Cevaplar.Org casino maxi

EĞİTİMDE İNSAN GÜCÜNÜN KALİTESİ VE MESLEKTE İHTİSASLAŞMA

Geleneksel eğitim sistemleri sınıflardaki öğrencilerin birbirine benzer niteliklere sahip olduklarını varsayar. Ancak bu varsayım her zaman problem olmuştur. Çünkü sınıf ortalamasının üstünde ve altında olan öğrencilerin başarı düzeyleri düşmüştür. Bugün ülkemizde öğrenciler arasındaki farklılıklar büyümüştür. Dolayısıyla sistemin ihmal ettiği öğrenci sayısı artmıştır.


Prof. Dr. Musa Kazım Yılmaz

musakazimyilmaz@gmail.com

2015-09-22 08:29:13

Geleneksel eğitim sistemleri sınıflardaki öğrencilerin birbirine benzer niteliklere sahip olduklarını varsayar. Ancak bu varsayım her zaman problem olmuştur. Çünkü sınıf ortalamasının üstünde ve altında olan öğrencilerin başarı düzeyleri düşmüştür. Bugün ülkemizde öğrenciler arasındaki farklılıklar büyümüştür. Dolayısıyla sistemin ihmal ettiği öğrenci sayısı artmıştır.

Bir diğer önemli nokta ise, bugün bilgi çağında, toplumların başarısı sahip oldukları toprak mülkiyeti ya da sermaye birikimi değildir. Asıl başarı, toplumların sahip oldukları insan gücünün kalitesiyle ölçülür. Bu anlamda okula başlayan her insanın ferdi kabiliyetini değerlendirmek gerekmektedir.

Bediüzzaman, ferdi kabiliyetlerin ortaya çıkarılması gerektiği meyanında, her kesin fıtratına uygun bir iş yapması ve ona yönlendirilmesi gerektiği anlamında "Taksimü'l-'Amal" kanunu üzerinde büyük bir ehemmiyetle durmaktadır. Bediüzzaman'a göre "Kâinatta egemen olan terakki ve tekemmül kanunu "Taksimü'l-'Amal" kaidesinden ortaya çıkmıştır. Bu kanuna itaat etmek farz iken ne yazık ki tamamen itaat edilmemiştir. Şöyle ki: Fıtratımızda ekilen yetenek ve meyillerimizle, "Taksimü'l-'Amal" kaidesine uyarak fen ve ilimlerde mütehassıs olarak farz-ı kifayeyi yerine getirmekle mükellef iken, yalancı bir hırs ve gösteriş merakıyla o yeteneklerimiz söndürdük. Allah'a isyan eden cehenneme girmeye müstahak olduğu gibi, hilkat denilen fıtri şeriatın emrine uymadığımızdan, cehalet cehennemine düşmeye müstahak olduk. Bizi bu azaptan kurtaracak olan da bu kanunla amel etmektir. Çünkü seleflerimiz bu kanunla amel ederek ilimlerin cennetlerine dâhil oldular"(1)

Bunun anlamı şudur: devletin en büyük görevi, eğitim sürecinin ilk yıllarında, ortalamadan daha iyi olan öğrencilerin yetenek, ilgi, motivasyon ve zamanlarını israf etmemektir. Bu öğrencilerin toplum için hayati önem taşıyan yeteneklerini alabildiğine geliştirebilmeleri için şartların sağlanması gerekmektedir. Ortalamadan daha kötü olan öğrenciler ise, kazanmayacakları yarışlara sokulup harcanmamalıdırlar.

Bugün maalesef ülkemizde bu konuda çok karmaşık bir yapı söz konusudur. Mevcut eğitim siteminde ortalamadan daha iyi olan öğrenciler, diğer arkadaşlarını beklerken, en verimli zamanlarını kaybediyorlar.

Ülkemizde, eğitim sürecinde belli mesleklere yönlendirme, uzmanlaşmış kişilerin kararlarıyla değil, çocukların veya velilerinin kendi insiyatifleriyle gerçekleşmektedir. Bu da mesleki eğitimin yeterince önemsenmediğini göstermektedir. Bugün mesleki eğitime yönlendirme sıralamasında Avrupa standartlarının çok altında olduğumuz açıktır. Bediüzzaman'ın ifadesiyle "cehennem-i cehl ile muazzeb olduk."

 Başka bir ifadesinde belli bir ilim dalında ihtisas yapmanın önemine vurgu yaparak şöyle der:"Tarihi hakikatlerdendir ki, bir şahıs bir çok ilimde mütehassıs olamaz. Ancak yüksek derecede bir zekâya sahip olan bir adam, dört ya da beş ilimde mütehassıs olabilir. Umuma el atmak umumu terk etmek demektir."(2) 

Bunun anlamı şudur: Bir insanın belli bir ilimde ihtisaslaşması dinin, fıtratın, hayatın ve ilmin gereklerindendir. Bir insanın bir tek ilimde derinlemesine ihtisas sahibi olması birçok ilmi bilmesinden daha yararlıdır.

Dipnotlar

1-Asar-i Bedi'iyye, s. 261.

2-A.g.e., s.260.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.

TAHRÎM,6

GÜNÜN HADİSİ

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (haluf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur."

Ebu Hüreyre

TARİHTE BU HAFTA

*Süleyman Hilmi Tunahan Hz.lerinin Vefatı(16 Eylül 1959) *Adnan Menderes'in İdamı(17 Eylül 1961) *Ertuğrul Fırkateyni Japon Sularında Battı(18 Eylül 1890) *Efendimiz (s.a.v.) Hicret Ederken KUBA'yı Teşrif Ettiler(20 Eylül 622) *Yavuz Sultan Selim Han

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI