Cevaplar.Org

GÜNÜMÜZ EĞİTİM SÜRECİNDE DİNİ İLİMLERİN ÖNEMİ

Ahlaki problemler bugün modern dünyada daha değişik açılardan gündeme gelmektedir. Günümüz dünyasında ortaya çıkan iki yeni gelişme, insanlığı daha derin düşünmeye sevk etmektedir. Bunlardan biri ilim ve teknolojideki gelişmeler, diğeri küreselleşmenin yol açtığı problemlerdir. İlim ve teknikte gelinen nokta, insanın kâinat içindeki konumunda şu değişmelere yol açmıştır:


Prof. Dr. Musa Kazım Yılmaz

musakazimyilmaz@gmail.com

2015-09-15 07:03:48

Ahlaki problemler bugün modern dünyada daha değişik açılardan gündeme gelmektedir. Günümüz dünyasında ortaya çıkan iki yeni gelişme, insanlığı daha derin düşünmeye sevk etmektedir. Bunlardan biri ilim ve teknolojideki gelişmeler, diğeri küreselleşmenin yol açtığı problemlerdir.

İlim ve teknikte gelinen nokta, insanın kâinat içindeki konumunda şu değişmelere yol açmıştır:

-Ortaya çıkan alet ve makinelerle, insanın kendi zekâsına karşı durumu altüst olmuştur.

-Modern biyolojinin insan hayatına köklü müdahaleleri, insanın kendi şahsına karşı durumunu altüst etmiştir.

-Horişima'dan beri toplu imha silahlarının, insanlık için taşıdığı risk sebebiyle, insanın ölüm karşısındaki durumu da altüst olmuştur.

Bütün bunlar ahlaki açıdan üzerinde düşünülecek problemlerdir. Fakat ne yazık ki bilim bu ahlaki çöküntüye cevap verememekte, trajik bir altüst oluş yaşayan insana emin bir liman sağlayamamaktadır. Ama geçmişte olduğu gibi, günümüzde de bu sorunları yol açtığı ahlaki sorulara din tatminkâr cevaplar vermektedir. Sorunlar derinleştikçe, dünya çapında bir dine dönüş eğilimi de gözlenmektedir.

1993 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler toplantısında alınan kararlar bu eğilimi çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır. Karar altına alınan 3. maddede din, "insanın kendisiyle, tanrısıyla, dış dünyasıyla ve içinde yaşadığı toplumla ilişkisinin artması" olarak tanımlanmıştır. Alınan kararlardan birinde, dini özgürlükler kuvvetlendirildiği takdirde, hoşgörünün yayılacağına hükmedilmektedir. Bir başka maddede, din ve ahlak bilgisi derslerinin genel okul dersleri içinde yer alması ve okul kitaplarında (tarih kitapları dâhil) farklı boyutlardan dinin tasvir edilmesi istenmektedir. Bir diğer maddede, kendi dini ve ahlaki değerleri hakkında temel bilgilere sahip olmanın gerçek tolerans için şart olduğu, bu durumun bireyi umursamazlıktan ve önyargıdan koruyacağı vurgulanmıştır.

Bu son fıkra ile ifade edilen düşünce toplumsal barışı formüle eden bir değerdedir. Dini taassubu ve din menşeli düşmanlıkları önlemek için getirilen çözüm, insanın dinini öğrenebileceği şartların kendisine verilmesinden ibarettir. Unutmayalım, tolerans ancak insanların dinlerini serbestçe öğrenebildikleri ortamlarda mümkündür. Buna göre, güya insanları dini taassuptan kurtarmak için dinlerini öğrenmelerini yasaklamak veya sınırlamak tam tersi bir sonuç doğurmakta, taassup kuvvetlenmektedir. Türkiye'de devlet eliyle din eğitimine sınırlama getirilmesini savunanların bu argümanı dikkatle değerlendirmeleri gerekir.

Bediüzzaman dini ilimlerle fen ilimlerinin mutlaka birlikte okutulması gerektiğini vurgulayarak bu gerçeği yıllar önce dile getirmiştir. Burada din ve fen ilimlerinin birleştirilmesinden ne kastedildiği de önem taşıyor. Onun bu ifadesinden, din ve fen ilimlerini bir müfredat programı içinde, ayrı ayrı dersler şeklinde öğrencilere vermek gerektiğini anlamak mümkündür.

İnsanda akıl ve kalp gerçeği bulunduğuna göre, eğitimde bunlardan birini yok farz etmek mümkün değildir. Aksi takdirde tek yönlü eğitimle, hayatın gerçeklerine yabancı insanlar ve halktan kopuk, halkla bütünleşmeyen aydınlar yetiştirmiş oluruz. Her türlü bağnazlık, hoşgörüsüzlük, taassup, sahtecilik ve inkârcılık bu tek taraflı eğitimin sonucunda ortaya çıkar. Oysa bütün dinler temelde hoşgörüyü, yardımlaşmayı ve dayanışmayı emreder. Ancak, din baskı altına alınırsa, toplumda oluşan sosyal sıkıntılar kendilerini dini motiflerle ifade etmeye, toplumsal muhalefete dini bir muhteva kazandırmaya başlarlar. Dini ilimler öğretilmemek suretiyle din savunma durumuna düşürülmüşse taassup zırhı harekete geçer. Denilebilir ki, dini taassupları arttıran tek şey, dinin öğretilmesinin yasaklanması ve dini hürriyetlerin sınırlandırılmasıdır.

Esasen Bediüzzaman'a göre taassubun kaynağı din veya din âlimleri değildir. Ona göre en büyük taassup yüzeysel şüphelerinde muannidane ısrar eden Avrupa mukallitlerinde ve dinsizlerinde bulunur. 

Günümüzde eğitim programlarında dine ve dini ilimlere yer vermek istemeyenlerin, din hakkında yanlış bilgiye sahip oldukları görülmüştür. Avrupa mukallitleri dini bir bilgi türü bile kabul etmemektedirler. Hâlbuki dini bilgiyi diğer bilgilerden ayıran temel özellik, onun müteal (aşkın) varlıkla olan ilişkisidir. Çünkü dinin esasını, Allah'ın bilgisi oluşturur. Allah mutlak varlık olduğu için onun bilgisi de mutlaktır ve değişmez. İnsan bilgisi ise zamanla değişebilir.

Ancak dini bilgilerin içinde insana ait bilgiler de olabilir. Bunlar da Allah bilgisinin yorumu ve izahlarıdır. Hatta dinin aslını teşkil eden değişmezliğe rağmen aynı din içerisinde farklı görüşlerin ortaya çıkması din içindeki insana ait bilgilerden kaynaklanmaktadır. Bediüzzaman buna işaret ederek şöyle der: " Bazen bir tek kitapta birçok ilim bir araya gelebilir. Bir ilimde telif edilen bir kitapta, o ilmin meselelerinin o kitabın muhteviyatına nispeti ancak zekâtı nispetindedir. Bu sırdan gaflet edildiği için bir şeriat veya bir tefsir kitabında. Başka ilimlere ait bir meseleyi gören bir zahirperest adam, "işte şeriat ve tefsir böyledir" der. Eğer dost ise "Bunu kabul etmeyen Müslüman değildir" diyecek. Şayet düşman ise o bahane ile "şeriat veya tefsir (hâşâ) yanlış" diye hükmeder."

Oysa Kur'an başkadır, Kur'an hakkında telif edilen kitaplar başkadır. Kitaplar daha geniştir. Çünkü cevherci dükkânında cevherden başka kıymetsiz şeyler de bulunabilir.

Dipnotlar

1-Türk Eğitim Sistemi Alternatif Perspektif, s. 118-119.

2-Risale-i Nur Külliyatı, Münazarat, II, 1957.

3-Asar-ı Bediiyye, (Osmanlıca), İttihad Yayıncılık, İst., 1999, s. 260.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-6

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-6

4- KURUMSALLAŞMIŞ NİFAK VE MÜNAFIKLARLA İLGİLİ DAHA GENEL TESBİTLER: 1-NiFAK VE ZINDIKA:

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-5

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-5

b)Nifakın sosyal hayata bakan cihetleri: Kur’an münafıkların şahıslarını değil sıfatlar

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-3

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-3

3. Haramdan kaçınma İslâm’ın öngördüğü yasakların her birisi, hem fert ve toplum huzur

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-2

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-2

2. Merhamet: Karşılıklı hoşgörü, sevgi ve acıma duygusu Sosyal barışın önemli bir fakt

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-4

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-4

6. Münafık ahdi bozar. Sözünde durmaz: Tevbe suresinde:

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

3. MÜNAFIKLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ: Nifak ehlinin temel özelliklerinin ferdi hayata bakan yans

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

İslâm’da sosyal barış ve güven, Allah’ın büyük bir lütfu olarak ilan edilir. Aşağıd

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-2

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-2

2-İMAN VE NİFAK MUVAZENESİNDE NİFAKIN TEŞEKKÜLÜ VE KISIMLARI: “Kuran ve hadislerde kalbin

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-1

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-1

BİRİNCİ BÖLÜM: 1: NİFAKIN GENEL TARİFİ VE BAĞLANTI NOKTALARI: a) Nifak: “Küfrünü gi

ŞEHİTLER VE ÖZELLİKLERİ

ŞEHİTLER VE ÖZELLİKLERİ

Şehid, ism-i fail manasında şahid, ism-i meful manasında da meşhuddur. O, Cenab-ı Hakk’ın

YETENEK AVCILARI, YETENEĞE KASTEDENLER

YETENEK AVCILARI, YETENEĞE KASTEDENLER

İslami kesimlerin başarısızlığında biraz da takdir eksikliği var. Bu, ‘ şımarmasın’ m

Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.

Kevser:2

GÜNÜN HADİSİ

"Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım."

Buharî, Edeb 28; Müslim, Birr 140-141. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 28; İbni Mace, Edeb 4

TARİHTE BU HAFTA

*Yıldız Sarayı'nın İttihatçılar'ca Yağma Edilmesi(29 Nisan 1909) *Gazneli Mahmud'un Vefatı(30 Nisan 1030) *Yıldırım Bâyezid Tarafından Manisa'nın Fethi(1 Mayıs 1390) *Fatih Sultan Mehmed Hân'ın Vefatı(3 Mayıs 1481) *Eyüp Sultan Hazretleri(r.a.) Vefât E

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI