Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-57

Ders: Kastamonu Lahikası(s: 184), Riya Bahsi İzah: Prof. Dr. Şener Dilek * “Riyaya insanları sevk eden esbabın birincisi: za'f-ı imandır.” Kastamonu Lahikası ( 184) İlm-i Mantıkta bir kaide var.(Not; Şener bey bu kaideyi zikretmemiş. Bu kaide Üstadın 11. Lem’a 5. Nüktede zikrettiği, kıyas-ı istisnaidir. Salih Okur)Bu kaideye binaen diyebiliriz ki, insanları riyadan kurtaracak birinci sebeb imanı rusuhiyeti, metin ve sağlam olmasıdır.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2015-01-22 02:46:53

Ders: Kastamonu Lahikası(s: 184), Riya Bahsi

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

* "Riyaya insanları sevk eden esbabın birincisi: za'f-ı imandır." Kastamonu Lahikası (s: 184) İlm-i Mantıkta bir kaide var.(Not; Şener bey bu kaideyi zikretmemiş. Bu kaide Üstadın 11. Lem'a 5. Nüktede zikrettiği, kıyas-ı istisnaidir. Salih Okur)Bu kaideye binaen diyebiliriz ki, insanları riyadan kurtaracak birinci sebeb imanı rusuhiyeti, metin ve sağlam olmasıdır.

Demek riyaya karşı birinci çare Allah'ı bilmek, Allah'ı tanımaktır. Yani bir Müslüman Allah'ı ne nispette tanırsa, tanıdığı nispette riyanın ikliminden uzaklaşır.

*Rahmetli Hulusi ağabeye "ihlâs nedir siye sormuşlardı. "İhlâs, içinde halk olmayandır" demişti.

*Hulusiyete giden yol hasr'dan geçer; sadece Cenab-ı Hakk'ın rızasına hasr-ı nazar etmek.

*Riya kalbin kiridir. Hased, kıskançlık, kibir de riyanın türevleridir. Not: Mevlana Eşref Ali Tehanevi merhum, Cezau'l A'mal adlı eserinde "Zulüm, gıybet, kin, hased ve gazab gibi birçok hastalıklar kibirden türer" demektedir.(Salih Okur)

*Anadolu'da saf su kaynaklarına gidersiniz. Bakarsınız berrak, dupduru ve şeffaf.. işte kul öyle olmalı; safi, fıtri ve berrak..Allah fıtratımızı bozdurtmasın.

*Dini hayat azami teyakkuz ve azami temkin halinde bulunmak demektir.

*Üstad 2. Şua'yı kaleme almış ve bu risale için diyor ki; "Bu risale benim nazarımda çok mühimdir. Çünki, içinde çok mühim ve ince olan esrar-ı imaniye inkişaf ediyor. Bu risaleyi anlayarak okuyan adam imanını kurtarır inşâallah. (Şualar s: 5 ) Risale-i Nur'da onun gibi parlak ve revnakdar nice risale var. Ama Üstad onlar için değil de yalnız İhlâs risalesi için "Bu Lem'a lâakal her onbeş günde bir defa okunmalı" (Lem'alar s: 159) diyor.

* Bir pantolon sırf yün olsa kolay ütü tutmaz ve ütüsü çabuk bozulur. İnsan fıtratı işte o yünlü kumaş gibidir. Çabucak bozulmaya mütemayildir.

*Bir gün bir dershanede cemaatle birlikte yemek yiyecektik. Sofralar kuruldu. Baktım bir adam yemeğe iştirak etmeyip, yalnız başına oturuyor. Hafif sakallı olan bu zatı daha önce görmemiştim. İlk defa o gün gelmişti.

Saf bir kardeşimiz vardı. Onu adamın yanına göndererek yemeğe davet etmesini rica ettim. Kardeş, adamı davet ettiğinde o zat demiş ki;

"Ben riyazet ehliyim. Oruç tutuyorum, gelemem." O kardeşimiz de saf, riyazet kelimesini de ilk defa duyduğundan sormuş; "Riyazet ne demek?" Adam demiş ki; Ben riyazet yapıyorum(hayvani gıdaları yemiyor, az yeyip içiyorum), veli olucam."

Kardeş sormuş; "başka neler yapıyorsun?" Demiş ki; "Her gece bir kâse gözyaşı döküyorum. Veli olacağım. Sonrada öldüğüm zaman insanlar benim türbemi yapacak ve beni ziyaret edecekler(!)" Cehalet, taassup, körlük, gabavet insanları ne vartalara atıyor.

*Dünyaya hırs ve tamah ihlâsı kırar. Bir insan dünyaya tamah gösterirse, helal haram noktasında hassas olmaz. Bir insan helal-haram hassasiyetini kaybetti mi, gedik büyür. Sonunda, riyanın içine pat diye düşer, Allah muhafaza.

*Üstad mektuplarının başında "aziz sıddık kardeşlerim" kelimelerini çok istimal eder. Yani aziz olun, dinin ve ilmin izzetini muhafaza edin noktasında bunda bir teşvik vardır. İlmin izzeti takvadır, günahlardan içtinabdır. Dinin izzeti de, dine hizmet ederken maddi ve manevi hiçbir şey istemek, ancak Cenab-ı Hakk'ın rızasını esas maksat yapmaktır.

*Üstad "Tarih-i hayatımı bilenlere malûmdur: Elli beş sene evvel ben, yirmi yaşlarında iken, Bitlis'te merhum vali Ömer Paşa hanesinde iki sene onun ısrarıyla ve ilme ziyade hürmetiyle kaldım. Onun altı aded kızları vardı. Üçü küçük, üçü büyük. Ben, üç büyükleri, iki sene beraber bir hanede kaldığımız halde, birbirinden tefrik edip tanımıyordum. O derece dikkat etmiyordum ki bileyim. Hattâ bir âlim misafirim yanıma geldi, iki günde onları birbirinden farketti, tanıdı. Herkes ve ben de, bu hale hayret ederdik. Bana sordular: "Neden bakmıyorsun?" Derdim: "İlmin izzetini muhafaza etmek, beni baktırmıyor." (Emirdağ Lahikası-1 s: 264 )

Not: Dikkatimi çeken bir husus var. Üstad hazretleri daha sonra Van'da, Tahir Paşa'nın konağında da misafir olduğundan ve bu daha çok meşhur olduğu için, genelde sohbetlerde bu hatırayı anlatanlar-Şener beyin de bu sohbetinde yaptığı gibi-bu hadiseyi Van'da ve Tahir Paşa'nın konağında diye anlatıyorlar. Galat-ı meşhur haline geliyor. Bilvesile bu sehive de işaret etmek istedim.(Salih Okur)

* Üstad hazretleri-Sungur ağabey merhumun anlattığına göre şöyle demiş; "Ben Gençlik hayatımda İstanbul'da on sene kaldığım halde, hiç bir kadına gözümü kaldırıp bakmadım, bakamadım. Çünkü âlem-i misal bana açılmıştı."

*Üstadı ziyaret eden Pakistan maarif vekilinin vekili Ali Ekber Şah 1951'de Pakistan maarif vekâleti yardımcılığını yürütmekte iken, Türkiye'ye gelmiş, Üstad Bediüzzaman'la görüşmüştür. Bilahare Pakistan Sind Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dekanlığına getirilmiş büyük âlim din ve devlet adamı muhterem Seyyid Ali Ekber Şah, Üstad Bediüzzaman hakkında ezcümle şunları söylemiştir:

"Ben kırk senedir Âlem-i İslâm'da aradığımı Türkiye'de buldum. Bediüzzaman, yalnız büyük Türk milletinin değil, bütün İslâm Âlemi'nindir. Ondan Âlem-i İslâm'ın mukadderatına dair pek çok soracaklarım vardı. Bütün müşküllerimi kendileriyle görüştüğüm bir saat içinde halledildi. Şimdi memleketime büyük müjdelerle dönüyorum. İslâm Âleminde birçok büyük hizmetler başarmış faziletli ve yüksek âlimler gelmiş, geçmiştir. Bunların çoğu mükâfatlarını da, ya mülk ve servet yahut şeref ve şöhret şeklinde elde etmişlerdir. Hâlbuki Bediüzzaman'ın evinde bugün yakacak bir lambası da yoktur."

Not: Şener Bey gibi çok zatlar da Ali Ekber Şah'ı Pakistan Milli eğitim bakanı zannediyor, öyle anlatıyorlar. Hâlbuki kendisi bakanın yardımcısı idi. Onun için ben hadiseyi merhum Badıllı ağabeyin Mufassal Tarihçesinden nakletmeyi uygun gördüm. (Salih Okur)

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-154

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-154

Ders: 2. Lem’a, 5. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Asıl musibet ve muzır musi

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-153

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-153

Ders: Kastamonu Lahikası, s: 109 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bu acib a

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

Ders: 2. Lem’a, 2. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Eyyub(a.s)’ın hastalığı, m

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

Ders: Münazarat(s: 95) (3. Ders) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Hased, ekabirlik, ‘ben yaparı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

*İzah edilen metin, Münazarat’ta geçen “Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

Ders: 26. Söz, Zeyl İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar Not: Bu dersle alakalı ayrıca Alaaddin bey

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

Ders: 29. Mektup, Dokuzuncu Kısım, Telvihat-ı Tis'a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Efe

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

Ders: 29. Mektup, Altıncı Kısım, Beşinci ve Altıncı Desise-i Şeytaniyye İzah: Mehmed Kır

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-146

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-146

Ders: Sual Cevap İzah: Prof. Dr. Şener Dilek Not: Şener Dilek beyin 30.12. 2011 tarihinde Düss

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-145

Ders: 33. Söz, 20. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Mantık ilmi itibarıyla mahlukatı ç

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-144

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-144

Ders: 4. Şua, İkinci Mertebe-i Nuriye-yi Hasbiye(3. Ders) İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Her

Nâhl Suresi;128

Şüphesiz ki, Allah, takvaya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlarla beraberdir.

GÜNÜN HADİSİ

Size, takat getirebileceğiniz amel yaraşır. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadıkça, Allah da (sevab vermekten) usanmaz. Allah'a en hoş gelen dini amel, kişinin devamlı olarak yaptığı ameldir"

Buhari, İman 32, Teheccüd 18

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI