Cevaplar.Org implant

HZ. MEVLANA VE BEDİUZZAMAN'DA HİKÂYE VE TEMSİL KULLANMA GELENEGİ-1

Hikâye ve temsil yoluyla anlatım hem Kur’an’ın hem de diğer semavi kitapların ve suhufların örfünde var olan ve çokça kullanılan bir anlatım biçimidir. Bu kutsal kaynaklarda geçen hikâyelerin çoğusu peygamberlerin, bazen bir Allah dostunun, bazen de sıradan bir insanın başından geçen ilginç kıssalardır.


Prof. Dr. Musa Kazım Yılmaz

musakazimyilmaz@gmail.com

2015-12-08 04:54:39

Giriş

Hikâye ve temsil yoluyla anlatım hem Kur'an'ın hem de diğer semavi kitapların ve suhufların örfünde var olan ve çokça kullanılan bir anlatım biçimidir. Bu kutsal kaynaklarda geçen hikâyelerin çoğusu peygamberlerin, bazen bir Allah dostunun, bazen de sıradan bir insanın başından geçen ilginç kıssalardır.

Kur'an-ı Kerim münafıkların iman karşısındaki iki yüzlüklerini, ehl-i kitab âlimlerinin Kur'an'a karşı inatçı tavırlarını ve müşriklerin akılsızlıklarını birer temsil ile anlatır. Özellikle zülcenaheyn olan, yani hem âlim hem mürşit olan İslam âlimleri de kitaplarında bu metodu kullanmışlardır. Bunu anlamak zor değildir. Çünkü hikâye ve temsil yoluyla anlatım hem hakikatin anlaşılmasını kolaylaştırıyor hem de, o hakikatin uzun süre akılda kalmasını, hatta akılda yerleşmesini sağlıyor.

Hz. Mevlana ve Temsil

Hz. Mevlana Celaleddin Rumî (KS), Mesnevî'de çok sayıda temsil ve hikâyelere yer vermektedir. Ancak hiç kuşkusuz ki amacı okuyucuyu eğlendirmek değildir. Hz. Mevlana'nın amacı, Allah'ın sıfatlarını, itikadî bir meseleyi, peygamberler ya da velilerle ilgili bir konuyu, hayattan seçtiği temsillerle açıklamak ve bu yolla müritlerine Kur'an'ının mesajını ve hakikatleri iletmektir.

Denilebilir ki, Mesnevi hikâyelerinin büyük bir kısmı ayetlere veya hadislere dayanmaktadır. Ancak Mesnevî hikâyeleri genellikle uzuncadır. Hz. Mevlana bu hikâyeleri bölümlere ayırır, bazen hikâyenin henüz başında iken, bazen de ortasında iken mesajlarını temsil yoluyla verir. Bazen vermek istediği mesajı vecizeler ve küllî kaideler halinde vermeye çalışır. Bazen de bir hikâye henüz bitmeden ikinci bir hikâyeye başlar. Sonra bu hikâyeyi bitirir ve eski hikâyesine tekrar döner, kaldığı yerden devam eder. Hikâyelerin uzatılmasından maksat, mesajın tekrar tekrar ve güçlü bir şekilde verilmesidir.

Mesela Mesnevi'nin 1. Defterinin hemen baş taraflarında "Taassup Nedeniyle Hıristiyanları Öldüren Yahudi Padişahının Hikâyesi" başlığı altında anlatılan ve yaklaşık 450 beyitten oluşan uzun hikâyenin içinde tam 30 başlık bulunmaktadır. Bu başlıkların altında bazen hikâyenin ana temasıyla alakasız zannedilen başlıklar da yer alır. Bu hikâyede, Yahudilerin Hıristiyanlığı nasıl bozdukları ve hile yoluyla Hıristiyanlık dinini nasıl Roma paganizmine çevirdikleri anlatılmaktadır. Hikâyede, Hz. İsa'nın zamanında Yahudiliğin hamisi durumunda olan, yüz binlerce mazlum mümini öldürecek kadar kin ve öfke kusan ve adalet duygusunu tamamen yitirmiş olan bir padişahtan söz edilmektedir. Ancak müminlere karşı kin kusan Yahudi padişah, mümin Hıristiyanları nasıl yok edeceğinin bir yolunu bulamıyor. Onun veziri ise padişaha şöyle bir hile öğretir:

"Hıristiyan bir mümin olarak elimi kolumu kes ve başımı yar. Sonra da bağışlanmam için araya şefaatçiler girsin. Güya sen benim gibi dinine bağlı, aşırı dindar bir Hıristiyan'ı bağışlıyorsun, sonra da beni uzak bir memlekete sür. Ben orada mazlum ve ihlâslı bir Hıristiyan olarak insanları kandıracağım. Sonra sen arzu ettiğin gibi katliamı yapabileceksin."

Hz. Mevlana hikâye esnasında bazen küçük temsillerle bazen de vecizeler halinde mesajlarını verir. Nitekim zalim ve İsa düşmanı olan Yahudi padişahını anlatırken İsa'yı ve Musa'yı birbirinden ayırmasını şaşı gören bir adam misaliyle dile getirir:

 "Bir usta şaşı gören bir çırağına 'o şişeyi odadan getir' demiş. Her şeyi çift gören şaşı çırak ise, 'O iki şişeden hangisini sana getireyim' demiş. Usta, 'Oğlum o bir şişedir, önüne bak ve fazla görme' demiş. Şaşı çırak mahcup olmuş ve "Usta, lütfen beni kınamaktan vazgeç' demiş. Usta, 'O zaman o iki şişeden birini kır, bir tanesini bana getir.' demiş. Şaşı çırak bir şişeyi kırmış, ancak diğeri de görünmez olmuş."

Yahudi padişah da İsa'nın mesajını kabul etmeyince Musa'dan da mahrum olduğunu anlayamayacak kadar aptalca bir işin içine girmiş.

Hikâye Esnasında Söylediği Hakikatler

Hz. Mevlana hikâyeye devam ederken bir taraftan da şu hakikatleri dile getirir:

خشم و شهوت مرد را احول کند ز استقامت روح را مبدل کند

"Öfke ve şehvet kişiyi şaşı yapar, ruhunu istikametten çevirir."

چون غرض آمد هنر پوشیده شد صد حجاب از دل به سوی دیده شد

"Garaz olunca hüner görünmez olur; gönülden göze doğru yüz perde oluşur."

چون دهد قاضی به دل رشوت قرار کی شناسد ظالم از مظلوم زار

"Kadı gönlünde rüşvete karar verince, zalimi inleyen mazlumdan nasıl ayırır?"

Hikâyenin devamında, Yahudi padişah'ın lanetli vezirine kanan Hıristiyan müminlerin durumunu ve nasıl kandırıldıklarını anlatır. Bu vesileyle kandırılmanın insanoğlunun en büyük baş belasından biri olduğunu vurgular ve şöyle der:

صد هزاران دام و دانه‌ست ای خدا ما چو مرغان حریص بی‌نوا

 "Ey Allahım! Yüzbinlerce tuzak ve yem vardır, Biz ise ihtiraslı ve azıksız kuşlar gibiyiz."

دم بدم ما بستهٔ دام نویم هر یکی گر باز و سیمرغی شویم

 "Her birimiz doğan ve simurg bile olsak, her an yeni bir uzağa yakalanmaktayız."

ما درین انبار گندم می‌کنیم گندم جمع آمده گم می‌کنیم

 "Biz bu ambara buğday koyuyoruz, fakat toplanmış buğdayı kaybediyoruz."

موش تا انبار ما حفره زدست و از فنش انبار ما ویران شدست

 "Fare bizim ambarımıza kadar delik açmış ve ambarımız onun marifetiyle harap olmuştur."

اول ای جان دفع شر موش کن وانگهان در جمع گندم جوش کن

"Ey Can! Önce farenin şerrini def et. Ondan sonra buğday toplamakta çaba göster."

بشنو از اخبار آن صدر الصدور لا صلوة تم الا بالحضور

 "O efendiler efendisinin hadislerinden birini dinle: "Namaz ancak huzurla tamam olur."(1)

Hz. Mevlana hikâyeye devam ederken insanın amel yapmasının yeterli olamayacağını, amelimizi bütünüyle yakacak olan laubaliliklerden uzak durmak gerektiğini, fare ve ambar temsiliyle latif bir şekilde dile getiriyor. Sonunda

  "Eğer ambarımızda hırsız fare yoksa kırk yıllık amellerimizin buğdayı nerede?" diyerek iletmek istediği mesajı ifade eder.

Dipnotlar

1- Mesnevi, 15, 18; TorbatJam. Com.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur.

Zümre, 41

GÜNÜN HADİSİ

Hiç bir vâli yoktur ki, o, müslüman ahâli üzerinde icrâ-yı velâyet ederken zulüm ederek ölür, muhakkak Allah Cennet kokusunu ona haram kılacaktır.

Ma'kıl İbn-i Yesâr (r.a)'dan rivayet olunur.

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI