Cevaplar.Org implant

HAFIZ ÖMER BİLGİNOĞLU

Ömer Bilginoğlu, 23 Mart 1960 tarihinde Urfa İpek Palas Otelinde bulunan Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin vefat ettiğini ilk fark eden ve onu gasleden, kefenleyen mübarek şahsiyettir… Aynı zamanda Hulûsi ağabeyin en yakın ders muhataplarından birisidir…


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2015-10-22 05:56:17

Ömer Bilginoğlu, 23 Mart 1960 tarihinde Urfa İpek Palas Otelinde bulunan Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin vefat ettiğini ilk fark eden ve onu gasleden, kefenleyen mübarek şahsiyettir… Aynı zamanda Hulûsi ağabeyin en yakın ders muhataplarından birisidir…

Hafız Ömer Efendi, 1902(Elazığ Müftülüğü kayıtlarına göre; 1904) yılında Elâzığ'da doğmuş ve 1981 senesinde 79 yaşında iken yine Elâzığ'da vefat etmiştir. Kabri Harput'ta Albay Hulusi Yahyagil ağabeyin kabrinin yakınındadır. Hulûsi Yahyagil ağabey de Elâzığlıdır.

Barla Lâhikasında Hulûsi ağabeyin Hz. Üstada yazdığı mektuplarda ve Üstattan gelen cevabî mektuplarda "Hafız Ömer", "İmam Ömer Efendi" şeklinde bir isim çokça geçmektedir. Bu mektuplarda Hulusi ağabey, Ömer Efendiye Risalelerden okuduğunu, gelen cevaplarda da Bediüzzaman hazretlerinin onu talebeleri arasına aldığı belirtilmektedir. Bir mektubunda şöyle diyor Hz. Üstad: "Mahallenizin imamı Hâfız Ömer Efendi'ye selâm et ve de ki, ben onu kabul ettim. Talebelik şartlarını da ona söyle." Barla Lâhikasında on mektupta daha buna benzer ifadeler geçmektedir.

Bir de; seneler evvel merhum Bayram Yüksel ağabeyle yaptığımız bir sohbette, Üstad hazretlerinin vefat anını anlatırken "Hafız Ömer" ismi yine geçmişti. Hz. Üstadın Urfa İpek Palas Otelinde vefat ettiği anda başında son nöbeti bekleyen Bayram ağabeydir. Bu nöbette bir ara Üstadının uyuduğunu zanneden Bayram Yüksel, o anı şöyle anlatmıştı:

"Biraz sonra diğer ağabeyler: 'Yahu Bayram Kardeş! Üstad Hazretlerinden ses gelmiyor' dediler. Ben 'Üstad uyudu, onu üşütmeyin' dedim. Tekrar geldiler… Tekrar 'Üstaddan ses gelmiyor' deyince beraber Üstadın odasına vardık. Zübeyir ağabey başucunda, dördümüz Üstada bakıyoruz. Üstaddan hiç ses gelmiyordu. Fakat vücudu sıcacıktı. Bizi müthiş bir telaş aldı. Zübeyir Ağabey, 'Urfa'da Elazığlı Vaiz Ömer Efendi var, ona haber gönderelim, o bilir' dedi. Haber gönderdik, geldi. Üstadı görünce; 'İnna lillah ve İnna ileyhi raciûn. Üstad vefat etmiş kardeşlerim' dedi." (Ağabeyler Anlatıyor; 1, sh: 99)

Barla Lâhikasında Hulûsi Yahyagil ağabeyin mektuplarında adı geçen "Hafız Ömer Efendi" ile Bayram ağabeyin ifadeleriyle Bediüzzaman hazretlerinin vefat ettiğini ilk fark eden "Vaiz Ömer Efendi" aynı şahıstır. Tam adı "Ömer Bilginoğlu"dur. Hulûsi ağabey gibi Elâzığlıdır. Çok sağlam bir dini eğitim almıştır. Tam 21 sene Elâzığ müftülüğü yapmıştır. 23 Mart 1960'da Bediüzzaman hazretleri Urfa'da vefat ettiği gün, kaderin tebessümüyle bu şehirde gezici vaiz olarak görev yapıyordu.

Merhum Hafız Ömer Efendi hakkında topladığım bütün bilgiler ve fotoğraflar, Elâzığlı Muhammed Orakçıoğlu ağabey tarafından temin edilmiştir. Muhammed ağabey, 1963–1986 yılları arasında Hulusi ağabeyin vefatına kadar derslerinde ve hizmetinde -Cenab-ı Hakkın lutfu ile- bulunmuş bahtiyar bir şahsiyettir. Kendisiyle yüz yüze yaptığım kısa bir röportajım da var.

Muhammed Orakçıoğlu, merhum Ömer Efendinin yeğeni Cahid Kent ile de irtibata geçerek aldığı bilgileri ve hatıraları tekrar doğrulatmış ve ilâveler yaptırmıştır. Cahid Kent halen Elâzığ Yeni Cami imamlığını deruhte etmektedir. Muhammed Orakçıoğlu ve Cahid Kent'e yardımları için çok teşekkür ediyorum. Bilinmeyen, bilinse de bir zaman sonra unutulup, kaybolup gitme ihtimali bulunan birçok isim ve hâdiseyi kayıt altına almış oldular. Ayrıca Elazığ Müftülüğü resmi sitesindeki hakkındaki bilgilerden istifade edilmiştir.

***

Hafız Ömer çok iyi dini tedrisat görmüştür

Hafız Ömer Bilginoğlu'nun babası Harput'un ileri gelen âlimlerinden Müderris Halil efendidir. Ömer efendinin yetişmesinde babasının büyük payı vardır. Ömer Efendi sekiz yaşında hafızlığını bitirir. Kıraat talimini, İstanbul Darülhüffaz hocalarından Hafız Hüseyin efendide yapmıştır. Hafız Hüseyin Efendi, 1912-1913 yıllarında İstanbul'daki görevinden emekli olur. Ömrünün son yıllarında memleketinin halkına hizmet için Elazığ'a taşınır. Hüseyin Efendi yedi kıraat ve aşere ilminde mühim bir zattır. Sultan Abdülhamid'in huzur hafızlarındandır. İşte Ömer efendinin Kur'an hocası bu değerli hocadır.

Mekteb-i Numune'yi bitiren Hafız Ömer Efendi, Harput Darülhilafe Medresesi Sahn Bölümünde yani bugünkü İlahiyat Fakülteleri mesabesinde, yüksek dini tedrisat okuluna kayıt olur. Burayı birincilikle bitirir.

Ömer Efendi bunun yanında Harput'un meşhur âlimleri olan Müftü Faik Efendi ve Müftü Kemaleddin Efendi (Barla Lâhikasında ismi geçer), Hacı Tevfik Efendi ve Hafız Osman ve Bedreddin efendilerden özel Arapça, tefsir, fıkıh dersleri alır. İlk vazifesi Elazığ İzzet Paşa Camii imamlığıdır. Daha sonra, Rız-iye Mahallesindeki Tahtalı Camiinin imamlığını yapar. Bu imamet görevine başladığında hocalarının tavsiyesi ve ısrarı üzerine daha 19-20 yaşlarında iken sakal bırakır.

Sakal bırakmasını şöyle anlatırdı: "Ben genç bir hafızdım. İzzet Paşa Camii imamı, Kurra'dan olan zatın vefatı üzerine beni, hocalarım, İzzet Paşa imamlığına uygun buldu ve tayin ettiler. Ama daha sakalım yeni uzuyordu. Hocalar 'Aman Hafız, sakallarını kesivermeyesin, biz gelip sana tabi olacağız, sakalını artık uzatıver" dediler. Biz de bu emre uyduk. Askerliğimi de sakallı olarak yaptım."

Hulusi ağabey gelen Risaleleri önce Ömer efendiye okuyor

Ömer Efendi, açılan vaizlik imtihanına girip kazanarak 1930'larda vaiz ve hatiplik vazifesine atanır. Uzun zaman Elazığ merkez ve bölgenin gezici vaizliğini yapar. Hitabesi güzel, ifadesi düzgün vaazlarından Risale-i Nur'dan istifade ettiği hemen anlaşılırdı. Üstad Bediüzzaman hazretlerini Eskişehir'de ziyaret etmiş ve duasını almıştır. Hulusi ağabeye Hz. Üstadın mektupları geldiğinde, Hulusi ağabey, Ömer Efendiye okuyor ve Risaleleri ona da veriyor. Üstadın vasiyeti de zaten "Ömer Efendi Risaleleri kürsüden kendi malı gibi neşretsin, anlatsın" şeklinde imiş.

Ömer Efendi, Hulusi ağabey ve çok nezih bir arkadaş grubu 1950 yılında hac farizasını ifa ederler. Ömer Efendinin bu ilk ve son haccı, 1950'de Hulusi ağabeyin beraberliğinde ve teşviki ile olmuştur. 1960'da Ömer Efendi Elazığ müftüsü olur ve vefat tarihi olan 1981 yılına kadar tam 21 sene bu görevde kalır.

Bediüzzaman'ın gasil, teçhiz ve tekfinininde bulundum ve yaptım

Üstad Bediüzzaman hazretlerinin 23 Mart 1960 tarihinde Urfa'da vefatında Ömer Efendi gezici vaizlik görevinden dolayı bir aylık Ramazan ayı süresince Urfa'dadır. Üstadı, Urfa'ya geldiğinde oteline gidip ziyaret eder. Üstadın Urfa'da kaldığı iki, üç günlük zaman zarfında, sık sık ziyaretinde bulunur. Zaten Üstad Urfa'ya vardığında, "Hulusi'nin memleketinden, ona yakın birisi var burada, onu bulun" buyurmuş.

Ömer Efendi, Urfa'da, Üstada kaldığı otelde ziyaret için baştan zorlanıyor. Çareler arıyor, fakat otelin etrafı polis ve askerlerle çevrili olduğundan, hiç kimseyle görüşme müsaadesi yok… Üstad otel odasında sadece talebeleri ile beraber... Zaten hasta...

Oteldeki ziyaretini Ömer Efendi şöyle anlatmıştı: "Üstad Urfa'ya geldiğinde İpek Palas Oteline yerleştirildi. Bu haber Urfa'da yayılınca çevre illerden Üstadı görmek için Urfa'ya bir akın başladı. Otelin etrafı asker ve polis tarafından kordon altına alındı. Ben de mahzun ve düşünceli bir halde otel çevresinde dolaşıyordum. Nasıl Üstada kavuşurum diye düşünce içindeydim. Aniden bir komiser gelip elime yapıştı, nasıl elimi öpüyor, nasıl bana sarılıyor… Ben afalladım. 'Memur bey ben sizi tanıyamadım' dedim. 'Hocam ben senin akraban Tevfik, beni nasıl tanımadın?' deyince 'Aaa Tevfik sen misin?' dedim. Çocukluğunu bilirdim, büyümüş komiser olmuş. Hemen 'Üstada nasıl ulaşabilirim?' diye sordum. 'O kolay be hocam, ben seni hemen götürürüm' deyip beni otele götürdü. Ve otele girişler artık bana serbest olmuştu."

"Üstadın o Urfa'daki son günlerinde ben yanında idim. Vefat ettiğini talebelere ben söyledim. Gasil (yıkama), teçhiz ve tekfinininde (kefenleme) bulundum ve yaptım. Şu çok enteresandır; Vefatının hemen akabinde haber nasıl yayılmışsa Urfa aniden doldu. Müdhiş bir kalabalık… Cenab-ı Allah Üstadımızın şefaatine nail eylesin bizi… Âmin…"

***

Risale-i Nurda Hafız Ömer Efendi

(Hulusi Bey'in fıkrasıdır)

Bu defa lütf u inayet buyurulan, Yirmisekizinci Mektub'un Yedinci Mes'elesini hürmetle aldım. Ta'zimle ve defaatle mütalaa ettim. Ayrıca bir defa yeni talebeniz Hâfız Ömer Efendi'ye ve bir defa pederim ve eski hocalarımdan İbrahim Efendi ve bir dostumuza ve bir defa da Fethi Bey'e okudum. İnşâallah yine okur ve okuttururum. (Barla Lâhikası 88)

***

Pederim, Fethi Bey, Hoca Abdurrahman Efendi, sâbık Müftü Kemaleddin Efendi, imam Hâfız Ömer Efendi ve diğer Sözler'le alâkadar olanlar selâm ve dua ediyor, hayır duanızı istiyorlar. (Barla Lâhikası 121)

***

Bu kudsî hizmete candan iştirak eden zevatı bilmek bana en büyük müjde oluyor. Müftü Kemal Efendi, ol mektubu mütalaa etmişti. İki gün evvel ziyaretine gittim, "Hiç kimsenin bugüne kadar muktedir olmadığı dekaik ve hakaikı, Kur'an'dan bulup çıkarmışlar" diyerek takdirlerini beyan, selâm ve dualarını tebliğ etmekliğimi söylediler. Bu dakikaya kadar mübarek mektubu Fethi Bey, Hacı Baha Efendi, pederim ve eniştem ve Hacı Abdurrahman Efendi dinlemeğe muvaffak oldular. Hâfız Ömer Efendi'ye de inşâallah ilk fırsatta okumaya çalışacağım. (Barla Lâhikası 128)

***

Bu dersin nihayetindeki hususî haşiye, sanki manen beni bir müddet mektub yazmaktan men'etti. Zahirî manalar da, bu işaretin doğrudan doğruya bu bîçareye ait olduğunu göstermektedir. Bu nurlu dersi bir defa (Onüçüncü Lem'a kısmını) imam Ömer Efendi gibi arkadaşlara okuyabildim. (Barla Lâhikası 196)

***

 İmam Ömer Efendi geçen sene, "Ramazanın Hikmetleri" eserinin, Ramazan ayı geçtikten sonra gelişinden, benim gibi müteessir olmuştu. Bu Ramazanın birinci cuma hutbesinde, ben de hazır olduğum halde, yüzlerce cemaate, bu nurlu hikmetlerden birkaçını hemen aynen okudu. Bu anda bu fakirde husule gelen şükür hislerini tarif edemeyeceğim.

Hulusi

(Barla Lâhikası 221)

***

Başta muhterem pederiniz, Fethi Bey, Hoca Abdurrahman, Kemaleddin, Ömer Efendi olarak risalelerle alâkadar olan zâtlara selâm ve dua ediyorum ve dualarını istiyorum. (Barla Lâhikası 264)

Kardeşiniz Said

***

Eski talebenizden Hâfız Hüseyin Efendi'ye bu Lem'ayı babasının vefatından birkaç gün sonra, arefe günü Hâfız Ömer Efendi ile evine gitmek suretiyle okumak nasib oldu. Maddî ve manevî hastalıklarına ilâç veren hekim-i hâzık aziz üstada çok dua etti. Bu mübarek eserin, bu zât üzerindeki tesirini şöyle telhis edebiliriz. Ehibba ve arkadaşlarından hastalığını soranlara, "Çok mükemmel bir ilâç buldum. Doktorlara ilâç parası vermekten elhamdülillah kurtuldum. Günden güne iyi oluyorum." diyormuş. 17 Zilhicce 1353

Uhrevî kardeşiniz ve âciz talebeniz Hulusi

(Barla Lâhikası 307)

***

Mahallenizin imamı Hâfız Ömer Efendi'ye selâm et ve de ki, ben onu kabul ettim. Talebelik şartlarını da ona söyle. Pederiniz ve Fethi Bey ve Hoca Abdurrahman, Sözler'i ciddî dinlemeleri beni çok mesrur ediyor. Ben onlara dua ediyorum. Onlar da bana dua etsinler. Seyda namındaki zât, pederinizin intisab ettiği zât değil, ondan evvel gelmiş iştihar etmiş mühim bir zâttır. Başta Sabri, Süleyman, Tevfik, bütün ihvanlar size selâm ediyorlar.

Kardeşiniz Said Nursî

(Barla Lâhikası 322)

* * *

Başta vâlideyninize, Fethi Bey, Hoca Abdurrahman Bey, yeni talebem İmam Ömer Efendi olarak Sözler'le alâkadar olanlara selâm ve dua ediyorum, dualarını isterim.

Sâbık Müftü Kemal Efendi'ye de ki: Müjde! Her bir saat hastalıklı ömrü, bir gün ibadet hükmündedir. Şu zamanda hayatın en iyi sureti böyledir. Biz dergâh-ı İlahîde onun hakkında en hayırlısını niyaz edip dua ediyoruz ve edeceğiz. Öylelerin duası makbuldür. Bana dua etsin. Hoca Abdurrahman ile Fethi Bey, ikisi has talebelerin daire-i duası içinde duada kazancıma hissedardırlar. İkisi bana dua etsinler. Eskide benim Ömer isminde talebem vardı, senin şimdiki orada Ömer Efendi ona duada arkadaş olmuştur.

Kardeşiniz Mirzazade

Said Nursî

(Barla Lâhikası 323)

* * *

İnşâallah tam bir arkadaş, bir muhatabın olan Hâfız Ömer, Risale-i Nur'un intişarına mühim bir vasıta olacak ki; her mektubunda onu ciddî alâkadar görüyorum. (…)

Başta pederiniz, Fethi Bey ve Hoca Abdurrahman, İmam Ömer, Kemaleddin gibi dostlara selâm ve dua ediyorum ve dualarını istiyorum.

Kardeşiniz Said Nursî

(Barla Lâhikası 356)

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YUVALI HATİP HOCA

YUVALI HATİP HOCA

Asıl adı Mehmed Ali Bilgin olan Yuvalı Hatip Hoca 1891 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçes

VELİ IŞIK KALYONCU

VELİ IŞIK KALYONCU

Veli Işık Kalyoncu, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin son yıllarının ve Risale-i Nur

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

20 Kasım 2011 tarihinde milyonların Üstad dediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gelini Mu

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

13 Temmuz 2009 tarihinde Şemseddin Tuğrul Ağabeyin Van’daki dükkânındayız. Van hizmetlerini

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

İşte efsanevi bir kahraman daha; Süleyman Kaya... Daha doğrusu Hz. Üstad’ın düzeltmesiyle

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

Bursa’nın Aksu Köyünde Rıdvan ağabeyin evindeyiz. Aksu Köyü yeşilliği ve bol suları ile

REFİK AĞIR

REFİK AĞIR

Avukat Gültekin Sarıgül “Ömer kardeş, Burdur’da Hz. Üstad’la görüşmüş yaşlı bir a

ÖMER KUŞ

ÖMER KUŞ

Ömer Kuş, epey zamandır gözlerden ırak kalmış çok eski, çok fedakâr ağabeylerimizden biri

OSMAN BOZKURT

OSMAN BOZKURT

Osman Bozkurt, Hz. Üstad’ın tabiriyle “Kahramanlar Ocağı Denizli”nin Süller Nahiyesinden.

MUSTAFA KARAPINAR

MUSTAFA KARAPINAR

Mustafa Karapınar ile İstanbul Bostacı’da, evinin yakınında bulunan tarihi Kuloğlu Camiinde

NADİR BAYSAL

NADİR BAYSAL

Bediüzzaman Hazretleri 1936-1943 yılları arasında Kastamonu’da sürgün olarak yaşamıştır.

Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı baki kalacaktır.

Rahman, 26-27

GÜNÜN HADİSİ

"Haramla beslenmiş vücut cennete giremez."

Taberânî.

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI