı kebireyi işliyen bir mü'minin îmanı gider. Çünki: Cenab-ı Hakk'a itikad ve Cehennem'i tasdik etmek, öyle günahı işlemekle kabil-i tevfik olamaz. Çünki dünyada gâyet cüz'î bir hapis korkusiyle kendini hilâf-ı kanun herşeyden muhafaza eden adam, ebedî bir azab-ı Cehennem'i ve Hâlik'ın gadabını nazar-ı ehemmiyete almayacak derecede büyük günahları işlerse, elbette îmansızlığa delâlet eder." /On Üçüncü Lem'a /Yedinci İşaret.

[Sual: Mutezile imamları niçin, "Halk-ı şer şerdir ve çirkinin îcadı çirkindir.", demişler ve dalâlete düşmüşler?] /On Üçüncü Lem'a /Yedinci İşaret /Elcevap.

[Sual: "Günah-ı kebîreyi işleyen, nasıl mü'min kalabilir?", nasıl?] /On Üçüncü Lem'a /Yedinci İşaret / Sual /İkinci şık ki.

Sual: Sâbık işaretlerde isbat ettiniz ki: Dalâlet yolu, kolay ve tahrib ve tecavüz olduğu için, çoklar o yola sülûk ediyorlar. Halbuki sair Risalelerde kat'î deliller ile isbat etmişsiniz ki: Küfür ve dalâlet yolu o kadar müşkilâtlı ve suubetlidir ki, hiç kimse ona girmemek gerekti ve kabil-i sülûk değil. Ve îman ve hidâyet yolu o kadar kolay ve zahirdir ki, herkes ona girmeli idi? /On Üçüncü Lem'a /Sekizinci İşaret.

Sual: Bu kadar elîm ve karanlıklı, müşkilâtlı yola nasıl ekser insanlar gidiyorlar? /On Üçüncü Lem'a /Sekizinci İşaret /Eğer denilse.

Sual: Eğer denilse: Dalâlette öyle dehşetli bir elem ve bir korku var ki; kâfir, değil hayattan lezzet alması, hiç yaşamaması lâzım geliyor. Belki o elemden ezilmeli ve o korkudan ödü patlamalı idi. Çünki: İnsaniyet itibariyle hadsiz eşyaya müştak ve hayata âşık olduğu halde, küfür vasıtasiyle mevtini bir idam-ı ebedî ve bir firâk-ı lâyezâlî ve zevâl-i mevcudatı ve ahbabının vefatlarını ve bütün sevdiklerini idam ve müfarakat-i ebediye suretinde gözü önünde daima küfür vasıtasiyle gören insan, nasıl yaşayabilir? Nasıl hayattan lezzet alabilir? /On Üçüncü Lem'a /Sekizinci İşaret /Sual: Eğer denilse.

Sual: Hizbullah olan ehl-i hidâyet, başta Enbiya ve onların başında Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm, o kadar inayet ve Rahmet-i İlâhiye ve imdâd-ı Sübhaniyyeye mazhar oldukları halde, neden çok defa hizb-üş şeytan olan ehl-i dalâlete mağlup olmuşlar? Hem Hâtem-ül Enbiya'nın Güneş gibi parlak Nübüvvet ve Risaleti ve îksir-i âzam gibi te'sirli i'caz-ı Kur'ânî vasıtasiyle irşadı ve câzibe-i umumiye-i kâinattan daha cazibedar hakaik-i Kur'âniyenin komşuluğunda ve yakınında olan Medîne münafıklarının dalâlette ısrarları ve hidâyete girmemeleri ne içindir ve hikmeti nedir? /On Üçüncü Lem'a /Dokuzuncu İşaret.

[Sual: Enbiyalar niçin, çok defa ehl-i dalâlete karşı mağlub oluyor. Ve gâyet zaaf ve aczde olan dalâlet ehli, manen gâyet kuvvetli olan Ehl-i Hakka muvakkaten galip oluyorlar ve mukavemet ediyorlar?] /On Üçüncü Lem'a /Dokuzuncu İşaret.

Sual: Eğer denilirse: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm madem Habib-i Rabb-ül -Âlemîn'dir. Hem elindeki hak ve lisanındaki hakikattır. Ve ordusundaki askerlerin bir kısmı melâikedir. Ve bir avuç su ile bir orduyu sular. Ve dört avuç buğday ve bir oğlağın etiyle bin adamı doyuracak bir ziyafet verir. Ve küffar ordusunun gözlerine bir avuç toprak atmakla o bir avuç topraktan her küffârın gözüne bir avuç toprak girmesiyle onları kaçırır. Ve daha bunun gibi bin muciZât sahibi olan bir Kumandan-ı Rabbânî, nasıl oluyor Uhud'un nihayetinde ve Huneyn'in bidayetinde mağlup oluyor? /On Üçüncü Lem'a /Dokuzuncu İşaret /Eğer denilirse.

[Sual: İblisin, kendine tâbi olanlara kendini inkâr ettirmesi ne demektir?] /On Üçüncü Lem'a /Onuncu İşaret.

[Sual: "Cesetli ervah-ı habîse" nedir?] /On Üçüncü Lem'a /Onuncu İşaret.

[Sual: Ehl-i dalâletin şerrinden kâinat niçin kızar ve anâsır-ı külliye hiddet eder ve umum mevcudat galeyana gelir?] /On Üçüncü Lem'a /On Birinci İşaret.

Sual: Ne için ehemmiyetsiz insanların ehemmiyetsiz amelleri ve şahsî günahları, kâinatın hiddetini celbediyor? /On Üçüncü Lem'a /On Birinci İşaret.

Sual: Birinci Sual: Mahdud bir hayatta, mahdud günahlara mukabil, hadsiz bir azab ve nihayetsiz bir Cehennem nasıl adâlet olur? /On Üçüncü Lem'a /On İkinci İşaret.

Sual: İkinci Sual: Şeriatta denilmiştir ki: "Cehennem ceza-yı ameldir, fakat Cennet fazl-ı İlahî iledir." Bunun sırr-ı hikmeti nedir? /On Üçüncü Lem'a /On İkinci İşaret.

Sual: Üçüncü Sual: Beyanat-ı sâbıkadan da anlaşılıyor ki; seyyiat, intişar ve tecavüz ile taaddüd ettiğinden, bir seyyie bin yazılmalı, hasene ise vücudî olduğu için maddeten taaddüd etmediğinden ve abdin îcadiyle ve nefsin arzusiyle olmadığından hiç yazılmamalı veya bir yazılmalı idi. Neden seyyie bir yazılır, hasene on ve bazen bin yazılır? /On Üçüncü Lem'a /On İkinci İşaret.

Sual: Dördüncü Sual: Ehl-i dalâletin kazandıkları muvaffakıyyet ve gösterdikleri kuvvet ve ehl-i hidâyete galebeleri gösteriyor ki; onlar bir kuvvete ve bir hakikata istinad ediyorlar. Demek ya ehl-i hidâyette zaaf var, ya onlarda bir hakikat var? /On Üçüncü Lem'a /On İkinci İşaret.

Sual: Diyorlar: "Eğer ehl-i hakta tam hak ve hakikat olsaydı, bu derece mağlûbiyet ve zillet olmamak gerekti. Çünki hakikat kuvvetlidir. "El-hakku ya'lû ve lâ yü'lâ aleyhi" olan kaide-i esasiye ile, kuvvet haktadır. Eğer o ehl-i hakka mukabil gâlibane gelen ehl-i dalâletin hakiki bir kuvveti ve bir nokta-i istinadı olmasaydı bu derece galibiyet ve muvaffakıyyet olmamak lâzım gelecekti?" /On Üçüncü Lem'a /On İkinci İşaret / Dördüncü Sual.

Sual: Şeytanın en büyük bir desisesi: Hakaik-i îmaniyenin azameti cihetinde dar kalbli ve kısa akıllı ve kasır fikirli insanları aldatır, der ki: "Bir tek Zât, umum zerrat ve seyyarat ve nücûmu ve sair mevcudatı bütün ahvâliyle tedbîr-i Rubûbiyetinde çeviriyor, idare ediyor deniliyor. Böyle hadsiz acib büyük mes'eleye nasıl inanılabilir? Nasıl kalbe yerleşir? Nasıl fikir kabul edebilir?" der. Acz-i insanî noktasında bir hiss-i inkârî uyandırıyor. [buna cevap nedir?] /On Üçüncü Lem'a /On Üçüncü İşaret /Birinci Nokta.

[Sual: Şeytan, insana niçin kusurunu itiraf ettirmez?] /On Üçüncü Lem'a /On Üçüncü İşaret /İkinci Nokta.

[Sual: İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin bir tek seyyiesiyle, bütün hasenatını örter, bu desiseye cevap nedir?] /On Üçüncü Lem'a /On Üçüncü İşaret /Üçüncü Nokta.

[Sual: Şeytan, insanın selâmet-i fikrini şu desise ile ifsat eder: "Bir hakîkat-ı îmaniyeye dair yüzer delâil-i isbatiyenin hükmünü, nefyine delâlet eden bir emare ile kırmak ister.", bu desiseye cevap nedir?] /On Üçüncü Lem'a /On Üçüncü İşaret /Üçüncü Nokta.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Ey İman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizlere de farz kılındı. Ta ki, korunasınız"

Bakara, 183

GÜNÜN HADİSİ

Zalim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.

Tirmizi 13, (2175)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI