Cevaplar.Org

ÂLİM Mİ, TEOLOG MU?

İstanbul Yeni Bosna semtinde uzun yıllar Aksa Camii’nde imam ve hatiplik yaptıktan sonra İhramcızade Camii’ne intikal eden Mustafa Özkan hocayı Mehmet Akif Camii’nden bir heyetle ziyaret ettik. Bahis Aksa Camii’nin eski hatibi Ahmet Çığman’dan açıldı. Hem bir ilim hem de bir mücadele abidesi olan Ahmet Çığman ile alakalı olarak ‘ilmiyle amil bir hocaefendi’ değerlendirmesi yapıldı. Mustafa Özkan hocanın ağzından böyle bir cümle sadır oldu. Meşhur yazar Kenan Çığman’ın da mahdumu olan Ahmet Çığman hoca ile alakalı bu sitayişkâr cümle dikkatimi çekti.


Mustafa Özcan

mustafaahmetozcan@gmail.com

2015-06-01 06:21:26

İstanbul Yeni Bosna semtinde uzun yıllar Aksa Camii'nde imam ve hatiplik yaptıktan sonra İhramcızade Camii'ne intikal eden Mustafa Özkan hocayı Mehmet Akif Camii'nden bir heyetle ziyaret ettik. Bahis Aksa Camii'nin eski hatibi Ahmet Çığman'dan açıldı. Hem bir ilim hem de bir mücadele abidesi olan Ahmet Çığman ile alakalı olarak 'ilmiyle amil bir hocaefendi' değerlendirmesi yapıldı. Mustafa Özkan hocanın ağzından böyle bir cümle sadır oldu. Meşhur yazar Kenan Çığman'ın da mahdumu olan Ahmet Çığman hoca ile alakalı bu sitayişkâr cümle dikkatimi çekti.

Bazı ifadeler yanlış olunca gönlü ve kulağı tırmalar. Öyle değil tam aksine gönlümde ve kulağımda yankı yaptı ve bizde bu ifadeyi gayri ihtiyari tasdik ettik. Çevremize baktığımızda bu vasfa layık kaç kişiyi görebiliriz?

Gerçekten de cumhuriyet rejimi ilahiyat okullarını açtı lakin bunlar Batı tarzı açıldı. Yöntem veya sistematikten ziyade bilgi yığını olarak kurgulandı. Oryantalist bir zihniyete teslim edildi veya teslim oldu. Terbiye değil talim üzerine kurulmuştur. İslam dünyasında daha önce böyle bir gelenek yoktu. Dolayısıyla bu geleneği Batı'dan ithal etmiş oldular. Şark'ı öğretmek için kurulan bu okullar Batı ruhunu taşıyordu. Sonuç itibarıyla Ali Fuad Başgil'in dediği olmuştur. 'Buralardan bol bol din münekkidi yetişir' demişti. Dediği gibi de oldu ve din mühendisleri yetişmeye başladı. Amelden kopuk demagoglar, cüretkarlar türedi. 'Ateşe en yakınınız fetvaya en cüretkârınızdır' gibi uyarıları kale almıyorlar bile.

Sonuç itibarıyla, Mustafa A'zami'nin de ifadesiyle yerli istişrak akımı türedi. Abdurrahman Bedevi'nin ifadesiyle Batı oryantalizmi parlak günleri geride bırakmıştı. Onun yerine yerlileri bu işi görmeye başladılar. Sözgelimi Louis Massignon sayılı müsteşriklerden ve emperyalizmin keşif kolluğunu yapan insanlardan birisiydi. İngiliz Lawrance'in arkadaşıydı. Onun geriye bıraktığı oryantalistlerden birisi Cezayir asıllı Muhammed Arkun olmuştur. Malik Binnebi gibi bir fikir devinin karşısına Muhammed Arkun gibi zihni ve gönlü çarpık birisini dikmişlerdir. Arkun gibiler hem oryantalizmin hem de sömürgeciliğin hizmetinde olmuştur. Kısaca oryantalizme özenen yerli mekteplerden ilmiyle amil insan yerine, din münekkidi, teolog ve yerli oryantalistler yetişmektedir.

 İlmiyle amil hocalarda Kur'an ve Sünnet ilimleri ile asar-ı selefi, tarihi birikimi özümsemişliğin yanında, yaşayan bir ahlak da aranır. İlahiyatçılarda aranan veya en fazla görülen hasletlerden birisi mahviyet değil, şovdur. Kur'an ve hadis bilgisi yerine özellikleri hadisleri reddetmeye heveskâr tipler zuhur etmiş, bunlar gece gündüz Batılı söylemin yankılarını seslendirmektedir.

Ahmet Çığman hocada derinlemesine Kur'an ve Sünnet bilgisi görürsünüz. Kalbin aynasına veya gönlünün aynasına zaman zaman keşfiyat da sızar ve yansır. Gönlü bir anlamda gizli hazinelerin de mişkatıdır. Ahmet Çığman hocanın karşısına dikebileceğimiz ilahiyatçı tipi ise oldukça çok. Hepsinin ortak özellikleri dini konulardaki kolay ahkâm kesmeleri, cesaretleridir. Tabir caizse işkembe-i kübradan atmada bir beis görmezler. Bu andığımız öteki modele örnek çok sayıda isim var. Bunlardan birisi de Prof. Mustafa Öztürk olmalı. Akşam gazetesinden Atıf Hüseyin 'Takım Çantası' denebilir mi? başlıklı makalesinde nevzuhur bu ilahiyatçı tiplerinden Mustafa Öztürk'e değiniyor. Nedense Mustafa Öztürk, Mustafa İslamoğlu ile birlikte Ahmet Hakan adlı televizyoncunun ve yazarın tarassuduna takılıyorlar. Bu gibi isimleri parlatıyor ve öne çıkartıyor. Daha önce de Yaşar Nuri Öztürk ile temsil ettiği ekranda seri programlar yapmıştı. 

Mustafa Öztürk, Ahmet Hakan'a ekranda şunları söylüyor :"İyi bir ilahiyatçı en az iki ölü, üç yaşayan dil bilmelidir. İslam ilahiyatçısı Yahudilik ve Hıristiyanlığı da iyi bilmeli ki o dinlerle İslam arasında mukayeseli okumalar ve tahliller yapabilmelidir." Burada Kur'an ve Sünnete hiç atıf yok. Ölü ve canlı diller benzetmesi bana ölü ve canlı Yaşar Nuri'leri hatırlattı. Yaşar Nuri zikzak çıkışlarıyla kendi misyonunu kendi imha etti. Şimdi bir nevi ölü ve kadavra haline geldi. Bu anlamda ölü Yaşar Nuri Öztürk'lerden bahsedebileceğimiz gibi canlılarından da bahsedebiliriz.

Atıf Hüseyin adlı akşam yazarı yazısında yadırgadığı bir hususu aktarıyor : "Mustafa Öztürk bir televizyonda haftalık sohbet programına katılıyor. Son izlediğimde mezhepler hakkında konuşuyordu. Özellikle itikadi mezheplerin çıkışını izah sadedinde, "Topluluklar ya da devletler içinde bulundukları siyasi ve sosyolojik durumu meşrulaştırmak için Kur'an-ı Kerim'e baktılar ve durumlarını doğrulayan ayetler bularak yapılandılar. Kur'an-ı Kerim'de herkes kendisine uygun bir ayet bulabilir. Bu bağlamda Kur'an'ı Kerim 'Alet Çantası' gibidir." (Cümle moto mot Öztürk'ün değildir. Benim aklımda kalanları cümleleştirdim.) 

Anlaşılan dilinin şirazesi ve ölçüsü kaçmış ya da yok. Kur'an-ı Kerim'in anlaşılmasında hadisin zaruretini anlatmak için 'Kur'an hammalu vucuh' denilir. Yani Kur'an-ı Kerim birçok görüşe açıktır. İnsanlar ondan farklı anlamlar devşirebilirler. Hadisler ise bu vecihleri sıhhate kavuşturur. Faslu hitaptır. Mustafa Öztürk ise 'hammalu evcüh/vucuh' ifadesini alet çantası olarak ifade etmektedir. Burada devletlerin Kur'an-ı Kerim'e hürmetsizliğini ve istismarını mı anlatmak istiyor yoksa mesele Kur'an'a saygısızlık boyutlarına mı dayanıyor? Bazı hadis mecmualarının çöplük manzarası arz ettiğini de ileri sürmüştür. Bu üslubu Yaşar Nuri Öztürk'ten tanıyoruz. Yaşar Nuri Öztürk ölürken yerini yeni bir Öztürk (Mustafa) almaktadır.

 Son sıralarda Haber-Türk'te yayınlanan Pelin Çift'in Öteki Gündem'i bu tür ilahiyatçıların geçit törenine dönmüştür. Bu tür ilahiyatçıların şov arenası haline gelmiştir. İpini koparan soluğunu Öteki Gündem'de almaktadır. Bu aykırı gündemin konukları arasında sık sık Prof. Caner Taslaman ile Prof. Mehmet Okuyan da yer almaktadır. Caner Taslaman hatırlı konuklar arasına yükselmiştir. İkna edici bir üslubu ve dili bulunuyor. Bununla birlikte çok rahat bir biçimde hilafet, huriler gibi meseleleri çarpık bir biçimde tevil etmektedir. Sözgelimi hilafetin (ilk dönem) 30 yıl olacağına dair hadisi bir çırpıda reddetmektedir. Bu mantıktaki hadis ret kriteri muhaddislerin kriteri mi yoksa oryantalistlerin kriteri mi yoksa teologların kriteri midir? Alimlerin kriteri olmadığı belli. Zira onlar metni de inceleseler sonuçta senedi de gözden geçirmekte ve her ikisini de dikkate alarak sıhhati konusunda kanaat belirtmektedirler. Yeni ve yerli oryantalistlerin hadis kriteri Mutezile'nin hadis kabul kriterini hatırlatmaktadır. Bununla birlikte muhaddisler arasında bile hadisin sıhhati konusunda serdedilen kanaatler son kanaat olmayıp alimler arasında muhtelefen fih (tartışmalı) mesele olarak kalmaktadır. En azından bir kısmı açısından.

Mehmet Okuyan hoca da keyfi kriter kullanan zevat arasındadır. Hazret-i İsa'nın nüzülü gibi meseleleri def'aten reddetmektedir. Müteşabih mesele olduğunu söyleyerek meselenin keyfiyet ve niteliğini Allah'a havale edebilirdi. Meseleyi Allah'a tefviz etmek yerine sanki Kur'an'dan tefviz ve onay almış gibi bir çırpıda meseleyi ret ve inkâr etmektedir. Böylelikle oryantalistlerin izinde yeni ilahiyat kafasını temsil etmektedir. Dini keyfi yorumlama modernistlerle kazandığımız bir hastalıktır.

 Kur'an ve Sünnet ve asar-ı selef yerine akıllarına, oryantalistlerin akıllarını veya asarına dayanarak istedikleri gibi hükmediyorlar. İfrata karşı çıkayım derken tefrit çizgisine sürükleniyor, düşüyorlar. Sözgelimi cihat konusunda IŞİD'e karşı çıkarken Seyyid Ahmet Han çizgisine düşmüş veya yaklaşmış oluyorlar. İtidal çizgisini koruyamıyorlar. Müfrit ve radikallere tepki ortaya koyarken cihat gibi kavramların da içini boşaltıyor ya da sulandırıyorlar.

Caner Taslaman da bol bol Yaşar Nuri referansı üzerinden gidiyor. Aynı kavramları kullanıyor. Allah ile aldatmaktan bahsediyor. Bu bazen doğru olmakla birlikte dinin içini boşaltmak da aynı kapıya çıkmakta ve insanları aldatmak kapsamı içine girmektedir. Halifeler, mücedditler ve şeyhler gibi tabir ve makamları reddederken ve içini boşaltırken hadislere de itibar etmemektedir

Sonuç itibarıyla, hilafet kurumu hadislerle ifade edildiği gibi aynı zamanda Müslümanların icmasıyla da sübut bulmuştur. Onun dışında müceddit hadisi de muteber bir hadistir. Bununla birlikte elbette mücedditler veya halifeler kendi namlarına değil Allah ve resülü namına hareket ederler ve onların çıtasını geçemezler. Buyrukları Kur'an ve Sünnetle çelişmedikçe makbuldür. Emirleri Kur'an ve Sünnetle çelişmedikçe nafizdir. Bununla birlikte sevad-ı Irak arazisi konusunda olduğu gibi maslahat değiştikçe zaman zaman halifelerin hükümleri de değişmiştir. Bununla birlikte Hazreti Ömer'in izhar ettiği ve cemaatle kılınan teravih sünneti ile'l ebed bakidir.

Caner Taslaman gibiler İslam'da devlet konusunu da sulandırmak istiyorlar. Bununla birlikte devletin verdiği cezalar gündeme gelince de meseleyi nasıl kıvıracaklarını bilemiyorlar! Sözgelimi kısası kim yapacak? Devleti inkâr edince onu da mı inkâr edeceğiz? Sonuç itibarıyla, yeni ilahiyatçı tipi ayetleri eğip büküyor, hadisleri keyfince reddediyor. Fukahayı hiç tanımıyor, dinlemiyor? Öyleyse din bunun neresinde?

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

serkan çakır, 2015-06-03 09:44:14

temel kaynaklarımız olan ve asli referanslarımız kuran ve sünnet üzerine oynanan oyunları tahkik gözüyle bize anlattığı için mustafa Özcan hocamıza teşekkür eder bu çalışmayı bize her zamanki gibi gayrteleriyle taşıyan salih okur beyfendiye şükranlarımızı sunarız binler selam ve dua ile

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-3

3. MÜNAFIKLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ: Nifak ehlinin temel özelliklerinin ferdi hayata bakan yans

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

SOSYAL BARIŞIN TEMİNİ VE GÜVENLİĞİN TESİSİ-1

İslâm’da sosyal barış ve güven, Allah’ın büyük bir lütfu olarak ilan edilir. Aşağıd

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-2

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-2

2-İMAN VE NİFAK MUVAZENESİNDE NİFAKIN TEŞEKKÜLÜ VE KISIMLARI: “Kuran ve hadislerde kalbin

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-1

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-1

BİRİNCİ BÖLÜM: 1: NİFAKIN GENEL TARİFİ VE BAĞLANTI NOKTALARI: a) Nifak: “Küfrünü gi

ŞEHİTLER VE ÖZELLİKLERİ

ŞEHİTLER VE ÖZELLİKLERİ

Şehid, ism-i fail manasında şahid, ism-i meful manasında da meşhuddur. O, Cenab-ı Hakk’ın

YETENEK AVCILARI, YETENEĞE KASTEDENLER

YETENEK AVCILARI, YETENEĞE KASTEDENLER

İslami kesimlerin başarısızlığında biraz da takdir eksikliği var. Bu, ‘ şımarmasın’ m

İSLAMİ KESİMLERİN SİYASETLE İLİŞKİLERİ

İSLAMİ KESİMLERİN SİYASETLE İLİŞKİLERİ

İslami kesimlerin siyasetle ilişkilerini üç kategoride değerlendirmek mümkündür. 1- Siyas

FELAKETTEN FELAKETE NEKBE’DEN NEKBEYE!

FELAKETTEN FELAKETE NEKBE’DEN NEKBEYE!

Abbasi devletinin yıkılması Muhammed Kazım Nakşibendi gibi ulema ve füzeladan zevata göre İs

KURMACA BİR HAREKET VE SONU

KURMACA BİR HAREKET VE SONU

Osmanlı’nın yıkılmasından itibaren İslam dünyasında ulus devletleri kuruldu ve İngilizler

İSLAMİ HAREKETLER YOL AYRIMINDA

İSLAMİ HAREKETLER YOL AYRIMINDA

Arap Baharı sonrasında Müslüman Kardeşler, düşman baskısıyla yöntem sıkışması arasınd

İYİ VE KÖTÜ ÂLİMLER

İYİ VE KÖTÜ ÂLİMLER

Kötü âlimler: İlimden maksatları, dünyada refah içinde yaşamak, itibar, makam ve mevki sahib

Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz.

Hac:37

GÜNÜN HADİSİ

Ey Allah'ın Resulü," dedim, "şayet Kadir gecesine tevafuk edersem nasıl dua edeyim?" Şu duayı okumamı söyledi: "Allahümme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve fa'fu anni. (Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)

Tirmizi, Da'avat 89,

TARİHTE BU HAFTA

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Doğumu(30 Mart 1432)***Eyfel Kulesi’nin Yapılışı(31 Mart 1889)***Topkapı Sarayı müzeye dönüştürüldü.(2 Nisan 1924) *NATO'nun kuruluşu(4 Nisan 1949) *Gazi Osman Paşa Vefat Etti(5 Nisan 1900)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI