Cevaplar.Org implant

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-50

Ders: 13. Şua’dan Tesanüdle Alakalı Bir Mektup İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *İzah Edilen Metin


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2014-11-22 06:24:36

Ders: 13. Şua'dan Tesanüdle Alakalı Bir Mektup

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

*İzah Edilen Metin: "Aziz, sıddık kardeşlerim! Sizin tesanüdünüze benim ziyade ehemmiyet verdiğimin sebebi yalnız bize ve Risale-i Nur'a menfaati için değil, belki tahkikî imanın dairesinde olmayan ve nokta-i istinada ve sarsılmayan bir cemaatin kat'î buldukları bir hakikata dayanmağa pek çok muhtaç bulunan avam-ı ehl-i iman için dalalet cereyanlarına karşı yılmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir merci', bir mürşid, bir hüccet olmak cihetiyle sizin kuvvetli tesanüdünüzü gören kanaat eder ki; bir hakikat var, hiç bir şeye feda edilmez, ehl-i dalalete başını eğmez, mağlup olmaz diye kuvve-i maneviyesi ve imanı kuvvet bulur, ehl-i dünyaya ve sefahete iltihaktan kurtulur. (Şualar s: 320 )

*Dinin esası hulusiyet, safvet ve samimiyettir.

*Din namına sergilediğimiz her şey mahşer gününde niyetleri ile tartıya girecek. Eğer niyet müşevveş ise, eğer niyet kirli ise, eğer niyet bulanıksa, helak olduk demektir. Allah muhafaza buyursun.

*Bir Müslümanın hayatının değerler manzumesi içerisinde ilk ve en büyük değer hulusiyettir.

*Hizmet, tesanüdle intişar ve inkişaf eder. Hizmette hayattar, ciddi ve sürekli semere almanın yolu tesanüdden geçer. Bir beldede ehl-i hizmet omuz omuza, baş başa hizmeti beraber götürürlerse, orada hizmet sünnetulah kanunlarına göre intişar ediyor, açılıyor. Ama tesanüd kırılırsa, hizmetin tadı tuzu zayi oluyor. Hizmet paralanıyor ve parçalanıyor. Bunun manevi mesuliyeti ise çok büyüktür. Böyle bir şeye vesile olmaktan Cenab-ı Hak bizi muhafaza buyursun.

*Üstad, tesanüdü formüle etmiş; "Üç kişi bir araya gelse 111 kuvvet olur. Dört kişi bir araya gelse 4444 kuvvet olur. İlim dünyası buna "sinerji" diyor. Matematiğe göre 2+2= 4 eder. Sinerjiye göre dört etmez, beş eder, on eder, yüz eder, bin eder.

Sinerji kendini hizmet-i imaniye ve Kur'aniyeye adamaktır. Tam bir dava adamı hissiyatını yaşamak ve yaşatmaktır. Sinerji kardeşlerine karşı izzet gömleğini çıkarmak, zillet gömleğini giymektir.

*Bakın toprak bir manada sinerjiye, tesanüde medar bir manayı temsil ettiği için- ki toprakta izzet yok, gurur yok, kibir yok, enaniyet yok- Yere serilmiş, gelen basıyor, giden basıyor, ayaklar altında paspas olmuş..

Ama bakın bir sırr-ı azim var; Allah'ın bağları, bahçeleri, nimetleri, ikramları, ihsanları hep toprağın bağrından fışkırıyor, çıkıyor.

İşte toprakvari bir mahviyetle hizmete omuz verildiği zaman, o hizmet küllileşiyor, azim bir kuvvet, azim bir mazhariyet zuhur ediyor.

Not: Hz. Mevlana da toprakvari mahviyeti iki beytiyle şöyle anlatır;

Ez behârân key şeved sersebz seng

 Hak şev ta gül bi rûyed reng reng

"Bahar mevsiminde bir taş yeşerir mi? Toprak ol ki, senden renk renk güller ve çiçekler yetişsin."

Sâlhâ tu seng budi dil hırâş

Âzümün kün yek zamanş hak bâş

"Sen de senelerce yürek tırmalayan taş gibiydin. Tecrübe olmak için bir müddet toprak oluver." (Salih Okur) 

*Rahmetli Hulusi Yahyagil ağabey derdi ki; "En büyük hizmet, hizmete zarar vermemektir."

*Her mide her yemeği hazmedebilir mi, edemez. Her idrak her manayı hazmedebilir mi, edemez.

 * Nur hizmetinde iki türlü hazm var;

1- Hakikatları hazmetmek, okuduğu cümleleri idrakinde hazmetmek, yaşantısında aksettirmek

2-Bir de en sıkıntılı noktamız, bugün belki Risale-i Nur dairesi içerisinde en çok muhtaç olduğumuz şey olan, kardeşini hazmetmek. Onun meziyetlerini, hizmetlerini hazmedebilmek, kendi hizmeti gibi kabullenebilmektir.

*Hazm yüksek ruhların kalitesidir. Not: Şener Bey bu sohbette bahsettiği hazm metodunu "Risale-i Nur'da Derinleşme" adlı eserinde de(s:282-283, Feyza Yayıncılık) işlemiştir, bakılabilir.

*Tesanüd safvet ve samimiyetin de en bariz bir göstergesidir.

*Üstad; "tesanüd bozulsa cemaatin tadı kaçar" diyor.(Barla Lahikası s: 124 )

*Nerede bir ihtilaf, nerede bir sıkıntı varsa, dibini kazın, orada ya nefis yatar, ya da enaniyet çıkar. Hazımsızlıktır, nefistir, enaniyyetir, gururdur, haseddir, kap küçüklüğüdür, zilletir. Hakikat-ı İmaniye noktasında da tezellüldür, hakarettir, meleklerin nefretidir, gadab-ı ilahinin taalukudur.

*İzzetini kırma.. enaniyetini parçalama.. gururla, kibirle, varlıkla, ekâbirane yürü ve sonra da hizmet bekle..Emin ol olmaz, olmamış, olmuyor..

*Zaman zaman anlatırım. Üstad 1925'lerin sonu 1926 başlarında Van'dan Batı tarafına sürgüne gönderiliyor. Sürgün kafilesi Erzurum'un Pasinler İlçesinin Korucuk köyünde iki gün mola veriyor. O zaman iki gün Üstadın hizmetine bakan Korucuk'lu Hacı Münir Efendi'yi 40 sene evvelisi evinde ziyaret edip hatıralarını dinlemiştik. Kendisi o sırada Erzurum'da oturuyordu. Doksan küsur yaşlarında vefat etti, Allah rahmet eylesin. 

Anlattığına göre, Üstad orada onun evinde iki gece kalmış, konaklamış. Yatak sermişler, yemek getirmişler. Üstad ne yemek yemiş ne de yatağa yatmış. Sabaha kadar iltica ile göz yaşı ile ibadet etmiş. Münir Efendi; "İkinci günü ben geldim" diyor, "Yatak bozulmamış yemek de yenmemiş.""Seyda" dedim, "bilirsin ki şarkta misafir yemek yemese, ev sahibi rahatsız olur. Allahını seversen, benim ekmeğimi ye" Böyle çok ısrar edince, "Biraz yoğurt getir" dedi. Bir kase yoğurt getirdim, yalnız o yoğurttan iki kaşık yedi. "Seyda nedir sendeki bu hal?" dedim. Dedi ki; "Kardaşım, bu milletin omuzuna inen belâ, musibet, Cehennem ateşinden daha şiddetli bir belâdır. Bende ne uyku kaldı, ne de yemek yeme iştahı."

Böyle bir üstadın davasında sen kalk, enaniyet damarıyla "bana şöyle dediler. Şu da şöyle dedi, o da böyle yaptı, onun da şu yanlışı var" de..

Bugün bizim yanlışları görmeye zamanımız yok ya… Bir insanın imanını kurtarmak bir kainat kurtarmak kadar değerlidir. Allah rızası için şu davaya sahip çıkmak lazım. Bu dünyaya bir daha gelecek değiliz.

Herkesin kendi nefsini sorgulaması lazım. "Şu anda, bugüne gelinceye kadar, şu dinin ila ve ibkası için ne yaptım? Kırdım mı, döktüm mü, yıktım mı, paraladım mı, parçaladım mı? Bu zalim nefsin, bu şeytanın tuzağına düştüm mü, düşmedim mi? Ne yaptım?"

Not; Yukarıdaki hatırayı Muhterem Abdülkadir Badıllı ağabey Mufassal Tarihçe-i Hayat adlı eserinde, Necmeddin Şahiner Bey de Son Şahitler adlı eserinde merhum Hacı Münir Efendi'ye istinaden nakletmişlerdir.

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-157

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-157

Ders: 22. Mektup, 1. Mebhas(Uhuvvet Risalesi) İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hakk

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-156

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-156

Ders: Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s: 31 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Tebliğ Cemaati var ya, o merke

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-155

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-155

Ders: 29. Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısmın Zeyli; Es'ile-i Sitte İzah: Mehmed Kı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-154

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-154

Ders: 2. Lem’a, 5. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Asıl musibet ve muzır musi

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-153

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-153

Ders: Kastamonu Lahikası, s: 109 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bu acib a

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

Ders: 2. Lem’a, 2. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Eyyub(a.s)’ın hastalığı, m

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-151

Ders: Münazarat(s: 95) (3. Ders) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Hased, ekabirlik, ‘ben yaparı

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-150

*İzah edilen metin, Münazarat’ta geçen “Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-149

Ders: 26. Söz, Zeyl İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar Not: Bu dersle alakalı ayrıca Alaaddin bey

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-148

Ders: 29. Mektup, Dokuzuncu Kısım, Telvihat-ı Tis'a İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Efe

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-147

Ders: 29. Mektup, Altıncı Kısım, Beşinci ve Altıncı Desise-i Şeytaniyye İzah: Mehmed Kır

Şüphesiz o, korunmuş bir kitapta (yazılı) olan pek şerefli/değerli Kur'an'dır ki O'na temiz olanlardan başkası dokunamaz.

(Vakıa, 77-78-79)

GÜNÜN HADİSİ

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

TARİHTE BU HAFTA

*Kanije müdafaası(18 Kasım 1601) *Hz.Fatıma'nın(r.anha) Vefatı(22 Kasım 632) *İstanbul'un Müttefikler Tarafından İşgali(23 Kasım 1918) *Alparslan'ın Şehadeti(24 Kasım 1072) *Öğretmenler Günü(24 Kasım)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI