Cevaplar.Org

MEHMET BATMAZOĞLU

Mehmet Batmazoğlu Ağabey emekli astsubay olup, 1935 Denizli Acıpayam doğumludur. İzmir’de ikâmet etmektedir. Risale-i Nur’un çok eski, çok sadık talebelerindendir. Tevazu ve mahviyetinden dolayı anlatmadığı için kendisinin Üstad’ımızı ziyaret ettiğini bile çok sonraları öğrendik. İstirhamımız üzerine hatıralarını kendi el yazısıyla yazıp verdi


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2015-05-21 04:17:37

Mehmet Batmazoğlu Ağabey emekli astsubay olup, 1935 Denizli Acıpayam doğumludur. İzmir'de ikâmet etmektedir. Risale-i Nur'un çok eski, çok sadık talebelerindendir. Tevazu ve mahviyetinden dolayı anlatmadığı için kendisinin Üstad'ımızı ziyaret ettiğini bile çok sonraları öğrendik. İstirhamımız üzerine hatıralarını kendi el yazısıyla yazıp verdi

"Konyalı Halıcı Sabri Ağabeyle trende tanıştım"

"1954 yılında memuriyetim dolayısıyla Balıkesir'e tayin oldum. Orada hemşehrim ve meslektaşım Muzaffer Erdem Ağabeyle tanıştım. Risale-i Nurları 1956 senesinde tanımama vesile oldu. 

"1956 yılı Eylül ayı ortalarında yıllık iznimi geçirmek üzere İzmir'den trenle Denizli'ye giderken kompartımanda risale okuyordum. Karşımda oturan yaşlı amca, 'Evlât, ne okuyorsun?' diye sordu. Ben de, 'İman hakikati okuyorum' dedim. 'Ben de abdest alayım, beraber okuyalım' dedi. Sonra o amcayla tanıştık, isminin Konyalı Halıcı Sabri olduğunu söyledi, ben de kendimi tanıttım. 'Evlât! Ben Isparta'ya Üstad'a ziyarete gidiyorum' deyince, 'Amca beni de götür, ben de Üstad'ımızı göreyim, ziyaret edeyim' dedim. 'Olur evlât' dedi. Isparta'da kalacağı otelin ismini aldım. 'Ben eşyalarımı Denizli'ye bırakayım senin arkandan gelirim' dedim. Goncalı tren istasyonunda aktarma oldum. Sabri amca Isparta'ya, ben Denizli'ye gitmek üzere ayrıldık. 

"Eşyalarımı Denizli'de akrabalarıma bıraktım. Aynı gün Isparta'ya gittim ve Sabri amcanın kaldığı oteli buldum. Sabri amcanın yatsı namazı için camiye gittiğini söylediler. Ben onun kaldığı odaya yakın bir oda tuttum. Yatsı namazını kılarken Sabri amca geldi, 'Hoş geldin evlât! Ben bugün Üstad'ı ziyaret ettim. Kendisini tedavi eden doktor gelmiş, Üstad onu kabul etmemiş. Ben senin geleceğini ve ziyaret etmek istediğini Üstad'a söyledim, Üstad seni kabul edecek, yarın sabah Ceylan Ağabey gelip seni götürecek' dedi. Ben çok sevinmiştim...

"Seni biraderzâdem Abdurrahman gibi kabul ediyorum"

"Ertesi sabah saat 9 sıralarında rahmetli Ceylan Ağabey, kaldığım otele geldi, bana, 'Kardeşim! Ben önden gideceğim, sen beni 25-30 metre geriden takip et' dedi. O önde ben arkada onu takip ederek Üstad'ımızın şimdi müze olan kaldığı eve geldik. İki katlı ahşap evin dış kapısından bahçeye girdim, merdivenlerden ikinci kata çıktım. Ceylan Ağabey bana rehberlik yapıyordu, Üstad'ın odasına selâm vererek girdim.

"Üstad Hazretleri tek kişilik demir karyolada sırtı yastıklara dayanmış şekilde başı nur gibi bembeyaz sarıkla sarılı, sırtında pamuklu hırkasıyla oturuyordu. Selâmımı aldı, elini öptüm. Elleri bembeyaz, kalem gibi… Kendisine yakın bir şekilde diz çöküp oturdum. Benim yüzüm Üstad'ın yüzüne karşı idi, yüz yüze idik. Karşımda Zübeyir Ağabey oturdu, Üstad'ın bana söylediklerini anlamam için bana yardımcı oluyordu. Üstad Hazretleri adımı, annemi, babamı, mesleğimi sordu. Ben de cevap verdim. Sonra şunları söyledi:

"'Kardeşim! Ben seni biraderzadem Abdurrahman gibi talebeliğe kabul ediyorum.' Sonra şöyle devam etti: 'Kardeşim! Küfrün bel kemiği kırılmıştır.'

"Üstad Hazretleri hasta ve yorgun olduğu için, uzun müddet yanında oturmak doğru olmadığından, Zübeyir Ağabey, 'Tamam kardeşim, bu kadar yeter' dedi. Ayağa kalktım, tekrar elini öptüm, geri geri giderek odasından çıktım.

"Diğer odada bulunan Tahiri Ağabey ve diğerleri ile de vedalaşıp evden ayrıldım. Yolda giderken bende şöyle bir hal vâki oldu:

"Kendimi kuş gibi hafiflemiş hissettim. Sanki bir kuş gibi havada uçuyor gibiydim… Daha sonra Hüsrev Altınbaşak, Rüştü Çakın Ağabeyleri de ziyaret edip, memleketime gitmek üzere Isparta'dan ayrıldım."

 

Ömer Özcan

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YUVALI HATİP HOCA

YUVALI HATİP HOCA

Asıl adı Mehmed Ali Bilgin olan Yuvalı Hatip Hoca 1891 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçes

VELİ IŞIK KALYONCU

VELİ IŞIK KALYONCU

Veli Işık Kalyoncu, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin son yıllarının ve Risale-i Nur

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

20 Kasım 2011 tarihinde milyonların Üstad dediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gelini Mu

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

13 Temmuz 2009 tarihinde Şemseddin Tuğrul Ağabeyin Van’daki dükkânındayız. Van hizmetlerini

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

İşte efsanevi bir kahraman daha; Süleyman Kaya... Daha doğrusu Hz. Üstad’ın düzeltmesiyle

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

Bursa’nın Aksu Köyünde Rıdvan ağabeyin evindeyiz. Aksu Köyü yeşilliği ve bol suları ile

REFİK AĞIR

REFİK AĞIR

Avukat Gültekin Sarıgül “Ömer kardeş, Burdur’da Hz. Üstad’la görüşmüş yaşlı bir a

ÖMER KUŞ

ÖMER KUŞ

Ömer Kuş, epey zamandır gözlerden ırak kalmış çok eski, çok fedakâr ağabeylerimizden biri

OSMAN BOZKURT

OSMAN BOZKURT

Osman Bozkurt, Hz. Üstad’ın tabiriyle “Kahramanlar Ocağı Denizli”nin Süller Nahiyesinden.

MUSTAFA KARAPINAR

MUSTAFA KARAPINAR

Mustafa Karapınar ile İstanbul Bostacı’da, evinin yakınında bulunan tarihi Kuloğlu Camiinde

NADİR BAYSAL

NADİR BAYSAL

Bediüzzaman Hazretleri 1936-1943 yılları arasında Kastamonu’da sürgün olarak yaşamıştır.

Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı baki kalacaktır.

Rahman, 26-27

GÜNÜN HADİSİ

"Kim, müslüman kardeşinin namusunu ve şahsiyetini korursa, Allah onun yüzünü kıyamet gününde cehennem ateşinden uzak tutar."

Tirmizî.

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI