Cevaplar.Org implant

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-72

Ders: 6. Söz İzah: Prof. Dr. Şener Dilek * Cenab-ı Hak,


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2015-06-14 03:02:34

Ders: 6. Söz

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

* Cenab-ı Hak, Müminlerden canlarını ve mallarını karşılığında Cenneti vermek üzere satın almıştır." (Tevbe Suresi; 111)

Bu ayet-i kerimede fedakârlık kat sayısı açısından iki nükte var. Önce nefsini Allah'a vermek, sonra malını. Cömert bir tüccar, Allah dinini ilâ yolunda malını verir. Asker ise harpte canını verir. Malını vermek canını vermekten nispeten kolay. Bir de bir ömrünü hizmet-i Kur'an ve dava-yı İslam'a vermek. Fedakârlık kat sayısı olarak bu daha ileride bir mazhariyet.

*Üstadın Eski Said devrinde Van'da Muhyiddin isminde bir talebesi var. Ona Demir Mehö derlermiş. Demir Mehö keskin nişancıymış. Bir gün Van valisi, Üstadın aleyhinde konuşmuş. Demir Maho hemen gitmiş, elinde mavzer, hükümet binasının karşısında durmuş, "Ulan vali, yiğitsen parmağını pencereden çıkar, göster" demiş. Üstad bir sohbet sırasında bu hadiseye temasla demiş ki; "Eski Said'in talebeleri üstatları için hayatlarını bilatereddüt feda ediyorlardı. Ama yeni Said'in talebeleri bir ömrünü feda ediyor."

Not: Üstad'dan bu hatırayı dinleyenlerden birisi de merhum Abdülkadir Badıllı ağabeydir. Badıllı ağabey bunu N. Şahiner'in Son Şahitler adlı eserinde şöyle anlatıyor; "Bir ara bir münasebetle kendi eski talebelerinin kahramanlıklarından, şecaatlerinden bahsetti. 'Hattâ öyle ki, ' dedi, 'benim bir işaretimle ruhunu feda edecek derecede idiler.

Eski Harb-i Umûmide benim Mîr Mahey isminde bir talebem vardı. Biz Ruslarla harb ederken bazen Mîr Mahey tek başına Rusların tabyalarının içine hücum eder, içlerinde dolaşır, birkaç Rus öldürür, sağ olarak geri dönerdi. Hattâ bir gün Diyarbakır Valisi Cevdet Paşanın benim aleyhimde konuştuğunu duyunca vali konağının karşısındaki bir evin üstüne çıkarak, 'Ulân Cevrik Paşa!  Cevrik Paşa! Eğer yiğitsen parmağını çıkar, bakalım' dedi.

Ve bu münasebetle dedi ki, 'Bu millette fıtrî bir kahramanlık seciyesi vardır. Bu seciye eğer Risale-i Nur'la inkişaf ederse, hiçbir millet karşılarında duramaz. Hattâ Rus'u dahi teslim alırlar. 'Ve bana dönerek, ' İşte sen o eski talebelerime benzersin. Fakat benim şimdiki talebelerim ölünceye kadar, Risale-i Nur hizmetinde sadıkâne bir şekilde vakf-ı hayat ederek çalışıyorlar. Bunlar eski talebelerimden fazilet bakımından daha üstündürler' deyip hayli uzun bir ders yaptı."(Necmeddin Şahiner, Son Şahitler, cilt; 4, s: 178-Nesil Basım Yayın, İst. 2008)

* Kendini Allah'a vermenin de çok tabakatı var. Mesela bir insan hayatını hizmete vakfeder. Ama hayatını verir, rahatını vermez. Yine meyl-i rahat ona hükmeder. Hayatını verir, rahatını da verir ama hissiyatını vermez. Hayatını verir, rahatını terk eder, hissiyatını teslim eder, ama izzetini feda etmez.

Not: "Şener Bey bir sohbette meyl-i rahat için; "Bir dava adamının hayatını kemiren, mahveden bir saik" tabirini kullanıyor. Bir başka yerde ise; "Bir dava adamının en büyük düşmanlarından birisi meyl-i rahattır" diyor. (Salih Okur)

Not-2; Şener Bey bir yerde şöyle diyor; "En büyük fedakârlık, haysiyette yapılan fedakârlıktır. Bir meşverette, neticede çıkan fikre katılıp kendi fikrimizden vazgeçebilmeliyiz. Hissiyatımızı davamıza feda edebilmeliyiz."(Salih Okur)

Not: 3: Şener bey başka bir sohbetinde de bu konuya şöyle değiniyor; "Evet, hayatını fedâ etmek bir mazhariyettir. Fakat rahatını fedâ etmek, daha büyük bir mazhariyettir. Rahatını da fedâ ettin. Bundan daha ilerisi de hissiyatını fedâ etmektir. Hissiyatını da fedâ ettin. Bu defa da izzetini fedâ et bakalım. Bakın şimdi bir kimse ki, hissiyatını fedâ edemiyor. Bunun için patırtı kütürtü çıkaracak bir noktaya geliyor." (Salih Okur) 

*Kemal manasında kişinin Allah'a satması ifnadır, yani kendini tam feda etmek.

*Cenab-ı Hak dört unsur yaratmış;

1-Hava

2-Nur

3-Su

4- Toprak

Bu dört unsurdan ilk üçü latiftir. Toprak kesif. Toprakta izzet yok, toprakta enaniyet yok, toprakta gurur ve kibir yok. Simgesel ve sembolik olarak anlatıyorum. Toprak kendisini yere sermiş. Tabiri caizse, tam bir paspas. Tam ifnada. İzzet gömleğini çıkarmış, zillet elbisesini giymiş. Bakın şimdi Cenab-ı Hakk'ın rububiyet tecellisine; Bütün bağlar, bütün bahçeler, bütün meyveler nereden fışkırıyor? Topraktan.

Aynı sır insanın manevi hayatında caridir. Hele sen bir toprak ol, hele sen bir enaniyetini erit. Hele sen tam tasaffiye gir. Bak Cenab-ı Hak senin mahiyet aynanda varidata medar ilhamatlar, sünuhatlar, ihtaratlar, manevi müşahedatlar, ikramlar ve ilhamlara gark eder.

*Bir şair "yıllar başıma yağdı" diyor. Zaman akıp gidiyor, gençliğini alıp götürüyor. Daha o dönmez. İnsan zamanın tesirine girdiği için, elindeki afakî ve enfüsi nimetler adım adım ondan uzaklaşacak ve bir gün elinden çıkacak. Niye? Ölüm gerçeği kapımızda. Bu hayat gidecek..Bu varlık sönecek..Gözün, elin ayağın toprakta çürüyecek. Malın mülkün servetin samanın senden ayrılıp burada kalacak. O zaman Üstadın deyimiyle "Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve her şeyin fevkinde bir endişesi, bir meselesidir."Asa-yı Musa (s: 13 )

*İsmini vermeyelim, Marksist bir yazar vardı, öldü gitti. Hatıralarında diyor ki; "ölümü düşününce uykum kaçıyor. Sabahlara kadar gözüme uyku girmiyor. Ne olacak? Ben şimdi yokluğa mı gidiyorum? Yazdıklarım da beni teselli etmiyor. " Adam ahirete inanmıyor. Dünyası kapalı.. Mümin ise ne diyor? "Madem Allah var, öyleyse ahiret de var. Cenab-ı Hak yedi milyar insanı yatsın, hâşâ ahirette unutsun, olur mu? Onun için, insanın en büyük meselesi beka. Ebediyet.

*Seksen tane ip bir araya gelse bir halat olur. Bu halat yukarıda bir yere bağlı olmuş olsun. Spor akademilerinde veya komando erlerinin tırmandığı böyle bir halatı düşünelim. Keskin bir kılıç darbesi ile bir vurdun, yetmiş altısını koparttın. Geriye dört tane ip kaldı. Tabi tazyikin de etkisiyle gidip gelirken bu kalan dört ip ne olur? Gıcırdamaya başlar. Ha koptu ha kopacak..İnsan hayatı da öyle. Hastalıklar ölümün gıcırtılarıdır. Yaşlandıkça gıcırtılar artıyor. Tansiyon, kalp, şeker, vs. derken hayat gidiyor yani.

Not: Hz. Mevlana'da bu konuda şöyle buyuruyor; "Isırıcı ölümün yüz tane kapısı ve penceresi açılmakta ve gıcırdamaktadır." 

Not: 2: Üstad da; "Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû' etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır" diyor.(Mesnevi-i Nuriye s. 130)

Madem durum böyle, peki teselli ne? Teselli Allah'a ve ahirete imanda. Nokta-i istinat Allah, nokta-i istimdat Ahirete iman.

*Bundan 35-40 sene kadar önceydi. Bir yere gidiyorduk. Otobüsümüz Erzincan terminalinde mola vermişti. Abdest tazeliyorduk. Orada tuvaletlere bakan bir genç vardı. Biraz meczuptu. Elinde 50 demir kuruşlar var, bir yandan onlarla oynuyor, atıp yakalıyor, diğer taraftan da;

'Ver Şaban'a

Gitmez yabana' diyordu. Çok hoşuma gitti.

Şu hayatı ver Allah'a.. yabana gider mi? Allah o ömrü zayi eder mi? Etmez. Demek hayatımız, demek nefsimizi Allah'a satsak, İslami çizgi üzerinde yürüsek, onun karşılığı ebedi, baki bir devlettir, sonsuz, namütenahi bir servettir.

*Bir filozof, çok güzel, çok hakimane bir söz söylemiş; "eğer tekrar dünyaya gelseydim, saniyelerin nabzını tutardım."

Not: Bu zat Dosteyevski'dir.(Salih Okur)

*Zamanın bereketi var, bazen olur bir anın içine cennet girer. Bir anın içine sıddıkiyet girer. Bir anın içinde düşmanın bir mermisi seni şehadet mertebesine yükseltir. Bir de işin negatifi var, bir anın içine de cehennem sığar.

*Zamanın bir yatay bir de dikey boyutu vardır.

a-Zamanın yatay boyutu; saniye, dakika, saat, gün, ay, sene..İnsanın fıtri bir ömrü gibi.

b-Zamanın dikey boyutu; zamanın içini doldurmaktır, derinleştirmektir. Kamil insanlar, Allah'ın halis kulları zamanın dikey boyutunda çok derinleşmişler. Biraz daha açalım; zaman anlardan müteşekkildir.

1-Evvela anınla ol. Ne ol? Kul ol.

2-Anınla O'nunla ol..bu, insanı nereye götürüyor? Huzura.. O anın içine sıddıkiyeti koy, fedakârlığı koy, hamiyeti koy, sıdkı koy, gayreti koy, iffeti koy, istikameti koy, huzuru koy, ittikayı koy, koyabildiğin kadar koy..işte öyle bir an, yatay boyut içindeki on seneden, belki yüz seneden daha hayırlıdır.

Not: Şener Bey, bu meseleye Risale-i Nur'da Derinleşme adlı eserinin 216. Sahifesinde de yer vermiş, bakılabilir.

Ayrıca eski sohbetlerinde de yer yer buna değinmiş. Oralardan da bir iki sözünü nakletmeyi uygun buldum;

"İşte anlarını boş geçirmemek, o anı mayalandırmak. Ehl-i hakikatin huzur dediği budur. Anınla ol, anınla kul ol! Anınla O'nunla ol!"

Not:2: Bu manada şöyle bir söz de var; "Hayatın en kritik anı "şu an"dır ve hemen yanı başımızdadır." T. S. Eliot

" Yaradılışımızın gayesi marifetullahtır. Marifetullahın da gayesi var; her bir anında Allah'la beraber olmak."

*Demek ki hayatın dakikaları çekirdek gibi. Çekirdeği toprağa gömüyorsun, ikinci bir baharda neşvü nema buluyor, çiçek açıyor. İnsanın ömür dakikaları da böyle çekirdek gibi, ahirette açılacak. İşte matlup olan, o çekirdeklere saadet çiçeklerini giydirmek. O da iman iledir, istikamet iledir, salahat iledir, takva iledir, kullukta yüksek şuur ve istikamet ciddiyeti iledir.

*Ömrün boşa harcanmasıyla alakalı bir şair demiş ki;

Bir bahr-i muazzam gibi cûş etmişsin

Fakat çorak arazide akıp gitmişsin

*Hulusi ağabeyin Barla Lahikasında bir sözü var; "Bu sebeple cidden o nurlarla iştigal etmediğim zamanlar, keşki enfas-ı ma'dude-i hayattan olmaya idiler diyorum.(Barla Lahikası s. 35 ) Hayatımızın en güzel günleri, en sürurlu en lezzetli, en manidar keyfiyeti, hizmet-i iman ve dava-yı Kur'aniyeye tahsis ettiğimiz anlardır.

*Gençlere sık sık söylüyorum, Cenab-ı Hak bizim hayatımıza kefil, rızkımıza da kefil ama akıbetimize kefil değil, onu tamamen bizim irademize bırakmış. Onun için kulluk tercih olayıdır. Kulluk, iradesini Allah'ın rızasında kullanmaktır.

*Cenab-ı Hak Âl-i İmran Suresinde,

 كُونُواْ رَبَّانِيِّينَ Rabbaniler olunuz(79. Ayet) buyuruyor.

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

E. Kılıç, 2015-06-20 07:47:38

Es-Selamualeykum.... Kıymetli salih okur beyefendi, Cevaplar.org sitesinden yazılarınızı takib etmeye çalışıyorum. ALLAH daim eylesin çok güzel ve faydalı çalışmalarınız var. Ders notları başlığı altında yaptığınız çalışma çok istifadeli oluyor, Ders notları 75.sayıya ulaştı, bunların risale-i Nur'a göre tasnif edilmiş veya tek parça bir dosya halinde mevcutmudur. Çalışmalarınızın devamı dileğiyle... Selam ve Dua ile

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-157

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-157

Ders: 22. Mektup, 1. Mebhas(Uhuvvet Risalesi) İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hakk

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-156

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-156

Ders: Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s: 31 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Tebliğ Cemaati var ya, o merke

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-155

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-155

Ders: 29. Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısmın Zeyli; Es'ile-i Sitte İzah: Mehmed Kı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-154

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-154

Ders: 2. Lem’a, 5. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Asıl musibet ve muzır musi

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-153

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-153

Ders: Kastamonu Lahikası, s: 109 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bu acib a

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

Ders: 2. Lem’a, 2. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Eyyub(a.s)’ın hastalığı, m

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

Ders: Münazarat(s: 95) (3. Ders) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Hased, ekabirlik, ‘ben yaparı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

*İzah edilen metin, Münazarat’ta geçen “Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

Ders: 26. Söz, Zeyl İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar Not: Bu dersle alakalı ayrıca Alaaddin bey

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

Ders: 29. Mektup, Dokuzuncu Kısım, Telvihat-ı Tis'a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Efe

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

Ders: 29. Mektup, Altıncı Kısım, Beşinci ve Altıncı Desise-i Şeytaniyye İzah: Mehmed Kır

Sizi topraktan yarattık; oraya döndüreceğiz ve oradan tekrar sizi çıkaracağız.

Tâ Hâ, 55

GÜNÜN HADİSİ

Eğer sizden birinizin elinde dikilecek bir hurma fidanı varken, kıyamet kopsa ve onu dikmeye vakit bulursa, hemen o fidanı diksin

250 Hadis, s.27

TARİHTE BU HAFTA

*Kanije müdafaası(18 Kasım 1601) *Hz.Fatıma'nın(r.anha) Vefatı(22 Kasım 632) *İstanbul'un Müttefikler Tarafından İşgali(23 Kasım 1918) *Alparslan'ın Şehadeti(24 Kasım 1072) *Öğretmenler Günü(24 Kasım)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI