Cevaplar.Org

EKONOMİK KRİZ VE BEDİÜZZAMAN

EKONOMİK KRİZ VE BEDİÜZZAMAN Ünlü sosyal antropolog Gellner’in Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ile ilgili ilginç bir tespiti vardı: Komünist toplumların en büyük önceliği ekonomi idi. Hatta ekonomiyi alt yapı, geri kalan değerleri üst yapı olarak görmüşlerdi. Ancak Sovyetlerin yıkılışı ekonomik krizden oldu. Sosyalistler kadar olmasa da ekonominin Batı toplumlarında da bir fetiş olduğunu vurgulamış olalım. Öyle anlaşılıyor ki Batı’nın çöküşü de ekonomik krizlerden olacak!


Bünyamin Duran, (Prof. Dr.)

2015-04-29 12:10:37

Ünlü sosyal antropolog Gellner'in Sovyetler Birliği'nin yıkılışı ile ilgili ilginç bir tespiti vardı: Komünist toplumların en büyük önceliği ekonomi idi. Hatta ekonomiyi alt yapı, geri kalan değerleri üst yapı olarak görmüşlerdi. Ancak Sovyetlerin yıkılışı ekonomik krizden oldu. Sosyalistler kadar olmasa da ekonominin Batı toplumlarında da bir fetiş olduğunu vurgulamış olalım. Öyle anlaşılıyor ki Batı'nın çöküşü de ekonomik krizlerden olacak!

Ekonomik anlamda globalleşme mal ve para piyasalarının bir biriyle entegrasyonu, aradaki tüm engellerin kaldırılması anlamını taşıyordu. Bu süreç, piyasaları ortaya çıkacak bir ekonomik ya da finans krizinin globalleşmenin yıkıcı etkisine açık hale getirdi. Birleşik kaplar gibi Birleşik Devletlerde ortaya çıkan bir kriz anında dünya piyasalarına sirayet etti ve her tarafı derinden etkiledi.

Bu kriz ve akabinde alınan tedbirler bir şeyi açık bir şekilde ortaya koydu: Kapitalist sistem çökmüştü. Bu çöküş iki boyutluydu: Teorik boyut ve pratik, kurumsal boyut. Kapitalist sistemin teorik hareket noktası çöktü; çünkü kapitalist sistemin mimarları, filozofları teorilerinin merkezine insanın bireysel çıkarını yerleştirmişlerdi. Tek tek bireylerin çıkarlarının maksimize edilmesi hesapta genel olarak toplumun çıkarının maksimize edilmesine neden olacaktı. Oysa yeni durumda finans devlerinin yüksek düzeyli yöneticilerinin çıkarları astronomik rakamlarla maksimize edilirken bu, toplumun geri kalanının trilyonlarca dolar zarar etmesine yol açtı. Çıkarcılık ve hazcılık yerine şimdi başka bir insani duygu devreye sokulmalıydı: Bediüzzaman'ın ısrarla vurguladığı kanaat ve şefkat duygusu…

Öte yandan kapitalist sistem kurumsal olarak çöktü: Adam Simith'in "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" şeklinde formüle ettiği sistem artık bitmişti. Krizin etkisini hafifletmek için büyük miktarlarda devlet müdahalesini içeren tedbirleri açıklarken, Almanya maliye bakanı artık anglo-sakson kapitalist sistemin bittiğini ilan etti.

Bu küresel krizin temelinde iki şeyin bulunduğu konusunda adeta bir konsensüs oluştu: Açgözlülük ve faiz. Filozoflardan, sorumlu devlet adamlarına kadar herkes krizin esas nedeninin açgözlülük, para hırsı, tama ve bencillik olduğunu söylüyor.

Maço Açgözlülüğü

Maço açgözlülüğü iki yönlü işlemektedir; bir tarafta tüketicilerin doymak bilmeyen tüketim şehveti, diğer tarafta alacağı ikramiyenin miktarını alabildiğine arttırabilmek için her türlü riske girmekten çekinmeyen finans kurumlarının üst yönetiminde bulunanların maço erkeklerin para hırsı.(9)

Bu çöküşün nedenlerini Erich Fromm ilginç bir bakış açısıyla vurguluyordu: Avrupa çıkarcılığı bir birine zıt iki kaynaktan beslenir: Bir tarafta Luther ve Calvinist teolojideki kaynak, diğer tarafta kapitalist yazarların seküler düşünceleri. Luther, Calvin ve Spinoza gibi dindar düşünürlere göre insan sadece Allah'a tapabilir ve onun iradesine ram olabilirdi. Kendi çıkarı ve hazzının peşinde koşamazdı. Kapitalist düşünürler ise insanın bizzat kendisinin amaç olduğu, insanın dışındaki bir gücün insanı araçlaştıramayacağını savunuyorlardı. Mesela filozof Nietzsche'ye göre yardımseverlik ve kanaat gibi dini ilkeler insanlığın çürümesinden başka bir şey değildi. Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi dinler kölelik ruhunun toplumlar tarafından içselleştirilmesi olayıydı. Egoist ve hedonistçe (hazzına tapar şekilde) davranma insanlığın asil davranışıydı. Bu iki birbirine zıt görüşten günümüzde kalan Calvinist anlayışın şekil değiştirerek yapısallaşması oldu. Calvinist teolojideki Allah devre dışı bırakılarak endüstriyel ve teknolojik gelişme esas alındı ve insan teknolojinin bir aracı konumuna indirgendi.(10)

Bu gerçeğin farkında olan düşünürler, bu arada ünlü filozof J. Habermas yeni bir arayışın içine girmiş bulunmaktadırlar. Habermas'a göre modern toplumda din hayattan dışlanmış ve vicdanlara hapsedilmişti. Dinin günlük hayattan kovulması hayatı anlamsızlaştırmış ve içeriksizleştirmişti. Özellikle ekonomik hayatta insan davranışını motive eden tek hedef kâr makzimizasyonu olmuştu. Açgözlülük, para hırsı, güç ve iktidar tutkusu insanı amaç olmaktan çıkarmış bir araç haline getirmişti. İnsanın yeniden amaç haline getirilmesi gerekiyordu, bunun için de dinin yeniden kamu alanına dönmesi sağlanmalıydı. Güce ve paraya tapma ancak dini ahlakla gemlenebilirdi.

Gerçekten Bediüzzaman, Habermas'ın yeni yeni dile getirmeye başladığı şeyi çok önceden görmüş ve insanlık adına telaşlanmıştı: "Medeniyet-i Garbiye-i hâzıra, semavî dinleri tam dinlemediği için, beşeri hem fakir edip ihtiyaçlarını arttırmış; hem de iktisat ve kanaat esasını bozup israf, hırs ve tamâı ziyadeleştirerek zulüm ve harama yol açmıştır.(11)

Papa: İslami Ahlaka Dönülmeli

Dizginlenemez para hırsının yıkıcı etkisini azaltmak için toplumlar yeniden dini değerlere dönmeye; bu arada bu konuda en canlı ve aktif olan İslami değerler sisteminin model alınmasına yönelik olarak ciddi talepler seslendirmeye başladılar. Bu taleplerden en ilginci Papadan geldi: "Başta Hıristiyanlar olmak üzere tüm dünya İslam'ın ekonomik ve ahlaki değerlerini benimsemeli, özellikle İslami ilkelere dayanan finans sistemini model olarak kabul etmelidirler."

Papa bu konuda yalnız değildi; Vatikan Gazetesinde İtalyan iktisatçı Loretta Napoleoni ve meslektaşı Clauda Secgre'nin ortaklaşa yazdıkları makalede ayrıntılı olarak İslami finans sistemini tanıtıyorlar ve bunlardan yararlanılmasını tavsiye ediyorlardı. Hatta daha ilginci Londra belediye başkanı verdiği bir beyanatta 2012 olimpiyat oyunlarını finanse etmek için İslami bonolar çıkarılacağını duyuruyordu.

Kapitalist çöküşün derinliğine paralel olarak İslami ilkelere dayanan finans sistemleri kapitalist ülkelerin büyük finans merkezlerinde canlı bir alternatif olarak ortaya çıkmaya başladı; hatta birçok seküler ülke (Endenozya gibi) finans sistemini İslami değerlere göre yeniden dizayn etmeye başladılar. İşin ilginç tarafı ekonomik krize rağmen İslami finans kurumlarını geçtiğimiz yıl %12-20 bandı arasında büyüme sağlayabilmeleriydi. Çünkü bu sistem genel olarak Bediüzzaman'ın çok önceden tahmin ettiği ve insanlığın sonunda kabul edeceğini öngördüğü mülkiyet, yani iştirak ve ortaklık esasına dayanıyordu.

Zekâtın Geri Gelmesi

Bu arada başka iki şey de gündeme oturdu. Biri özellikle Protestanlar arasında finans ve ekonomik etik konusunda yeniden İncil'e dönme arayışları; mevcut kapitalist bankacılık sisteminin gayr-i dini ve gayr-i ahlaki yapısının esastan terk edilmesi ve ahlaki bir finans sisteminin kurulması; yani fakire yardımı (İslami literatürdeki zekâtı) esas alacak, bu arada sadece "İlahi rıza" için, reel yatırımları özendirecek bir finans sisteminin kurulması.

Diğer bir şey kapitalist, hazcı ve çıkarcı Batı değerler sistemine alternatif olarak yeni bir insani ve ahlaki değerler sistemi arayışına girmek. Benim de içinde yer aldığım üç önemli proje böyle bir amacı gerçekleştirmek üzere devam etmektedir. Bu projelerde özellikle İslam cephesinde Bediüzzaman'ın evrensel fikirleri temel ilkeler olarak alınmakta ve bu ilkelerden küresel ölçekte uygulanabilir ekonomik ve bilimsel politikalar üretilmeye çalışılmaktadır.

 Hollandalı filozof Schuurman'ın koordinesinde yeni başladığımız ve iki Pakistanlı, iki Türk ve bir Cezayirli beş Müslüman ve beş Hıristiyan profesörün yürüteceği proje, bu tür krizlerden kurtulmak için başlatılan çalışmaların özünü ortaya koymaya yönelik insani ve ahlaki değerler sistemi ortaya çıkarmayı amaçlayan bir projedir. Bazen şerde hayır olabildiği gibi sanki bana bu ekonomik krizden çok hayırlı sonuçlar doğacak gibi geliyor.

Dipnotlar

1- Nursi, Bediüzzaman Said, Asa-yı Musa, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s. 9

2- Nursi, Bediüzzaman Said, Münazarat, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s. 32

3- Nursi, Bediüzzaman Said, Mektubat, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s.202

4- Nursi, Bediüzzaman Said, Şualar, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s.502

5- Nursi, Bediüzzaman Said, Sünuhat, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s. 61

6- Nursi, Bediüzzaman Said, Mektubat, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s. 458

7- Nursi, Bediüzzaman Said, Lemalar, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s. 119

8- Nursi, Bediüzzaman Said, Hutbe-i Şamiye, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s. 42

9- http://cowra.yourguide.com.au/news/world/world/general/men-behaving-badly-testosterone-had-its-role-in-the-lost-billions/1431603.aspx)

10- Erich Fromm, Man for himself, holt, 1965, s. 139

11- Nursi, Bediüzzaman Said, Hutbe-i Şamiye, Yeni Asya Neş., İst. 1994, s. 158

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLİŞİN İSBATI

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLİŞİN İSBATI

Geçtiğimiz cumartesi akşam davet edildiğim yerde önüme bir metin koydular: -Hocam, bu akşam

EKONOMİK KRİZ VE BEDİÜZZAMAN

EKONOMİK KRİZ VE BEDİÜZZAMAN

EKONOMİK KRİZ VE BEDİÜZZAMAN Ünlü sosyal antropolog Gellner’in Sovyetler Birliği’nin yı

MEDENİYET VE BEDİÜZZAMAN

MEDENİYET VE BEDİÜZZAMAN

Külliyatında Bediüzzaman, bize somut bir medeniyet projesi vermez. Zaten ondan böyle bir proje b

FELSEFE VE BEDİÜZZAMAN

FELSEFE VE BEDİÜZZAMAN

Felsefe deyince insanın aklına çok sayıda soru takılmaktadır. İlk olarak felsefe nedir? sorus

NURSİ’DE DEVLET ALGISI-2

NURSİ’DE DEVLET ALGISI-2

Siyaset-Şeriat Özdeşliği Burada ilk olarak Bediüzzaman’ın tek parti dönemindeki “siyaset

NURSİ’DE DEVLET ALGISI

NURSİ’DE DEVLET ALGISI

Geniş anlamda şeriat; genel olarak İslam’ı ifade eder ve genellikle de bu anlamda kullanılır

ALLAH BEREKET VERSİN

ALLAH BEREKET VERSİN

Bir derste, “Mucize-i Ahmediye Risalesi” olan On Dokuzuncu Mektub’un Yedinci Nükteli İşaret

İNSAN BAŞIBOŞ BIRAKILMAMIŞTIR

İNSAN BAŞIBOŞ BIRAKILMAMIŞTIR

Onuncu Söz’ün, Altıncı Hakikat’inin Altıncı Esas’ında: “Hem anlarsın ki insan, ipi b

ÂLİM KOYUN OLUR KUŞ OLMAZ

ÂLİM KOYUN OLUR KUŞ OLMAZ

Bediüzzaman’ın Sözler Kitabı’nın sonundaki Lemaat bölümünde şöyle bir vecize var; “H

CERBEZE VE “GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR” VECİZEZİNİN ANLAMI

CERBEZE VE “GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR” VECİZEZİNİN ANLAMI

Üstad, “Tuluat” eserinin başında “cerbeze” konusunu işliyor. Bu konuda cerbeze için:

NURDAN SÜZÜLEN NOTLAR- HASAN HAYRİ SARIKAMIŞ-BİON MATBAACILIK-İSTANBUL-2010- 4. BÖLÜM

NURDAN SÜZÜLEN NOTLAR- HASAN HAYRİ SARIKAMIŞ-BİON MATBAACILIK-İSTANBUL-2010- 4. BÖLÜM

...Kul kendini, kendine ve İslâmiyetine ve âhiretine kâfi görmemeli.

Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma.

Bakara, 147

GÜNÜN HADİSİ

Kur'an öyle bir servettir ki, O'nu elde edenin hiçbirşeye ihtiyacı kalmaz. O'ndan daha büyük bir zenginlikte bulunmaz.

Camiü's Sagir, 4:535, Hadis No:6183

TARİHTE BU HAFTA

*I.Dünya Savaşı Sona Erdi(11 Kasım 1918) *Bolu-Düzce-Kaynaşlı Depremi(12 Kasım 1999) *Mehmed Zahid Kotku Hz.lerinin Vefatı(13 Kasım 1980) *K.K.T.C Kuruldu(15 Kasım 1983) *Muhyiddin-i Arabi Hz.lerinin Vefatı(16 Kasım 1240)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI