Cevaplar.Org

HINISLI FAHRETTİN HOCA

Fahrettin hoca, iyi bir Arapça eğitimi almış, âlim ve fazıl bir zattır. Uzun yıllar Hınıs’ta imam hatip olarak görev yapmış, emekli olduktan sonra da Erzurum’a yerleşmiştir.


Yüksel Uca

aktifkitap25@hotmail.com

2015-07-30 15:11:58

Fahrettin hoca, iyi bir Arapça eğitimi almış, âlim ve fazıl bir zattır. Uzun yıllar Hınıs'ta imam hatip olarak görev yapmış, emekli olduktan sonra da Erzurum'a yerleşmiştir.

1960'lı yılların başında Mehmet Kırkıncı Hocamla tanışmasıyla Risale-i Nurları tanımış, bu hizmetin sadakatli, gayretli, âlicenap, fedakâr bir ferdi olmuş, eserleri defalarca okumuş ve birçok insanın da hizmeti tanımasına vesile olmuştur. Kırkıncı hocam, onunla tanışmasını hatıralarında şöyle anlatır;

"1960'lı yıllar idi. Ben Mahalle Başındaki Darağaç Camii'nin yanındaki medresede talebe okutuyordum. O zaman babamın da o mahallede kahvehanesi ve oteli vardı. Bir gün otele geldiğimde esmer ve zayıf bir genç oturuyordu. Selam verdim ve yanına vardım. "Nerelisin?" diye sordum? "Hınıslı'yım" dedi. "Ne iş yapıyorsun?" diye sorduğumda; "İmamım." diye cevap verdi. "Arapça okudunuz mu?" dedim. "İcazetliyim." diye cevap verdi. Bunun üzerine; "Ben medresede Arapça okutuyorum. İsterseniz bu akşam bizim misafirimiz olun." dedim. "Hayır, olmaz. Ben bu otele para verdim. Burada kalacağım." dedi. Ben de; "Otel sahibi benim tanıdığım, paranı geri alırım." dedim. "İşte o zaman olur." dedi.

Beraber medreseye gittik. O zaman Şefik Güllük, Mehmet Büyükgöz, Süleyman Korkmaz, Musa Şekerci ve Yusuf Güllüce medresede yatılı olarak kalıyorlardı. M. Zeki Karakaya da derse gidip geliyordu.

Fahrettin Hoca'ya Bediüzzaman'ı tanıyıp tanımadığını sordum. "Duydum" dedi. "Eserlerini okudunuz mu?" diye sordum. "Hayır, okumadım." dedi. "İsterseniz o eserlerden kısa bir bölüm okuyalım" dedim. O da "Ben Türkçe eser okumam" dedi. Bunun üzerine; "Hoca Efendi, faydalı bir ilim olduktan sonra niye Türkçesinden okumayalım." dedim. O da; "Eğer bu eserlerde Kur'an'ın tercümesinin mümkün olmadığını ispat ediliyorsa o zaman okurum." dedi.

1960 inkılâbından sonra, art niyetli ve ehliyetsiz bazı kimseler, "Kur'an tercüme edilsin ve ezan Türkçe okunsun, herkes kendi lisanında ibadet etsin." diye gazetelerde çeşitli yazılar yazıyorlardı. Ben de Kur'an'ın tercüme edilmesinin imkânsız olduğuna dair bir yazı yazmış ve Ahmet Polat tarafından çıkarılan "Hürsöz Gazetesi'nde yayınlatmıştım. Fahrettin Hoca'nın da böyle bir şart ileri sürmesi bundan dolayı idi. Ben; "Kur'an'ın tercümesinin mümkün olmadığını ve bu işe bizim de karşı olduğumuzu, Risale-i Nur'da bu mevzunun çok güzel bir şekilde işlendiğini anlattım ve 25. Söz'den şu kısmı okuduk;

"Meselâ: وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ Bu cümlede, azabı dehşetli göstermek için en azının şiddetle tesirini göstermekle göstermek ister. Demek taklîli ifade edecek cümlenin bütün heyetleri de bu taklile bakıp ona kuvvet verecek. İşte لَئِنْ lâfzı, teşkiktir. Şek, kıllete bakar.مَسَّ lâfzı, azıcık dokunmaktır. Yine kılleti ifade eder. نَفْحَةٌ lâfzı maddesi, bir kokucuk olup kılleti ifade ettiği gibi, sîgası bire delâlet eder. Masdar-ı merre tâbir-i sarfiyyesinde biricik demektir, kılleti ifâde eder. نَفْحَةٌ daki tenvin-i tenkirî, taklâli içindir ki, o kadar küçük ki, bilinemiyor demektir. مِنْ lafzı, teb'îz içindir, bir parça demektir. Kılleti ifâde eder. عَذَابِ lâfzı; nekâl, ikâba nisbeten hafif bir nevi cezadır ki, kıllete işâret eder. رَبِّكَ lâfzı; Kahhar, Cebbâr, Müntakim'e bedel yine şefkati ihsas etmekle kılleti işaret ediyor. İşte bu kadar kılletteki bir parça azab böyle tesirli ise, ikab-ı İlahî ne kadar dehşetli olur kıyas edebilirsiniz diye ifade eder. İşte şu cümlede küçük heyetler nasıl birbirine bakıp yardım eder. Maksâd-ı küllîyi, her biri kendi lisanıyla takviye eder. Şu misâl bir derece lafz ve maksada bakar."

Bu bölümü okuduktan sonra Kur'an'ın tercümesinin mümkün olamayacağını ayrıca izah ettik. Hoca Efendi bu sohbetten ve bizim izahlarımızdan çok memnun oldu. Bundan sonra kendisiyle sık sık görüşmeye başladık. Artık o da Risale-i Nur'un bir ferdi olmuştu."(M. Kırkıncı, Hayatım Hatıralarım, s: 225-226, Zafer Yayınları, İst. 2013)

Birçok insanı da menfi fikirlerden muhafaza etmiş, istikametle yaşamalarına sebep olmuştur. Bu bakımdan onun, Hınıs ve çevresinde büyük bir ağırlığı ve saygınlığı vardır. Kırkıncı Hocam onun üstün meziyetlerini şöyle nazara vermektedir; "Kendisi çok fedakâr, âlicenap, gayretli, sadakatli, âli- himmet bir insandır. Fitne, anarşi, tefrika ve terörün hep karşısında olmuştur. Bütün vaktini ve himmetini Risale-i Nur'un hizmetine vakfetti. Birçok insanın Risale-i Nur'la tanışmasına vesile oldu. Risale-i Nur'un büyük bir kahramanı, sadık ve ihlâslı bir şakirdi olan Şener Dilek Bey'i de bize gönderen o idi." (M. Kırkıncı, a.g.e. s: 226-227)

Cemaat içerisinde de herkes onu sever ve sayar. Fahrettin Hoca kendisini iman ve Kur'an hizmetine vakfetmiş, her zaman fitne ve anarşinin karşısında olmuş, bu yüzden de terör olaylarının tırmandığı yıllarda ölümle tehdit edilmiştir. Ama o, korkmadan, yılmadan hizmetine devam etmiştir. Fahrettin Hoca'yı öldüreceğine yemin eden bir terörist kısa bir zaman sonra özel harekât timleri tarafından saklandığı tandırın içinde iki kaşının ortasından vurularak öldürülmüştür.

1984 yılından beri tanıdığım Fahrettin Hoca, Yoncalık Mahallesi'nde bulunan bir medresede hizmetlerine devam etmektedir. Kendisi son derece zayıf ve esmer olduğu için Kırkıncı Hocam ona ; "Kara, kuru, veli" diye takılır. Sözlerime kendisiyle alakalı kaleme aldığım bir şiirle son verirken, gerçek bir veli ve Allah dostu olan muhterem Fahrettin Hocamıza Yüce Allah'tan sağlıklı ve bereketli ömürler dilerim.

FAHRETTİN HOCAM

Ona derler esmer, kuru

Hayatı berrak, saf, duru

İman ve Kuran süruru

Hınıslı Fahrettin Hocam

 

Çok hizmet etti Hınıs'ta

Anlattı hep eşe dosta

Şifa buldu nice hasta

Hınıslı Fahrettin Hocam

 

Heybetli ama şefkatli

Allah dostu, gerçek veli

Âlicenap, hizmet ehli

Hınıslı Fahrettin Hocam

 

Peşine düştü çok zalim

Boyun eğmedi o âlim

Çok gayretli hem de halim

Hınıslı Fahrettin Hocam

 

Herkes sever hem de sayar

Çok kimseye verdi ayar

Bu davada emeği var

Hınıslı Fahrettin Hocam

 

Yüksel tanır, çoktan beri

Hizmetten kalmaz hiç geri

İhlâsta çok çok ileri

Hınıslı Fahrettin Hocam

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

İsmi gibi cismi de kâmildi, güzel ahlakın kemalinde bulunuyordu. Mütebessim bir çehreye sahipt

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Şubat ayında Rahmet-i Rahmana uğurladığımız Mehmed Kırkıncı H

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

Doksan sene bereketli bir ömür yaşayan, Ümmet-i Muhammed’in dirayetli bir allamesi, nur cemaat

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

Yıl 1982. Mayıs'ın sonları. Erzurum İmam-Hatip Lisesinde öğretmenim. 6 yaşlarında ciğerpar

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

Rasulullah Efendimiz buyurmuş: “Ahir zamanda ilim kalkacak, cehalet hâkim olacaktır.”(Bkz.

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

Nam-ı diğer Kırkıncı Hoca… Kırkıncı Hoca, ilmî cesaret, münazara, cihat, Risale-i Nur ve

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

Tam kırk altı sene evvel haftalık “İttihad” gazetesinde neşredilen bu yazı, merhum Mustafa

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

Geçtiğimiz Çarşamba günü büyük bir âlimimizin vefatıyla sarsıldık. “Şarkın bilgesi

SAİD ÖZDEMİR AĞABEY’DE HAKİKAT ARAYIŞI

SAİD ÖZDEMİR AĞABEY’DE HAKİKAT ARAYIŞI

Said Özdemir Ağabey… Nam-ı diğer Tillolu Said… Hayatını Kur’an’a ve imana vakfeden bir

HINISLI FAHRETTİN HOCA

HINISLI FAHRETTİN HOCA

Fahrettin hoca, iyi bir Arapça eğitimi almış, âlim ve fazıl bir zattır. Uzun yıllar Hınıs

KIRKINCI HOCAEFENDİ

KIRKINCI HOCAEFENDİ

Hayatını iman ve Kur’an hizmetine adamış olan Mehmet Kırkıncı Hoca Efendi, 1928 yılında E

İman edip salih ameller işleyen kimseler için mağfiret ve bol rızık vardır.

Hac, 50

GÜNÜN HADİSİ

"Kelimetan hafifetan alellisan. Sakiyleten filmizan. Habiybetan ilerrahman: Subhanellahi ve bi hamdihi, subhanellahi'l-azim."

"İki kelime vardır ki, dile hafif, mizanda ağırdırlar: Sübhanellahi ve bi hamdihi, sübhanellahi'l-azim." (Buhari, Deavat: 11/175)

TARİHTE BU HAFTA

*Osmanlı'nın kuruluşu(27 Ocak 1299) *İlk Türkçe Ezan Fatih Camiinde Okutturuldu(29 Ocak 1932) *Osmanlı'da ilk Matbaa(31 Ocak 1729) *Ayasofya'nın Müzeye Çevrilmesi(1 Şubat 1935)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI