Cevaplar.Org

TAKDİM VE ÖNSÖZ

Said Nursi, isimlerin kaynağının sıfatlar olduğunu söyler. Bu eserin konusu: Risâle-i Nur Külliyatı’ndaki -birkaç istisna dışında- “olan”lı sıfat grubuyla yapılan sıfatlar ve bu sıfatlarla tanımlanan isimlerdir. Meselâ:


İsmail Aksaraylı

i.aksarayli@mynet.com

2015-06-01 06:07:31

Takdim

Kıymetli ziyaretçilerimiz, İsmail Aksaraylı Hocamızın yeni bir çalışmasını daha istifadenize sunuyoruz. Hayırlara vesile olması dileğiyle..cevaplar.org

Önsöz

 Said Nursi, isimlerin kaynağının sıfatlar olduğunu söyler. Bu eserin konusu: Risâle-i Nur Külliyatı'ndaki -birkaç istisna dışında- "olan"lı sıfat grubuyla yapılan sıfatlar ve bu sıfatlarla tanımlanan isimlerdir. Meselâ:

küçük bir âlem olan insan;

edebiyatın en büyük mucizesi olan Kur'an;

ahlâksızların işi olan yalan;

isimlerin menşei olan sıfatlar; 

Rahmetin kapısı olan toprak … gibi.

Risâle-i Nurlar bir dilbilgisi kitabı değildir, sıfat ve isimlerden doğrudan bahsetmez. Fakat, her Türkçe eserin olduğu gibi Risalelerin de dil ve Türkçe ile ilgisi vardır. Bu tabii ilginin dışında Risâle-i Nurlarda Bediüzzaman'ın dil, edebiyat ve Türkçe hakkında görüşleri de bulunmaktadır. Bunlar çeşitli araştırmalara konu olmuş ve olmaya devam etmektedir. Risâleler; Türk dilinin kültür eserleri arasında yerini alırken Türkçenin; 20. yüzyılda dini, İslâmi, edebi, siyasi ve tarihi konularda, hukuk alanında ve sosyal hayatta kullanılma kabiliyetini ve kelime hazinesini gösteren geniş bir kaynak olarak ortada durmaktadır.

Eser sahipleri, maksatlarını kullandıkları dille anlatırken dil özelliklerini de dolayısı ile yansıtırlar. Okuyucu; yazarın gayesini, eserin verdiği mesajı kullandığı dil aracılığıyla, onun arkasında bulur.

Bir söz çeşitli şekillerde aynı ana fikir etrafında birçok şahıs tarafından söylenebilir. İnsanlar, eser veren bir kısım yazarları diğer eser verenlerden farklı bulur. İnsanların eser sahiplerinden bir kısmını diğerlerinden ayırması, bir kısım yazarların daha çok tanınması, okunması veya sevilmesinde onların düşüncelerini ifade şekli, anlaşılması ve beğeni duygularına hitap edilmesi gibi sebepler vardır.

Dili kullanma şekli; yazarın iade tarzını, üslûbunu, oluşturur. Yazar; düşüncelerini, gayesini bu üslupla, bu anlatım şekliyle, aktarır. Eserde kullanılan kelime çeşitliliği ve kelimelerdeki mânâ genişliği, onlara yüklenen değişik mânâlar yazarın üslûbunu meydana getirirken onun dile hâkimiyetini ve kullandığı kelimelerin arkasındaki ilmî bilgisini de gösterir.

Bilindiği gibi isimler maddi - mânevi varlıkları karşılayan kelimelerdir. Maddi ve mânevi varlıkları; isimlerle, kelime ve kavramlarla karşılama kabiliyeti yalnız insana has bir üstünlüktür. İnsanlar, isimlerle ve fiillerle düşünür ve konuşur. İlimlerin de yaptığı isimleriyle andığımız varlıkların sıfatlarını tespit etmek; bulunan, keşfedilen nitelikleri tanıtmaktır. Bir bakıma ilmi çalışmaların konusu varlıkları ve onların isimlerini, sıfatlarını ve faaliyetlerini ortaya çıkarmak, sergilemek, göstermek ve bilmeyenlere bildirmektir.

Said Nursi'nin; isimlere, değişik sıfatlar getirdiği ve tanımlar yaptığı görünür. Risalelerde birçok isim birden çok sıfatla nitelenmiştir. İsimlere getirilen bu sıfatlar Risâlelerin üslûbunun bir yönünü gösterir; bunlar bize eserin, diğer eserlerden farklı oluşunu tanımada yardımcı olur. Bunların bir kısmı İslâmi literatürde yerleşmiş olan, bir kısmı da Risâlelere has tanımlardır. Risâle-i Nur'lardaki bu tanımların birçoğu özlü söz niteliğini göstermesiyle de dikkat çeker; çalışmamız, Risâlelerdeki tanımların bu vecize özelliğine de bakar.

Bu çalışma Risale-i Nur eserlerinde sadece bir tür sıfatlama çeşidine dayanmaktadır. Altı bin sayfalık bir külliyatta kullanılan sıfatlar, yalnız "olan"lı sıfatlarla sınırlı değildir Kitaba aldığımız maddelerdeki bir kısım tanımlar da eserde geçtiği cümle içinde değerlendirilmelidir.

Said Nursi'nin eserlerinde isimlere verilen diğer sıfatlar ve bunlarla yapılan tanımları içine alan bir çalışma Risâle-i Nur'un; üslûbunun özelliklerini, diğer eserlerden farklılığını, orijinalliğini daha geniş ölçüde ortaya koymaya yardımcı olacaktır.

Biz bu kitap için Risalelerdeki on bin kadar "olan" sıfatını araştırdık, bununla yapılan sıfatlandırmaları yani tanımları inceledik. Said Nursî'nin, Risâlelere aldığı fakat kendisine ait olmayan mektup, müdafaa, değerlendirme ve makalelerde yer alan "olan"lı sıfatları bu incelemeye dahil etmedik.

Elinizdeki kitap bir fihrist çalışması değildir, Risâlelerin içinde yer alan konuları göstermek maksadıyla hazırlanmamıştır; ifade ettiğimiz şekliyle yalnız, "olan"lı sıfatların kullanımıyla ortaya çıkan tanımları içine almaktadır. Bununla beraber bin yedi yüz kadar madde ve bunların dört binden fazla sıfatı hakkında sınırlı da olsa bir bilgi edinilebilir. Risâle-i Nur eserlerinde yer alan bütün isimlerin sıfatları, nitelikleri üzerinde yapılacak bir çalışma tanımlar hususunda şüphesiz daha geniş bilgi verecektir. Risâle-i Nur eserleri üzerinde böyle bir çalışmaya da ihtiyaç vardır; bu çalışmanın Risalelerde yer alan tanım ve kavramları daha geniş bir şekilde inceleme ve değerlendirmemizi sağlayacağı açıktır.

Bu kitapta bir kısım sıfatlar birden fazla madde içinde yer almıştır; fakat bunların nitelendirdiği isimler farklıdır. Biz bir kısım maddelerde sadece sıfatlandırılan ismi aldık, almadığımız isimleri üç nokta (…) ile gösterdik, bu alınmayan isimlere kendi alfabetik maddelerinde yer verdik. Bunun dışında üç nokta işaretini, yazılmayan kelime ve kelime grupları yerine de kullanıldık. Meselâ:

İnsanlar: Kâinat denilen ağacın dalları (...) uçlarında bulunan (...) yaprakların ve çiçeklerin en yukarısındaki meyveler olan insanlar (Ş: 21);

Yıldızlar: Koca semavat denizi[nin] (...) kelimâtı hükmünde olan (...) yıldızlar (S: 542) ... gibi.

Metnin yazımında Türkçe imlâ kurallarına elden geldiğince uymaya çalıştık. Risâlelerde yaygın olarak kullanılan imlâya pek dokunmadık. İslâmi literatürdeki bir kısım kelime ve terimlerde bulunan, Türkçe imlâda sonda kullanılmayan b, c, d, ünsüzlerini çoğu Risâlelerdeki şekliyle yazdık. Metne kendimizden hiçbir şey ilâve etmemeye çalıştık. Maddelerdeki açıklayıcı, tamamlayıcı görünen parantez içindeki ilaveleri, kelimeyi aldığımız yerden, o cümleden almaya gayret ettik.

Aktarılan yerlerin kaynağını ve sayfa numarasını verdik. Yararlandığımız eserleri ve bu eserlerin kullandığımız kısaltma karşılıklarını aşağıda gösterdik. Ayrıca metnin bilgisayar ortamında araştırılmasında Bediüzzaman 1.0 sürümlü CD'den faydalandık. Bilindiği gibi Risale-i Nur'lar çeşitli yayımevleri tarafından yayımlanmakta ve değişik baskıları yapılmaktadır. Piyasada farklı sayfa numaralarına sahip Risale-i Nur eserleri bulunmaktadır. Bu bakımdan ihtiyaç halinde kitabımızda sayfaları gösterilen maddelerin Risalelerde geçtiği metni bulmak için bu hususun araştırmacılar tarafından bilinmesinde fayda vardır. 

Eserin gün yüzüne çıkmasında, uzun zamandan beri üzerinde çalışılan bu kitabın yayımlanmasında hizmeti geçenlere teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Bu kitap Risâle-i Nur eserlerini okuyan ve Risâleler üzerinde çalışanlara en ufak bir katkıda bulunursa, çalışmamızda hedef alınan maksat hasıl olmuş demektir.

Biz sadece niyet ettik, eser de tesir de Cenab-ı Hak'tan.

20 Ağustos 04

İsmail Aksaraylı

Kısaltmalar

A.S.M.; a.s.m.: Aleyhissalatü Vesselam

bk., bknz: bakınız

BL: Barla Lahikası

C.C.: Celle Celâlühü

DHÖ: Divan-ı Harb-i Örfi

EL: Emirdağ Lahikaları

HS: Hutuvât-ı Site

HŞ: Hutbe-i Şamiye

İİ: İşarat-ül İcaz

KL: Kastamonu Lahikası

L: Lem'alar

LN: Latif Nükteler, ( 64 sayfalık)

M. Müd: Mahkeme Müdafaları

M: Mektubat

MN: Mesnevi-i Nuriye

Mu.: Muhakemat

Mün. : Münazarat

NİK: Nur'un İlk Kapısı

R.: Rumi, Rumi takvime göre

R.A.; r.a: Radıyalllahü Anhü

s. : Sayfa

S: Sözler

STG: Sikke-i Tasdik-i Gaybi

STİ.: Sünûhat-Tuluât-İşârât

Ş: Şualar

T: Tarihçe-i Hayat

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Sizi topraktan yarattık; oraya döndüreceğiz ve oradan tekrar sizi çıkaracağız.

Tâ Hâ, 55

GÜNÜN HADİSİ

Sehavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil sehavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI